07/10/2025
Terapiye Gitmek /
Terapiye gittiğimi duyanlar bazen şaşkınlık tepkileri ile karşılık verir: “Nasıl yani sen de mi?”
Oysa bizde, “kendi sürecinden geçen” (terapiye gitmeyi böyle adlandırıyoruz kendi aramızda) terapist arkadaşlarımız değerlidir. Eğer bir tanıdığımızı, bir terapiste yönlendirmek istersek “kendi sürecinden geçmiş - geçmekte olan” terapiste yönlendirmek isteriz.
Kendi sürecinden geçme cesareti gösteren terapist, bizim için, 10 tane terapi eğitimi almış ama kendi sürecinden geçmekten kaçınan terapistlerden daha güvenilir gelir.
Çünkü biliriz ki, insanın içinde kalmış fantezileri, ebeveyn çatışmaları, örselenmeleri, görülmemeleri, zorbalıklarla baş etme mekanizmaları, onu tetikleyen yanları insanın içinde gizlice yaşar. Konunun “hasta olmak” ile alakası yoktur.
Neredeyse herkesin, benliği ile bütünleştiremediği parçaları olur. Uzun süreli terapiler (psikanalitik psikoterapi, şema terapi vb.) terapilerin amacı insanın kopuk parçaları ile yeniden temasını sağlamaktır.
Kimi insan sevgi dolu bir ailede büyüdüğünü iddia edip, sevgi sebebiyle yaşamından vazgeçtiğini fark eder, kimi insan sevgisiz bir dünyada büyümesi hikayesine sıkıca sarılır ve kendisini mutsuz edecek sebepler arar. Bazen de insan, kendi kopuk parçalarına nasıl davranıyor ise, dünyada da benzer deneyimleri tekrar tekrar deneyimler.
Bazen terapi, reklamlar yüzünden “mutlu olma” yeri ile karışır. Oysa terapi pek de mutlu eden bir yer sayılmaz. Terapi mutlu edecekse de, önce kaçtığımız ve korktuğunuz o mutsuzluğa uğrayarak bizi ulaştırır.
Öte yandan terapiye gitmenin benim için bir faydası da karşı koltuğu daha iyi anlamak oluyor. Otopark bulma sorunu, terapi ücreti, 1 saat süren yol ve trafik sebebiyle geç kalma endişesi, seanstan bazen mutlu, bazen de sinirleri bozuk çıkmak, çıkışta kendine bir kahve ısmarlamak, biraz erken gelince nerde oyalanacağını düşünmek…
Bir terapist için terapiye gitmenin en iyi yanı, karşı koltuğun deneyimini unutmamak. Yargılanmıyor olmak, koşulsuz kabul ve bundan emin olabilmek hala insan yaşamının en büyük ihtiyaçlarından biri.
O oda bazen dünyanın en bunaltıcı, bazen en keyifli, bazen en üzücü, bazen en karmaşık yeri.
Tıpkı hayat gibi.