Ayşe Betül Nuroğlu Çırpan

Ayşe Betül Nuroğlu Çırpan Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Ayşe Betül Nuroğlu Çırpan, Psychologist, Vita Akademi, Istanbul.

23/01/2026

İnsan zihni yaşadıklarına uyumlanarak varlığını sürdürür.
Bu uyum, acıyla baş etmeyi kolaylaştırırken
zaman zaman sevinci de sıradanlaştırabilir.

Psikolojide bu sürece hedonik adaptasyon denir.
Yaşanan deneyim ister zorlayıcı ister keyifli olsun,
duygusal yoğunluk zamanla azalır ve yeni bir denge oluşur.

Bu nedenle zor anlar kalıcı değildir.
Ancak iyi anlar da fark edilmediklerinde
zihinsel temsile dönüşmeden geçip gidebilir.

Araştırmalar, olumlu yaşantıların bilinçli biçimde fark edilmesinin
duygusal düzenleme becerilerini desteklediğini,
stresle baş etme kapasitesini ve psikolojik iyi oluşu artırdığını göstermektedir.

Bu yüzden iyi bir an geldiğinde acele etmemek önemlidir.
Biraz yavaşlamak, bedensel ve duygusal deneyimde kalmak
zihnin bu anı işlemesine alan açar.

Fark edilen anlar, ruhsal dengeyi besler
ve kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi derinleştirir.

16/01/2026

Büyüme her zaman dışarıdan fark edilen bir süreç değildir.
Bazen yaşamda gözle görülür bir değişim yokmuş gibi görünürken, kişi içsel olarak önemli bir yeniden yapılanma sürecinden geçer.

Bu süreçte birey, kendi sınırlarını daha net fark etmeye başlar.
Neye onay verdiğini, neyin artık onun için sürdürülebilir olmadığını ayırt eder.
Zihin ise çoğu zaman bu süreci “geride kalma” olarak yorumlar.
“Yeterince ilerleyemedim”, “Herkes yol alıyor, ben yerimde sayıyorum” düşünceleri sıkça ortaya çıkar.

Oysa psikolojik gelişim doğrusal ilerlemez.
Her bireyin temposu, ihtiyaçları ve hazır oluşu farklıdır.
Bazı dönemler hareket etmekten çok durmayı gerektirir.
Bu duraklamalar pasiflik değil; ruhsal bütünlüğü korumaya yönelik bir düzenlemedir.

Kendilik saygısı da burada şekillenir.
Kişinin, kendi içsel ritmini başkalarıyla kıyaslamadan kabul edebilmesiyle.
“Henüz hazır değilim” diyebilmek; bunu bir yetersizlik değil, sağlıklı bir farkındalık olarak görebilmekle.

Çünkü çoğu zaman en anlamlı ilerleme,
dışarıdan alkışlanmayan ama
kişinin kendisiyle kurduğu ilişkide gerçekleşir.



10/01/2026

İlişkilerde insanı asıl yaralayan şey anlaşmazlıklar değil,
yalnız bırakıldığını hissetmektir.

Herkes bir tarafa savrulurken
birinin yanında kalması,
sinir sistemine “güvendesin” mesajı verir.

Çift terapisinde biliriz ki;
yakınlık, haklılıkla değil
eşlikle kurulur.

Sevgi bazen çözüm üretmek değil,
zorlayıcı duygular ortaya çıktığında eşlik edebilmektir.


02/01/2026

Bazen insan dünyayı anlamak için çok dolaşır.
İnsanları okur, olayları çözer, kelimelere tutunur.
Ama kendine gelince, bakışını kaçırır.

Çünkü kendini görmek,
alıştığı hikâyeyi biraz bozmayı gerektirir.
Güçlü sandığı yerlerin altına bakmayı,
sessizce taşıdığı yorgunluğu fark etmeyi…

Terapi odasında sıkça şunu görürüz:
İnsan en çok kendine karşı mesafelidir.
Dışarıda olanı konuşur,
içeride olanı susarak taşır.

Oysa iyileşme,
hayata yeni bir anlam eklemekten önce,
zaten içimizde olanla temas edebilmektir.
Görmek, gözle değil;
kalbin uyanıklığıyla mümkündür.

İçgörü, aslında insanın kendine dönüp “Ben burada ne yaşıyorum?” diye sormasıdır.Bir duygunun neden bu kadar ağır geldiğ...
29/12/2025

İçgörü, aslında insanın kendine dönüp “Ben burada ne yaşıyorum?” diye sormasıdır.
Bir duygunun neden bu kadar ağır geldiğini, bir düşüncenin neden hep aynı kapıyı çaldığını fark etmektir. Çocukken öğrendiğin bir kalıbın, yetişkinlikte bir anda karşına çıkışını görmek… Tanıdık bir kırgınlığın, farklı bir sahnede yeniden belirmesi…

Bazen bu fark ediş içimizi sızlatır; çünkü geçmişten bugüne taşınan bir izle yüzleşmiş oluruz.
Bazen de derin bir nefes gibi gelir; “Demek ki bu yüzden böyle hissediyorum…” diyebilmenin rahatlığıyla.

İçgörü, sadece anlamak değildir. Kendine şefkatle yaklaşmayı, hislerine yer açmayı, bazı yükleri bırakmayı öğrenmektir.
Ve bu yolculuk, bir varış noktası değil; her gün biraz daha kendine yaklaşmaktır.

Hepimiz, kendi hikâyemizi adım adım çözerken büyüyoruz aslında.

psikoeğitim kişiselgelişim

20/12/2025

Bir çocuk bir şey istediğinde, çoğu zaman mesele sadece şeker ya da oyuncak değildir; aslında o anda kalbinden yükselen isteğin görülmesini ister. Mesela yemek vaktine birkaç dakika kala uzattığı o minik avuç… “Bunu istiyorum” derken, bir yanıyla da “Beni duyuyor musun?” diye sorar.

Biz yetişkinlerin temposu yoğundur; refleks olarak “Şimdi olmaz” demek isteriz. Oysa çocuk için o an, duygusunun en yoğun olduğu andır. Kısa bir duraklayıp, “Zorlandığını fark ediyorum” demek, içteki gerginliği yumuşatır. Kendini anlaşılmış hisseden çocuk, kurallara da daha güvenli bir yerden yaklaşır.

Israr etmesi, tekrar tekrar denemesi çoğu zaman sınır zorlamak değildir; duygusuyla baş etmeye çalıştığını gösterir. Böyle anlarda aynı sakin cümleyi kararlılıkla sürdürmek hem güven verir hem de tartışmayı büyütmeden sınırı korur.

Sonunda mesele şekerin yenip yenmemesi değildir. Asıl değerli olan, çocuk zorlanırken yanında düzenleyici bir yetişkinin olduğunu hissetmesidir. Kendini görüldüğünü hisseden çocuk için “hayır” bile daha anlaşılır ve taşınabilir bir hâle gelir.

Önce çocuğun kalbine temas etmek, sonra sınırı göstermek…
Bu küçük an, uzun vadede ilişkiyi taşıyan en güçlü bağlardan birine dönüşür.
Video: ericakomisar


14/12/2025

İlişkilerde ne hissedildiğini anlamaya çalışırken çoğu zaman söylenenlere odaklanılır. Oysa duygusal tutarlılığı asıl gösteren, davranışlardır.

Sözcüklerle tutumlar örtüşmediğinde bu durum genellikle içsel bir kararsızlığa işaret eder. Tutarsız davranışlar, “emin değilim” ifadesinin sözel olmayan bir göstergesidir.

Bu belirsizlik zamanla güven duygusunu zedeler ve ilişkinin duygusal yükünü tek tarafın taşımasına neden olur. İlişki, sürdürülebilmesi için sürekli çaba gerektiren bir hâl alır.

Sağlıklı yakınlık netlik ve tutarlılıkla gelişir. Karşı tarafın gelgitleri içinde kalmak zorunda değilsiniz.

Bazen durmak gerekir. Her şeyi taşımamak, her boşluğu doldurmamak. Kendi sınırında kalmak, “Ben buradayım ve bu bana yetiyor” diyebilmek. Enerjiyi, tereddütsüz temas kurabilenlere ayırmak ise insanın içini hafifletir.

Video: breakthepsycle

07/12/2025

Geçmişe dönüp baktığımızda zaman zaman içimizde hafif bir duygusal yoğunluk hissedebiliriz.
Kendimizi eleştirdiğimiz seçimler, ilişkisel kırılmalar ya da o dönem için kapasitemizin yetmediği anlar… Psikolojide bu deneyimler, kişinin öz farkındalığını ve benlik gelişimini şekillendiren doğal süreçler olarak değerlendirilir.

İnsan gelişimi lineer değildir; bazen hızlı karar veririz, bazen duygu yoğunluğu içinde farklı yönlere savruluruz. Ancak tam da bu noktalar, bireyin kendi iç dünyasına dair önemli ipuçları taşır:
Neyi istemediğini fark etmek,
Sınırlarının nerede zorlandığını görmek,
Ve yeniden toparlanma kapasitesini keşfetmek…

Geçmişe dair “keşke”lerin silinmesini istemek çok anlaşılır bir eğilimdir. Ancak terapötik açıdan her yaşantı, kişinin içsel çalışma modellerinin oluşumuna katkı sunar. O anlar olmasaydı, bugün taşıdığın içgörü, dayanıklılık ve duygusal esneklik de aynı şekilde gelişmeyebilirdi.

Bu nedenle amaç kusursuz bir hikâye yaratmak değil; yaşantılarına şefkatli bir bakış geliştirebilmek ve “Bu da benim sürecimin bir parçası” diyebilmektir.

Çünkü insanın dönüşümünü en çok destekleyen şeyler, çoğu zaman ilk anda zor gelen deneyimlerdir.

05/12/2025

Yakın ilişkileri yürütürken bazen kendimizi hiç istemediğimiz rollerde buluruz.
Sırf sevilmek, değer görmek ya da ‘sorun çıkarmamak’ için…
Oysa gerçek yakınlık, kendini feda ederek değil; kendine sadık kalarak büyür.

Kendini tekrar tekrar aynı döngünün içinde buluyorsan, bu zayıflık değil, öğrenilmiş bir hayatta kalma biçimidir.
Ve iyi haber: Fark ettiğin anda değişmeye başlar.
Sınır koymak, “hayır” demeyi öğrenmek ve iç sesine alan açmak… Bunlar ilişkiyi zayıflatmaz, tam tersine şeffaf ve sürdürülebilir kılar.

Bugün kendine şu soruyu sorabilirsin:
“Yakınlık için kendimden neleri ödün veriyorum ve bunlar gerçekten gerekli mi?”
Cevabın, ilişki yolculuğunda yeni bir kapı açabilir.

Bu yıl İstanbul Bienali, odağına “Üç Ayaklı Kedi” adını verdi.Neden mi?Çünkü üç ayaklı bir kedi, bugünün dünyasında insa...
28/11/2025

Bu yıl İstanbul Bienali, odağına “Üç Ayaklı Kedi” adını verdi.
Neden mi?

Çünkü üç ayaklı bir kedi, bugünün dünyasında insanın yaşadığı en temel gerçeği anlatıyor:
Eksilerek de yaşarız.
Eksilerek de yürürüz.
Ve çoğu zaman, en derin gücümüz eksilen yerlerden doğar.

Küratör Christine Tohmé bu temayı seçerken şuna dikkat çekiyor:
Günümüzün hızlı değişen, kırılgan, yerinden eden dünyasında zaman tek bir çizgide akmıyor.
Bazen hızlanıyor, bazen duruyor, bazen de kırılıyor.
Kapitalizmin aceleciliği, savaşların yarattığı yıkım ve yerinden edilme hâli de bu zamanın parçalanmışlığını derinleştiriyor.
Tıpkı bir ayağını kaybeden kedinin yeniden denge kurmayı öğrenmesi gibi,
biz de kendi hayatlarımızda kırılan yerlerimizle yeni bir ritim bulmaya çalışıyoruz.

Psikolojide buna dayanıklılık (resilience) denir:
Travma sonrası zihnin yeniden örgütlenmesi,
kişinin kaybın ardından kendine yeni bir yol açması.
Tekrar “dört ayaklı” olmaya çalışmak değil;
üç ayakla da yürünebildiğini keşfetmek.

Felsefe ise başka bir şey söyler:
İnsan tamamlanmış bir varlık değildir.
Eksik yanlarımızla, boşluklarımızla, kırılganlıklarımızla ilerleriz.
Eksiklik, insanın utancı değil; anlamın başladığı yerdir.

Fransız Yetimhanesi’nin sessiz avlusundan geçerken,
Galata Rum Okulu’nun yılların izini taşıyan merdivenlerinde dururken,
hiçbir şeyin tam olmadığını ama tam olmayan her şeyin yine de yaşamın doğal bir parçası olduğunu fark ediyorsun.

Belki de üç ayaklı kedi bu yüzden bu kadar güçlü bir sembol.
Çünkü bize eksiklerimizin de bir yolu olduğunu hatırlatıyor.

Ve en sonunda şunu fark ettiriyor:
“Bazen eksilen yanımız değil; o eksikle yürümeyi öğrenme biçimimiz hikâyemizi belirler.”

Eğitim tarihlerimiz güncellenmiştir! Çocuk ve Ergenlerle Çalışırken: Duygu Düzenleme, Bilişsel Müdahaleler ve Terapötik ...
26/11/2025

Eğitim tarihlerimiz güncellenmiştir!

Çocuk ve Ergenlerle Çalışırken: Duygu Düzenleme, Bilişsel Müdahaleler ve Terapötik Teknikler Sertifika Programı
( Kuramsal Temeller ve Uygulamalı Yöntemler )

Bu eğitim; çocuk ve ergenlerle çalışan psikolog, psikolojik danışman, sosyal hizmet ve çocuk gelişimi alanındaki uzman ve öğrencilerin duygusal düzenleme, bilişsel farkındalık, oyun ve metafor temelli deneyimsel yaklaşımları öğrenmelerini hedeflemektedir.

📅 13 Aralık- 20 Aralık- 27 Aralık- 3 Ocak-10 Ocak- 17 Ocak- 25 Ocak
📍 Online
🕓 14 saat

🎓 Eğitmen: Öğretim Görevlisi
Psikolog/Aile Danışmanı Ayşe Betül Nuroğlu Çırpan

🔗 Kayıt için: izu.edu.tr/izusem

📧 İletişim: izusem@izu.edu.tr
📞 0 (212) 692 89 64 / 0 (212) 692 97 82

Address

Vita Akademi
Istanbul
34000

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Ayşe Betül Nuroğlu Çırpan posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category