Terra Psikoloji

Terra Psikoloji Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Terra Psikoloji, Psychologist, Mustafa Kemal Mahallesi 2134. sokak 5/23 Çankaya Ankara, Ankara.

20/02/2026

Parasempatik sinir sistemimiz, bedenin “dinlen ve sindir” modudur.

Tehlikede olmadığımızı hissettiğimizde devreye girer. Ağlamak da işte tam olarak bu modda mümkün olur.

✨Yani gözyaşlarımız, aslında bize “Şu an güvendesin, çözülebilirsin” diyen bir iç pusulanın işaretidir.

Peki ya ağlayamıyorsan? Ya gözyaşların gelip boğazında düğümleniyor ama bir türlü akmıyorsa?

⬇️⬇️⬇️

İşte o zaman bedenin sana şunu söylüyordur: “Burada henüz güvende hissetmiyorum. Korunmam gerekiyor.” Çünkü ağlamak, en savunmasız halimizdir. Ve savunmasızlık, ancak güvenli limanlarda yaşanabilir. 🛡️😔

Bu yüzden belki de en derin iyileşme, önce kendine güvenli bir alan yaratmaktan geçer.

O alan bir insan olabilir, bir oda olabilir, hatta sadece senin içinde inşa ettiğin bir duygu olabilir.

Önemli olan, bedenine “Artık çözülebilirsin, burası güvenli” diyebilmektir. Ve sonra... gözyaşları gelirse, onları karşılamak.

📹 .minded.mom

19/02/2026

İnsanların “Ciddi değil, takma kafana” demesi, aslında senin içinde yaşadığın fırtınayı görmezden gelmek oluyor.

Oysa senin kafanın içinde sürekli olumsuz senaryolar üreten bir ses var ve bu ses, seni gerçekten yoruyor, endişelendiriyor, hatta bazen felç ediyor.

✴️Bu durum, psikolojide sıklıkla “ruminasyon” olarak adlandırılır.

Kişi, aynı düşünceleri, aynı korkuları, aynı senaryoları zihninde defalarca döndürüp durur.

Bu, aslında beynin “çözüm bulma” çabasıdır; kontrol edemediği bir durumu, sürekli düşünerek kontrol etmeye çalışır.

Ama ironik olan, bu çaba kişiyi daha da çok tüketir, çünkü düşünceler çözüm değil, kısır döngü üretir🔄

❓Peki bu ses neden bu kadar güçlü?

⬇️⬇️⬇️

👶👧Çünkü o ses, çoğu zaman geçmişten gelir. Belki çocukken sana “Dikkatli ol”, “Başına bir şey gelecek”, “Aman ha” gibi sürekli uyarılar yapıldı.

Belki de hayatında kontrol edemediğin bazı olaylar yaşadın ve beynin, “her şeyi önceden düşünürsem, kötü sürprizlerle karşılaşmam” diyerek bir savunma mekanizması geliştirdi.

Bu ses, aslında seni korumaya çalışan ama işi fazla abartan bir içsel bekçi gibidir🛡️

Ama şunu bilmelisin: O ses sen değilsin.

O, sadece beyninin öğrenilmiş bir alışkanlığı. Ve alışkanlıklar değişebilir. Önemli olan, o sesi susturmak değil (çünkü susturmaya çalıştıkça daha çok bağırır), onunla farklı bir ilişki kurmayı öğrenmek.

🎤Ona “Tamam, seni duydum, ama şimdi ben gerçek olana bakacağım” diyebilmek.

Küçük adımlarla, nefes alarak, anı yaşayarak... Zamanla o sesin volümü azalır, senin sesin daha çok duyulur🌱✨

Peki ya sen, o sesle nasıl baş etmeye çalışıyorsun?

📹;

11/02/2026

Çoğumuz için başkalarına karşı anlayışlı, sabırlı ve merhametli olmak doğal gelir.

Ama aynı şeyi kendimize yapmamız gerektiğinde, içimizde bir yerlerde tanıdık bir sertlik belirir. Sanki kendimize iyi davranmak, “şımarıklık” ya da “zayıflık” gibi gelir.

🛑Oysa öz şefkat, kendini acındırmak değil; kendi acını, yorgunluğunu, insanlığını görmek ve ona dur diyebilmektir.

💭Düşünsene, en yakın arkadaşın zor bir gün geçirip sana “Bugün çok yoruldum, hiçbir şey yapamadım” dese ona ne söylersin?

Muhtemelen “Çok normal, insan bazen böyle olur, kendine yüklenme” dersin. Peki sen aynı cümleyi kendine kurduğunda iç sesin ne diyor?

Çoğu zaman “Yeterince çabalamadın, tembellik ettin” fısıldar. İşte öz şefkat, o iki ses arasındaki uçurumu fark etmekle başlar.

Öz şefkat, bir kas gibidir 💪🏻

Ne kadar çalıştırırsan o kadar güçlenir. Başta garip gelir, suçluluk hissettirebilir, hatta bencillik gibi görünebilir.

Ama zamanla fark edersin ki; kendine iyi davranmak, başkalarına daha çok sabır, hayata daha çok güç ve iç dünyana daha çok huzur olarak geri döner🌿

📹;

10/02/2026

Rahatlama hissinin suçlulukla karışması ve başkalarının varlığında sürekli “meşgul görünme” ihtiyacı, aslında içselleştirilmiş bir değer ve onay mekanizmasının yansımasıdır.

Sanki dinlenmek, “yapılması gerekenler” listesinden kaçmak gibi hissedilir; çünkü kişi, kendi değerini üretkenlikle eşitlemiş olabilir.

📌Başkaları etraftayken ise bu his daha da güçlenir – “görünürde çalışıyor olmak”, sosyal onay almanın bir yolu haline gelir.

Öncelikle şunu fark etmek gerek:
🔄Dinlenmek bir kaytarma değil, insan olmanın doğal bir ihtiyacıdır.

Belki de gerçek üretkenlik, tükenmiş bir zihinden değil, dengeli bir ruhtan doğacaktır🌿

09/02/2026

Sınır koymak, aslında sağlıklı ve insani bir eylemken, bedenin “Aslan geliyor, kaç ya da savaş!” moduna geçmesi, çoğu zaman geçmişte sınır koymanın güvenli olmadığı öğrenilmiş deneyimlerden kaynaklanır.

Bu yüzden, en masum bir “Hayır, bunu istemiyorum” cümlende bile kalbin hızlanır, terlersin, miden kasılır. Çünkü bilinçaltın sana fısıldar: “Sınır koymak, eskiden tehlikeliydi. Hâlâ öyle olabilir.” Oysa gerçek şu: Sen artık o çocuk değilsin, ve sınır koymak bir aslan değil, bir öz-bakım davranışıdır🛡️💖
Belki küçükken “hayır” dediğinde sevgi kaybetmiş, belki bir ilişkide sınırların ihlal edilmiş, belki de duygusal bir tehdit anında donup kalmışsındır. Zihin unutur ama beden ve sinir sistemi hatırlar🧠🔥

Sınır koyarken bedeniniz size hangi eski hikayeleri fısıldıyor?
Belki de bugün, o “aslan”ın aslında geçmişin bir gölgesi olduğunu fark etmek, özgürleşmenin ilk adımıdır. 💬✨

📹;

07/02/2026

Bu an, bir uyanış anı gibidir.

O hep koşturduğun, “hemen yetişmeli, halletmeli, cevaplamalıyım” dediğin o hissin altında aslında bir seçim yattığını anladığında, zamanla kurduğun ilişkinin de sınırlarını yeniden çizersin.

Çünkü aciliyet, çoğu zaman gerçek bir krizden değil; mükemmeliyetçilik, onay ihtiyacı veya “hayır diyememe” alışkanlığından doğar🏃‍♂️💨

Beynimiz, alıştığı bu “acil mod”da kalarak kendini güvende hisseder – çünkü “meşgul olmak”, bazen duygusal boşluklarla yüzleşmekten daha az korkutucudur😶🌫️

Fark ettiğinde ise şunu sorarsın kendine:

“Bu gerçekten acil mi, yoksa ben mi acilleştiriyorum?”

Cevap, özgürlüğün başlangıcı olur.

Çünkü aciliyeti tercih olarak görmek, kontrolü eline almak demektir. Ve bazen en radikal iyileşme, “şimdi değil, biraz sonra” diyebilmekten gelir⏳✨

Peki ya sen?

Hangi “acil” sandığın şeyin, aslında senin bir tercihin olduğunu fark ettin?
Yoksa hâlā koşturduğun bir “acil” senaryosu var mı? 💭

29/01/2026

Çünkü bazı acılar, pasif bir bekleyişle değil, ancak aktif bir yüzleşme ve anlamlandırmayla hafifler. Her hatırladığınızda canlanması, o acının henüz işlenmemiş, bütünleştirilmemiş bir parçanız olarak kaldığının işareti olabilir.

Zaman, üzerini örtebilir; ama acıyı dönüştürmek, sizin içinizdeki çalışmayı gerektirir.

Peki neden her anımsayış aynı acıyı getirir?

Çünkü travmatik veya derin duygusal anılar, beyinde duyusal ve duygusal detaylarla sıkıca kodlanır.

O anı tetikleyen bir şey (bir koku, bir ses, bir söz) beynin o ilk kaydı yeniden oynatabilir. Sanki zaman donmuş gibidir. Bu, bir zayıflık değil, beynin korunma mekanizmasının bir yansımasıdır🧠

Her hatırlayışınız, aslında içinizde iyileşmeye hazır bir noktaya dokunduğunuzun göstergesi olabilir.

Kendinize zaman tanıyın, ama aynı zamanda o “acıya” bakma cesaretini de kendinize verin. Çünkü gerçek iyileşme bazen de “acının” içinden geçerek gelir🌱

25/01/2026

Yağmur, çiçeğin düşmanı değil, gizli müttefikidir. Büyüme, yalnızca güneşli günlerde değil, yağmurun altında ıslanırken de gerçekleşir.

Kendinize, zorlu duyguların ve deneyimlerin içinden geçme izni verin.

Çünkü en güzel çiçekler, genellikle en sert yağmurlardan sonra açar💐

22/01/2026

Bu farkındalık, modern yaşamın en sinsi tuzaklarından birine ışık tutuyor: “acil olmayanı acilmiş gibi yaşamak”. Çoğu zaman, yapmak zorunda hissettiğimiz şeyler gerçek bir aciliyet taşımaz; taşıyan şey, bizim kaygı, mükemmeliyetçilik veya onay ihtiyacımızdır.

Beynimiz, sürekli “acil modda” çalıştığında kortizol (stres hormonu) seviyelerimiz yükselir. Bu durum:

➡️ Odaklanmayı zorlaştırır,
➡️ Yaratıcılığı bloke eder,
➡️ Tükenmişliği davet eder.

Oysa acil olmayan işler, daha yavaş, daha derin ve daha bilinçli bir zihin halinde daha iyi sonuç verir.

Bir işin acil hissettirmesi, onun gerçekten acil olduğu anlamına gelmez🧘‍♀️

Address

Mustafa Kemal Mahallesi 2134. Sokak 5/23 Çankaya Ankara
Ankara
06510

Opening Hours

Monday 08:00 - 21:00
Tuesday 08:00 - 21:00
Wednesday 08:00 - 21:00
Thursday 08:00 - 21:00
Friday 08:00 - 21:00
Saturday 08:00 - 21:00

Telephone

+905315573155

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Terra Psikoloji posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Terra Psikoloji:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram