Tarık Ali Psikolog

Tarık Ali Psikolog Aile/Çocuk Etkileşimi, Çocuklarda Davranış Problemleri, Oyun Terapisi, Depresyon, Online Terapi

31/05/2024
Çocuklukta Duygusal İhmal Yaşadığınızın 6 Göstergesi :1- Aşırı koruyucu olmak.2- Başarıya aşırı önem vermek, mükemmeliye...
08/03/2023

Çocuklukta Duygusal İhmal Yaşadığınızın 6 Göstergesi :
1- Aşırı koruyucu olmak.
2- Başarıya aşırı önem vermek, mükemmeliyetçilik.
3- Duygularını ifade etmede zorlanmak.
4- Ani çıkışlar ve patlamalar yaşamak.
5- Kendi duygularını sınırlarını ihmal etmek.
6- Hep uzlaşmacı olmak ve alttan almak.

Kısa Bir Bilgi: Kendini Önemseyen İnsanların Davranışları.1- Hayır demekten korkmazlar. 2- Değiştiremedikleri şeyleri ka...
07/01/2023

Kısa Bir Bilgi: Kendini Önemseyen İnsanların Davranışları.
1- Hayır demekten korkmazlar.
2- Değiştiremedikleri şeyleri kabullenirler.
3- Bedenlerini severler kendileri ile barışıktırlar.
4- İç seslerine güvenirler.
5- Memnuniyetsiz insanlardan uzak dururlar.
6- Başkalarının ne dediği umurlarında değildir.

Kısa Bir Bilgi: Tükenmişlik sendromu nedir?Tükenmişlik sendromu adı verilen psikolojik hastalık, 1974 yılında ilk olarak...
21/11/2022

Kısa Bir Bilgi: Tükenmişlik sendromu nedir?
Tükenmişlik sendromu adı verilen psikolojik hastalık, 1974 yılında ilk olarak Herbert Freudenberger tarafından başarısızlık, yıpranmışlık, güç ve enerji düzeyinin azalması, tatmin edilmez isteklerin oluşması sonucunda bireyin içsel kaynaklarında oluşan tükenmişlik durumu olarak tanımlanmıştır.
Tükenmişlik sendromu, Dünya Sağlık Örgütü tarafından da Uluslararası Hastalık Sınıflandırması listesine de alınmıştır. Özellikle bir bireyin kaldırabileceği iş yoğunluğunun üzerinde bir tempo ile çalışan kişiler ve yoğun stres altındaki bireylerde görülen tükenmişlik sendromunda bireyin kendini bu koşullar altında çalışmaya zorlaması sonucunda belirli bir evreden sonra çöküş başlar ve hastalık kendisini belli etmeye başlar. Günümüz toplumuna bakıldığında bu hastalığın tanınırlığı, ünlü kişilerde görülmesi ile atmıştır. Buna bağlı olarak sendromla mücadele eden pek çok kişide hastalıkları hakkında şüphe ve farkındalık oluştuğu görülür.

Tükenmişlik sendromu belirtileri nelerdir?
Yavaş ve sinsi bir şekilde ilerlemesi nedeniyle tükenmişlik sendromu yaşayan hastaların birçoğu muayene için sağlık kuruluşlarına başvurmaya gerek duymaz. Dünya genelinde pek çok kişi zorlu yaşam koşulları ile mücadele etmek durumunda olduğundan bu duygular hayatın normal bir parçası ve kaçınılmaz bir durum olarak görülebilir.
En yaygın olarak görülen tükenmişlik sendromu belirtileri şu şekilde sıralanabilir:
Bedensel tükenmişlik hissi
Duygusal tükenmişlik hissiyatı
Kişiyi esir alan olumsuz düşünceler
Karamsarlık
Basit işleri bitirmekte zorlanma
İşten soğuma
Umutsuzluk
Kendini değersiz hissetme
Azalmış mesleki özgüven
Unutkanlık ve dalgınlık
Sürekli yorgunluk ve bitkinlik hissiyatı
Dikkat dağınıklığı
Uyku problemleri
Kabızlık ve ishal gibi sindirim sistemi düzenine ilişkin bozukluklar
Kalp çarpıntısı ve solunum güçlüğü
Baş, sırt ve bacaklar olmak üzere vücudun belirli bölgelerinde ağrılar.
Bu nedenlerin haricinde tükenmişlik sendromunun daha pek çok kişiye özgü semptomu ile karşılaşmak mümkündür. Bu nedenle yukarıda verilen belirtilerden birkaçını kendisinde gören kişiler mutlaka tükenmişlik sendromuna ilişkin testlerden geçmelidir.

Kısa Bir Bilgi: Sıkça Sorulan Sorular.Psikolojik danışmaya ihtiyacım olduğuna nasıl karar vereceğim?İlişkilerinizde etki...
17/11/2022

Kısa Bir Bilgi: Sıkça Sorulan Sorular.
Psikolojik danışmaya ihtiyacım olduğuna nasıl karar vereceğim?
İlişkilerinizde etkili iletişim kurmak istiyorsanız,
Özgüven ve girişkenlik konularında zorluk yaşadığınızı düşünüyorsanız,
Stres ve kaygı ile baş etmek istiyorsanız,
Kendinizi daha iyi tanımak istiyorsanız,
Çalıştığınız halde başarılı olamıyorsanız,
Sınavlar ve notlar ile probleminiz varsa,
Mesleki alanlarda kendinize bir yol çizmek istiyorsanız,
Her türlü karar verme güçlüğü çekiyorsanız,
Uyum zorluğu yaşıyorsanız,
Yaşamım nereye doğru gidiyor diye endişeleniyorsanız.
Kimseye anlatamadığınız ancak paylaşmak gerekliliği hissettiğiniz duygu ve düşünceleriniz olduğuna inanıyorsanız,
Zamanı etkili kullanamıyorsanız,
Nereden başlayacağınızı bilemiyorsanız,
Hayatınızda bir şeylerin ters gittiğini düşünüyorsanız,
İnsanlarla daha etkili iletişim kurmak ve duygularınızı etkili şekilde ifade etmek istiyorsanız,
Kendinizi ve çevrenizi daha iyi tanımak istiyorsanız,
Yalnızlık ve utangaçlık ile başa çıkmak istiyorsanız,
Stresli ve aşırı kaygılıyım diyorsanız,
Bulunduğunuz ortama uyum sağlayamadığınızı düşünüyorsanız, Psikolojik Danışmanlık Merkezi’me gelerek görüşebiliriz.

Kısa Bir Bilgi: Mutlu Çiftlerin Sahip Olduğu 7 Alışkanlık1- Her şeyi birlikte yapmak zorunda olmadıklarını bilirler. (Ba...
14/11/2022

Kısa Bir Bilgi: Mutlu Çiftlerin Sahip Olduğu 7 Alışkanlık

1- Her şeyi birlikte yapmak zorunda olmadıklarını bilirler. (Bazı çiftlerde her şeyi birlikte yapma takıntısı olabilir. Ama bu kesinlikle mutlu çiftlerin bir alışkanlığı değildir. Kendi özel zevkleri olduğunu, insanın bazen arkadaşları ile baş başa vakit geçirmesi gerektiğini iyi bilirler)
2- Birbirlerine "özgür alan" bırakırlar. (Mutlu çiftlerin en temel özelliklerinden biri; birbirlerine boş alan bırakmaları. Kendi başlarına zaman geçirecekleri, gönüllerince davranabilecekleri zaman dilimleri vermeleri. Bir ilişki her ne kadar iki kişiden oluşuyorsa da ilişkiyi oluşturanların her birinin özgür birer birey olduğunun farkındadırlar)
3- Sorunlarını konuşarak çözmesini bilirler. (Sorunları büyümeden, sorun yumağı haline dönüşmeden, kafalarında bin bir türlü senaryo kurgulamadan oturup ilk ağızdan dinleyerek çözmesini bilirler. Asla arkadan iş çevirmek, bekleyip ne olacağını görmek, planlar yapmak onların özelliklerinden değildir. Sorun gördükleri an konuşur, daha fazla büyümeden önün alırlar)
4- Birbirlerini dinlerler. (Birbirlerinin anlattıklarına, söylediklerine değer verirler, dinlerler. İlişkide son sözü ben söylerim gibi bir tavır asla olmaz. Her ikisinin de ortak bir noktaya ulaşmadıkları kararlar alınmaz. Mutlu çiftler birbirlerinin söylediklerini dinleyen çiftlerdir)
5- Kıskançlığın hayatı karşıdakine zehir etmek anlamına gelmediğini iyi bilirler. (Mutlu çiftler de elbette kıskançlık yaparlar ama bu kıskançlık onlar için hayatı partnerine zehir etme anlamına gelmez. Şakalaşarak, gülüp eğlenerek de birbirlerini kıskandıklarını çok güzel gösterirler )
6- Ne hissediyor olursa olsunlar birbirlerine "günaydın", "iyi uykular", vs. demeyi ihmal etmezler (İster kavga etmiş olsunlar, ister tartışmış mutlu çiftler birbirlerini görmezden gelmezler, asla ilişkilerini koparmazlar. Çünkü bilirler ki bunlar geçicidir ve asıl olan birbirlerine duydukları sevgi ve saygıdır. Bu yüzden mutlu çiftler asla yataklarını ayırmazlar ve asla tamamen sessizliğe gömülmezler)
7- Birbirlerini affetmesini bilirler. (Hata insana mahsustur, mutlu çiftler bunun farkındadır bu yüzden birbirlerini affetmesini bilirler. Sorunları, hataları çok büyütüp içinden çıkılmaz hal getirmezler)

Kısa Bir Bilgi: Çocuğunuzun Kendini Değersiz Hissetmesine Sebep Olacak 5 Davranış1- Aile içi kararlarda fikrini önemseme...
10/11/2022

Kısa Bir Bilgi: Çocuğunuzun Kendini Değersiz Hissetmesine Sebep Olacak 5 Davranış
1- Aile içi kararlarda fikrini önemsememek.
2- Doydum dediğinde yemesinde ısrar etmek. Anne hatırı, baba hatırı için yemek yenmez acıkınca yemek yenir.
3- Her şeyi onun yerine yapmaya çalışmak. Bırakın kendi yapsın çabaladığında bir şeyleri başarabildiğini görsün.
4- Anlattığı şeyleri dinlememek, konuşurken birbirinize bir şey anlatırken yüzüne bakmamak, göz teması kurmamak ve geçiştiren cevaplar vermek.
5- Başkaları ile kıyaslamak, çocuğunuza her haliyle özel her haliyle değerli olduğunu hissettirin.

Kısa Bir Bilgi: Vazgeçilmez Bir İnsan Olmanın 10 Sırrı.1- Özgüvenli olun.2- Güçlü ve zayıf taraflarınızın farkında olun....
09/11/2022

Kısa Bir Bilgi: Vazgeçilmez Bir İnsan Olmanın 10 Sırrı.
1- Özgüvenli olun.
2- Güçlü ve zayıf taraflarınızın farkında olun.
3- Sınırlarınızı belirginleştirin. Gerektiğinde hayır demeyi bilin.
4- Dinleme becerinizi geliştirin. En çok sevilen insanlar en iyi dinleyiciler.
5- Uzlaşmacı olun.
6- Sevginizi gösterin.
7- Empati kurun.
8- Hayattan keyif alın ve bunu etrafınızdakilere yansıtın.
9- Gizemli bir hava oluşturun, insanlar sizi merak etsin.
10- Güler yüzlü, neşeli ve eğlenceli olun.

Kısa Bir Bilgi: Hemen Kurtulmanız Gereken 9 şey1- İnsanları sürekli mutlu etme isteği. Edemezsin yorulursun.2-Başkaların...
07/11/2022

Kısa Bir Bilgi: Hemen Kurtulmanız Gereken 9 şey
1- İnsanları sürekli mutlu etme isteği. Edemezsin yorulursun.
2-Başkalarını yargılamak.
3-Başarısız olma korkusu.
4-Kendine güvensizlik.
5-Sürekli ürettiğiniz bahaneler. Bahanelerin ardına saklanmayın.
6-Erteleme alışkanlığı.
7-Kendin hakkında negatif düşünmek. Benden birşey olmaz demek.
8-Kaybetme korkusu.
9-Negatif insanların etrafında bulunmak. Bu insanlar enerjini emer.

Kısa Bir Bilgi: YEME BOZUKLUKLARI VE BİLİNMEYENLERİ Yeme bozuklukları; genetik, psikolojik, çevresel etkenlerden kaynakl...
18/10/2022

Kısa Bir Bilgi: YEME BOZUKLUKLARI VE BİLİNMEYENLERİ
Yeme bozuklukları; genetik, psikolojik, çevresel etkenlerden kaynaklı olarak ortaya çıkan; yeme ve kilo kontrolü davranışlarında bozulma ile birlikte fizyolojik(bedensel) ve psikolojik sağlığın bozulması şeklinde sonuçlanan durumlardır. Kişinin zihni sürekli yemek, kalori, tartı, kilo verme düşünceleri ile meşgul olmakta ve kişi bunlarla ilgili yoğun kaygı duymaktadır.

Başlıca Yeme Bozuklukları:

Pika
En az 1 ay süreyle; toprak, kil, tebeşir, kömür, kağıt, çimento gibi besleyici değeri olmayan nesneleri tiksinmeksizin yeme alışkanlığı olarak bilinmektedir. Genellikle çocuklarda görülür.

Geri Çıkarma(Geviş Getirme) Bozukluğu
En az 1 ay süreyle, kişi sürekli olarak yediğini çıkarmakta, çıkardığı yiyeceği yeniden çiğnemekte, yutmakta ya da tükürebilmektedir. Genellikle çocuklarda görülür.

Kaçıngan/Kısıtlı Yiyecek Alımı Bozukluğu
Kaçıngan yiyecek alımı bozukluğu, belirgin derecede kilo kaybı ve hatta çocuklarda büyümeyi durduracak kadar beslenme eksikliğinin olduğu bir yeme bozukluğudur.

Hastalar yemeye ya da yiyeceğe ilgi göstermemekte, yiyeceklerin tiksindirici olduğu ile ilgili kaygı duymaktadırlar. Genellikle çocuklarda görülür.

Anoreksia Nervoza(Anoreksiya)
Anoreksia Nervoza olan kişi, belirgin biçimde düşük bir vücut ağırlığına sahip olmasına rağmen sıkı diyetler yaparak kilo vermeye çalışmakta ve kilo almaktan oldukça korkmaktadır.

Bununla birlikte kilo alma düşüncesi yoğun şekilde kaygı yarattığı için sık sık bedenini izleyerek aynada kontrol etmekte ve tartılmaktadırlar.

Danışanların bazılarında tıkınırcasına yeme ya da çıkartma davranışları olabilmektedir. Çıkartma davranışı genellikle kendini kusturma, laksatif ya da müshil kullanımı, yoğun egzersiz ile kendini göstermektedir. Danışanlar, düşük kiloda olduklarını kabul etmemekle birlikte vücut biçimlerini algılamada bozukluk yaşarlar. Aynı zamanda vücut ağırlığına ve biçimine aşırı önem yüklerler ve öz değerlerini de ağırlıkları ile belirlerler.

Danışanların özellikleri; katı, mükemmelliyetçi ve kontrolcü olmalarıdır. Kontrol etme arzularını “yememe” davranışları ile sergilerler.

Anoreksia Nervozaya sahip olan kişilerde; baş dönmesi, halsizlik, sürekli üşüme, asosyal tutum, özdeğer problemleri, huzursuzluk, adet düzeninde bozulma, cilt sorunları, depresyon, intihar gibi oldukça ciddi sorunları beraberinde getirmektedir.

Blumia Nervoza(Bulimiya)
Kilo almayı önlemek için kişi haftada en az bir kez, üç ay süreyle; kendini kusturma, laksatif ya da müshil kullanımına yönlenmektedir. Ancak sağlıksız çıkartma davranışlarına rağmen yine de normal kilonun üstünde olur ya da kilo almaya devam ederler. Çünkü sindirim ağızda başladığı için alınan kalorinin en az %50’si vücutta kalmaktadır.

Blumia Nervoza hastalarının kişilik özellikleri dışa dönük ve sosyal olmalarıdır. Kendilerine verdikleri değeri ve öz güvenlerini, dış görünüşleri belirlemektedir.

Blumia Nervoza hastalığı; mide-bağırsak sorunlarına, yemek borusunda yırtılmaya, dişlerde çürüme ve ağız kokusuna, boyun ve yüzde şişkinliğe hatta potasyum dengesizliğine bağlı kalp krizi riskine neden olabilmektedir. Kusma davranışı aslında bağımlılık yarattığı için kişinin kendi dış görünüşüyle alakalı bir problemi kalmasa da davranışın uzun süreli tekrarından sonra tamamen bağımlılığa evrildiği görülmektedir.

Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu
Tıkınırcasına yeme bozukluğu, telafi edici davranışlarının(aşırı egzersiz, aç kalma, çıkarma davranışı gibi) bulunmadığı ve tekrarlayan yeme ataklarının olduğu klinik bir tablodur. Hastalar yemek yeme davranışı üzerindeki denetimi kaybederek aşırı yeme atakları sergilemekle birlikte dengeleyici davranışlarda bulunmazlar. Aynı zamanda vücut ağırlıkları ve beden biçimleri ile ilgili yüksek kaygı duyarak küçük düşürücü görüntüye sahip olduklarını düşünürler. Yeme atakları esnasında çok hızlı yeme, rahatsız hissedene kadar aşırı yeme, aç değilken de yeme ve aşırı yeme davranışının sonucunda utanması sebebiyle yalnız yemeyi tercih ederler. Yeme ataklarının sonucunda suçlu, utanmış, depresif ve kendinden iğrenmiş hissederler.

Ortoreksia(Ortoreksiya) Nervoza(Sağlıklı Beslenme Takıntısı)
Sağlıklı yiyeceğin tüketilmesi ile ilgili bir takıntı anlamına gelen ortoreksiya nervoza, diğer yeme bozukluklarından farklı olarak tüketilen yiyecek miktarı ve zayıf görünüme odaklanmak yerine sağlıklı ve saf yiyecekleri tüketmeye karşı takıntının gelişmesi olarak tanımlanmaktadır. Sağlıklı beslenme genel anlamda bir problem olmamasına rağmen yaşantıyı olumsuz etkileyecek düzeyde uzun süreli ve sık olduğunda kişilik ve davranış bozuklarına yol açacak bir patolojik sorun olarak değerlendirilmektedir.

Gece Yemek Yeme Bozukluğu
Gece yemek yeme bozukluğu tanı kriterleri arasında; bireyin uykudan uyanıp yemek yemesi ya da akşam yemeğinden itibaren aşırı yeme davranışı ile birlikte tekrarlayıcı ve sürekli olarak gece yemek yeme dönemleri olmakla birlikte kişi tüm bunları hatırlamaktadır. Kişinin enerji alımının geç olmasının sonucunda, sabah yemeleri azalırken akşam ve gece yemeleri artmaktadır. Kişi, gece yemelerinde daha çok bol karbonhidrat içeren besinlere yönlenmektedir. Gece yemek yeme sendromu psikolojik destek alınarak tedavi edimediği sürece obeziteye neden olmaktadır.

Obezite
Kimileri bunu yeme bozukluğundan ziyade beslenme bozukluğu olarak tanımlasa da kişinin yemekle kurduğu duygusal bağ ile sürekli yeme isteğinin sonucu olarak ortaya çıkan fiziksel problemlerinin başında gelir. Kişiye sağlıklı beslenmeyi öğretsek bile yemekle arasında kurduğu duygusal bağı kırmassak tekrar kilo al-ver döngüsüne geçecektir.

Aslında tüm yeme bozukluklarında kişi sürekli olarak yemeği düşünür. Bu düşüncenin arkasında olan bir kaygı vardır. Kaygıyı hissetmeme adına yapılan bir davranış döngüsü olarak da tanımlayabiliriz ve sanıldığından çok daha yaygındır.

Yeme bozukluklarının hepsi dışarıdan belli olmaz; çünkü kişinin kilosundan bağımsızdır. Kişinin kendisini değersiz hissetmesi ve tüm değerinin kilosu ve beden görüntüsünden ibaret olduğu yanılgısına düşmesi, kişinin kilosu ne olursa olsun bir noktada onu yakaladığı için dışarıdan anlaşılması güç olur. Evet, modern dünyanın belirlediği ideal estetik ölçüler var ve bu ölçüler insanlar için önemli; yalnız kişi eğer toplum tarafından ancak o ideale yakınlaştığı zaman değer göreceğine inanıyorsa, kendisini o zaman “tamamlanmış” hissedeceğine inanıyorsa, hiçbir zaman “tam” hissetmeyecektir. Bunun nedeni, kişinin bütünlüğünde dış görünüşün sadece bir parça olduğunun, diğer özelliklerinin ve benliğinin değerli olduğunun tamamen göz ardı edilmesidir.

Temelde var olan değersizlik duygusu tartıdan bağımsızdır, kökeni bir çok sebebe bağlı olabilir. Travmalar, ebeveyn tutumları, mükemmelliyetçi yapı, ilişki problemleri ve duyguları ifade etme sıkıntısı bu sebeplerden sadece birkaç tanesidir. O yüzden yeme bozukluğu olan kişinin yemek ve kilo arasındaki döngüde sıkışması kilo verdiğinde ya da kilosunu koruyabildiğinde geçmez. Psikolojik destekle kişinin kendi bütünlüğünün farkına varması, yeme davranışındaki bozukluğun sebebini çözümlemesi gerekir.

Kısa Bir Bilgi: Çocuklarda Akran Zorbalığı Nedir? Nasıl Engellenir?Akran zorbalığı, çocuk ya da ergenin kendi yaş grubun...
28/09/2022

Kısa Bir Bilgi: Çocuklarda Akran Zorbalığı Nedir? Nasıl Engellenir?

Akran zorbalığı, çocuk ya da ergenin kendi yaş grubundaki arkadaş veya arkadaşlarına yönelik sözel, fiziksel ve davranışsal olarak zarar verici davranışlarda bulunmasıdır. Akran zorbalığı bir kişi tarafından uygulanabileceği gibi grup halinde de bir kişiye uygulanabilir.

Zorbalık durumunda 3 kişi vardır:

Zorba: Başkalarının haklarını dikkate almadan; kendi statü, heyecan, maddi kazancı için veya grup ortamında kendi gereksinimlerini karşılayabilmek amacıyla başkalarına zarar verici davranışlarda bulunan kişi ya da gruptur.

Mağdur: Başkalarının davranışlarından sürekli bir biçimde zarar gören ve zarar verici bu davranışlara karşı koyabilecek ve durdurabilecek beceri, statü ve kaynaklara sahip olmayan kişi ya da gruptur.

Seyirciler: Bu grup da kendi içinde dört ayrı tipte sınıflandırılmıştır. Pekiştiriciler, aktif seyirci rolünde zorbayı çeşitli şekillerde kışkırtmakta; pasif izleyiciler olan biteni görmüyormuşçasına davranmaktadırlar. Asistan tip katılımcılar, fiziksel olarak zorbaya yardım etmekte, bir nevi yardımcı rolünü üstlenmektedirler. Son grupta yer alan savunucular ise mağdura yardım etmeye çalışıp zorbayla yüzleşebilen öğrencilerdir.

Akran Zorbalığı Türleri Nelerdir?
Akran zorbalığı; sözel şiddet, fiziksel şiddet, cinsel şiddet, sosyal şiddet ve siber şiddet olarak beşe ayrılır.

Sözel Zorbalık:
En sık görülen zorbalık türüdür. Dalga geçme, kızdırma, korkutma, alay etme, takma isimler takıp küçük düşürme, küfür ve hakaret etme, tehdit etme, incitici sözler söyleme olarak örnek verilebilir.
Fiziksel Zorbalık:
İtme, vurma ya da bir arkadaşına vurdurtma, saçını çekme, tükürme, eşyalarına zarar verme ve izinsiz alma gibi örnek verilebilir. Fiziksel hareketler ile yapılan bir zorbalık türüdür.
Cinsel Zorbalık:
Cinsel anlamda dokunma, sözlü ya da fiziksel cinsel tacizde bulunma, cinsel içerikli küfür etme olarak örnek verilebilir.
Sosyal Zorbalık:
Onunla konuşan kişilerin iletişimde bulunmasını engellemek, oyun oynarken oyuna dahil etmeme, arkadaş gruplarına dahil etmemek dışlamak, çocuk yokmuş gibi davranmak ve onu dışlamak, çocuk ile konuşmamak olarak örnek verilebilir. Yani sosyal ortamlardan izole olmasına neden olan davranışlardır diyebiliriz.
Siber Zorbalık:
Sosyal medya ortamında ya da internet ortamında rahatsız edici fotoğraflarını çekip paylaşma, sosyal medya da kişi hakkında yazılar paylaşma, kişinin sosyal medya hesaplarını ele geçirme olarak örnek verilebilir.

Çocuğunuzun Akran Zorbalığına Uğradığını Nasıl Anlayabilirsiniz?

Akran zorbalığına uğrayan çocuklar:
Vücudunda fiziksel yaralanmalar olur.
Okula gitmek istemezler ve bahaneler bulurlar.
Okula karşı korku ya da nefret söylemlerinde bulunurlar.
Beslenmede problem yaşarlar.
Depresif davranışlarda bulunurlar.
Öz güvende bir düşüş yaşarlar.
Evden çıkmak istemezler.
Sınıfta kimseyle konuşmak istemezler.
Okul başarısında düşme görülür.
Derslerine odaklanmada zorluk çekerler.
Kendisine ait okul eşyalarında ve kıyafetlerinde eksiklik, yırtılma gibi durumlar yaşanabilir.

Zorbalığa Maruz Kalan Çocuklarda Görülebilecek Davranışlar Nelerdir?
Kaygı bozukluğu,
Okula devamsızlık,
Öz güven düşüklüğü,
Uyku sorunları,
Öfke patlaması
İçe kapanma
Tırnak yeme,
Akademik başarısızlık.

Akran Zorbalığı ile Nasıl Baş Edilir?
Akran zorbalığına uğrayan çocuklar bu durumu kolay kolay aileleri ile paylaşmazlar. Yaşadığı zorbalığı paylaşmak istemeyebilir, utanabilir ve kendilerini suçlayabilirler. Bu yüzden çocukla iletişim halinde olmak ve çocuğu gözlemlemek önemlidir.
Çocuğunuz bu yaşadığı durumu anlattığında onu çok iyi bir şekilde dinleyin ve sözünü kesmeyin. Çocuğunuzun duygularını anlamak ve güvende olduğunu belirtmek önemlidir.
Siz de başınızdan geçen olayları hemen anlatmayın. Çocuğunuzun durumu size anlatması için zaman verin.
“Sana bunu yapmalarına neden izin veriyorsun?”, “Sonra sen ne yaptın ve ne dedin?” gibi sorgulayıcı cümlelerden uzak durun.
Çocuğunuzun saldırgan davranış isteklerini yerine getirmesine izin verilmemeli ve bu davranışlar pekiştirilmemelidir.
Çocuğunuzun anlattıklarına güvenin. “Sen de bir şey mi yaptın?” gibi sorular sormayın. Neden, niçin sorularıyla bilgi almaya çalışmak çocuğun suçlu hissetmesine neden olabilir.
Çocuğunuzun anlatmış olduğu bu durum karşısında hızlı çözüm bulma (“Ben o çocukla konuşurum, annesini ararım hallederim”) yoluna gitmek bir yarar sağlamayacaktır.
Kendi başına çözmesi için çocuğunuzu yalnız bırakmayın.
Çocuğunuz yaşadığı bu durumu sizinle paylaştığı için teşekkür edin ve sevginizi göstermeyi ihmal etmeyin.
Çocuğunuzun akran zorbalığına maruz kaldığını fark eden ebeveynin yapması gereken şey okul psikolojik danışmanı ile iletişime geçmektir. Okul psikolojik danışmanının bu konuyu okul yönetimine aktardığından emin olun ve bu konuyu takip edin. Bu sorunu okulun çözmesi için de okula zaman tanıyın.
Mağdur Olan Çocuğun Ebeveyni Olarak Ne Yapmalısınız?
Ebeveyn olarak en önemli şey iyi ilişki kurmaktır. Çocuğunuzu dinlemek; iletişim halinde bulunmak, kaliteli zaman geçirmek önemlidir. Anne baba ile ilişkileri iyi olan çocukların, benlik saygıları yüksektir.
Çocuklar çeşitli sosyal ve sportif alanlara yöneltilmeli, ilgi alanlarına yönelik etkinlikleri ve hobilerini yapmaları için fırsatlar verilmelidir.
Çocuğunuz ile duygular hakkında konuşabilirsiniz.
Empatik olun, çocuğunuzu suçlamayın. Yaşanılan durumu hafifletmeyin.
İhtiyaç dahilinde çocuğun zarar görmemesi için bir uzmandan psikolojik destek alın.
Yapılan araştırmalar; hassas, sakin kibar, duygusal ve minyon yapıda olan çocukların daha fazla zorbalığa maruz kaldığını gösteriyor.

Çocuğunuz yaşıtlarına göre daha az sosyalse, kendisinde öz güven eksikliği gözlemliyorsanız, içine kapanık bir çocuk ve yaşıtlarına göre daha minyon ise bir etkinlik ile tanışmasını sağlayabilirsiniz. Bu etkinlik sayesinde davranışsal olarak kendisini geliştirmesine yardımcı olmaya çalışabilirsiniz. Bu etkinlikler sayesinde çocuk yeteneklerini fark eder ve bunun sonucunda da öz güveni de artar. Zorba olan çocuk her zaman kendinden güçsüz gördüğü kişi ya da kişilere karşı zorbalıkta bulunur. Bu sebeple de sosyal ve öz güvenli bir çocuğun akran zorbalığına maruz kalma durumu da düşük olmaktadır. Çocuğunuzun sosyal becerilerini geliştirmek önemlidir.

Çocukları yetiştirmede iyi bir model olmak, çocukların iyi yanlarını desteklemek, onlara hayır diyebilme becerisini kazandırmak ve özgürlüğü vermek önemlidir. Hayır demeyi öğrenen çocuk sınırlarını iyi bir şekilde korur ve zorbalara karşı durabilirler. İyi bir model olma yolunda, ezilen kişilere karşı tutumlarınızın ve öfke konusunda verdiğiniz tepkilerinizin önemli olduğunu bilmenizde fayda vardır.

Zorba Olan Çocuğun Ebeveyni Olarak Ne Yapmalısınız?
Zorbalık konusunda en çok yaşanan sorun, zorba davranış gösteren çocuğun ebeveyninin bu davranışı normal bir durummuş gibi gösterip müdahale etmemesidir.
Bu durumda çocuğunuzla konuşmanız gerekmektedir. Çocuğunuzun yaptığı davranışları savunmayın.
Bu davranışların doğal olmadığınızı belirtmelisiniz. Zorbalık davranışının kabul edilemez durum olduğunu vurgulayın.
Saldırgan davranışlar ile istediğini elde etmesine izin vermeyin.
Bu konuda tutarlı ve kararlı davranın.
Çocuğunuzun seyrettiği programlar, filmler ve oynadığı bilgisayar oyunları takip edilmeli; kontrol altına alınmalıdır.
Zorbalığa maruz kalan çocukların duygusunu anlatarak onlarla empati kurmasını sağlayın.
Okul ile iletişimde olmak bu durumda da önemlidir. Zorbalığa uğrayan çocuk kadar zorba davranışta bulunan çocuğa da destek gerekmektedir. Onu bu davranışa iten sebepler araştırılmalıdır.

Address

Ηροδότου 7
Komotine
69100

Opening Hours

Monday 09:00 - 15:00
17:00 - 20:00
Tuesday 09:00 - 15:00
17:00 - 20:00
Wednesday 09:00 - 15:00
17:00 - 20:00
Thursday 09:00 - 15:00
17:00 - 20:00
Friday 09:00 - 15:00
17:00 - 20:00
Saturday 09:30 - 15:00
17:00 - 20:00

Telephone

+306939420514

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Tarık Ali Psikolog posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Tarık Ali Psikolog:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category