Gökşin Balım & Tayfun Balım

Gökşin Balım & Tayfun Balım Gökşin Balım ve Tayfun Balım'ın bilgi paylaşım sayfasıdır.

Sağlıklı Yaşam Kliniğimizde; sağlıklı beslenme, sağlıklı kilo yönetimi, kişiye özel egzersiz eğitimleri, kronik hastalıkların tedavisi için gerekli olan yaşam alışkanlıklarının düzenlenmesine yönelik eğitim çalışmaları konularında sizlere, bilgili ve donanımlı bir medikal yaklaşım ve gerekli ekipmanla etik, çağdaş, kaliteli bir sağlık hizmeti sunulmaktadır. Bu amaç doğrultusunda modern tıp biliminin koruyucu ve tedavi edici yaklaşımının yanı sıra Dünya Sağlık Örgütünün onayladığı tıbbi bilgiler ve klinik araştırmalar ilke edinilmek kaydıyla Akupunktur ve Doğu Tıbbının geleneksel yöntemleri de kullanılmaktadır. Tetkik, teşhis ve tedavi ile birlikte hastalıkların önlenmesi ve koruyucu önlemlerin sağlanması, topluma duyurulması ve öğretilmesi misyonuyla hareket ederek hastalarımıza sağlıklı, mutlu, verimli, pozitif ve daha kaliteli yaşamın inceliklerini öğretmeyi amaçlıyoruz. Kliniğimiz hastalarına şu sloganla sesleniyor;
“Sağlıklı olmak sizin elinizde; Haydi geç olmadan başlayalım”

10/11/2025
15/07/2023

HİPOTİROİDİ, TSH ve TİROİD HORMONLARINA AYKIRI BİR BAKIŞ…
Günümüz ana akım tıp uygulamalarında tiroid hastalıkları ve özellikle de hipotiroidi konusunda teşhis ve tedaviyle ilgili yanlışlıklarla sık olarak karşılaşmaktayız. Teşhis ve tedavideki yetersizliklerin sonucunda ne yazık ki pek çok hastanın gerekli olmamasına rağmen sentetik tiroid hormon ilacı kullanmak zorunda kaldığını görüyoruz. Ömür boyu kullanılması önerilen sentetik tiroid ilaçları tedavide istenen sonucu sağlayamadığı gibi üzerine bir de bu ilaçların olumsuz yan etkilerine maruz kalınmaktadır. Sentetik tiroid hormonu hastalarda ilk anda geçici bir rahatlama sağlasa bile hipotiroidinin altında yatan asıl sebepler göz ardı edildiği için hastalık tablosu zaman içinde ilerlemekte ve bir süre sonra ilaç dozunu artırmak zorunda kalınabilmektedir. Öte yandan yeterli dozda tiroid ilacı almasına rağmen çok sayıdaki hastanın da hipotiroidiyle ilgili şikayetlerinin devam ettiğini ve bu hastaların durumlarından memnun olmadıklarını görmekteyiz. Laboratuvar, tanı ve tedavideki gelişmeler maalesef hastaların memnuniyet düzeyini artıramamıştır. Birçok hasta tedavisini yöneten doktorun "semptomlarını dikkate almadığını” düşünmektedir. Laboratuvar parametreleri normal olmasına rağmen hipotiroidi şikayetleri yaşayan çok sayıda hasta olduğunu biliyoruz. Bunun yanında TSH düzeyi yüksek olduğu halde hiçbir şikayeti olmayan çok sayıda hasta ile de karşılaşıyoruz. Hipotiroidi hastalarının iyilik hali yalnızca laboratuvar tetkiklerinin normal sınırlarda olmasıyla ilişkili değildir.
Belki de hiç gerekli olmamasına rağmen sentetik tiroid hormon ilacı kullanıyor olabilirsiniz. Eğer tiroid ilacı kullanıyorsanız veya bir tiroid hastalığınız olmasına rağmen henüz size bir tiroid ilacı başlanmadıysa ezberinizi bozacak saptama ve yorumlarımızı içeren bu yazı dizimizi sonuna kadar sabırla ve dikkatle okumanızı öneriyoruz. Uygun bir tedavi yaklaşımı ile ilacınızı bırakabileceğinizi bilmenizi isteriz.
Bu yazı dizisi değişik yerlerde karşınıza çıkan ve birbirinin kopyası gibi olan klasik hipotiroidi yazılarının bir benzeri değildir. Yazımızda tiroid hastalıklarının teşhis ve tedavisinde yapılan genel yanlışlar ve bu yanlışların sebepleri üzerinde durarak hipotiroidi hastalığını geniş bir perspektif ve bütüncül bir bakışla ele alacağız. Yazdıklarımızın ve deneyimlerimizin yazılarımızı takip eden çok sayıdaki meslektaşlarımıza da farklı bir bakış açısı kazandırarak, onlar için de yeni bir ufuk açacağını düşünüyoruz.
Yazımızı aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.
http://www.goksinbalim.com.tr/makaleler/makaleler/hipotiroidi-tsh-ve-tiroid-hormonlarina-aykiri-bir-bakis-bolum-1

