Dil ve Konuşma Terapisti Meltem Şen

Dil ve Konuşma Terapisti Meltem Şen Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Dil ve Konuşma Terapisti Meltem Şen, Medical Service, Istanbul.

Gastroözofageal reflü (GÖRH), mide içeriğinin yemek borusuna doğru geri kaçması veya ağız boşluğu ile gırtlak ya da akci...
03/02/2026

Gastroözofageal reflü (GÖRH), mide içeriğinin yemek borusuna doğru geri kaçması veya ağız boşluğu ile gırtlak ya da akciğere geri kaçması nedeniyle oluşan özofajit ile diğer mukozal yüzeylerin iltihaplanmasıdır. Sıklıkla yanma, boğazda takılma hissi, öksürük veya ses kısıklığına neden olur. Ancak pek çok kişi fark etmese de reflü, yutma problemleriyle doğrudan ilişkili olabilir.

🔹 Reflü, boğaz bölgesinde sürekli tahriş yarattığı için yutmayı başlatan kas ve sinirlerin hassasiyetini azaltabilir. Bu durum bazı bireylerde gıdaların boğazda takılması, sık öksürme, yutmayı başlatmada zorluk veya ağız içinde uzun süre çiğneme gibi belirtilere yol açabilir.
🔹 Gece reflüsü yaşayan kişilerde mide asidinin boğaza temas etmesi, çiğneme ve yutma mekanizmasını daha da zorlayabilir. Çocuklarda ise iştahsızlık, huzursuzluk, kusma ve beslenme reddi gibi durumlarla kendini gösterebilir.

💠 Yutma terapisi, reflünün etkilediği kasların koordinasyonunu yeniden düzenlemeye yardımcı olur. Terapide:
• güvenli yutma teknikleri
• pozisyonlama önerileri
• uygun kıvam seçimi
• oral motor güçlendirme
• nefes-yutma koordinasyonu çalışmaları
gibi yöntemler uygulanabilir.

Aynı zamanda reflünün tıbbi tedavisi ( uzman doktor kontrolün de) ve dil-konuşma terapisi birlikte yürütüldüğünde birbirini pekiştirebilirler. Çünkü yutma, ağızdan mideye kadar uzanan çok aşamalı bir süreçtir ve bu zincirin herhangi bir halkası etkilenirse tüm fonksiyon bozulabilir.

31/01/2026

Yutma fonksiyonu, yaşamın en temel motor becerilerinden biridir ve bebeklik döneminden yetişkinliğe kadar sürekli gelişen bir süreçtir. Yutma bozuklukları (disfaji), çiğnemede zorluk, yiyeceklerin ağızdan akması, boğulma hissi, öksürük veya beslenmede isteksizlik, uzun süren beslenme gibi pek çok belirtiyle kendini gösterebilir. Bu durum hem beslenmeyi hem yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiler.

🔹 Yutma terapileri, bu sorunları çözmeye ve kişinin güvenli biçimde beslenmesini sağlamaya yönelik özel teknikler içerir. Terapide ağız motor becerileri güçlendirilir, dil ve dudak fonksiyonu düzenlenir, uygun pozisyonlama ve yutma stratejileri öğretilir.
🔹 Çocuklarda ağız motor gelişimin desteklenmesi; yetişkinlerde ise felç, nörolojik hastalıklar veya kas zayıflığı gibi nedenlere bağlı yutma güçlüklerinin azaltılması amaçlanır. Yine de asıl soruna yönelik terapiler değişir. Örneğin; Serebral palsili çocuktaki veya kafa travmalı çocuk/ yetişkin yutma terapileri ile afazili hastada ki veya Özofagus atrezisli hasta ki terapiler aynı şekilde değildir. Yöntemler ve hedefler tamamen kişiye özel protokol şeklindedir.
💠 Güvenli yutma, sadece beslenme anlamına gelmez. Akciğer sağlığı, kilo dengesi, konuşma fonksiyonu ve genel yaşam kalitesinin korunması açısından vb. kritik bir bileşendir.

Düzenli terapi alan kişilerin çoğunda hem fiziksel hem psikolojik iyileşme gözlenir. Beslenme korkusunun azalması, özgüvenin artması ve günlük yaşamın kolaylaşması terapinin en değerli kazanımlarıdır.

27/01/2026

Dil ve Konuşma Terapistleri, yalnızca konuşma veya dil gelişimiyle değil; ağız motor kontrolü, yutma fonksiyonu, solunum düzeni ve salya kontrolü gibi daha geniş bir alanda da çalışır. Salya kontrolü ve solunum koordinasyonu, özellikle çocuklarda ve bazı nörolojik bireylerde sık görülen problemlerdir. Yetişkinlerde de yaşadıkları nörolojik/ (beyini etkileyen) sorunlara bağlı olabilmektedir.

🔹 Salya kontrolü bozukluğu (drooling), genellikle dudak kapanışının tam olmaması, dil pozisyonunun yeterince gelişmemesi veya ağız motor farkındalığın düşük olmasından kaynaklanabilir. Dil ve dudak kaslarının zayıflığı, çiğneme-yutma koordinasyonundaki eksiklikler de durumu artırabilir.
Terapide ağız motor egzersizleri, doğru yutma modeli kazandırma, ağız farkındalığını artırma ve uygun pozisyonlama gibi teknikler kullanılır.

🔹 Solunum problemleri ise konuşmanın kalitesini ve akıcılığını doğrudan etkiler. Burun yerine ağızdan nefes alma, konuşma sırasında nefes yetmezliği, hızlı yorulma veya solunumla konuşma arasındaki koordinasyon bozuklukları sık görülür. Özellikle; Dizartri, Hızlı Bozuk Konuşma gibi sorunlarda sık görülmektedir.
💠 Terapide diyafram nefesi eğitimi, nefes-konuşma eş zamanlama çalışmaları, burun solunumu farkındalığı ve postür düzenlemesi temel çalışmalardandır.

Bu alanların düzenlenmesi yalnızca konuşmayı değil; beslenmeyi, ağız kapanışını, ses üretimini ve genel yaşam konforunu da önemli ölçüde iyileştirebilir.


21/01/2026

Ses telleri, nefes, kas koordinasyonu, sinir sistemi ve rezonansın birlikte çalıştığı hassas bir yapının parçasıdır. Bu nedenle ses tellerini etkileyen her durum—ses teli felci, papillom ve sulkus vokalis—yalnızca tıbbi bir sorun değil, aynı zamanda iletişim, sosyal yaşam ve mesleki yeterlilik üzerinde etkili bir süreç yaratabilir.

Ses teli felci, ses tellerinden birinin hareket yeteneğini kaybetmesiyle ortaya çıkar. Bebeklerde doğum travması, cerrahi operasyonlar sonrası ya da medikal müdahaleler ile birlikte kalp hastalıkları nedenleriyle olabilir.
Bu durumda ses zayıf (bulunduğu hata göre tamamen kısık ses) nefesli, yorulan ve çabuk tükenen bir yapıya bürünür. Ses terapisi burada kas–sinir koordinasyonunu güçlendiren, hava akımını düzenleyen ve kompansatuar mekanizmaları azaltan önemli bir destek olur.
Cerrahi, enjeksiyon ve ses terapisi
Papillom (küçük silimsi iyi huylu tümörler), kolay yayılım gösterir. Ses tellerinin titreşim kalitesini bozarak kısıklığa, çatallanmalara ve sesin yorulmasına neden olabilir. nadir ses kaybı. Cerrahi işlem sonrası ses terapisi, ses tellerinin daha güvenli şekilde titreşmesine yardımcı olur; ses yükünü doğru dağıtmayı, sesi zorlamadan kullanmayı ve yeniden hasarlanmayı önlemeyi destekler.

Sulkus vokalis ise ses teli yüzeyindeki derinleşme nedeniyle titreşim kalitesinin bozulduğu, tedavi süreci daha karmaşık bir durumdur. Ses telellerinin birinde veya ikisinde oluk biçimindeki girintilerdir. Derinde de, yüzeyselde olabilir. Bulunduğu derinliğe göre değişir. Güçsüz/ kısık ses, seste yorulma.
Ses terapisi burada, sesin rezonansını optimize etmeyi, solunumu dengelemeyi ve mevcut anatomik sınırlar içinde maksimum fonksiyon kazandırmayı amaçlar. Cerrahi veya Medikal tedavi ile birlikte. Cerrahi Öncesinde ve Cerrahi sonrasında Ses terapisi gereklidir.

Bu nedenle ses terapisi, bu üç hastalıkta da sadece “ek destek” değil; ses kalitesini, dayanıklılığını ve güvenli kullanımını tekrar inşa eden bilimsel bir tedavi bileşenidir.

✔ Ses terapisi, ses tellerinin biyomekaniğini yeniden düzenleyen ve yaşam kalitesini doğrudan etkileyen kritik bir müdahaledir.

14/01/2026

Yutma, ağız, dil, boğaz, sinir sistemi ve kas koordinasyonunun aynı anda çalıştığı karmaşık bir motor süreçtir. Bu sistemde herhangi bir aksama olduğunda yutma bozuklukları (disfaji) ortaya çıkabilir. Disfaji, yalnızca yemek yeme güçlüğü değildir; kişinin beslenme, akciğer sağlığı, yaşam kalitesi ve sosyal etkileşimi üzerinde ciddi etkiler yaratabilir.

Hastalar çoğu zaman şu şikâyetlerle başvurur:
• yutarken takılma hissi,
• “yanlış yere kaçma” hissi,
• öksürükle bölünen lokmalar,
• sık sık boğaz temizleme isteği,
• sesin yutma sonrası “ıslak” çıkması,
• yemeklerden kaçınma veya uzun süren öğünler,
• istemsiz kilo kaybı. Vb.

Bu belirtiler, yalnızca mekanik bir problem değil; sinir–kas koordinasyonunda, dil hareketlerinde, gıda yönlendirme becerisinde veya yutma refleksinde meydana gelen bozulmaların işareti olabilir.

Dil ve konuşma terapisi, yutma bozukluklarında değerlendirme ve rehabilitasyonun bilimsel temelini oluşturur. Terapide amaç:
— Güvenli yutmayı yeniden inşa etmek,
— Penetrasyon ve Aspirasyon riskini azaltmak,
— Beslenme sırasında kullanılan hareket modelini düzeltmek,
— Bozulmuş refleksleri uyarmak,
— Uygun doku ve kas aktivasyonunu yeniden kazandırmaktır.

Tedavi süreci tamamen kişiye özeldir; çünkü disfajinin nedeni nörolojik hastalıklar, kanser tedavileri, yaşa bağlı zayıflık, kas–sinir bozuklukları veya cerrahi sonrası gelişen etkiler olabilir. DKT bu çok yönlü tabloda, bireyin güvenli beslenmesini, yaşam kalitesini ve bağımsızlığını destekleyen merkezî bir role sahiptir. Bundan kaynaklı DKT anatomik ve fizyolojik yapıya tamamen hâkim olmalıdır. Gerekli diğer branşlarla multidisipliner şekilde çalışmalıdır.

✔ Yutma bozuklukları, hafife alınmaması gereken klinik süreçlerdir; DKT, bu sürecin hem değerlendirme hem de rehabilitasyon alanında en etkili yöntemlerden biridir.

İnme sonrası ortaya çıkan disfaji (yutma bozukluğu), kişinin hayat kalitesini, beslenme güvenliğini ve genel sağlık duru...
07/01/2026

İnme sonrası ortaya çıkan disfaji (yutma bozukluğu), kişinin hayat kalitesini, beslenme güvenliğini ve genel sağlık durumunu doğrudan etkileyen önemli bir klinik durumdur. Beyindeki yutma merkezlerinin etkilenmesi, dil, dudak, yanak, farinks ve larenks kaslarının koordinasyonunu bozabilir. Bu nedenle kişi, yutma sürecini yönetmekte zorlanabilir; gıdalar yanlış yola kaçabilir; penetrasyon ya da aspirasyon riski artabilir ve kilo kaybı ya da enfeksiyon gelişimi görülebilir.

İnme sonrası disfajinin belirtileri şu şekilde hissedilebilir:
• yutarken takılma hissi,
• boğaza “gidiyor gibi” olan öksürük atakları,
• seste ıslaklık–tıkanma tonu,
• uzun süren yemek seansları,
• ağızdan salya veya yemeklerde akma,
• besin reddi,
• tekrarlayan akciğer enfeksiyonları.

DKT bu süreçte yalnızca bir “egzersiz” yaklaşımı sunmaz; disfajinin nörolojik yapısını dikkate alan geniş bir rehabilitasyon modeli uygular. Terapi:
— yutma refleksinin zamanlamasını iyileştirmeyi,
— kasların doğru sırayla aktive olmasını sağlamayı,
— aspirasyon riskini azaltmayı,
— uygun doku aktivasyonunu artırmayı,
— kişinin güvenli beslenme kapasitesini yeniden inşa etmeyi hedefler.

Ayrıca doğru kıvam düzenlemesi, uygun pozisyonlama, duyusal uyarılar ve kompansatuar teknikler tedavinin tamamlayıcı parçalarıdır. İnme sonrası disfaji rehabilitasyonu, kişinin bağımsızlığını yeniden kazanmasına, besin alımını güvenli hâle getirmesine ve yaşam kalitesinin yükselmesine önemli katkı sağlar.

✔ Strok sonrası disfaji, mutlaka profesyonel değerlendirme gerektiren nörolojik bir yutma bozukluğudur; DKT bu sürecin merkezindeki temel iyileştirici yaklaşımlardan biridir.

Dizartri, konuşmayı yöneten kasların sinirsel kontrolünde meydana gelen bozulmalar sonucu ortaya çıkan bir konuşma motor...
04/01/2026

Dizartri, konuşmayı yöneten kasların sinirsel kontrolünde meydana gelen bozulmalar sonucu ortaya çıkan bir konuşma motor bozukluğudur. Dizartrinin türleri, altta yatan nörolojik mekanizmanın farklılıklarına göre sınıflandırılır ve her biri konuşmayı farklı biçimlerde etkiler.

Hipokinetik dizartri, en sık Parkinson hastalığıyla ilişkilendirilen bir konuşma bozukluğudur. Bu tabloda kas hareketleri yavaşlar, nefes desteği azlığı nedeni ile ses yüksekliği azalır, nefesli ses görülür, konuşma monotonlaşır, ses kısılır, ritim kaybolur ve artikülasyon (sesletim) belirgin şekilde bulanıklaşabilir. Zihin konuşmayı planlasa bile kaslar yeterli hız ve genişlikte hareket edemediği için konuşma “küçük hareketli” bir yapıya bürünür.
Hiperkinetik dizartri ise istemsiz hareketlerin konuşma kaslarını etkilemesiyle ortaya çıkar. Dystoni, kore gibi hareket bozukluklarında görülebilen bu tabloda konuşma akışı, ani kasılmalar veya kontrol dışı hareketlerle bölünebilir. Ses şiddeti, hız ve ritimde dalgalanmalar oluşabilir; kişi konuşmayı yönetmeye çalışırken kaslar kendi isteminden bağımsız hareket edebilir.

Mikst dizartri, birden fazla dizartri türünün aynı kişide birleşmesiyle oluşan karmaşık bir yapıyı ifade eder. Terapilerinde ise en çok etkilenen bileşenlerden başlanmalıdır. ALS gibi yaygın motor nöron hastalıklarında hem üst hem alt motor nöron etkilenmesi görülebilir. Bu durumda ses, nefes, artikülasyon, rezonans ve ritim alanlarında aynı anda bozulmalar ortaya çıkar.

Dizartri türlerinin doğru ayırt edilmesi, tedavi planının çekirdeğini oluşturur. Çünkü her türün ihtiyaç duyduğu egzersiz yaklaşımı, kas aktivasyon seviyesi ve terapötik odak farklıdır.

✔ Dizartri, yalnızca “bozuk konuşma” değildir; sinir sistemi ve kas koordinasyonunun birlikte etkilendiği çok katmanlı bir motor iletişim bozukluğudur.

Yetişkinlik döneminde kekemelik veya hızlı–bozuk konuşma (cluttering) yalnızca bir konuşma ritim sorunu olarak görülmez;...
01/01/2026

Yetişkinlik döneminde kekemelik veya hızlı–bozuk konuşma (cluttering) yalnızca bir konuşma ritim sorunu olarak görülmez; çoğu zaman kişinin sosyal ilişkilerini, iş yaşamını ve içsel benlik algısını etkileyen çok katmanlı bir süreç hâline gelir. Bu yaş grubunda bireyler genellikle şu içsel düşüncelerle karşılaşabilir:
• “Konuşurken kontrolü kaybediyorum.”
• “Kelimeler ağzımdan doğru çıkmayacak, rezil olacağım.”
• “Toplantıda konuşmaktan çekiniyorum.”
• “Sanki insanlar sabırsızlanıyor ve bu beni daha çok geriyor.”

Kekemelik ve hızlı konuşma, tek başına görülebileceği gibi ikisi genelde birlikte görülebilir.
Akıcısızlık bozuklukları olarak ele alınan; hızlı bozuk konuşma ve kekemelik birlikte de görülebilmektedir. Kekemelikteki temel özellikler genellikle ses/ hece tekrarları, ses uzatmaları ve bloklar şeklinde olabilir. Buna ek olarak ikincil davranış sergileyebilmektedirler. Hızlı bozuk konuşmada ise, aşırı konuşma hızı, uygun olmayan beklemeler, bozulmuş artikülasyon, patlamalı üretimler, tekrarlı üretimler, sözdizimsel hatalar şeklindedir. Kekemelikteki farkındalık, hızlı bozuk konuşmaya göre fazladır. HBK ise duruma göre farkındalık zayıf olması çevresinin uyarıları şekilden görülebilmektedir.
Bu nedenle yetişkinlikte görülen konuşma akıcılığı bozuklukları, iletişim kalitesi kadar öz güveni de doğrudan etkileyebilir.

Sosyal hayatta bu durum, kişinin konuşmaktan kaçınmasına, toplantılarda geri planda kalmasına, ilişkilerde ifade güçlüğüne veya “yanlış anlaşılma” korkusuna yol açabilir. Zamanla bu döngü, konuşma kaygısını artırarak akıcılığı daha da zorlaştırabilir.

Dil ve konuşma terapisi bu süreçte, uygun terapi yöntemini bularak akıcılığı artırmayı hedefler. Konuşma ritmini düzenlemeyi, blok anlarını yönetmeyi, hızlı konuşmanın neden olduğu ses–kelime karışıklığını azaltmayı ve kişinin iletişim özgüvenini desteklemeyi gibi bir çok faktörü hedefler.

✔ Kekemelik ve hızlı konuşma, yalnızca bir konuşma sorunu değil; kişinin görünmeyen sosyal yüklerini taşıyan çok boyutlu bir iletişim sürecidir.

✨️✨️Her dakikanın kıymetini bil, zaman çabuk geçer. Napoleon Hill🤍🤍
31/12/2025

✨️✨️Her dakikanın kıymetini bil, zaman çabuk geçer. Napoleon Hill
🤍🤍

Dil itme bozukluğu, dilin istirahat hâlinde veya yutma sırasında dişler arasına doğru itilmesiyle ortaya çıkan bir oral-...
29/12/2025

Dil itme bozukluğu, dilin istirahat hâlinde veya yutma sırasında dişler arasına doğru itilmesiyle ortaya çıkan bir oral-motor düzensizliktir. Bu durum yalnızca estetik bir mesele değildir; solunum, yutma ve konuşma fonksiyonlarını etkileyen çok yönlü bir motor alışkanlıktır. Çocuklarda diş yapısını bozabilir; yetişkinlerde ise kas dengesizliği, artikülasyon bozukluğu ve çene pozisyonunda stres oluşturan bir tablo hâline gelebilir.

Dil itme bozukluğunun temelinde genellikle şu mekanizmalar yer alır:
• ağızdan nefes alma alışkanlığı,
• geniz eti/bademcik büyümesi sonrası yerleşmiş yutma paternleri,
• bebeklik döneminden taşınan emme-yutma reflekslerinin tam dönüşmemesi,
• zayıf oral-motor kas koordinasyonu.

Dil ve konuşma terapisi, dil itme bozukluğunda yalnızca “ dili doğru yere yerleştirmeyi öğretme” çalışması değildir. Terapi;
— ağız-dil kaslarının koordinasyonunu güçlendirmeyi,
— burun nefesi alışkanlığını desteklemeyi,
— doğru yutma paternini yeniden oluşturmayı,
— çocuklarda ağızdan değil burundan nefes almayı ve sümkürmeyi öğretmek
— dil–çene–yüz kaslarının birlikte çalışmasını sağlamayı amaçlar.

Bu süreçte dilin istirahat pozisyonu, nefes ritmi, yutma dizilimi ve konuşma artikülasyonu birlikte ele alınır. Dil-pozu değiştiğinde, yutma paterni düzeldiğinde ve oral kaslar denge kazandığında, kişi konuşma ve nefes süreçlerinde de daha verimli sonuçlar elde eder.

✔ Dil itme bozukluğu, yalnızca bir alışkanlık değil; iyi yapılandırılmış bir DKT süreciyle düzeltilebilen, çok yönlü bir oral-motor koordinasyon problemidir.

➡ Modern yaşamda teknolojinin cazibesi, çocukların hayatına çok erken yaşta girdi. Telefon, tablet ve televizyon üçlüsü,...
17/12/2025

➡ Modern yaşamda teknolojinin cazibesi, çocukların hayatına çok erken yaşta girdi. Telefon, tablet ve televizyon üçlüsü, doğru yönetilmediğinde dil gelişimi, dikkat süresi ve sosyal beceriler üzerinde ciddi etkiler bırakan faktörlerdir.

➡ Özellikle 0-3 yaş arası dönemde ekran karşısında geçirilen süre, çocuğun karşılıklı iletişim fırsatlarını azaltır. Dil gelişimi için çocuk, yüz yüze etkileşim, jest-mimik takibi ve ses taklidi yapmaya ihtiyaç duyar. Ekran, bu fırsatı sınırladığında konuşma gecikmesi riski çok büyük oranda artar. İlk 3 yıl SIFIR EKRAN!

➡ Daha büyük yaşlarda aşırı ekran süresi, kelime dağarcığının yavaş gelişmesine, dikkatin çabuk dağılmasına ve problem çözme becerilerinin zayıflamasına neden olabilir. bilişsel olarak yürütücü işlevleri etkiler. Özellikle pasif izleyici olmak (televizyon karşısında uzun süre oturmak) dil gelişimini desteklemez.

➡ Dil ve konuşma terapistleri, teknoloji kullanımında içerik seçimi, süre sınırlaması ve etkileşimli kullanım önerir. Örneğin; çocuğunuzla birlikte video izleyip ardından konuyu konuşmak, kelime ve kavram öğrenimine katkı sağlar.

➡ Ebeveyn olarak 4 yaşından sonra, tamamen yasaklamak yerine ekranı öğrenme aracı haline getirmek ve günlük sosyal iletişimi öncelikli tutmak çocuğunuzun dil gelişimi açısından en doğru yaklaşımdır.

➡ Afazi, beynin dil merkezlerinin (genellikle sol yarıküre) hasar görmesi sonucu ortaya çıkar. Sıklıkla inme, kafa travm...
10/12/2025

➡ Afazi, beynin dil merkezlerinin (genellikle sol yarıküre) hasar görmesi sonucu ortaya çıkar. Sıklıkla inme, kafa travması veya beyin tümörü sonrası gelişir. Afazi, konuşma, anlama, okuma ve yazma becerilerinin çeşitli derecelerde bozulmasına yol açar. DKT öncesinde hangi afazi tipi olduğunu belirler ve seans protokolünü ona göre oluşturur. Hastaya yönelik afazi terapisi şekillenir.

➡ Dizartri, konuşma kaslarını kontrol eden sinirlerin veya beyin bölgelerinin etkilenmesi ile ortaya çıkar. Sinirlerin hasarı mevcuttur. Burada sorun, kasların zayıf, yavaş veya koordinasyonsuz çalışmasıdır. Ses tonu, ritmi ve netliği olumsuz etkilenir. Terapist, öncelikle iyi bir anamnez ile dizartrinin hangi çeşiti olduğunu belirler. Dizartrinin tipine uygun terapi protoklü şekillenir. Artikülasyon çalışmaları, nefes-diyafram kontrolü ve ses düşüklüğüyle ilgili egzersizler bunlardan birkaçıdır.

➡ Apraksi; herhangi bir güçsüzlüğün olmadığı ama yine de beceri gerektiren hareketlerin yapılmamasıdır. (Konuşma Apraksisi), konuşma için gerekli hareketlerin planlama ve sıralama sürecinde sorun olmasıdır. Sinir içinde ki planlama ve programlama süreçlerinde ki aksamadır. Çocuk, ne söylemek istediğini bilir, ancak kelimeleri düzgün bir şekilde çıkaramaz. Özellikle seslerin doğru sırada üretilememesi, hecelerin karışması tipiktir. Dil ve konuşma terapisti öncelikle hangi tür apraksi olduğunu değerlendirir.
Edinilmiş konuşma apraksisinde de beyin görüntüleme yöntemleri de önemlidir. Ve Apraksiye eşlik eden afazinin olup olmadığı da göz önüne alınmalıdır.
En önemlisi ise apraksinin şiddettir. Özellikle şiddetli aprakside yoğun terapi yöntemleri gerekmektedir.

➡ Bu üç bozuklukta temel amaç; kişinin mevcut dil ve konuşma potansiyelini en üst seviyeye çıkarmak, iletişimde anlaşılabilirliğini artırmak ve günlük yaşamda bağımsız iletişimi desteklemektir. Gerektiğinde alternatif ve destekleyici iletişim yöntemleri devreye alınır.

Address

Istanbul

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Dil ve Konuşma Terapisti Meltem Şen posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram