Elif Güveloğlu (Uzm.Dr.)

Elif Güveloğlu (Uzm.Dr.) Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Elif Güveloğlu (Uzm.Dr.), Doctor, Bağdat Caddesi, 109, Feneryolu, Mah, Istanbul.

… Altınotları çiçek açmaya başlamış… Tarlayı yabani otlardan temizleme zamanı, tek tek, elle, ‘ot ilacı’ vs yok, su bile...
02/06/2022

… Altınotları çiçek açmaya başlamış… Tarlayı yabani otlardan temizleme zamanı, tek tek, elle, ‘ot ilacı’ vs yok, su bile istemeden sadece doğal ortamında yetişebilen o kadar çok tıbbi bitki ve buna uygun toprak var ki güzel ülkemizde, yeter ki sahip çıkalım ve çalışalım hep beraber, bütünün hayrına olsun inşallah… Selam ve sevgimle…

      Son dönemde en çok menapoz hakkında soru sormuşsunuz, bu vesile ile kadın sağlığı için önemli katkıları olan besin...
30/05/2022


Son dönemde en çok menapoz hakkında soru sormuşsunuz, bu vesile ile kadın sağlığı için önemli katkıları olan besinlerden bahsedeyim. Son dönemde erken menapozu o kadar sık görmeye başladık ki 40’lı yaşlarda menapoz normal kabul edilmeye başlandı, halbuki sağlıklı bir kadın rahatlıkla 55- 58, hatta bazı verilere göre 60 yaşlarına kadar normal hormonal döngüsünü sağlıklı bir şekilde devam ettirebilir. Bir kadının sağlıklı hormonal döngüsünü devam ettirebilmesine önemli katkıları olan fonksiyonel gıdalar yani ‘ilaç-besin’ler var, her gün kendinize sormalısınız; ‘bugün kadın sağlığım, sağlıklı hormonal döngüm için ne yedim?’ diye… İşte bunların en önemlileri :

* Sağlıklı yağlar: Sağlıklı bir hormonal döngü için sağlıklı yağlar ve kolesterol olmazsa olmazdır, yıllarca karşı çıktığım bir yanlış vardı mesela, hep az yağlı, yağı azaltılmış süt, yoğurt ve peynirler önerildi, bu çok yanlış çünkü herşey kalori hesabından ibaret değil, süt ürünleri yağlarında hormon yapımında kullanılan çok değerli yağlar var bu nedenle azar azar da olsa tam yağlı süt, yoğurt ve peynirler beslenmenizde olmalı. Süt ürünlerindeki kalsiyumun yüksek biyoyararlanımının yerini de başka kalsiyum kaynakları tam olarak dolduramıyor. Sızma zeytinyağı, susam yağı ve tahin, ceviz , avokado , Hindistan cevizi, badem, fındık ve fıstıktaki yağlar da azar azar ama sıkça tüketilmeli.

* Fitoestrojenler: Bitkisel östrojenlerden de sizleri korkuttular yıllarca biliyorum, defalarca bilimsel verileriyle anlattım burada aslında oldukça masumlar ve hormonal sağlık için de gerekliler, düşünsenize elmada, üzümde, susamda bile varlar, bunlardan kime zarar geldi bugüne kadar? Herşeyde olduğu gibi doz ve kaynak önemli, keten tohumu yağı veya ısırgan tohumu gibi fitoestrojenleri yüksek doz ve kontrolsüz bir şekilde almak sıkıntıdır. Keten tohumlu ekmek veya salataları, bir parça susamlı simidi, birer avuç ayçiçek ve kabak çekirdeğini gönül rahatlığıyla tüketebilirsiniz. Sağlıklı fitoestrojen kaynakları sizi erken menapozdan korur; tatlı patates, soya fasulyesi, kırmızı fasülye, kuru kayısı, erik ve incir, karnabahar ve brokoli, nar gibi
…kelime sayısı yetmedi, yarın devam

      ‘Ağır metal’ ifadesindeki ‘ağır’ kelimesi o elementin yoğunluğunu ifade eden bir terim ki bu da onun sudan en az 5...
23/05/2022


‘Ağır metal’ ifadesindeki ‘ağır’ kelimesi o elementin yoğunluğunu ifade eden bir terim ki bu da onun sudan en az 5 kat fazla yoğunlukta olduğunu gösteriyor. Ağır metaller hücre ve dokularımıza hatta hücre içi solunum aygıtçıklarımız olan mitokondrilerimizde, protein üreten hücre içi yapılarda birikip onların fonksiyonlarını bozuyorlar ki arsenik, kadmiyum, krom, kurşun, civa bunlardan en sık maruz kaldıklarımız. ‘Modern yaşam’ ve gelişen endüstri ağır metal maruziyetini artırsa da aslında bu durum hiç de yeni değil, antik çağlarda bile insanlar ağır metallere maruz kalmış, volkanik patlamalar gibi doğal olaylar bile toprağı suyu etkilemiş, çok farklı başka doğal etkenler de var. Gelelim insanın bu ağır metallerden nasıl korunabileceğine; aynı maruziyette bile hücre ve doku düzeyinde etkilenme derecesi kişinin yaşına, bünyesine, genetiğine ve hepsinden önemlisi beslenmesine göre değişebiliyor. Özellikle beslenme bu konuda çok belirleyici çünkü bedenimizden ağır metalleri atmamıza yardımcı olan meyveler, sebzeler , tohumlar, yağlar ve baharatlar var. Bunların bir kısmı mekanik etki ile ağır metalleri etkisiz hale getirirken (pektin gibi) bir kısmı da kimyada ‘şelasyon’ dediğimiz bağlarla adeta tutuklayıp etkisiz hale getiriyorlar bu ağır metalleri. İşte bunların en etkilileri;
* Yeşil sebze ve meyve grubu; maydanoz, taze kişniş, brokoli, rezene, kereviz sapı, salatalık, ekşi yeşil erik ve elma, avokado, ıspanak, tere, roka, semizotu
* sülfür zengini sebzeler; soğan ve sarımsak, karnabahar lahana ve turp
* baharatlardan; kişniş tohumu, kimyon, sarı ve siyah hardal, zerdeçal ve zencefil
* çörekotu ve yağı, susam ve tahin, zeytin ve zeytinyağı
* tarçın
* yeşil çay
* narenciyeler, iç kabuklarındaki pektin
* üzüm, kivi ve nar
* lavanta
* Murt, hambales, yaban mersini

Hiçbirinden de çok fazla tüketmeye gerek yok, insan bedeni çok ‘tutumlu’ ve insan vücudunda hayat ‘günü kurtarmakla’ dönüyor, hatta ‘öğünü kurtarmakla’… Her öğünümüzde o öğünde var olabilecek kadar ağır metali etkisiz hale getirip daha kana karışmadan etkisiz hale getirerek hücrelerimizi ‘kurtarmak’ en akıllıca olanı. Şifa olsun, selam ve sevgimle…

Dünyada gençlerine bayram hediye edilen tek ülke bizimki , tek bir Atatürk gelmiş geçmiş bu koskoca dünyadan o da bize n...
19/05/2022

Dünyada gençlerine bayram hediye edilen tek ülke bizimki , tek bir Atatürk gelmiş geçmiş bu koskoca dünyadan o da bize nasip olmuş… Gençlere hep diyorum ki ; ‘Atatürk gibi düşünün, Atatürk gibi çalışın, Atatürk gibi sadece şu anı değil bütünü görün, geleceği geçmişi, ve bütüne faydalı olacak işlere harcayın o bitmez sandığınız enerjinizi ve Atatürk’ün dediği gibi, bilimden hiç sapmayın… Ben gençlerimize güveniyorum, onların bu gezegene bizim ‘üst versiyonlarımız’ olarak geldiğine inanıyorum ki bazen içlerindeki potansiyelleri ortaya çıkarabilmeleri için kendilerini bizlerden, bizim tecrübelerinizden, ödünç alınmış fikirlerimizden ve bize bile ait olmayan ‘doğrularımızdan’ kurtarmaları gerekiyor… Artık onları özgür bırakma zamanlarımız geldi diye düşünüyorum, bayramları bayram olsun, yolları yürekleri açık olsun…. Atatürk’e şükran ve özlemle, selam ve sevgimle…
fotoğraf

Sizlerle dönem dönem paylaştığım gibi Çukurova Feke’de birkaç yıldır tıbbi ve aromatik bitki ekimi yapıyoruz, özellikle ...
16/05/2022

Sizlerle dönem dönem paylaştığım gibi Çukurova Feke’de birkaç yıldır tıbbi ve aromatik bitki ekimi yapıyoruz, özellikle de Tapan ilçesi bu yıl mor bir cennete dönüştü adeta, bu görüntülerin mimarı sevgili Mustafa Işık ve Tapan Kadın Kooperatifinin çalışkan kadınlarına sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum… Belediye başkanımız Sayın Ahmet Sel ve Sayın Valimiz Süleyman Elban’ın değerli destekleriyle bu verimli Çukurova Toprakları şifa ve güzellik kaynağı olma yolunda hızla ilerliyor, sadece lavanta değil birçok Tıbbi ve aromatik bitki ekimi için çalışmalarımız devam edecek… İlk festivalimize herkes davetli, deneyimli yamaç paraşütü pilotlarımız, konserlerimiz ile bu bereketli toprakların havasını herkes solusun istiyoruz, coşku ve sevinçle… Türkiye’mizi Atatürk’ün vasiyet ettiği gibi dünyanın en gelişmiş ülkeleri arasına sokmanın tek bir yolu var o da üretmek, üretmek, üretmek… Selam ve sevgimle…

     Enginar mevsimi başladı, pahalı bir sebze diye paylaşmaya çekiniyorum ama, senede bir kere de olsa bir enginar yeme...
13/05/2022



Enginar mevsimi başladı, pahalı bir sebze diye paylaşmaya çekiniyorum ama, senede bir kere de olsa bir enginar yemeli insan, neden mi? Enginar ‘ilaç besin’ lakabını bilimsel olarak ilk hak eden fonksiyonel gıdalardan, hani Hipokrat’ın şu ünlü sözü ‘…aldığın besin ilacın olsun…’ grubundan. Enginarın fonksiyonel Gıda kabul edildiği ilk bilimsel çalışmalardan 1999’da yayınlanan Almanya kaynaklı çalışmanın yayınlandığı makaleden küçük bir bölümü aktarayım: ‘Birkaç klinik araştırma gösterdi ki enginar karaciğer ve safra yolları hastalıklarında etkili ve güvenli bir yardımcı. Başka araştırma sonuçlarına göre karaciğer koruyucu ve kandaki zararlı yağları düşürücü etkisi de var. Bu etkilerden içerdiği flavonoidler ve kefeoiloquinik asit sorumlu.’ 2014’de Pharmaceutical Biology’de yayınlanan bir çalışmada da enginar yapraklarının kurşun toksisitesine karşı etkili olduğu gösterildi. Enginar yapraklarında kurşun ve başka bazı ağır metalleri ‘şelasyon’ adı verilen kimyasal bir bağlama etkisi ile bağlayıp etkisiz hale getirdiği gösterildi. Bedenimiz bu ‘modern yaşam’da birçok ağır metale maruz kalıyoruz ve enginar mevsimini bir ‘ağır metal detoksu’ mevsimi olarak değerlendirebiliriz, hem yiyerek hem de çayını içerek. İstanbul’da bu mevsimde hemen her köşebaşında taze enginar soyan bir tablacı görmek mümkün, zaten yaprakları onlar için çöp olduğundan istediğinizde bedava veriyorlar, yarım saat kadar suda bekletin sonra yıkayın ve beş dakika kaynar suda demleyin, sabah akşam için, bir avuç yaprak bir su bardağı için yeterli. Kronik kurşun zehirlenmesi çağınızın en sinsi problemlerinden biri, bir ağır metal olan kurşun hiçbir belirti vermeden en hayati organlarımızda bir ‘çöp’ gibi birikiyor ve iç organlarımızı yaşlandırıyor; kronik yorgunluk, saç dökülmesi, tiroid fonksiyon bozukluğu, kabızlık, anlamsız kas ve eklem ağrıları… Nutrients adlı başka bir bilimsel dergide 2017’de yayınlanan çalışmada ise enginarın alkole bağlı zedelenme oluşmuş karaciğerde tamir mekanizmalarını hızlandırdığı gösterildi, makalede enginardan ‘yenilebilen bir ilaç’ diye bahsedildi, aynı Hipokrat’ın yüzyıllar önce dediği gibi… Şifa olsun, selam ve sevgimle…

      Dağlarda kekik zamanı başladı, fotoğraftakiler Feke dağlarından… Kekik ülkemizin değerlerinden, onlarca cinsi tabi...
24/04/2022



Dağlarda kekik zamanı başladı, fotoğraftakiler Feke dağlarından… Kekik ülkemizin değerlerinden, onlarca cinsi tabiatta kendiliğinden yetişiyor ülkemizde ve kekiği ‘ilaç’ yapan iki ana aktif madde olan timol ve karvakrol ülkemizin kekiklerinde oldukça yüksek oranda mevcut. Timol ve karvakrol adlı bu iki ‘ilaç molekül’ Avrupa eczanelerinde satılıyor, dünya bizden daha fazla biliyor kıymetimi desek hiç de yanlış olmaz ki yıkardır köşe yazılarımda, sosyal medyada, derslerimde anlatıyorum dağlarımızın bir başka şifası olan kekiği… Kekikteki bu iki ‘ilaç molekül’ olan timol ve karvakrol, hücrelerimizi kansere karşı her aşamada koruyorlar, evet her aşamada ve evet, kanser oluş mekanizmalarının da aşamaları var… İlk aşama hücrelerimizdeki genetik şifremizi taşıyan DNA’da bozulmalar oluşması ki kekik güçlü bir DNA koruyucusu, bu bilimsel olarak gösterildi, hem DNA’larımızı mutasyon adlı tehlikeli genetik değişimden koruyor hem de bedenimizdeki DNA tamir mekanizmalarını güçlendiriyor. 2011’de ‘Anticancer Research - Antikanser Araştırma’ adlı bilimsel yayında yer verilen Almanya kaynaklı çalışmada hücre kültürlerinde kekikteki bu iki aktif maddenin kanser hücrelerinin üremelerini üç farklı yoldan baskıladığı gösterildi; kanser hücrelerinin üreme döngülerini kırarak, kanser hücrelerine doğrudan toksik etki göstererek ( normal sağlıklı hücrelere toksik etki göstermiyor) ve kanser hücrelerinin genlerindeki bazı genetik Şifreleri kırarak… Ne kadar başdöndürücü değil mi? Yine tabiatın ‘beden aklı’ ile o muhteşem ahengi ve bu iki ilahi aklın birleştiğinde ‘kanser aklını’ yenebilmesi… Journal of Phytoterapy’de yayınlanan bir başka çalışmada ise karvakrol’ün merastaz yapmış meme kanseri hücreleri üzerinde de etkili olduğu gösterildi, ortamda karvakrol olduğunda meme kanseri hücreleri Patoloji’de ‘Apopitoz’ adlı hücre intiharı sistemine yönlendiriliyordu… Fitoterapi’de güçlü konsantre aktif maddeler kullanılıyor ama siz korunmada baharat veya çay olarak tüketebilirsiniz, hep söylüyorum ya bedenimiz çok tutumlu, fazlasına hiç gerek yok, günde bir-iki tatlı kaşığı yeterli, baharat olarak veya 5 dak demleyerek… Şifa olsun, selam ve sevgimle…

      Çiriş, Türkiye tabiatının kıymetlilerinden, halen köy pazarlarında bulunabiliyor olması büyük şans, Feke’nin köylü...
22/04/2022



Çiriş, Türkiye tabiatının kıymetlilerinden, halen köy pazarlarında bulunabiliyor olması büyük şans, Feke’nin köylü pazarından aldım bu çitikleri, her yıl bu zamanlar pazara çıkmaya başlar eriyen kar sularıyla büyüyüp ‘şifalanan’ çiriş demetleri… Rahmetli Farmakognozi profesörü duayen Hocamız Turhan Baytop kitaplarında yer vermiştir bilimsel adı Eremurus spectabilis olan bu zambakgiller ailesi bireyinden… Dağ pırasası deniyor halk arasında, gerçekten de pırasaya benziyor ama çok daha keskin bir aroma ve tadı var, şifası da öyle… Alkali bir sebze, bedenimizde biriken asit yükünü tamponlamak için oldukça etkili, ‘asit yükü’ çoğumuzda dönem dönem oluşan metabolik bir ‘yük’ , özellikle de benim gibi kahve tiryakilerinin bu güçlü ‘asit tamponu’ besinlerle dönemsel detoks yapması şart, iki ay kadar bulunuyor bu sebze , ekşili yeşil mercimekli nohutlu sulu yemeğini veya yoğurtlu kavurmasını yapabilirsiniz, pazarda görürseniz boş geçmeyin önünden derim, senede bir kere de olsa tüketmekte fayda var, hem de bunu bizlere dağlardan toplayıp getiren köylüye destek olmamızın da onları teşvik açısından çok değerli olduğunu düşünüyorum. Değerli Hocamızın kitabında çirişin hemoroid ve birçok bağırsak sorununda , akciğer problemlerinde ve egzemada, hatta saçkıranda kullanıldığından bahsediliyor. Bitki çok önemli yangı giderici fitokimyasallar ve güçlü antioksidanlar içeriyor ki daha önce de bahsetmiştim, Patolojide ‘hangi taşı kaldırsak’ altından kronik yangı ve oksitlenme çıkıyor bu yüzden yangı giderici ve güçlü antioksidan özelliği olan sebze ve meyveler ‘ilaç-besinler’. Çiriş yaprakları probiyotiklerden de çok zengin ki prebiyotikler bağırsaklarımızdaki faydalı bakteriler olan probiyotikleri besleyip onlardan daha etkin istifade etmenizi sağlıyor, dışardan prebiyotik kapsül almaktansa olanı korumak ve iyi beslemek çok daha güvenli ve çok daha ucuz… Sadece bu kadar da değil, yeni bilimsel çalışmalarda çirişte ‘isoorientin’ adlı kanser savaşçısı bir madde de keşfedildi. Dağlardan gelen şifa adeta bu sebze yani, şifalar olsun , selam ve sevgimle…

        Balkabağı çorbası hem iftar hem de sahur için oldukça sağlıklı bir seçenek, hem çok zengin içeriği, hem ‘ilaç be...
09/04/2022



Balkabağı çorbası hem iftar hem de sahur için oldukça sağlıklı bir seçenek, hem çok zengin içeriği, hem ‘ilaç besin’ olma şifası, hem de tok tutucu etkisi Ramazan ayı için ideal. Hani hep söylüyorum ya ‘yerken şifalanalım’ diye, balkabağı bunu sağlayan ‘ilaç besin’lerden… Öncelikle balkabağı neden ‘ilaç besin’ oradan başlayayım; içerdiği kansere karşı koruyucu fito-moleküller nedeniyle ki bu fito-moleküller keşfedilmeden çok uzun yıllar önce ünlü hekim İbni Sina’nın, ‘Kanser hastalarına balkabağı suyu içiriniz’ dediği rivayet edilir. ‘Oncology Reports- Onkoloji Raporları’ adlı bilimsel yayında Mart 2012’de balkabağındaki ‘cucurmosin’in pankreas kanseri hücrelerinin üremelerini durdurduğunu gösteren bir çalışmaya yer verildi. Patolojide kanser hücre üremesinin çeşitli aşamaları vardır, balkabağındaki bu madde kanser hücrelerini üreme döngülerinin G-1 adlı fazında bloke ederek çoğalmalarını sekteye uğratıyordu bu çalışmada. Balkabağında başka bazı polisakarit yapıda kanser savaşçıları olduğu da gösterildi. Doğu Avrupa’yı kapsayan geniş kapsamlı bir çalışmada da sık balkabağı tüketilmesinin baş boyun kanserlerine karşı da koruyucu olduğu saptandı. Hep söylüyorum ya, fazlasına hiç gerek yok, bedenimiz çok tutumlu, bir kase çorbası bile ‘günü kurtarmaya’ yeterli ki insan vücudunda hayat ‘günü kurtarmaktan’ ibaret, her gün bedenimiz kanser hücrelerinin oluşup bedenimize yerleşmesine karşı büyük bir mücadele veriyor ve ilaç-besinler de bu mücadeleyi destekliyor. Bu çorbayı nasıl hazırladım? Çok kolay, soyup doğradığım birkaç parça balkabağını bir sağan, birkaç parça taze zencefil, 10-15 adet top karabiber ve birkaç diş sarımsak ile haşlayıp, blenderdan geçirip, tereyağında yakmadan biraz kavurduğum bir kaşık tam buğday unu ile karıştırıp çorba kıvamına getirdim, üzerine de zeytinyağında biraz pişirdiğim pulbiber ve kabak çekirdeği… Şifalar olsun, selam ve sevgimle…

…İslam aleminin Ramazan ayını kutluyorum… Bedenimiz de oruç ritüelini ‘kutlu’yor, nasıl mı? Sadece bir değil birkaç yoll...
03/04/2022

…İslam aleminin Ramazan ayını kutluyorum… Bedenimiz de oruç ritüelini ‘kutlu’yor, nasıl mı? Sadece bir değil birkaç yolla birden tüm hücre ve dokularımız, organlarımız arınıyor oruçla… Önce depolarımızdan bahsedeyim, kaslarımız ve karaciğerimiz vücudun enerji düzeyindeki geçer akçesi olan şeker moleküllerini ‘glikojen’ olarak depoluyor ki bu durum bedenimizin olmazsa olmazı, yoksa her an beslenmek zorunda kalırdık. Bu depoları kiler veya ambar gibi düşünün, nasıl ki kilerimizi her yıl yenilemek ve o senenin bulguru, pirinci, mısırı ile yenilemek durumundayız, bedenimizde de öyle, sadece uzun süren açlık durumlarında bu kas ve karaciğerdeki glikojen molekülleri kullanılıp bu depolar boşaldığı için sürekli düzenli yediğimizde aldığımız ve yaktığımız hep dengeli olduğu için bu depolar boşalmaz ve eskir, yani doku düzeyinde kaslarımızı, karaciğerimizi ‘eskitmiş’ oluruz, her yıl düzenli olarak oruç tutan kişi ise yenilenmiş depolarla, tazelenmiş dokularla devam eder yıla… Orucun tek faydası bu da değil, ‘oto-dahi’ diye bir kavram var Patolojide, kelime anlamı ‘kendi kendini yeme’ anlamına geliyor ki eskiyen, yıpranan, hatta DNA’sı mutasyona uğradığı için artık kanser için tehlike arz eden hücrelerin yenmesi anlamına geliyor ve bu durum en fazla vücut aç kalınca gerçekleşiyor, yani evde yakacak odun kalmadığında eskiyen yıpranan sandalyeleri yakmaya benziyor, vücut da eski ve tehlikeli hücreleri yakıt olarak yakıyor… Orucun bu anlamda tam olarak hakkını verebilmek için Ramazan ayında öğünlerin daha abartılı değil aksine daha sade olması gerekiyor, abartılı Ramazan sofraları, alışverişte diğer aylardan daha fazla doldurulan alışveriş arabaları aslında Ramazan ayının amacına, ruhuna ters ki birkaç kilo da vererek çıkmak gerek Ramazan’dan, en ideali de bu… Mide esnek bir organ, midenin bu ayda tekrar büzülmesi küçülmesi, bağırsaklardaki zararlı bakterilerin ölmesi uzun süren açlıkların bedenimize hediyelerinden… Sahur çokça yemek ve gece ile gündüzü tersine çevirmek için değil, susuz kalmamak ve böbrekleri korumak için eklenen be öğün olmalı, o nedenle de bol sıvı, meyve ve yoğurt en ideal sahur seçenekleri… Ruhlara ve bedenlere şifa olması dileğimle, selam ve sevgimle…

Address

Bağdat Caddesi, 109, Feneryolu, Mah
Istanbul
34724

Opening Hours

Monday 09:00 - 18:00
Tuesday 09:00 - 18:00
Wednesday 09:00 - 18:00
Thursday 09:00 - 18:00
Friday 09:00 - 18:00

Telephone

02164146749

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Elif Güveloğlu (Uzm.Dr.) posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Elif Güveloğlu (Uzm.Dr.):

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category