Gökşin Balım ve Tayfun Balım'ın bilgi paylaşım sayfasıdır.

GIDA ENDÜSTRİSİ SİZİ ALDATIYOR VE SİNSİ BİR ŞEKİLDE SAĞLIĞINIZI BOZUYOR!İnsülin direnci, obezite ve kronik hastalıkların...
08/05/2023

GIDA ENDÜSTRİSİ SİZİ ALDATIYOR VE SİNSİ BİR ŞEKİLDE SAĞLIĞINIZI BOZUYOR!
İnsülin direnci, obezite ve kronik hastalıkların toplumda görülme oranının sürekli artış gösterdiğini görmekteyiz. Bu pandeminin altında yatan en önemli faktörler beslenme yanlışları, hareketsizlik, kronik stres ve kronik uyku sorunlarıdır.
Yaşama dair bu yanlışlardan en önemlisinin kötü beslenme olduğunun bilinmesi gerekiyor. Maalesef son 30-40 yıl içinde gıdalarımız bizim denetimimizden çıkarak Dünya devi bir avuç firmanın kontrolüne geçti. Şu anda dünyanın tüm ülkelerinde gıdalar 10 büyük firmanın dayattığı kurallara göre şekillenmektedir.
Dünya devi olan bu firmalar gıda endüstrisini istediği gibi şekillendirmektedir. Gıdaların içine eklenen birçok katkı maddesi aslında antibiyotik, hormon veya toksin yapısında olup tamamı “ilaç” niteliğindedir. Bu katkıların bir kısmı da bağımlılığa yol açabilmektedir. Hormonlar, bağımlılık yapan ilaçlar veya antibiyotikler eczanede satılırken reçete zorunluluğu olmasına rağmen bu maddeler gıdaların içine girdiğinde maalesef bunlarla ilgili ciddi bir denetim olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir. Dünya devi bu firmalar ellerindeki büyük para gücü ve yaptıkları lobi faaliyetleri ile hükümetleri de etkileyebilmekte ve gıda endüstrisiyle ilgili denetimleri ve bu konudaki kanunları kendi çıkarlarına göre şekillendirebilmektedir. Öte yandan bilimsel araştırmalara büyük fonlar aktararak “sponsor” olmakta ve beslenmeyle ilgili yapılan araştırmaları da kendi çıkarları doğrultusunda istedikleri gibi yönetmektedirler.
Endüstriyel yiyecekler bilinçli olarak bağımlılık yapacak şekilde tasarlanmıştır. Sentetik tatlar, tohum yağları ve endüstriyel şekerler vücut kimyanızı bozar, açlık-tokluk hissinizi ve yeme konusundaki denetiminizi ortadan kaldırır. Bu da daha fazla abur cubur yemeniz anlamına gelir... Bir süre sonra metabolizmanız bozulacak ve sizi bir kısır döngüye sokacaktır.
Sağlığınız bu şirketlerin umurunda bile değildir. Tek amaçları daha çok ürün satmak ve cirolarını daha çok artırmaktır. Aşırı işlem görmüş bu gıda ürünlerinden dolayı hastalandığınızda ise bu kez de paranızı aynı firmaların bir başka kolu olan ilaç endüstrisindeki diğer şirketlere vermeye devam etmeniz istenmektedir.
Gıda endüstrisi sizi aldatıyor ve sinsi bir şekilde sağlığınızı bozuyor! Kronik hastalıkların kısır döngüsünden kurtulabilmek için atılması gereken ilk adım aşırı işlem görmüş endüstriyel gıdaları hayatınızdan çıkarmak ve atalarımız gibi doğal beslenmektir.

http://www.goksinbalim.com.tr/makaleler/makaleler/kilo-verememenizin-sebebi-leptin-direnci-olabilir

05/02/2023

BAĞIRSAK FLORASI BOZUKLUĞUYLA İLGİLİ DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR.

Bağırsak florası ile ilgili çok fazla bilgi kirliliği olduğunu söylememiz gerekiyor. Kliniğimize başvuran bazı hastaların bu konuyla ilgili gereksiz tedavi uygulamalarına maruz kaldıklarını görüyoruz.

Bu konuda yapılan hataları 3 başlık halinde ele alalım:

1- Bu konudaki ilk yanılgı flora bozukluğunu probiyotik eksikliğiymiş gibi düşünmek ve probiyotik takviyesiyle sorunu çözebileceğini zannetmektir.
Bağırsak flora bozukluğu bakterilerle ilgili değil, bedenle ilgili bir sorundur. Bağırsağın o anki şartları sağlıklı floranın tutunup, yerleşebilmesi ve gelişmesi için uygun değilse hangi probiyotik takviyesi kullanılırsa kullanılsın o bakterilerin orada tutunup yerleşebilmesi mümkün değildir. Her gün avuç dolusu probiyotik de kullanılsa bu takviye ağızdan girip tuvalete çıkış yapacaktır. Bağırsak florası bozukluğunu bir probiyotik eksikliği gibi düşünmek büyük bir hatadır. Bağırsaklarımızda yüzlerce tür bakteri çeşidi olduğunu biliyoruz. İçinde 5-6 bakteri türü olan bir probiyotik takviyesiyle bütün bağırsak florasının düzenlemesini beklemek en hafif tabiriyle hayalciliktir.
Sağlıklı floranın yerleşmesine uygun bir ortam sağlanması durumunda ise başka bir çabaya gerek kalmadan sağlıklı flora kendiliğinden oluşacaktır.

2- İkinci hata ise flora bozukluğunu bir bağırsak enfeksiyonu gibi düşünmek ve antibiyotikle tedavi etmeye çalışmaktır.

3- Üçüncü ve en büyük hata ise gaita nakliyle sağlıklı flora oluşturabileceğini düşünmektir.

Maalesef bu hataları yapan çok sayıda meslektaşımız var. “Siz hangi probiyotiği kullanıyorsunuz?” diye bize soranlara “Biz hastalarımızda hiç probiyotik takviyesi kullanmıyoruz” dediğimizde şaşırıyorlar.
Kliniğimize gelen ve daha önce başka meslektaşlarımız tarafından tedavi edilmeye çalışılan ancak sonuç alınamayan hastaların birçoğunun elinde Rifaximin (Colidur), Mikostatin vs. gibi ağır antibiyotik reçeteleri görüyoruz. Daha da vahimi bunların bazılarına gaita nakli de yapılmış oluyor. Hatta bir nakil başarısız olduğu için birden fazla kere gaita nakli yapılan ve maalesef perişan hale gelen hastalar olduğunu görünce inanın hem üzülüyor hem de bu cehalete kızıyoruz.
Hastalar bu ilaçları kullandıktan sonra sistemleri daha da çok bozulunca ne doktor, ne de hastanın kendisi işin içinden çıkamıyor.

Bağırsak florası ile ilgili şu kuralları her hekimin mutlaka bilmesi gerekiyor:

1- Flora parmak izi gibi kişiye özeldir. Yaşadığınız coğrafya, yedikleriniz, içtikleriniz, yaşınız, cinsiyetiniz, hayat tarzınız, hormonlarınız, hatta psikolojiniz vs gibi birçok faktör kişisel floranızı şekillendirir. Flora değişkendir ve adaptasyona açıktır. Yaşanan coğrafyanın dışına çıkıldığında flora yeni şartlara kısa bir sürede adapte olabilir. “Turist diyaresi” dediğimiz durum buna iyi bir örnektir. Gaita nakli ile sağlıklı flora oluşturacağını düşünen bir hekimin her insanın florasının kendisine has olduğunu bilmesi gerekiyor. Farklı insanların bağırsak floraları farklı olabilir. Her insan için standart bir flora olduğunu varsaymak büyük bir hatadır. Aynı kişinin bile değişik zamanlarda, değişik coğrafyalarda floraları da değişikliğe uğrayabilir. Dolayısı ile başka bir kişiden alınan floranın nakledilen hasta için de sağlıklı bir flora olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir. Üstelik gaita nakli sırasında verici kişiden alınan gaitanın içinde flora bakterilerinin dışında donore ait başka hücreler de bulunabilmektedir. Alıcıya geçen bu hücrelerin ileride başka sağlık sorunlarına yol açabileceği de dikkate alınmalıdır.

2- Flora bozukluğunu bir enfeksiyon hastalığı gibi düşünerek antibiyotikle tedavi etmeye çalışmak nafile bir çaba ve aynı zamanda büyük bir tedavi hatasıdır. Bağırsak florası bozukluğunu probiyotik eksikliği veya bağırsakların kötü bakteriler tarafından istila edilmesi gibi düşünmek doğru değildir.

Peki, o zaman bağırsak florası bozukluğunda ne yapalım?

Bağırsak florasındaki bozulma sindirim fizyolojisinin bozulması sonucunda ortaya çıkar. Bağırsaklardaki sağlıklı fizyolojik ortam olumsuz yönde değişime uğrarsa burada yaşayan flora bakterileri yeni oluşan bu olumsuz ortamda kendilerine yaşam alanı bulamayarak yavaş yavaş yok olur ve her türlü olumsuz koşula dirençli olan bakteriler bağırsakta yaşamlarını devam ettirebilir. Yeni oluşan sağlıksız ortama dayanabilen bu dirençli bakteriler ise çoğalarak floranın yapısının değişimine yol açar.

Flora bozukluğunu tedavi edebilmek için atılması gereken ilk adım sindirim fizyolojisini bozan sebepleri ortadan kaldırmak ve bağırsakların iç ortamını sağlıklı floranın yeniden çoğalabileceği bir duruma getirmektir. Sağlıklı floranın yerleşebileceği uygun şartlar oluştuğunda olması gereken flora kendiliğinden gelişecektir. Bunun için probiyotik takviyesine gerek yoktur.
Yıllardan beri en ağırından kronik bağırsak hastalarının tedavisiyle uğraşan hekimler olarak bu güne kadar bir tek hastamıza probiyotik takviyesi ve antibiyotik tedavisi vermediğimizi buradan ifade etmek isteriz.

KİLO VEREMEMENİZİN SEBEBİ LEPTİN DİRENCİ OLABİLİR.Kilo vermekte zorlanıyor musunuz? Uyguladığınız bir diyet sonrasında b...
02/11/2022

KİLO VEREMEMENİZİN SEBEBİ LEPTİN DİRENCİ OLABİLİR.
Kilo vermekte zorlanıyor musunuz? Uyguladığınız bir diyet sonrasında birkaç kilo veriyorsunuz ancak daha sonra verdiğiniz kiloları yeniden geri mi alıyorsunuz? Yemek yedikten sonra bile hala açlık hissiniz devam mı ediyor? Eğer bu sorunları yaşıyorsanız sizde de leptin direnci olabilir.
Leptin direnci, dünya çapında milyonlarca insanı etkileyen ciddi bir sağlık sorunudur. Obezite, diyabet ve birçok kronik metabolik hastalığın altındaki en önemli sebeplerden bir tanesi de leptin direncidir. Oldukça yaygın görülmesine ve sağlığı bozan önemli bir sebep olmasına rağmen maalesef hem hastalar, hem de sağlık profesyonelleri bu duruma ve bunun temel nedenlerine aşina değildir.
Kilo veremediği için obezite ameliyatı olan veya olmayı düşünen hastaların tamamına yakınında gözden kaçan asıl sorun leptin direncidir. Bu hastalarda leptin direnci ve bununla bağlantılı olarak gelişen karmaşık metabolik sorunlar çözümlenemediği için maalesef pek çoğu kilo verme ve sağlıklarını geri kazanma konusunda başarısız olmaktadır. Hatta bir kısmı çaresizlik içinde obezite ameliyatlarına yönlenmekte ve çok önemli fonksiyonları olan sapasağlam midelerini ameliyatla aldırmaya razı olmaktadırlar. Halbuki leptin direnci yaşam tarzının ve çevresel şartların düzenlenmesi ve bilinçli bir beslenme planlamasıyla birlikte tamamen ortadan kaldırılabilmektedir.
Bu yazımızda leptinin ne olduğunu, leptin direncinin nasıl geliştiğini, leptin direnci geliştiğinde vücudunuzda hangi semptomların ortaya çıkabileceğini ve tedavi yaklaşımının nasıl olması gerektiğini mümkün olduğunca basit bir dille sizlere anlattık. Linki tıklayarak yazımızı okuyabilirsiniz.

http://www.goksinbalim.com.tr/makaleler/makaleler/kilo-verememenizin-sebebi-leptin-direnci-olabilir

Kronik enflamasyon, kronik ve dejeneratif hastalıkların altındaki en önemli hazırlayıcı faktördür. Başlangıç döneminde b...
26/08/2022

Kronik enflamasyon, kronik ve dejeneratif hastalıkların altındaki en önemli hazırlayıcı faktördür. Başlangıç döneminde belirgin bir bulgusu olmadığı için uzunca bir süre geri planda ve düşük düzeyli olarak devam eden bu süreç halsizlik, yorgunluk, unutkanlık, kronik ağrılı durumlar, uyku sorunları, psikoemosyonel şikayetler vs. gibi birbiriyle ilişkilendirilemeyen birçok genel şikayete yol açabilmektedir. Eğer tanı konup, gerekli önlemler alınmazsa devam eden bu dejeneratif süreç aterosklerotik hastalıklar, diyabet, hipertansiyon, otoimmün hastalıklar ve kanser de dahil olmak üzere birçok kronik hastalığa yol açabilmektedir.
Enflamasyonu erken dönemde belirlemeye yardımcı olabilecek birçok kan testi vardır. Eğer siz de bir süredir kronik sağlık sorunlarından şikayetçiyseniz ve sorunlarınıza kalıcı bir çözüm bulamadıysanız enflamasyon düzeyinizin değerlendirilmesi iyi olacaktır.
Kronik enflamasyon hakkında bilgilenmek ve teşhisinde kullanılan kan tetkikleri hakkında genel bir bilgi edinmek istiyorsanız linkteki yazımızı okumanızı öneriyoruz.

http://www.goksinbalim.com.tr/makaleler/makaleler/kronik-enflamasyonu-gosteren-kan-testleri-nelerdir

İNSÜLİN DİRENCİ VE KRONİK HASTALIKLARLA İLİŞKİSİSon 20-25 yıl içinde insülin direnci ve bununla ilişkili olarak ortaya ç...
09/02/2021

İNSÜLİN DİRENCİ VE KRONİK HASTALIKLARLA İLİŞKİSİ

Son 20-25 yıl içinde insülin direnci ve bununla ilişkili olarak ortaya çıkan kronik hastalıkların büyük bir hızla arttığını görmekteyiz. Basit şeker ve karbonhidrat ağırlıklı beslenme, hareketsizlik, stres yükünün artması, uyku düzensizlikleri ve biyolojik saatle ilgili olumsuzluklar insülin direncinin altındaki asıl etkenlerdir. Toplumda insülin direnci görülme oranının %60’ların üzerinde olduğunu ifade eden yayınlar mevcuttur. Bize göre ülkemizdeki oran bunun bile üzerindedir. Bildiğimiz tüm kronik hastalıkların ve yaşlanmanın ana nedeni insülin direncidir. Bu nedenle, insülin duyarlılığını sağlayabilmek son derece önemlidir.
Bu yazımızda size insülin direncinin yaşam yanlışlarıyla olan ilişkisini ve hangi mekanizmalar üzerinden kronik hastalıklara yol açabildiğini mümkün olduğunca basitleştirerek anlatmaya çalıştık. Yazımızı bolca görsel materyalle süsleyerek teorik ağırlıklı bu konuyu sıkılmadan takip edebilmenizi sağlamayı amaçladık. Yazıyı cep telefonu yerine bilgisayar ekranından okumanızı öneriyoruz.
Linki tıklayarak web sitemizdeki yazıya ulaşabilirsiniz.
http://www.goksinbalim.com.tr/makaleler/makaleler/insulin-direnci-ve-kronik-hastaliklarla-iliskisi

Hastalıklara “Bütüncül ve Fonksiyonel” açıdan yaklaşım ülkemizde her geçen gün daha çok benimseniyor. 12-13 yıl öncesind...
30/01/2021

Hastalıklara “Bütüncül ve Fonksiyonel” açıdan yaklaşım ülkemizde her geçen gün daha çok benimseniyor. 12-13 yıl öncesinde bu bakış açısıyla tedavi yaklaşımında bulunduğumuz hastalarımıza tedavi yöntemlerimizi anlatırken epeyce zorlanıyorduk. Bugün geldiğimiz noktada artık hastalar bütüncül ve fonksiyonel bakışla tedavi eden hekimleri kendileri araştırıyor ve onlara ulaşmayı amaçlıyorlar. Hastaların yanı sıra son birkaç yıl içinde hekimler de bu konuda kendilerini geliştirme çabasına girmeye başladılar. Son birkaç yıl içinde bazı yabancı yayınların da tercüme edilmesiyle bu konudaki kaynak sayısı giderek artıyor. Celsus Kitabevi de bu konunun öncüleri arasında. “Integrative and Functional Medical Nutrition Therapy” isimli kitabı dilimize çevirip yayınlayarak “Fonksiyonel Beslenme” ile ilgili geniş bir kaynağı Türkçe’ye kazandırmaları bu alana güzel bir hizmet olmuş. İki ciltlik kitabın tanıtım kopyalarından bir tane de bize hediye olarak göndermişler. Celsus Kitabevine, kitabın yayınında emeği geçenlere ve değerli meslektaşımız Dr. Murat Akçacıoğlu’na en içten teşekkürlerimizi iletiyoruz.

KEREVİZ DOLMASIKış aylarında yetişen kereviz kolay sindirilen bir sebzedir. Geçtiğimiz yıl sizlerle kereviz oturtması ye...
17/01/2021

KEREVİZ DOLMASI
Kış aylarında yetişen kereviz kolay sindirilen bir sebzedir. Geçtiğimiz yıl sizlerle kereviz oturtması yemeğini paylaşmıştık. Hastalarımızdan aldığımız geri dönüşlerden bu yemeğin çok beğenildiğini ve kerevizi sevmeyenlerin bile bu yemeği beğenerek yediklerini öğreniyoruz. Bu kez kerevizi dolma şeklinde yapmayı denedik ve farklı bir lezzet elde ettik. Tarifimize aşağıdaki linke tıklayarak ulaşabilirsiniz.
http://www.goksinbalim.com.tr/mutfak-atolyesi/mutfak-atolyesi/kereviz-dolmasi

Address

Ankara

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Gökşin Balım & Tayfun Balım posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Gökşin Balım & Tayfun Balım:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram