Bilge Psikoloji

Bilge Psikoloji Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Bilge Psikoloji, Psychologist, Beytepe Mahallesi 1670. sokak 6/1, Ankara.

23/03/2026

Mevsim geçişlerinde kendinizi daha yorgun, dalgın, huzursuz ya da keyifsiz hissettiğinizi fark ettiniz mi?
Bu durum “abartmak” değil;
bedenin ve beynin biyolojik bir tepkisidir.

Mevsim değişiklikleri neden duyguları etkiler?

✔ Gün ışığı azalır → serotonin düşer
Bu da motivasyon, enerji ve ruh hâlini doğrudan etkiler.

✔ Melatonin döngüsü bozulur
Uyku kalitesi düşer → duygusal dayanıklılık azalır.

✔ Beden yeni sıcaklık ve ritme uyum sağlamakta zorlanır
Bu da halsizlik, isteksizlik ve duygusal dalgalanmalara yol açabilir.

✔ Rutinler değişir
Rutin değişimi = zihinsel belirsizlik → duygu dalgalanmaları.

Peki bu geçiş dönemlerini nasıl daha dengeli atlatabilirsiniz?

✓ Gün ışığından faydalanın
10–20 dakika bile etkisi büyük.

✓ Hafif egzersiz yapın
Serotonin ve endorfin seviyesini artırır.

✓ Uyku saatlerini düzenli tutun
Beyin ritmi için en temel destek.

✓ Ölçülü beslenme ve su tüketimi
Enerji dengesini korur.

✓ Sosyal temas kurun
İzolasyon, mevsimsel duygulanımı artırabilir.

✓ D vitamini seviyenizi kontrol ettirin
Eksikliği ruh hâlini etkileyebilir.

Mevsim geçişlerinde duygusal dalgalanma çok yaygındır.
Bu bir “zayıflık” değil,
beynin ve bedenin yeni döneme adaptasyon çabasıdır.

Eğer bu hisler uzun sürer, gündelik işlevi bozarsa
bir uzmandan destek almak en sağlıklı adımdır.

16/03/2026

“Normal” kelimesi günlük hayatta çok kullanılır,
ama çoğu zaman en çok yaralayan kelimelerden biridir:

“Bu normal değil.”
“Normal insanlar böyle yapmaz.”
“Sen neden diğerleri gibi değilsin?”

Peki gerçekten kime göre normal?

Gerçek şu:
Normal, evrensel bir gerçeklik değil;
kültüre, aileye, döneme, topluma, hatta kişiye göre değişen bir kavramdır.

Normal dediğimiz şey genellikle:

✔ Çoğunluğun yaptığı
✔ Toplumun kabul ettiği
✔ Ailenin “bizde böyledir” dediği
✔ Kişinin kendi inançlarıyla uyumlu olan

Yani “normal”, bilimsel bir ölçü değil;
çoğunluğun alışkanlıklarının bir yansımasıdır.

Ne zaman sorun olur?

• Kişi kendini normal sınırına sokmak için kendiliğini bastırdığında
• Farklılık “yanlışlık” gibi hissettirdiğinde
• Kişisel ihtiyaçlar sosyal normlara kurban edildiğinde
• “Normal olmalıyım” baskısı kaygı ve depresyonu tetiklediğinde

Sağlıklı olan:
Normal olmaya çalışmak değil,
kendinle uyumlu yaşamaktır.

Normal değişir.
Norm değişir.
İnsan değişir.
Önemli olan, kişinin kendi değerleriyle çatışmadan yaşayabilmesidir.

Çünkü en sağlıklı “normal”,
seni sen olmaktan uzaklaştırmayan olandır.

Tatil, çocuklar için yalnızca dinlenmek değil,ebeveynle bağ kurmak, deneyim kazanmak ve keşfetmek için benzersiz bir fır...
13/03/2026

Tatil, çocuklar için yalnızca dinlenmek değil,
ebeveynle bağ kurmak, deneyim kazanmak ve keşfetmek için benzersiz bir fırsattır.

Peki tatili nasıl daha verimli, eğlenceli ve öğretici hâle getirebilirsiniz?

🎯 1) Sıcak–Soğuk Oyunu (Ebeveynle Etkileşim)
Bir nesneyi saklayın, çocuğunuza yönlendirmeyle bulunmasını sağlayın:
“Sıcak… daha sıcak… buz gibi!”
Hem problem çözme hem eğlenceli iletişim becerilerini güçlendirir.

🎯 **2) “Bilmeceler Kavanozu”
Bir kavanoz hazırlayın. İçine her gün küçük bilmeceler, eğlenceli görevler veya mini meydan okumalar yazın.
Her sabah bir tane çekin.
Tatili hem rutinli hem eğlenceli hale getirir.

🎯 3) Doğa Günleri
Kısa yürüyüşler, taş toplama, yaprak keşfi…
Doğa, çocuğun duyusal gelişimini destekler.

🎯 4) Evde Rol Oyunları
Market, doktor, restoran oyunu…
Hayal gücü, sosyal beceri ve dil gelişimini güçlendirir.

🎯 5) Birlikte Yemek Yapmak
Hamur yoğurmak, karıştırmak, süslemek…
İnce motor becerileri artırır, özgüveni destekler.

🎯 6) Mini Sorumluluklar
Odasını toplama, masayı kurma gibi günlük görevler çocuğun özerklik duygusunu geliştirir.

🎯 **7) “Ekransız 1 Saat” Ruti̇ni̇
Her gün ekran olmadan oyun zamanı yaratın.
Hem beyin gelişimi hem aile bağı için çok değerlidir.

Tatil, çocuğun zihnini dolduran değil,
kalbini besleyen bir dönem olmalıdır.

Birlikte geçirilen küçük anlar, çocukların yaşamında büyük izler bırakır.

Bir ilişkiyi “ilişki” yapan şey yalnızca sevgi değil,anlaşılmış hissetmektir.Anlaşılmış hissettiğimizde:• Savunmaya ihti...
09/03/2026

Bir ilişkiyi “ilişki” yapan şey yalnızca sevgi değil,
anlaşılmış hissetmektir.

Anlaşılmış hissettiğimizde:

• Savunmaya ihtiyaç duymayız
• Duygularımız daha hızlı regüle olur
• Yakınlık kendiliğinden derinleşir
• Güven duygusu artar
• Partnerin yanında “kendimiz olma” hakkını hissederiz

Anlaşılmamak ise:

• Aynı cümlenin defalarca anlatılması
• Duyguların küçümsenmesi
• Tartışmaların çözüme değil, savunmaya dönmesi
• Yalnızlık hissinin ilişki içinde bile büyümesi
• Bağın gevşemesi
gibi etkiler yaratır.

Peki anlaşılmış hissetmek için ne gerekir?

✔ Yargılamadan dinlemek
✔ “Ben olsam” değil, “O şu anda ne hissediyor?” diye bakmak
✔ Çözüm değil, önce duyguyu duymak
✔ Partnerin savunmaya geçmesini tetiklemeyecek bir dil
✔ Küçük empati işaretleri: “Seni anlıyorum… Bu senin için zor olmalı.”

Bir ilişkide birçok sorun “doğru çözüm” bulunamadığı için değil,
kimse gerçekten duyulmadığı için büyür.

Anlaşılmak lüks değil, duygusal bir ihtiyaçtır.
Ve ilişkide yakınlığı yaratan en güçlü bağdır.

Sonbahar, kış veya bahar geçişlerinde birçok kişi:“Keyfim yok, enerjim düştü, hiçbir şeyden zevk almıyorum” der.Bu his ç...
06/03/2026

Sonbahar, kış veya bahar geçişlerinde birçok kişi:
“Keyfim yok, enerjim düştü, hiçbir şeyden zevk almıyorum” der.
Bu his çoğu zaman mevsimsel duygu değişimi ile ilişkilidir.

Neden mevsim geçişleri bizi etkiler?

✔ Gün ışığı azalır → Serotonin düşer
✔ Melatonin döngüsü değişir → uyku düzensizliği olur
✔ Vücut sıcaklığı ve biyolojik ritim adapte olmakta zorlanır
✔ Hava değişimi → halsizlik, motivasyon düşüşü
✔ Rutinler bozulur → zihinsel dağınıklık artabilir

Bu değişimler keyfi azaltır ama çoğu zaman geçicidir.

Ne yapabilirsiniz?

✓ Güneş ışığına çıkmak (10–20 dakika bile etkili)
✓ Düzenli uyku–uyanma saatleri
✓ Hafif egzersiz
✓ Omega-3, D vitamini kontrolü
✓ İş yükünü bir anda artırmamak
✓ Küçük keyif alanları oluşturmak: sıcak içecekler, yürüyüş, hobi
✓ Vücudu mevsimle birlikte yeni ritme yumuşak geçişlerle hazırlamak

Keyifsizlik uzun sürerse, günlük işlevi bozursa, sebepsiz mutsuzluk artarsa
bir uzmandan destek almak önemlidir.

Mevsim geçişleri zordur;
ama küçük düzenlemelerle beden ve zihin yeniden dengeye gelir.

İşsizlik, yalnızca finansal bir kayıp değildir;kimlik, güven, rutin, sosyal rol ve özgüven üzerinde güçlü bir psikolojik...
02/03/2026

İşsizlik, yalnızca finansal bir kayıp değildir;
kimlik, güven, rutin, sosyal rol ve özgüven üzerinde güçlü bir psikolojik etkisi olan bir yaşam olayıdır.
Bu nedenle işsizlik dönemlerinde depresyon riski belirgin şekilde artabilir.

Neden?

✔ Kimlik kaybı
Birçok kişi kendini işiyle tanımlar. İş gittiğinde “Ben kimim?” sorusu ortaya çıkar.

✔ Belirsizlik ve kontrol kaybı
Gelecek kaygısı tetiklenir:
“Ne zaman iş bulacağım?”
“Nasıl devam edeceğim?”

✔ Finansal baskı
Ekonomik stres, depresyonun en güçlü tetikleyicilerinden biridir.

✔ Sosyal izolasyon
Çalışma ortamı kaybolunca sosyal temas azalır. Yalnızlık artar.

✔ Günlük rutinin bozulması
Uyku–yeme düzeni dağılır, motivasyon düşer.

✔ Öz-değerin zarar görmesi
Kişi kendini yetersiz hissetmeye başlayabilir.

İşsizlik depresyonu nasıl önleyebilirsiniz?

• Günlük rutin oluşturmak
• Küçük hedeflerle ilerlemek
• Sosyal bağı koparmamak
• Hobiler ve hareketli aktiviteler
• Destek istemekten çekinmemek
• Düşünce kalıplarını düzenlemek
• Gerekirse profesyonel yardım almak

İşsizlik kişisel bir başarısızlık değil,
hayatın getirdiği geçici bir süreçtir.
Bu süreçte duygusal yükü hafifletmek,
depresyon riskini azaltır.

Ergenlikte beden algısı, sadece aynaya bakmak değildir; kimliğe, özgüvene, ilişkilerle kurulan bağa ve toplumsal beklent...
23/02/2026

Ergenlikte beden algısı, sadece aynaya bakmak değildir; kimliğe, özgüvene, ilişkilerle kurulan bağa ve toplumsal beklentilere karşı verilen içsel bir cevap gibidir. Vücut hızla değişirken ergen çoğu zaman bu değişimlerle uyum sağlamaya çalışır. Bu uyum sürecinde beden algısı hassaslaşır.

Ergenler bu dönemde sıkça şunları hissedebilir:
👉 Kendi görünüşünü sürekli değerlendirmek
👉 “Herkes bana bakıyor” düşüncesi
👉 Sosyal medya etkisiyle ideal beden arayışı
👉 Arkadaşlarla kıyaslama
👉 Ufak bir değişimi bile felaket gibi algılama
👉 Beğenilme – kabul edilme ihtiyacının artması
👉 Kilo, boy, cilt, yüz hatları üzerinden kaygı geliştirme

Ergen beden algısı, dış dünyanın aynasıyla çok çabuk şekillenir. Ailenin yorumu, bir arkadaşın sözü, sosyal medyadaki bir görüntü bile büyük bir etkiye sahip olabilir.

Bu dönemde en çok işe yarayan şeyler:
✨ Eleştiriden çok dinlenmek
✨ “Normal” diye bir beden olmadığını hatırlatmak
✨ Bedenin değiştiği kadar duyguların da değiştiğini kabul etmek
✨ Sporun, uyku düzeninin ve doğru beslenmenin ruh halini güçlendirdiğini göstermek
✨ Ergenin bedenini tanımasına izin vermek
✨ Bedenin değer değil, bir yaşam kabı olduğunu öğretmek

Ergenlikte beden algısı bir “savaş alanı” değil; kendini tanımanın bir durağıdır.
Doğru destekle bu durağı sağlıklı biçimde geçmek mümkündür.

16/02/2026

Bir metni okurken gözün kelimeleri takip eder ama zihin başka bir yerdeyse okuduğun satırlarla bağ kurulmaz. Birçok kişi “Okuyorum ama anlamıyorum” deneyimini yaşar. Bu, zeka ile ilgili değil; zihin kapasitesinin nasıl dağıldığıyla ilgilidir.

Dikkatin dağılmasının başlıca sebepleri:
👉 Zihnin dolu olması (gizli kaygılar, bekleyen işler, geçmiş–gelecek düşünceleri)
👉 Ekran alışkanlıkları nedeniyle beyne hızlı uyaranın normal gelmesi
👉 Uykusuzluk ve bedensel yorgunluk
👉 Mükemmel yapma baskısı
👉 Okunan şeyin merak uyandırmaması

Okuma sırasında dikkat toplanamadığında genelde kişi kendini suçlar:
“Bende bir sorun var.”
“Yapamıyorum.”
Oysa çoğu zaman sorun kapasiteden değil, zihnin o anda ne kadar dolu olduğundan kaynaklanır.

Bir metne dikkat verebilmek için önce zihne mikro bir alan açmak gerekir:
• 30 saniyelik nefes
• Okumayı parçalamak
• Kendine “Şu anda benden ne bekleniyor?” demek
• Hız değil, anlam hedeflemek

Dikkat bir yetenek değil; bir anlık yönlendirme kapasitesidir.
Doğru koşullarda herkes dikkatini verebilir.

🌹14 Şubat’ı yalnızca romantik ilişkilerle sınırlı bir gün olarak değil, sevgiyle kurduğumuz tüm bağları hatırlamak için ...
13/02/2026

🌹14 Şubat’ı yalnızca romantik ilişkilerle sınırlı bir gün olarak değil, sevgiyle kurduğumuz tüm bağları hatırlamak için bir fırsat olarak görüyoruz.
❤️Birine, hayata ve en önemlisi kendimize…

🫶🏻Çünkü ruh sağlığı, insanın kendisiyle kurduğu ilişkiyle yakından bağlantılıdır.
Kendine iyi geleni fark edebilmek, duygularına alan açabilmek ve kendi emeğini görebilmek; psikolojik iyi oluşun önemli parçalarıdır.

💐Bilge Psikoloji olarak, sevginin her halinin iyileştirici olduğuna inanıyoruz.
Bugün, kendinle olan bağını biraz daha şefkatle hatırlaman için küçük bir hatırlatma olsun. 🌿

DEHB olan çocuklarda ekran kullanımı sıradan bir alışkanlık olmaktan çok, dikkat sistemini doğrudan etkileyen güçlü bir ...
13/02/2026

DEHB olan çocuklarda ekran kullanımı sıradan bir alışkanlık olmaktan çok, dikkat sistemini doğrudan etkileyen güçlü bir uyaran hâline gelir. Çünkü ekranlar hızlı görüntüler, parlak renkler ve sürekli değişen sahnelerle beynin ödül devresini aşırı aktive eder. Bu, kısa vadede çocuğu sakinleştiriyormuş gibi görünse de uzun vadede doğal dikkati toplama becerisini zayıflatabilir.

DEHB beyninde “anlık haz – hızlı uyaran” döngüsü zaten güçlüdür. Ekran bunu daha da pekiştirir:
👉 Normal günlük görevler sıkıcı gelmeye başlar
👉 Bekleme toleransı azalır
👉 Sabır süresi düşer
👉 Ders veya okuma gibi durağan aktiviteler daha zorlayıcı olur
👉 Öfke, huzursuzluk ve duygusal dalgalanmalar artabilir

Bu, ekranın tamamen yasaklanması gerektiği anlamına gelmez; aksine düzen, sınır ve denge gerektiğini gösterir.
• Kısa süreli kullanım
• İçerik seçimi
• Ekran yerine hareket içeren aktiviteler
• Ekrandan hemen sonra dikkat gerektiren görev koymamak

En önemlisi ise:
Ekran, DEHB’li çocuğun “kendi kendine sakinleşme” yolu olmamalıdır. Çünkü bu, gerçek hayatın daha yavaş ritmine uyum sağlamasını zorlaştırır.

09/02/2026

Ergenlik, bir gencin çocukluktan çıkıp kendi bireyliğini kurmaya çalıştığı en kritik dönemdir. “Artık beni idare etmeyin”, “Ben kendi kararımı veririm”, “Sürekli kontrol etmeyin” gibi tepkiler aslında doğal gelişimin parçalarıdır.

Bu dönemde gençler…
👉 kendi sınırlarını test eder,
👉 aileden uzaklaşıp arkadaşlara yaklaşır,
👉 kendi fikirlerini savunmak ister,
👉 bazen abartılı tepkilerle bağımsızlığını kanıtlamaya çalışır.

Bunların hiçbiri kopuş değildir; “Ben kimim?” sorusuna verilen tepkisel cevapların yansımasıdır.

Ebeveynler için en zorlayıcı kısım, genç kontrol isterken hâlâ korunmaya da ihtiyaç duymasıdır. Bu dönem; sınır, özgürlük ve rehberlik arasında ince bir denge gerektirir.

Destek olmak için:
✨ Onu dinlemek
✨ Karşı çıkmadan anlamaya çalışmak
✨ Sınırları sert değil, net koymak
✨ Kendi kararlarını deneyimlemesine izin vermek
✨ Hataların gelişimin doğal parçası olduğunu kabul etmek

Ergen bağımsızlığı, “beni yalnız bırakın” değil; “büyürken yanımda olun ama nefes almama izin verin” demektir.

Bir ilişkide duygusal destek, “seni seviyorum” demekten çok daha fazlasıdır. Aslında ilişkilerin gizli taşıyıcısıdır. Ki...
06/02/2026

Bir ilişkide duygusal destek, “seni seviyorum” demekten çok daha fazlasıdır. Aslında ilişkilerin gizli taşıyıcısıdır. Kişi, partneri tarafından duyulduğunu, anlaşıldığını ve kabul edildiğini hissettiğinde güven duygusu yerleşir.

Duygusal destek; nasihat vermek, hemen çözüm bulmak veya “bence şöyle yapmalısın” demek değildir.
Aslında destek şudur:
👉 “Seni dinliyorum…”
👉 “Bu senin için zor, fark ediyorum…”
👉 “Yanındayım…”
👉 “Önce seni anlamak istiyorum…”

Çoğu çatışmanın kökeninde, duygunun duyulmaması yatar.
Partnerlerden biri yalnız hissedince; savunma, geri çekilme, öfke veya kırgınlık devreye girer.

Duygusal destek şu alanlarda ilişkiyi güçlendirir:
✨ Güven
✨ Samimiyet
✨ Bağ kurma
✨ Birlikte çözüm üretme
✨ Krizleri atlatabilme

Bir ilişkide en iyileştirici cümle çoğu zaman şudur:
“Anlat, seni gerçekten duymak istiyorum.”

Address

Beytepe Mahallesi 1670. Sokak 6/1
Ankara
06690

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Bilge Psikoloji posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Bilge Psikoloji:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram