16/03/2023
Validebağ Korusu’nu çok seviyorum, birden fazla nedenle. İnsanın üstün ırk olduğu anlayışından uzak, şehrin merkezinde, yaşadığım yere yakın, işimin bir parçası, yaban hayatı gözleyebildiğim nadir yerlerden biri… daha pek çok sebep sayabilirim.
Koruda köpekler var, ve bu köpekler ile ilgilenen de insanlar. ara sıra karşılaşıyoruz, ancak gittikçe diyalog kurmamız zorlaşıyor.
Dün karşılaştığımız köpeklerden birisi yanımızdan geçerken köpeğe geçmesi için yol açtık, yanında yürüyen yetişkinlerle selamlaştık, hiç anlamadığım şekilde konu
‘köpekler, kediler korunun ekosistemini bozuyor diyorlar, tanrı mı bunlar, köpekler de kedilerde burada kalacak’ şeklinde bir yere evrildi.
Bu tip tartışmalara üslupsal nedenlerle girmiyorum.
Ama evet, kediler ve köpeklerin sayısı arttıkça ve koru içerisinde her yere dağıldıkça, kuş yuvaları altına, her kuytu alana kedi ve köpek kulübeleri konuldukça korunun ekosistemi bozuluyor ve bunu konuşabiliyor olmalıyız, hayvanları sevmediğimizden değil, koruyu ‘koru’ olarak koruyup kollamak için ortak bir zeminde tartışmak gerekiyor. Ekosistem ile ilgili sıkıntısını dile getirene öfkeyle tanrı mısın demek çözümsüzlükten başka bir işe yaramıyor.
Fotoğraftaki köpeciğe de bugün rastladık, çok arkadaş canlısı, ne yazık ki bacağında derin bir yarası ve bolca piresi vardı. Ona da derman olmuyor, konuşamamak, bize de, koruya da, artık olmayan sincaba da, sayıları azalan kirpilere ve sürekli kedilerin ağzından kurtardığımız kuşlara da.