Kibele Wellness

Kibele Wellness Reiki, tarihi binlerce sene öncesine dayanan ve kaynağı Tibet olduğu sanılan bir
enerji dengeleme tekniğidir.

05/06/2025

“Kendini tanımak bilgeliğin başlangıcıdır. Evrenin sırrı kendini tanımada yatar.
Bu kendiniz dışında, hiç kimsenin size veremeyeceği bir eğitimdir ve güzelliği de buradadır.
Kesintisiz bir dikkat ve sürekli sorgulayan bir zihin gerektirir. Gözlemleyerek, mücadele ederek, mutlu olarak ve hüzünlenerek öğrenmek zorundayız.”
- Jiddu Krishnamurti

“Bir insanın ulaşabileceği en yüksek düzey, kendi inanç ve düşüncelerinin bilincine varmak, kendi kendini tanımaktır.”
- Johann Wolfgang von Goethe

İnsanlar genellikle dış dünyaya o kadar odaklanırlar ki, kendi iç dünyalarını keşfetmeye zaman ayırmazlar.

Kendini tanımak demek:
• Değerlerini bilmek: Hayatta gerçekten neye önem veriyorsun? Neler senin için vazgeçilmez?

• Güçlü ve zayıf yönlerini anlamak: Nelerde iyisin? Nelerde gelişmen gerekiyor? Hangi alanlarda yardıma ihtiyacın var?

• Duygularını tanımak ve yönetmek: Neden belirli durumlarda belirli duygular hissediyorsun? Bu duygularla nasıl başa çıkabilirsin?

• İhtiyaçlarını ve arzularını fark etmek: Gerçekten ne seni mutlu eder? Ne seni tatmin eder? Başkalarının beklentileri mi, kendi arzuların mı?

• Tetikleyicilerini bilmek: Neler seni sinirlendirir, üzer, korkutur?
Bu içsel keşif yapılmadığında, kişi bir nevi “otomatik pilotta“ yaşar.

Çocukluktan itibaren ailemiz, okulumuz, arkadaşlarımız, medya ve toplum bize “nasıl olmamız gerektiğini“ veya „ne yapmamız gerektiğini“ empoze eder. İnsanlar sıklıkla bu dış beklentilere uyum sağlamaya çalışırken kendi özgün benliklerini bastırırlar. Kendileriyle tanışmamış olmak, tam da bu noktada, başkalarının istediği kişi olmaya çalışmakla sonuçlanır.

Kendini tanımayan bir insan, genellikle hayatta bir amaç veya yön bulmakta zorlanır. Nereye gittiğini, ne istediğini bilmez çünkü neye değer verdiğini ve kim olduğunu tam olarak anlamamıştır. Bu durum, sürekli bir arayış, tatminsizlik ve mutsuzluk hissine yol açabilir. Başkalarının izinden gitmek veya popüler olanı yapmak, kişiyi kendi yolundan saptırır.

Kendini tanımayan insanlar, genellikle ilişkilerinde de sorunlar yaşarlar. Kendi ihtiyaçlarını ve sınırlarını bilmedikleri için, başkalarının ihtiyaçlarına göre şekillenirler veya kendilerine uygun olmayan ilişkiler içinde kalırlar. Özgüven eksikliği ve özdeğer bilincinin olmaması da bu tür ilişkileri tetikler.

Kişi, sürekli bir boşluk veya huzursuzluk hissedebilir çünkü otantik bir yaşam sürmemektedir. Kendiyle uyumlu olmayan bir hayat yaşamak, içsel bir çatışmaya ve nihayetinde mutsuzluğa yol açar. Esas mutluluk, içsel tatminden gelir ve bu da ancak kendini bilmekle mümkündür.

Kendini tanımayan kişi, genellikle hayatın getirdiklerine pasif bir şekilde boyun eğer. Kendi kararlarını almaktan, kendi yolunu çizmekten çekinir. Bu da kişinin potansiyelini gerçekleştirmesini engeller ve hayatta pasif bir rol oynamasına neden olur.

Kendini tanımak sadece bir felsefi arayış değil, aynı zamanda daha anlamlı ve tatmin edici bir yaşam sürmenin anahtarıdır. Bu tanışma gerçekleştiğinde, kişi hayatına daha bilinçli yön verebilir ve gerçek potansiyelini ortaya çıkarabilir.

23/05/2025

Eğer birbirinizin hayatındaki süre dolduysa küçücük bir şehirde bile karşılaşamazsınız.

Her şey enerjidir. İnsanlar, düşünceler, duygular ve ilişkiler… Hepsi belli bir frekansta titreşir. Ve biz, frekansımızın uyumlandığı insanları hayatımıza çekeriz. Ancak her ruh, kendi yolculuğunu yaşar. Geliştikçe, değiştikçe, frekansımız da değişir. Ve bazen, birlikte yürüdüğümüz insanlarla artık aynı titreşimde olmadığımızı fark ederiz.

Eğer iki insanın enerjileri artık birbirine uymazsa, çekim yasası devreye girer ve onları doğal bir şekilde ayırır. Bu bir ceza değil, bir evrensel dengedir. Hayat, frekansının artık hizalanmadığı hiçbir şeyi tutmaz. Zorla bir arada kalmaya çalışmak, iki farklı dalga boyunu zorla birleştirmeye çalışmak gibidir—sadece uyumsuzluk yaratır ve yorar.

Bazen en büyük sevgi, bir şeyin gitmesine izin vermektir. Bazen en büyük bilgelik, artık seni beslemeyen bir bağın doğal akışına güvenmektir. Eğer bir ilişki sona eriyorsa, belki de her iki ruh da farklı dersler için farklı yollar çağrılıyordur. Evrende hiçbir şey kaybolmaz—yalnızca dönüşür. Ve bir kapı kapanıyorsa, bu sadece enerjinin seni daha uyumlu bir kapıya yönlendirmesidir.

Bırak olsun, bırak gitsin, bırak dönüşsün. Sen ruhunu yükseltmeye devam et.

17/05/2025

Şükür, evrene (ya da Yaratıcı’ya, Kaynağa, İlahi düzene) “Ben hazırım, yetiyorum ve değerini biliyorum” mesajını göndermektir. Enerji yasalarına göre, benzer enerjiler birbirini çeker. Minnettarlık yüksek frekansta bir duygudur, sevgi, huzur ve bollukla aynı titreşimdedir.
Bu frekansta titreştiğinde, yaşam da sana aynı frekansta deneyimler göndermeye başlar.
Yani şükür aslında bir çağrıdır, “Bunları layıkıyla aldım, şimdi daha fazlasına açığım.”

Nörobilim ve psikoloji alanlarında yapılan araştırmalar, düzenli olarak şükreden kişilerin beyinlerinde olumlu nörotransmitterlerin (dopamin, serotonin) arttığını gösteriyor. Beyin, tekrar eden düşünceleri “öncelikli veri” olarak kaydeder. Eğer sürekli minnet duyuyorsan, beynin algı filtresi olumlu olanı seçmeye ve fark etmeye başlar. Bu da hem ruh hâlini hem de davranışlarını değiştirir.
Minnettarlık pratiği aynı zamanda stres hormonlarını düşürür, bağışıklık sistemini güçlendirir ve ilişkileri geliştirir. Bu içsel dönüşüm, dışsal gerçekliği de etkiler. Çünkü nasıl hissedersen, öyle yaşarsın.

Şükretmek, enerjiyi arındırır, algıyı berraklaştırır, zihni yeniden biçimlendirir. Böylece hem içsel olarak daha güçlü olursun, hem de hayatın sana daha fazlasını sunmak için akmaya başlar.

Şükretmek, sahip olduklarını çoğaltmanın en hızlı yoludur. Sahip olduklarına şükretmeyi öğrenirsen, daha fazlası kendiliğinden gelir.

17/05/2025

Bilinçaltının nasıl çalıştığını anlarsan, hayatını istediğin yönde şekillendirebilirsin.

Bilinçaltı, davranışlarımızı, duygularımızı ve alışkanlıklarımızı yönlendiren görünmez bir güçtür. Farkında olmadan hayatımızı şekillendirir. Onu doğru kullanırsak, yaşamımızı dönüştürebiliriz.

1. Bilinçaltı gerçek ile hayali ayırt edemez. Ona ne söylerseniz, onu gerçek olarak kabul eder.
• Olumlu cümleler kur! “Ben başarısızım” yerine “Başarıyı hak ediyorum” de.

2. Bilinçaltı tekrarı sever. Sürekli yaptığımız şeyler, otomatik hale gelir.
• Pozitif alışkanlıklar oluştur! Her gün küçük ama düzenli adımlar at.

3. Bilinçaltı, kelimelerden çok görsellerle çalışır. Hayal ettiğin şeyleri daha hızlı gerçekleştirirsin.
• İstediğin hayatı gözünde canlandır! Kendini o başarıyı yaşarken hayal et.

4. Bilinçaltı, yoğun duygulara daha güçlü tepki verir.
• Olumlamaları sadece söyleme, hisset! Mutluluğu, huzuru, başarıyı gerçekten yaşadığını hisset.

5. Bilinçaltı “değil”, “yok” ve olumsuzluk eklerinden anlamaz. “Hata yapmamalıyım”, dediğinde, sadece hataya odaklanır.
Cümlelerini olumlu kur.
• “Hata yapmamalıyım” yerine “Doğru kararlar alıyorum” de.
Hasta olmak istemiyorum.” yerine “Sağlıklıyım ve güçlüyüm.” de.

6. Bilinçaltı şu anı yaşar. Onun için geçmiş ve gelecek şu anda yaşanıyor.
• Hedeflerini sanki şu anda gerçekleşiyormuş gibi söyle:
“Ben zaten başarılı bir insanım.”
“Bolluk ve bereket içindeyim.”

7. Bilinçaltın, çocukluktan beri taşıdığın inançlara göre hareket eder. Bu yüzden bazen ilerleyemediğimizi hissederiz.
• Kendi inançlarını sorgula. “Para kazanmak zor” yerine “Bolluk içinde yaşamak benim hakkım” gibi inançlar geliştir.

8. Bilinçaltı, sürekli aldığı mesajlara göre programlanır. Bu yüzden tekrarlanan sözler, zihninde güçlü bir etki bırakır.
• Kendine olumlu telkinler ver!
“Ben değerliyim, hayatım güzelleşiyor.” gibi cümleleri her gün tekrarla.

✨ “Siz bilinçaltınızı bilince dönüştürene kadar, o sizin hayatınızı yönlendirecek ve siz ona kader diyeceksiniz.”
- Carl Gustav Jung

07/05/2025

Gerçekte her ayrılık, değişimin bir parçasıdır.
Hayatından çıkan her insan, her durum veya her alışkanlık bir zamanlar senin enerjinle uyumluydu. Fakat sen değiştikçe, eski uyum da bozulur ve bu uyumsuzluk ayrılığı beraberinde getirir.
Oluşan bu boşluk, ilk başta can sıkıcı görünse de aslında bir fırsattır. Çünkü evren, bu boşlukları senin yaydığın enerjiye göre şekillendirir.
Eğer kalbin sevgi, neşe ve bolluk frekansında titreşiyorsa, bu titreşimlere uygun deneyimleri, insanları ve fırsatları hayatına çekersin.
Bu yüzden, geçmişe takılıp gitmek yerine, enerjini arzu ettiğin geleceğe odaklamalısın. Hayatında görmek istediğin sevginin, başarının, huzurun enerjisini yaymalısın.
Unutma, evren bir aynadır, ona ne yansıtırsan, o da sana onu geri gönderir.

Hayatından çıkanlara minnet duy çünkü onlar, seni yeniye ve daha iyiye hazırlayan birer basamaklardı. Ve oluşan boşluklara güven çünkü evren, onları senin için en güzel olasılıklarla doldurmaya hazır.

Sen yalnızca kalbinden geçen en güzel şeylerin enerjisini yaymaya devam et. Zamanla her şey, seninle daha uyumlu bir hale gelecektir…

✨ Gerçekte, bitişler bir son değil, yeni bir potansiyelin başlangıcıdır. Çünkü oluşan boşluklar, her zaman senin titreşimine uygun, daha iyi olasılıklarla doldurulur. Bu nedenle, hayatında neyi var etmek istiyorsan, o şeyin enerjisini yaymaya odaklan.

04/05/2025

🔸 “Karma, ceza değil aynadır.”
Karma, sana neyi hak ettiğini değil, neyi fark etmen gerektiğini gösterir.
Yani evren intikam almaz; seni uyandırır. Her olayda kendini gözlemle.

🔸 “Her tepki, yeni bir karma yaratır.”
Sana yapılanı değil, senin nasıl cevap verdiğini kaydeder.
Sakinlik, karmayı tüketir. Öfke, karmayı çoğaltır.

🔸 “Kaçtığın ders, başka bir yüzle karşına çıkar.”
Karma düz bir yol değildir; bir döngüdür.
Sen fark edene kadar aynı sorular başka kişilerle gelir.
Fark ettiğinde zincir kırılır.

🔸 “Karma, sadece geçmişin değil; şu anın da eseridir.”
Ne düşündüğün, ne söylediğin, ne hissettiğin…
Hepsi yeni bir tohumdur.
Bu an, geçmişi dönüştürmek için bir fırsattır.

🔸 “Karma seni sınamaz, sadece yönlendirir.”
Hayat, ‘neden ben?’ diye sorman için değil, ‘şimdi ne yapmalıyım?’ diye sorman için var.
Karma, yolunu gösteren bir öğretmendir, yargıç değil.

Kaçtığın ders, başka bir yüzle karşına çıkar.
Yaşam bir spiraldir, döngüsel ilerler.
Sen fark edene kadar aynı sorunlar, farklı kişilerle yeniden yaşanır.
Fark ettiğinde bu döngü sona erer.
Amaç, enerjiyi arındırarak hafiflemektir.

02/05/2025

Sessizleş ki içinde saklı olan konuşsun.
Sessizleşmek; içsel mücadeleyi bırakmak, teslimiyetle genişlemektir. Sen geri çekildiğinde, İlahi olan ön plana çıkar ve senin için çalışmaya başlar.

Sessizleşmek; yenilgi değil, derin bir farkındalıktır. Artık hayatla savaşmaktan vazgeçtiğinde, gerçek yaşam başlar.

Teslimiyet, pasiflik değil; İlahi olana güvenmenin en cesur hâlidir. Geri çekildiğin an, İlahi olanın sahneye çıktığı andır. Kalbinin derinliklerinden yükselen o ince huzur, sana artık yalnız olmadığını fısıldar.

Sen zihnin gürültüsünü dinlemeyi bıraktığında, evren senin için harekete geçer. Gözle göremediğin bir akış, seni olması gereken yere götürmeye başlar.

14/01/2022
Kupa Tedavisi (Cupping) Nedir?Son yıllarda bilimin gelişmesiyle birlikte adeta çağ atlayan modern tıp, her geçen gün far...
19/11/2021

Kupa Tedavisi (Cupping) Nedir?
Son yıllarda bilimin gelişmesiyle birlikte adeta çağ atlayan modern tıp, her geçen gün farklı bir tedavi tekniğiyle sağlık standartlarını bambaşka bir boyuta taşıyor. Ancak modern tıbbın sağladığı bilimsel tekniklerin yanı sıra, yüzyıllardır süregelen deneme-yanılma yöntemleriyle faydası kanıtlanmış olan geleneksel tıp da, koruyucu etkisini sürdürmeye devam ediyor. Günümüzde geçmiş yıllardaki itibarını tekrar kazanan geleneksel tıp yöntemlerinden biri de tarihi binlerce yıl öncesine dayanan kupa çekme tedavisi.

Binlerce Yıllık Şifa Tekniği: Kupa Çekme
Kupa tedavisinin yaklaşık 5 bin yıl önceki eski Mısır döneminden beri kullanılan bir teknik olduğu biliniyor. Ağrılı bölgelerin tedavisinde benzersiz bir başarı sağlayan bu yöntemin, Babiller ve Çinliler tarafından kullanılmasının yanı sıra İslamiyet döneminde Arap yarım adasında da sıklıkla tercih edildiği belirtiliyor. Peki binlerce yıldır insanlık tarihinin her döneminde şifa dağıtmaya devam eden kupa tedavisi tam olarak nedir? Halk arasında bardak çekme olarak da adlandırılan bu metot, farklı büyüklükteki kupaların deride bir vakum etkisi oluşturarak bölgedeki kan akımını yüksek düzeye çıkarması esasına dayanır. Böylece dokulardaki oksijen ve kan miktarı artırılırken toksinler ve karbondioksitin lenf yoluyla atılımı hızlandırılır.

Ateşli ve Vakumlu Kupa Tedavileri
Kupa çekme tedavisinin ateşli ve vakumlu olmak üzere iki çeşidi bulunur. Ateşli kupa tedavisinde küçük kupaların içine hızlıca ateş tutulur ve geri çekilir. Alev vasıtasıyla havası boşalan kupa, hızlıca vücudun belli bölgelerine ters vaziyette kapatılır. Böylece vücuttaki kanın, hava basıncının azaldığı bölgeye hücum etmesi sağlanır. İkinci çeşit ise, vakumlu kupa tedavisidir. Bu tedavi çeşidinde ise ateşe gerek kalmadan bardağın içindeki hava vakum eşliğinde boşaltılır ve kılcal damarlardaki kan akışı hedeflenen bölgeye toplanır. Her iki yöntemin de hedefi derialtı dokusundaki mikrosirkülasyonu sağlamak ve böylece dolaşımın daha düzenli hale gelmesine yardımcı olmaktır. Kupa tedavisi; vücuttaki sinir sistemi, iç organlar ile ilgili problemler ve kas-iskelet sistemi problemlerinde oldukça etkin bir başarı yakalamaktadır. Omurilik ağrılarıyla mücadelede büyük fayda sağlamasının yanı sıra kronik yorgunluk ve halsizliğe karşı da tedavi sağlar. Egzama, akne ve sedef gibi cilt hastalıklarının tedavisinde; reflü ve hazımsızlık gibi sindirim sistemi problemlerinde; migren, sinüzit ve hipertansiyon ile mücadelede; depresyon, anksiyete ve uyku bozuklukları problemlerinin tedavisinde kupa çekme tekniği sıklıkla tercih edilen bir yöntemdir.

Detoks Etkisi Sağlayarak Vücudu Toksinlerden Arındırır
Günlük hayatımızda yoğun bir koşuşturmacanın içindeyken şehir karmaşasının kaçınılmaz etkileri sonucunda vücudumuz birçok olumsuz etkene maruz kalır. Hava ve su kirliliği, GDO’lu yiyecekler ve kontrolsüz ilaçlar, vücudumuz için oldukça sağlıksız sonuçları beraberinde getirir. Tam da bu noktada, vücudumuzun etkili bir arınmaya ihtiyaç duyduğu anda, geleneksel tıbbın nimeti sayılan kupa tedavisi benzersiz bir detoks etkisi oluşturur. Bağışıklık sistemini güçlendirirken, alkol ve sigara kullanan kişilerde de toksinlerden arınma sağlar. Kupa çekme kış aylarında yakamızı bırakmayan soğuk algınlığı problemiyle birlikte vücutta oluşan kırgınlık hissi ve baş ağrılarına karşı etkili bir tedavi yöntemidir. Regl döneminde oluşan ağrıların giderilmesinde, omuz ve sırt ağrılarıyla mücadelede, vücuttaki kireçlenme sonucunda ortaya çıkan ağrılarla baş etme konusunda da kupa tedavisinden yararlanılır. Kan ve dokulardaki toksinleri atan kupa tedavisi, ödemleri çözerek beyin fonksiyonlarını canlandırır. Son yıllarda Batı dünyası başta olmak üzere birçok coğrafyada hak ettiği itibarı yeniden kazanan sırtta bardak çekme tekniği, geleneksel tıbbın günümüze ulaştırdığı en önemli metotlardan biridir. Bu kadim tedavi şekli sayesinde kişi, birden fazla rahatsızlığına doğal yollardan çözüm bulabilir.

Kupa Tedavisinin Sağlığı Geliştirici 7 Etkisi
Olimpiyat atletlerinde, belki de spor salonunda veya yüzme havuzunda sırtlarında ve omuzlarında kırmızı daireler olan insanlar gördünüz. İnsanların kronik kas ağrısını hafifletmek için kupa tedavisi talep etmesi daha yaygın hale gelmeye başlıyor. Fakat kupa tedavisinin diğer birçok şikayeti tedavi etmek için kullanılabileceğini biliyor muydunuz?

1-Kupa tedavisi dolaşımı artırır
Bardaklardan gelen emiş, bardakların yerleştirildiği bölgeye dolaşımı artırır. Bu bölgeye ilave kan akışı, kas gerginliğini hafifletmeye ve hücre onarımını desteklemeye yardımcı olur. Kupa tedavisi ile dolaşımın artırılması dolaşım bozukluğuna bağlı selülit görünümünü azaltmaya yardımcı olur.

2-Kupa tedavisi, dokuları toksin atmaya teşvik eder
Vücudumuzda kanınızdan toksinleri temizleyen,detox organlarınız var. Ancak metropol yaşam tarzı (stress,hava kirliliği,düzensiz beslenme,uyku düzensizliği) vücudunuza toksin yükler.Kupa tedavisi vücudunuza bu toksinleri serbest bırakmada bir destek sağlar. Kan akışı, biriken toksinleri lenfatik sistemden atarak vücudunuza yardımcı olur. (Lenfatik sisteminiz, vücudunuzun toksinlerini ve atığını ortadan kaldırmaktan sorumludur.)

3-Kupa tedavisi kaygıyı azaltır
Terapistiniz bardakları cildinizle temas ettiğinde, parasempatik sinir sisteminin devreye girer. Bu, tüm vücudumuzda hareket etmek için derin rahatlamayı uyarır.(Parasempatik sinir sisteminiz kalp atış hızınızı yavaşlamaktan, sindirime yardımcı olmaktan ve bağırsak ve bez aktivitesini arttırmaktan sorumludur.)

4-Kupa tedavisi, çatlakları ve yara izlerini azaltabilir
Artan kan akışı, vücudunuzun toksinleri atmasını sağlar, lenfatik dolaşımı geri kazandırır ve yara izinin görünümünü azaltmaya yardımcı olan ödemin (fazla sıvı) atılmasına yardımcı olur. Çalışmalar, bardakların uygulandığı bölgeden uzak bölgelerde bile kupa uygulamasının çatlak ve yara izleri üzerindeki olumlu etkilerini göstermiştir.

5-Kupa tedavisi, varisli damarları iyileştirmede etkilidir
Varisli damarlar, cildinizin hemen altında, genellikle bacaklarda ve ayaklarda şişlik, mavimsi damarlar gibi görünür. Damar içindeki kapakçıklar düzgün çalışmadığında meydana gelirler — kapakçıklar kanı etkili bir şekilde kaslardan kalbe geri itmez, bu nedenle kan konjestasyonu ve damarlar kıvrılıp şişer. Kupa tedavisi sorunlu bölgelere taze kan akışı ve oksijeni geri getirerek yardımcı olur. Tedavi sonra varisli damarlarınızın daha hafif göründüğünü fark edeceksiniz, ancak kalıcı sonuçlar için bir dizi kupa seansı gerekecektir.

6-Kupa tedavisi astım tedavisinde rol oynar
Soğuk algınlığı, bronşit ve hatta astımın neden olduğu tıkanıklık (akciğerlerinde sıvı veya balgam birikmesi) kupa tedavisiyle tedavi edilebilir. Kupalardan gelen emişle tıkanıklığı giderir. Akciğerlerinize ve diğer solunum kaslarınıza oksijen açısından zengin kan ve lenf getirir. Bardaklar genellikle sırtınıza yerleştirilir, ancak göğsünüze de yerleştirilebilir. Terapistiniz kapları yerinde bırakabilir veya lenf sıvısının hareketini kolaylaştırmak için bardakları yavaşça yukarı doğru hareket ettirebilir. Kupa tedavisi sinüslerinizi engellemenize yardımcı olmak için de kullanılabilir.

7-Kupa tedavisi kolon tıkanıklıklarını temizleyebilir ve sindirime yardımcı olabilir
Kupa tedavisi, sindirim sistemine kan akışını artıran parasempatik sinir sistemini çalıştırmaya yardımcı olur. Karın üzerinde yapılan kupa tedavisi, sindirim organlarımızın iç kısımlarını da uyarır. Peristalsise (yiyecekleri sindirim sisteminize iten kasılmalar) yardımcı olur, kolon tıkanıklıklarını gidermeye yardımcı olur, kan ve vücut sıvısının organlarımızın hareket etmesini teşvik eder ve hazımsızlığı gidermeye yardımcı olur.

Dr. Münire Muhan

Ruhuna Akanın Dünyası KolaylaşırHer biriniz hayatınızı güzelleştirmek, iyileştirmek tatlandırmak ve lezzetlendirmek isti...
11/11/2021

Ruhuna Akanın Dünyası Kolaylaşır

Her biriniz hayatınızı güzelleştirmek, iyileştirmek tatlandırmak ve lezzetlendirmek istiyorsunuz. Gerek para, madde ile ilgili konularda olsun gerek sosyal ilişkilerde olsun hayatınızın çeşitli alanlarında şifalandırmak istediğiniz konular var. Fakat maddeye, dünyaya odaklanıp sadece o alanın içerisindeki bir şeyi çözmek istediğinizde çoğu zaman bunları çözemediğinizi hatta ilerlemeyi bırakın gerileme hallerini gördünüz. Ya da sadece o fiziki gibi görünen konuyu bedensel ve dünyasal bir konu zannederek, asıl sebebin kökenini görmezden gelerek iyileştirmeye çalıştınız. Bu iyileştirme çabalarıyla da durum katlana katlana artmaya devam etti.
Sadece şunu ödeyelim de bitsin, bu konuyu çözelim de hallolsun, şuradan ayrılalım, bu kişiyle evlenelim…
Emin olun ki hayat sadece bunlardan ibaret değil. Çünkü her birimiz ruhsal ve maddesel iki tane sistemin birleşmiş bir bütünüyüz ve ikisi birbirini dengeliyor. Maddedeki konuları iyileştirdikçe ruhsal tarafınızı iyileştiriyorsunuz. Ruhsal tarafınıza özendikçe oranın işlerini kolaylaştırıp, orayla güzel bağlar kurarak içinizi güzelleştirdikçe de madde hayatıyla, dünyayla ve tüm maddesel sistemle aranızı iyileştiriyorsunuz.
Varlığın, ruhun sana diyor ki; “Sen eğer benim işlerimi kolaylaştırırsan, bana akarsan, ben de senin maddedeki, dünyadaki işlerine akarım”. Eğer ruhumuzun işlerini kolaylaştırırsak ruhumuza akarsak hayat aynasında bize, bedende ve maddede güzellikler sunuluyor.
Bir taraftan maneviyat bir taraftan anlayış olarak yaradanla işbirliğini geliştirmek durumundayız ki diğer tarafta maddeyle, dünyayla olan ilişkimiz iyi olsun. Tabii asıl amaç bu değil. Fakat ruhuna akanın aslında yaratım gücü, dilekleri, istekleri bunlarla ilgili farkındalıkları hızlanmaya başlıyor. Hayatı, olayları daha iyi okuyup, neye ‘ol’ diyeceğini, nerede susacağını bilmeye başlıyor.
Herbiriniz nerede susacağınızı, nerede konuşacağınızı ve konuşurken de hangi kelimeler, hangi alanlarla ilgili bir bilgi sarf edeceğinizi fark ettikçe, her şey çok daha güzel ve zenginlik dolu olacak. Sistem bizden şuurlanma, farkındalık bekliyor.
Eğer babanla barışacaksan annenle, annenle barışacaksan babanla aranı iyileştireceksin. Eğer ruhunla ilgili yaşadığın zorluklar, problemler varsa, maddeyle, hayatla, kadınla, bedenle, dişiyle aranı iyileştireceksin. Ya da maddesel dünyayla, ekonominle, bedeninle, sağlığınla ilgili problemlerin varsa maneviyatla, ruhla, babayla, eril prensiple konularını çözüp iyileştireceksin.
Varlığın, ruhun sana diyor ki; “Sen eğer benim işlerimi kolaylaştırırsan, bana akarsan, ben de senin maddedeki, dünyadaki işlerine akarım”. Eğer ruhumuzun işlerini kolaylaştırırsak ruhumuza akarsak hayat aynasında bize, bedende ve maddede güzellikler sunuluyor.
Bir taraftan maneviyat bir taraftan anlayış olarak yaradanla işbirliğini geliştirmek durumundayız ki diğer tarafta maddeyle, dünyayla olan ilişkimiz iyi olsun. Tabii asıl amaç bu değil. Fakat ruhuna akanın aslında yaratım gücü, dilekleri, istekleri bunlarla ilgili farkındalıkları hızlanmaya başlıyor. Hayatı, olayları daha iyi okuyup, neye ‘ol’ diyeceğini, nerede susacağını bilmeye başlıyor.
Herbiriniz nerede susacağınızı, nerede konuşacağınızı ve konuşurken de hangi kelimeler, hangi alanlarla ilgili bir bilgi sarf edeceğinizi fark ettikçe, her şey çok daha güzel ve zenginlik dolu olacak. Sistem bizden şuurlanma, farkındalık bekliyor

Manevi sistemde tavsiye edilen bir çok yol ve yöntem var. Bu sistemlerin hepsi ahlakımızı güzelleştirebilmek için, nefsimizi bilebilmek için yapılan çeşitli ibadetler… Amaç burada nefsini bilebilmek, nefsini yöneterek Müslü-iman bir hale getirebilmektir. Bu dünyada egonuza, nefsinize ihtiyacınız var çünkü onların varlığıyla alanınızı belirleyeceksiniz. Fakat bu alanın sınırını aşmak da içine başka bir şey almak da kul hakkı demektir ve kul hakkı en büyük günahtır.
Herhangi bir yerde yaşadığımız rahatsızlıklar ruh ve madde dengesini bozduğumuz yerlerdir. Her birimiz bunları iyileştirmek, daha güzelleştirebilmek için buradayız. Bu her zaman dik duracağız hiç düşmeyeceğiz demek değil, fakat böyle bir durum olduğunda da bir mesajı olduğunu hatırlayacağız. Hiçbir şey sebepsiz değil. Bir şeyde direttiğin zaman boynun tutulmasıyla konuşur sistem seninle, farkedip, anlarsan sana anlatılanı yumuşayabilirsin.
Aslolan muhabbettir hayatla…
Sen bu muhabbeti nasıl kuruyorsun? O’nunla selamlaşmayı nasıl yapıyorsun? Yolda yürürken bir ağaç gördün, onu selamlayabiliyor musun? Bir kuşun güzel bir ötüşüyle coşabiliyor musun? Başına gelen bir olayda, bir dostunun anlattığında, ya da bir rüyanın içinde coşabiliyor musun?
Kendi merkezinden seyrettiğin daima sensin, yani senden öte bir şey yok. Her birimiz kendimizi hayatının merkezine ne kadar koyabiliyorsak aslında o merkezde, merkezle buluşuyoruz. Merkez her birimizin tam da yüreğinin olduğu, ayağının bastığı yerdir. Ne kadar burada olabiliyorsak o kadar merkezdeyiz, ne kadar merkezimizde isek o kadar dengedeyiz. Dengede olduğunuzda ruhun ve maddenin ikisinin de bolluk ve bereket içinde size aktığı yerde olursunuz. Fakat geçmişin içinde kaybolursanız, geçmişte size yüklenen çeşitli inanç kalıplarının, sizi yönetecek ve güdecek çeşitli anlaşmaları tekrar tekrar onaylayarak hayatınıza devam ederseniz, gelecek ile ilgili beklenti ve endişelerle kendinizi üzmeyi sürdürürsünüz. Çeşitli kaygılarla enerjinizi düşürüp auranızı zedeleyerek enerji alanlarınızı küçültürseniz işte o zaman bu cennet gibi hayat sizin için belki de cehenneme dönüşür. Cenneti de cehennemi de var eden insanın kendi seçimleridir.
Siz ona kulak verdiğinizde an be an hayat sizi besler, büyütür, geliştirir ve korur. Tembellik yaparsanız, ötelerseniz, ertelerseniz, sonra yaparız derseniz, bakarız derseniz baka kalırsınız. Öyleyse her birimiz öncelikle ruhumuzla, ruhsallıkla barışalım.
Bir kısmınız ruhtan, maneviyattan korkutuldunuz. Oysa ki beden ne ise ruhsallık da odur. Yani fizik alem ile fizikötesi alem birbirinden ayrı değildir. Aşağısı, yukarıya benzer. Manevi hayattan korkanlarınız, rüyalarından, beden ötesi titreşimlerden çekinenleriniz bu korkuları bırakın. Bunlar sizin nefsaniyetinizin ve geçmiş korku kalıplarınızın tuzaklarıydı. Artık bu tuzaklara ihtiyacınız kalmasın, açın kendinizi…
Bu gördüğünüz fizik dünyanın içinde bir sürü ince alemler de var, ruhsal sistemlerde var. Buraları aşabilmek, geçişler yapabilmek için öncelikle yeryüzüyle, dünyayla sımsıkı ilişkiler kurarak, bu dünyadaki realitelerinizi güzel sorgulayarak sol ayağımızı dünyaya çok iyi basmak durumundayız. Çünkü maddenin ilmini, bilimini, sistemini bir tarafınız bilmek durumundadır. Kendinizi, bedeninizi iyi beslemek durumundasınız.
Hayatı, yaşamayı öğrenin. Ruhumuza akabilmek için bedendeki ve dünyadaki güzellikleri yaşayın ve dünyaya topraklanın. Toprak demek, öğrendiğini, aldığını uygulayabilir hale getirmek, yeryüzüyle barışabilmek demektir. Ruhsal aleme, sezilerinize, ilhamlarınıza, görülerinize kendinizi açın çünkü gelecekte görülerini kullanmayan kişilerin işleri biraz zorlaşacak. Gelecekte duyularınızla ve gördüklerinizle sizi kandıracak, bir çoğunuzu peşinden sürükleyecek sistemler gelecek. Ancak manevi tarafı kuvvetli olanlar, gerçekten ruhuna akabilenler uyanabilecek.
Önemli olan ruhunuzla işbirliği yapabilecek bir halde olmanız. Maneviyatınızı, ruhunuzu öteye koymayın. Bu hiç kimsenin, hiçbir inanç sisteminin tekelinde değildir. Dünyaya yollanmış bütün elçiler, bütün peygamberler, bütün dinler sizin için yollandı. Tüm peygamberler size hatırlatmak için, doğru yolu göstermek için bir elçi olarak geldi. Her birimizin uyanabilmesi, fark edebilmesi, hayatını cennet edebilmesi için yardımcı olarak geldiler.
Herhangi bir kişiye herhangi bir yere tapınmayı bırakabilmek, tüm tapınmalardan özgürleşerek, sadece bir olana, sadece Allah’a iman ederek, bir tek ona kulluk edecek hale gelmeniz çok önemlidir. Onun için, gelen tüm peygamberler, geçmişte yozlaşmış bütün inanç sistemlerini, geçmiş bütün dinleri imar etmeye geldiler. Çünkü insan bir çok bilgiyi, bir çok enerjiyi kendi realite seviyesine indirerek anlamaya ve algılamaya müsait bir yapıdadır. Yani kendisi bir bilginin seviyesine çıkmaktansa, kendi anlayışı ve o andaki mevcut inanç kalıbının içerisine, gelen bilgiyi de adapte etmek üzere bir sistemi vardır. Bu bizim savunma sistemimizdir, “Realitemizi geliştirmeyelim de onu bize benzetelim.” Oysa ki bütün bilgiler apaçık ortadadır. Dünyaya verilen bütün bilgiler insanları selamete götürmek için, zaten özüyle ruhuyla buluşturmak içindir. Bütün dinler insanları İslam’a, selamete çağırmıştır. Bütün bilgiler insanları sevgi yoluna çağırmıştır. İnsanları kainatın bütün nizamı ile birlik olmaya çağırmıştır.
Bugün bütün inanç sistemleri aslında yönetimlerin dayatmalarıdır. Özü ve gerçek aktarımları görenler için orada müthiş faydalar vardır.
Bunun yanında, algı yönetimleri ile o kadar basit şekilde insanların anlayış sistemleriyle oynanır ki bir bakarsınız gerçekten üzerine düşen her şeyi yapıyor gibi görünen mümin insan bile bambaşka bir yola gitmiş. Birine karşı düşman olmuş, kin sahibi olmuş, bir şeye karşı aşırı öfkeli olmuş. Oysaki yaradanın yarattığı bir kula öfke, onu yaratana öfkedir. Sen herhangi bir kula değil o kulu kullanana öfkelenirsin, yani Olan’a öfkelenirsin. Her birimiz duygularımızda, düşüncelerimizde ne kadar kendimizi iyileştirebiliyorsak aslında ruhumuzu o kadar iyileştirir ve olgunlaşırız. Her birimiz kendimizi, nefsimizi ne kadar bilebiliyorsak, ne kadar duygusallıktan duyguları doğru yönetebilir bir hale geliyorsak, ne kadar birbirimizi sevgiyle besleyebiliyorsak sevgiyle besleniriz. Ne kadar sevgiyle kucaklayabiliyorsak ne kadar şükür edebiliyorsak o kadar şükür edebileceğimiz güzelliklerle buluşuruz.
Öyleyse herbirimiz gerçekten manevi tarafımıza, ruhumuza güzellikle, bollukla ve bereketle akalım ki, bizim maddemize de, dünyamıza da, hayatımıza da bolluk ve bereket aksın.
Ünal Güner

Address

29 Morton Road Burwood
Melbourne, VIC
3125

Opening Hours

Monday 9am - 5pm
Tuesday 9am - 5pm
Wednesday 9am - 5pm
Thursday 9am - 5pm
Friday 9am - 5pm
Saturday 9am - 3pm

Telephone

+61414219228

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Kibele Wellness posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram