08/03/2026
Savaşın gölgesinde, kadınların, kız çocuklarının acımasızca katledildiği bir dünyada, bugün Dünya Emekçi Kadınlar farkındalık günü... Kıbrıs Türk kadınının tarihsel süreçteki sosyal yaşamdaki yerinden çok kısaca bahsetmek istiyorum. Osmanlı döneminde kadın nüfus sayımlarında bile yoktu. Kaynaklara göre, 1878 yılında Ada’da kadınlarda okuma yazma oranı %2.5 idi. 1960 yılına geldiğimizde bu oranın % 36'ya yükseldiğini görürüz. 1902 yılında ilk kez Kız Ortaöğretim okulunun açıldığını görmekteyiz. Buradan anlaşılıyor ki o tarihe kadar zaten çok az sayıdaki kız öğrencinin eğitimi sadece ilkokul düzeyindeydi. İngiliz Sömürge döneminde siyasal yaşamda da kadının adı yoktu. Kıbrıslı Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı, Kıbrıslı Rum kadınları ile birlikte ancak 1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası ile verildi. Sömürge dönemindeki seçimlerde kadınlar ne aday olabiliyordu ne de oy kullanabiliyordu. Belediye seçimlerinde de durum aynıydı. Atatürk, Türkiye’de kadınlara seçme ve seçilme hakkını 5 Aralık 1934 tarihinde vermiş, fakat Kıbrıslı Türk kadını bu hakkını elde edememişti. 26 yıl sonra 1960 yılında ilk kez bu hakkını kazanabildi. Sömürge döneminde; seçme seçilme hakkı, eşit işe eşit ücret, kadın öğretmenlerin evlendikten sonra işine son verilmesi, erkek öğretmenlerin yarısı kadar maaş alması, eğitim hakkında eşitlik ilkesinin olmaması, aile yasasında, miras, evlilik, boşanma gibi konularda da şeriat yasalarının geçerli olduğu, kadın haklarının olmadığı bir yönetim anlayışında yaşıyordu Kıbrıs Türk kadını.
Sömürge idaresinde, döneminde dönemin toplum önderlerinin ve Dr.Fazıl Küçük’ün mücadelesiyle, Türkiye’de Medeni Hukuk’un kabülünden tam 26 yıl sonra Kıbrıs’ta medeni hukukun kabul edildiğini görüyoruz.