Prof. Dr. Yusuf KALKO

Prof. Dr. Yusuf KALKO Prof.Dr. Yusuf KALKO Facebook Sayfası
(430)

AH O ESKİ ŞARKILAR…İstanbul’da yağmur yağdığında siz de artık toprağın kokusunu duymayanlarda mısınız? Şehrin içinde onu...
07/03/2026

AH O ESKİ ŞARKILAR…
İstanbul’da yağmur yağdığında siz de artık toprağın kokusunu duymayanlarda mısınız? Şehrin içinde onu duymak neredeyse imkansız hale geldi zira. Evim şehrin dışında olduğu için ben sanırım biraz daha şanslıyım bu konuda. Yağmurlu havalarda toprak kokusunu doyasıya çekmek istiyorum ciğerlerime. O koku ile birlikte toprağa teslim ettiklerimin de kokusunu hissediyorum çünkü. Özellikle sonbahar geldi mi insanın içini gülümseyen bir hüzün kaplıyor. Hüzünleniyor insan çünkü sararan ve dökülen yapraklar yitirdiklerini hatırlatıyor sana. Seviniyorsun çünkü biliyorsun ki, sararan her yaprak açacak yeni çiçeklerin habercisidir. Ümit zamanıdır sonbahar. Sevgi zamanı… Şarkılar bile daha bir güzel çalınıyor insanın kulağına.
Genelde Ahmet Kaya dinliyorum böyle zamanlarda.
“Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne, ağlama” diyor.
Çocukluğumun, gençliğimin, orta yaşlılığımın en sevdiğim şarkısıdır bu. Hep anne kuzusu oldum ya ben. Üniversitede de en çok dinlediğim şarkıydı bu, bu yüzden. Geceleri kasetçalarlı volkmeni kulağıma takar sessiz sessiz ağlardım bu şarkı ile. Annemi özlerdim. Hala dinlerim, aynı duygular kabarır içimde ama bu sefer özlem daha da büyük.
Ah o bizim dönemin şarkıları… Ne duygular yaşattılar bize ne hatıralar biriktirdik o şarkılarla. Zaman eskitemedi bizim dönemin eserlerini. Ne bestekarları eskidi ne söz yazarları ne de yorumcuları.
Zeki Müren, Bülent Ersoy, Barış Manço, Ahmet Kaya, Sezen Aksu, Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur, İbrahim Tatlıses, Grup Yorum, Erkin Koray, Cem Kararca, Neşet Ertaş, Müzeyyen Senar, Neşe Karaböcek, S
elami Şahin… Daha sayamadığım birçoğu…
İlkokuldan itibaren yazları babamın yanında çalıştığımdan bahsetmiştim. Hafta sonları kız kardeşimle en büyük zevkimiz biriktirdiğimiz harçlıklarımızla gidip aldığımız kasetler olurdu. Kaset koleksiyonu yapardık. Hala evimin bir köşesinde o koleksiyon durur. Zaman zaman fırsat buldukça oturur dinlerim çocukluğumun şarkılarını. Hep aynı duygularla. Her eser insanın içinde fırtınalar koparıyor. Her eserde bir anı bir yaşanmışlık buluyor insan.
Neşet Ertaş’ın yorumu ile içimizi dağladı “Yalan Dünya” şarkısı.
“Hep sen mi ağladın hep sen mi yandın
Ben de gülemedim yalan dünyada
Sen beni gönlünce mutlu mu sandın
Ömrümü boş yere çalan dünyada
Ah yalan dünyada yalan dünyada
Yalandan yüzüme gülen dünyada”
Babamın mücadelesini hatırlıyorum bu şarkıda. Gencecik yaşta gitti yalan dünyadan, bir torun yüzü göremedi ya. İçimi sızlatıyor bu şarkı.
Fatih Kısaparmak “Bu adam benim babam” şarkısında ne güzel demiş; bir kapıyı kapayan, gene açar babam. Umutsuzluğa kapıldığımda bu şarkı ve babam gelir yine aklıma. Tevekküllüydü benim babam.
Ah, ya sanat güneşimizin şarkısı…
“Mazide kalan hatıra gibi
Şefkatli kollarını aç bana anne
Geceler çok soğuk, sessiz ve karanlık
Üşüdüm, üstümü örtsene anne
Anne, anne, anneciğim”
Ne anlamlı ne güzel sözler. Ruh var mı? Var… Duygu var mı? Var… Peki Özlem? Tırnaklarıma kadar var. Üstadın dediği gibi “Ah bu şarkıların gözü kör olsun. Bazen hüzün, bazen özlem, bazen keder ama neyse ne?
Zeki Müren’in eşsiz yorumladığı bir diğer şarkı da “Veda Busesi”…
“Hani o bırakıp giderken seni
Bu öksüz tavrını takmayacaktın?
Alnına koyarken veda buseni
Yüzüme bu türlü bakmayacaktın?
Hani ey gözyaşım akmayacaktın?”
Daha acısı çok taze olan Kasım dayımı hatırlıyorum bu şarkıda. O gittiğinde ben bu sefer gerçekten öksüz kaldım. O giderken son bir buse kondurdum alnına, aktı gözyaşım.
O kadar anlamlı ki bizim dönemin şarkıları. Sezen Aksu’nun o kıpır kıpır “Şinanay” şarkısında bile anı biriktirmişim. Antalya’da üniversitedeyken beyaz bir arabam vardı. Arkadaşlarımı gezdirir “Şinanay” dinlerdik. Barış Manço’nun “Gül Pembe”si, Orhan Gencebay’ın “Batsın bu Dünya”sı… Eskir mi bu eserler?
O dönemden aklımda kalan bir diğer şarkı da “Arabadan in arabaya bin” diye Ankara yöresine ait bir şarkı. Dayımların o dönem Sobacılar Çarşısı Merdiven Yokuşunda bir kuruyemiş dükkanı vardı. Bayrama birkaç gün kala Vacettin dayımla yardıma giderdik o dükkana. Komşu dükkandan her bayram arifesi bu şarkıyı duyardık. Sabahtan akşama kadar “Arabadan in arabaya bin”… Hey gidi günler… Film müzikleri bile başkaydı o dönem. Alyazmalım’ım müziğini hatırlamayan var mı? Hala insanın içini burkuyor dinleyince.
Sanat vardı bizim dönemimizde, gerçek sanatçılar. Çok emekleri vardı eserlerinde. Şimdi yoldayken arabada dinleyebileceğimiz şarkı yok. Hepsi birbirine benziyor. Duygu yok, ruh yok. İki gün sonra da unutuluyor bu yüzden. Birçoğunda örf ve adetlerimize uymayan sözler var, keza aynı şekilde klipler… Çocuklarımız bunları dinliyor. Eğelenip dans ediyorlar sadece bu şarkılarda ama bir şarkının ruhu olduğunu bilmiyor maalesef yeni nesil.
Tüylerimiz diken diken dinlediğimiz o şarkıları; Zeki Müren’i, Bülent Ersoy’u, Neşet Ertaş’ı Ahmet Kaya’yı, Selami Şahin’i, Barış Manço’yu, Cem Karaca’yı, Müzeyyen Senar’ı dinletmeliyiz aslında çocuklarımıza. Ne cevherler ne eserler ne sanatkarlar var ve vardı bizim ülkemizde.
“Yüksek bir insan topluluğu olan Türk Milleti’nin tarihi bir özelliği de güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir” diyor Atatürk.
Ülkemizin gurur kaynağı onlar. Uzun çabalar, çalışmalar ve bitmez tükenmez emekle yarattıkları eserleri yaşatmak bizim elimizde. Çocuklarımızın da gurur duyacağı birer miras onlar ülkemize. Bir milleti tutsak etmek isterseniz, müziğini çürütün” diyor Confucius. Bu eserler bizim özgürlüğümüz, ruhumuz, duygularımız… Bunları çocuklarımıza da sevdirmemiz bizim boynumuzun borcu.
Kalın sağlıcakla...

Sessizlerin Vicdanı – Ataya SaygıBazen bir hastane odasında sadece bir kalp değil, bir toplumun vicdanı da dinlenir.Geçe...
06/03/2026

Sessizlerin Vicdanı – Ataya Saygı

Bazen bir hastane odasında sadece bir kalp değil, bir toplumun vicdanı da dinlenir.

Geçen gün çok eski bir hastam geldi.
Eşi vefat etmiş.
Yalnız yaşıyor.
Evi dağınık, yüzü yorgun, bakımsız kalmış…

Oğlu getirdi.
“Bir zahmet” getirmiş gibi.

İlaçlarını düzenledim.
Ciddi uyarılarda bulundum.
Yalnız kalmaması gerektiğini söyledim.

Bir hafta sonra haber geldi.
Evinde yalnız ölü bulunmuş.

O an hekim olarak değil, bir evlat olarak içim sızladı.

Biz Türk toplumu ne ara böyle olduk?

Biz ki büyüklerin elini öperek büyüdük.
Biz ki “ana-baba duası”nı hayatın sigortası bildik.
Biz ki sofrada büyük oturmadan kaşığa uzanmazdık.

Yunus Emre yüzyıllar önce şöyle demişti:
“Sevelim, sevilelim; dünya kimseye kalmaz.”

Dünya gerçekten kimseye kalmıyor.
Ne gençlik kalıyor,
ne güç,
ne imkân.

Bugün bakım merkezlerine bırakılan anne-babalar,
dün çocukları için uykusuz kalan insanlardı.

Bugün sesi kısılmış o eller,
bir zamanlar evladının elinden düşmemişti.

Ben gençlere kızmak istemiyorum.
Ama hatırlatmak istiyorum:

Hayat çok hızlı geçiyor.
Bugün güçlü olan yarın zayıf olabilir.
Bugün ayakta olan yarın desteğe muhtaç olabilir.

Ve herkes bir gün yaşlanacak.

Ataya saygı bir gelenek değil sadece.
Bir erdemdir.
Bir karakter meselesidir.

Anne-babaya gösterilen merhamet,
insanın kendi geleceğine yaptığı yatırımdır.

Çünkü nasıl davranırsak,
öyle karşılık görürüz.

Bir gün kendi yalnızlığımızla yüzleştiğimizde
“Keşke” dememek için,
bugün “iyi ki” diyebilmek gerekir.

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî der ki:
“Merhamette güneş gibi ol.”

Belki de mesele tam olarak budur.
Güneş gibi olmak.

Isıtmak.
Aydınlatmak.
Sahip çıkmak.

Anne-babamıza,
dedelerimize,
ninelerimize…

Çünkü bir toplum büyüklerini yalnız bırakmaya başladığında,
aslında kendi geleceğini yalnız bırakmış olur.

Ben bugün bir hekimin odasında şunu gördüm:
En ağır hastalık yalnızlıktı.

Ve en güçlü ilaç,
evlat şefkatidir.

Sessizlerin vicdanı bugün şunu fısıldıyor:

Büyüklerimizi ihmal etmek modernlik değil,
köksüzlüktür.

Ve köksüz ağaçlar,
ilk fırtınada devrilir.
Vesselam…

06/03/2026

Ramazanda Kalp Sağlığınızı Destekleyecek Tavsiyeler...

Kaçıranlar ve yeniden izlemek isteyenler için tekrardan paylaşıyoruz.
Herkese iyi günler. 😊
We share it with you again for those who missed it and want to watch it again.
Have a good day. 😊
Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İşlem öncesinde hekiminizden detaylı görüş almanız önerilir.

www.yusufkalko.com
WhatsApp destek hattı:
0090 552 324 45 41
DAS YAŞAM MERKEZİ
YouTube:
https://bit.ly/3yBklA0

HAYIRLI HUZURLU CUMALAR!HAVE A NICE FRIDAY!www.yusufkalko.comWhatsApp destek hattı: 0 552 324 45 41DAS YAŞAM MERKEZİ    ...
06/03/2026

HAYIRLI HUZURLU CUMALAR!
HAVE A NICE FRIDAY!

www.yusufkalko.com
WhatsApp destek hattı: 0 552 324 45 41
DAS YAŞAM MERKEZİ


Sessizlerin Vicdanı – Vatan Söz KonusuysaBizim millet garip bir millettir.Gündelik hayatta tartışır…Fikir ayrılığı yaşar...
05/03/2026

Sessizlerin Vicdanı – Vatan Söz Konusuysa

Bizim millet garip bir millettir.
Gündelik hayatta tartışır…
Fikir ayrılığı yaşar…
Birbirini eleştirir…

Ama konu vatan olunca,
her şey susar.

Çünkü bu topraklar tartışılarak değil,
can verilerek kazanıldı.Çanakkale Savaşları
bir cephe değildi sadece…
Bir milletin karakterinin imzasıydı.

18 yaşında çocuklar,
annesi arkasından ağlarken dönüp bakmadan yürüdüler.

Çünkü biliyorlardı:
“Ben gitmezsem, bu toprak gider.”

Bugün gençlere bakınca bazen üzülüyoruz.
Ekranların içinde kaybolmuşlar gibi…
Daha bireysel, daha mesafeli, daha sorgulayıcı…

Ama şunu unutuyoruz:

Her nesil kendi sınavını kendi zamanında verir.

Çanakkale’nin gençleri siperde imtihan oldu.
Bugünün gençleri zihin savaşında imtihan oluyor.

Bir tarafları çok gürültülü…
Ama bir de sessiz çoğunluk var.

Çalışan…
Üreten…
Anne babasına saygı duyan…
Ülkesini seven ama bağırmayan…
Bayrağını kalbine koyup dolaşan…

Onlar ekranlarda görünmez.
Trend olmazlar.
Ama omurgaları vardır.

Vatan sevgisi sadece cephede ölmek değildir.
Vatan sevgisi;
ahlaklı yaşamak,
üretmek,
haksızlığa bulaşmamak,
emanete sahip çıkmaktır.

Sessizlerin evlatları hâlâ burada.
Ve hamdolsun çoğu iyi.

Belki slogan atmıyorlar.
Belki sosyal medyada bağırmıyorlar.
Ama gerektiğinde nerede duracaklarını bilirler.

Bu milletin mayasında o var.

Çünkü bizde vatan;
bir toprak parçası değil,
emanettir.

Ve emanet, sesle değil
vicdanla korunur.
Bu yazı inşallah gençlere örnek olur.
Çünkü yüksek sesler geçer.
Vicdan kalır.
Vesselam….

05/03/2026

A'dan Z'ye Kan Sulandırıcı Hakkında Bilmeniz Gerekenler ...
Kaçıranlar ve yeniden izlemek isteyenler için tekrardan paylaşıyoruz.
Herkese iyi günler. 😊
We share it with you again for those who missed it and want to watch it again.
Have a good day. 😊
Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İşlem öncesinde hekiminizden detaylı görüş almanız önerilir.

www.yusufkalko.com
WhatsApp destek hattı:
0090 552 324 45 41
DAS YAŞAM MERKEZİ
YouTube:
https://bit.ly/3yBklA0

Sessizlerin Vicdanı – Çocukların Gölgesinde SavaşSavaşın haritası olur.Sınırları olur.Stratejisi olur.Ama mezar taşların...
04/03/2026

Sessizlerin Vicdanı – Çocukların Gölgesinde Savaş

Savaşın haritası olur.
Sınırları olur.
Stratejisi olur.

Ama mezar taşlarının milliyeti olmaz.

Bir yerde bombalar düşerken
başka bir yerde bir anne çocuğunun saçını okşayamaz artık.
Bir baba, bir daha “korkma ben buradayım” diyemez.

Ve biz…
ekran başında sadece bakarız.

Bugün İran’da,
dün başka bir ülkede,
yarın belki başka bir coğrafyada…

Ölen hep aynı yüzdür:
Bir çocuğun yüzü.
Korkmuş ama anlamaya çalışan bir çift göz.

Savaşın kazananı yoktur.
Savaşın sessiz kaybedenleri vardır.

O çocukların hiçbir siyasi görüşü yoktu.
Hiçbir stratejik planın parçası değildi onlar.
Hiçbir haritada bir nokta değildi.

Onlar sadece yaşamak istiyordu.

Bir topun peşinden koşmak,
okula gitmek,
annesinin yaptığı yemeği beğenmemek,
babasıyla şakalaşmak istiyordu.

Dünya büyüdükçe vicdan küçülmemeli.
Ama sanki tam tersi oluyor.

Biz bağırmıyoruz.
Taraf olmuyoruz.
Kin tutmuyoruz.

Biz sadece şunu söylüyoruz:
Bir çocuğun ölümü, hiçbir gerekçeyle açıklanamaz.

Bir annenin gözyaşı, hiçbir ideolojinin parçası değildir.
Bir babanın suskunluğu, hiçbir bildirinin maddesi değildir.

Sessizlerin vicdanı şunu fısıldar:
“Adalet intikam değildir.”
“Güç merhametsiz olmamalıdır.”
“Zafer mezar taşları üzerinden yazılmamalıdır.”

Ülkemizde de dünyada da zor zamanlardan geçiyoruz.
Ama kalbimizi kaybedersek,
hiçbir şeyi kazanmış olmayız.

Belki elimizden savaşları durdurmak gelmez.
Ama kalbimizde insanlığı korumak gelir.

Bir gün,
bu dünyada çocukların adı sadece oyunla anılsın.
Sığınaklarla değil.

Bir gün,
anneler evlatlarını toprağa değil, okula uğurlasın.

Ve biz,
ekran başında değil,
gerçekten dua eden bir vicdanla yaşayalım.

Çünkü en büyük taraf,
insan olmaktır.
Vesselam……

04/03/2026

En Riskli Dakikalar: İftar Sonrası 30-60 Dakika Arası Aman Dikkat

Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İşlem öncesinde hekiminizden detaylı görüş almanız önerilir.

www.yusufkalko.com
WhatsApp destek hattı:
0090 552 324 45 41
DAS YAŞAM MERKEZİ
YouTube: https://bit.ly/3yBklA0
Youtube sayfanın adı :prof.dr.yusuf kalko

Sessizlerin VicdanıDünyanın sesi yükseldikçe, insanın iç sesi kısılıyor.Herkes konuşuyor…Herkes bağırıyor…Herkes bir tar...
03/03/2026

Sessizlerin Vicdanı

Dünyanın sesi yükseldikçe, insanın iç sesi kısılıyor.
Herkes konuşuyor…
Herkes bağırıyor…
Herkes bir taraf oluyor…

Ama kimse kalmıyor.

Ülkemiz zor bir dönemden geçiyor olabilir.
Dünya daha da zor bir dönemden geçiyor olabilir.
Ekonomi, savaşlar, afetler, göçler, teknoloji, yalnızlık…

Her şey hızlandı.
Fakat merhamet yavaşladı.

Bugün insanlar ikiye ayrılmak isteniyor:
Ya alkışlayacaksın,
Ya öfkeleneceksin.

Oysa hakikat bu kadar siyah beyaz değil.

Bir ülkede hem yanlışlar olabilir hem doğru işler yapılabilir.
Bir dünyada hem umut büyüyebilir hem adaletsizlik artabilir.
İnsan aklı karmaşıktır.
Toplum daha da karmaşıktır.

Sessiz çoğunluk var bu ülkede.
Çalışan…
Üreten…
Çocuğunu büyüten…
Anne babasına bakan…
Vergisini ödeyen…
Sabah namazında dua eden…
Akşam sofrada “Yeter ki huzur olsun” diyen…

Onlar ne ekranlarda.
Ne manşetlerde.
Ne tartışma programlarında.

Ama onlar bu memleketin omurgası.

Biz belki de taraf olmak yerine,
terazide durmayı öğrenmeliyiz.

Bir şeyi eleştirirken yakmadan,
Bir şeyi överken putlaştırmadan…

Adaletli olmak cesaret ister.
Çünkü kalabalıklar uçlara gider,
Vicdan ortada kalır.

Dünya değişiyor Üstad…
Yapay zekâ büyüyor, savaşlar sürüyor, değerler aşınıyor.
Ama hâlâ bir annenin duası dünyayı ayakta tutuyor.
Hâlâ bir babanın alın teri memleketi taşıyor.
Hâlâ bir gencin umudu geleceği kuruyor.

Bizim meselemiz kavga değil.
Bizim meselemiz köprü olmak.

Bu ülke ne tamamen karanlık,
Ne de tamamen kusursuz.

Ama bu ülke bizim.
Bu dünya bizim.

Ve en çok da
vicdanı olanların.

Sessiz çoğunluk belki bağırmıyor…
Ama dua ediyor.
Çalışıyor.
Sabrediyor.
Onarıyor.

Belki de geleceği kurtaracak olan
En çok bağıranlar değil,
En çok düşünenler olacak.

Ve biz şunu unutmayacağız:

Bir milletin gerçek gücü,
Gürültüsünde değil,
Vicdanında saklıdır.
Vesselam….

03/03/2026

Bugünden İtibaren…

Bugünden itibaren bir yazı dizisine başlıyorum.

Adını “Sessizlerin Vicdanı” koydum.

Çünkü bir süredir içimde büyüyen bir duygu var.
Ülkemde de dünyada da olup bitenleri izlerken, en çok kaygıyı taşıyanların en az konuştuğunu görüyorum.

Her yerde yüksek sesler var.
Keskin cümleler var.
Kesin hükümler var.

Ama ben başka bir kalp atışını duyuyorum.

Gece yatağa başını koyduğunda memleketini düşünen insanları…
Çocuğunun geleceği için endişelenenleri…
Bu toprağa zarar gelmesin diye içten içe dua edenleri…

Onlar bağırmıyor.
Onlar slogan atmıyor.
Ama seviyorlar.

Belki de en çok onlar seviyor.

Bu yazıları;
kavga etmek için değil,
kimseyi suçlamak için değil,
bir tarafı yüceltmek ya da bir tarafı yermek için hiç değil…

Vicdanlı bir yerden konuşabilmek için yazıyorum.

Her şeyi yanlış görmeden,
her şeyi doğru kabul etmeden…

Sadece adaletli kalmaya çalışarak.

Çünkü inanıyorum ki bu ülke;
sadece konuşanlarla değil,
sessizce sorumluluk taşıyanlarla ayakta duruyor.

Ben o sessiz kalplere kulak vermek istiyorum.

Belki bir cümlem birine iyi gelir.
Belki bir satır birinin içindeki yükü hafifletir.
Belki de sadece şunu hatırlatır:

Bu toprakları sevenler yalnız değil.

Bugünden itibaren,
gürültünün değil,
vicdanın tarafında olacağım
“Ben bağırmayacağım; ama vazgeçmeyeceğim.”

Bu yazı sadece bir yazı değil.

Bu bir çağrı.
Bir hatırlatma.
Bir vicdan yoklaması.

Eğer bu satırlarda kendinden bir parça bulduysan,
eğer okurken “Ben de böyle hissediyorum” dediysen,
bil ki yalnız değilsin.

Ama sessiz kalırsak,
sessizliğimiz yanlış anlaşılır.

Bu yüzden bu yazı daha çok kalbe değmeli.
Daha çok insana ulaşmalı.
Daha çok vicdana dokunmalı.

Çünkü gürültü zaten kendi yolunu buluyor.
Vicdan ise paylaşılmadıkça görünmez kalıyor.

Bir cümle bazen bir insanı uyandırır.
Bir paylaşım bazen bir kalbi yumuşatır.
Bir yorum bazen bir yalnızlığı bitirir.

Ben bağırmıyorum.
Ama susarak da geçmek istemiyorum.

Eğer sen de bu ülkeyi seviyorsan,
eğer sen de geleceğe dair kaygı taşıyorsan,
eğer sen de daha adaletli, daha merhametli bir dil istiyorsan…

Bu sesi büyüt.

Çünkü bu yazı benim değil,
vicdanı olan herkesin yazısı.

Ve unutma:

Vicdan ne kadar çoğalırsa, umut o kadar güçlenir. 🌿

Prof.Dr. Yusuf KALKO Facebook Sayfası

03/03/2026

Tansiyona Bağlı Beyin Kanamaları Tehdit Saçıyor!
Kaçıranlar ve yeniden izlemek isteyenler için tekrardan paylaşıyoruz.
Herkese iyi günler. 😊
We share it with you again for those who missed it and want to watch it again.
Have a good day. 😊
Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İşlem öncesinde hekiminizden detaylı görüş almanız önerilir.

www.yusufkalko.com
WhatsApp destek hattı:
0090 552 324 45 41
DAS YAŞAM MERKEZİ
YouTube:
https://bit.ly/3yBklA0

02/03/2026

Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İşlem öncesinde hekiminizden detaylı görüş almanız önerilir.

www.yusufkalko.com
WhatsApp destek hattı:
0090 552 324 45 41
DAS YAŞAM MERKEZİ
YouTube: https://bit.ly/3yBklA0
Youtube sayfanın adı :prof.dr.yusuf kalko

Address

Brand İstanbul Park Büyükşehir Mahallesi Beylikdüzü Caddesi B Blok Kat : 7 D:53 Beylikdüzü/İstanbul, , WhatsApp +905523244543
Beylikdüzü
34520

Opening Hours

Monday 08:00 - 18:00
Tuesday 08:00 - 18:00
Wednesday 08:00 - 18:00
Thursday 08:00 - 18:00
Friday 08:00 - 18:00
Saturday 08:00 - 18:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Prof. Dr. Yusuf KALKO posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Prof. Dr. Yusuf KALKO:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category