Psk. Selin Yargıcı

Psk. Selin Yargıcı Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Psk. Selin Yargıcı, Medical Service, Armada Interstate Merkezi, Eskisehir Yolu Dumlupinar Boulevard No: 6 A Blok Kat: 12 Ofis no: 1243, Sogutozu, Yenimahalle, Ankara.

Pasif-agresif davranış, öfkenin açıkça ifade edilmediği; bunun yerine dolaylı, sabote edici veya sessiz cezalandırıcı yo...
14/02/2026

Pasif-agresif davranış, öfkenin açıkça ifade edilmediği; bunun yerine dolaylı, sabote edici veya sessiz cezalandırıcı yollarla gösterildiği bir iletişim biçimidir. Manipülasyonun en görünmez ama en yorucu hâlidir.

Bu davranışların ortak özelliği, kişinin sorumluluğu reddedip duygusal yükü karşı tarafa bırakmasıdır.

Pasif-agresif manipülasyon örnekleri:
👉 “Ben bir şey demedim, sen öyle anladın.”
👉 Söz verip son anda iptal etmek
👉 Belirsiz, muğlak cevaplar vererek karşı tarafı ikilemde bırakmak
👉 Sürekli alınganlıkla sessizliğe çekilmek
👉 İstediğini elde edene kadar iletişimi sabote etmek
👉 Bir şeyden rahatsız olup “Sorun yok” demek ama davranışla ceza vermek
👉 Sürekli kurban rolüne bürünmek

Pasif-agresif davranışı fark etmenin ana işaretleri:
• Konu konuşulmaz ama sorun büyür
• Kendinizi sürekli suçlu hissedersiniz
• Hep kendiniz açıklama yapmak zorunda kalırsınız
• İletişim netleşmez, bulanıklaşır

Bu manipülasyona karşı ne yapılabilir?
✨ Net soru – net cevap sistemi
✨ Sınır koymak
✨ Duyguyu açıkça ifade etmek
✨ Suçlamadan gerçek davranışı göstermeyi öğrenmek
✨ Sessiz cezalandırmayı kabul etmemek

Pasif-agresif manipülasyon fark edilmediğinde ilişkileri içeriden çürüten bir örüntüdür.
Fark etmek ise güçlendiren ilk adımdır.

Hakaret, küçümseme, alay etme, değersiz hissettirme… Bunların hepsi duygusal şiddetin en görünür hâlleridir. Çoğu kişi “...
11/02/2026

Hakaret, küçümseme, alay etme, değersiz hissettirme… Bunların hepsi duygusal şiddetin en görünür hâlleridir. Çoğu kişi “O sinirle söyledi”, “Evde böyle konuşulur”, “Abartıyorum galiba” diyerek bu davranışları normalleştirir. Ama hakaret asla iletişim biçimi değildir; ilişkide gücün kötüye kullanılmasıdır.

Duygusal şiddetin maskesi nedir?
👉 Şakaya vurmak: “Takılma ya, şaka yaptım.”
👉 Suçu karşı tarafa atmak: “Beni sen delirttin.”
👉 Normalleştirmek: “Herkes böyle tartışıyor.”
👉 Utandırmak: “Bu kadar alıngan olma.”

Oysa hakaret ve aşağılama çoğu zaman karşı tarafın kırılganlıklarını örtmek için kullandığı savunmalardır:
👉 Değersizlik hissi
👉 Kontrol kaybetme korkusu
👉 Gücünü ispatlama çabası
👉 İçsel öfkeyi dışarı yansıtma
👉 Çatışmayı yönetememe becerisi

Duygusal şiddetin sonuçları:
• Kendine güvenin zayıflaması
• Sessizleşme ve geri çekilme
• Sürekli tetikte olma hali
• Suçluluk duygusu
• “Ben mi hatalıyım?” karışıklığı

Hakaret bir iletişim biçimi değil, duygusal bir ihlaldir.
Bir ilişkide saygı kaybolduğunda sevgi asla tek başına yeterli olmaz.
Duygusal şiddet görünmez ama etkisi derindir; fark etmek iyileşmenin ilk adımıdır.

İlişkilerde herkes tartışmaları görür ama asıl yıpratıcı olan çoğu zaman sessizliktir.Dışarıdan her şey “sakin ve normal...
07/02/2026

İlişkilerde herkes tartışmaları görür ama asıl yıpratıcı olan çoğu zaman sessizliktir.
Dışarıdan her şey “sakin ve normal” görünürken, içeride görünmeyen bir fırtına kopuyor olabilir. Bu sessiz fırtınaların nedeni ise genellikle büyük olaylar değil, fark edilmeyen küçük kırılmaların birikmesidir.

Görünmez nedenler nelerdir?
👉 İfade edilmeyen duygular: Küçük bir kırgınlık konuşulmazsa zamanla sessiz bir öfkeye dönüşür.
👉 Duyulmama hissi: Partner sizi dinliyormuş gibi görünür ama anlamıyorsa, ilişki duygusal olarak kopmaya başlar.
👉 Görünmez yükler: Bir taraf sürekli duygusal, fiziksel ya da ekonomik yük taşıyorsa ilişki eşitsizleşir.
👉 Geçmişten taşınan yaralar: Bugünkü tartışmanın sebebi, bazen yıllar önceki bir güvensizliktir.
👉 Yakınlık korkusu: İlişki iyi giderken bir anda uzaklaşmak, çoğu zaman “kaybetme korkusu”nun savunmasıdır.
👉 Sessiz geri çekilme: Tartışmak yerine susmak bir süre çözümmüş gibi gelir ama uzun vadede bağı zayıflatır.

Sessiz fırtınaların ortak özelliği şudur:
Sorun konuşulmadıkça büyür, yakınlık azaldıkça mesafe artar.
İlişkinin iyileşmesi için en güçlü adım; suçlamak değil, “Sen ne hissettin?” diye sormaktır.

04/02/2026

Ebeveynlik çoğu kişinin dışarıdan “mükemmel görünen” ama içeride yoğun bir duygu yükü taşıdığı bir süreçtir. Pek çok ebeveyn gün içinde defalarca bu cümleyi içinden geçirir ama söylemekten çekinir:
“Yetersiz miyim?”

Bu his nereden gelir?
👉 Toplumsal baskılar: Her şeyin mükemmel olması gerektiği mesajı.
👉 Kıyas kültürü: Sosyal medyada sergilenen “kusursuz ebeveynlik” algısı.
👉 Geçmişten taşınan inançlar: Kendi çocukluğunda duyulmayan ya da görülmeyen ebeveynler.
👉 Aşırı sorumluluk: Her şeyi tek başına üstlenme çabası.
👉 Tükenmişlik: Dinlenemeyen ebeveyn “yetersiz hissi”ne en hızlı kayar.
👉 Sürekli fedakâr olma kültürü: Kendini yok ederek ebeveynlik yapılacağı inancı.

Gerçek şu:
Hiçbir ebeveyn “tam bir yeterlilik” hissiyle büyütmez çocuğunu.
Ebeveynlik mükemmel olmak değil, yeterince iyi olmaktır.

Çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu şey:
✨ Tutarlılık
✨ Duyulmak
✨ Güvenli bir alan
✨ Bir yetişkinin yanında olduğunu bilmek

Ebeveynlik zor çünkü görünmeyen bir emek, duygusal bir yük ve sürekli bir denge hâli gerektirir.
Yetersizlik hissi, kötü bir ebeveyn olduğunuzu değil; elinizden geleni yaptığınızı ve bundan yorulduğunuzu gösterir.

28/01/2026

İlişkiler doğuştan sürmez; sürdürülür.
Bağlılık, sadece “birbirini sevmekle” değil, iki kişinin zorlu anlarda nasıl davrandığıyla şekillenir. Sağlıklı bir ilişki, üç adımdan geçer: tanımak, çözmek, güçlendirmek.

• Sorunları tanımak, savunmayı değil farkındalığı gerektirir.
“Bu beni neden rahatsız etti?”
“Ben ne beklentideyim?”
“Bunu söylediğinde ne hissettim?”
Duyguyu tanımayan kişi çatışmayı anlayamaz.

• Sorun çözmek, kazanan–kaybeden değil; ihtiyaç–ihtiyaç denklemidir.
Eleştiri değil, merak soruları bağ kurar.
“Sen böyle hissediyorsun, peki neye ihtiyacın var?” demek çözümün kapısını açar.

• İletişim şekli bağlılığı belirler.
Sen dili suçlar;
ben dili açıklığa kavuşturur.
Savunma duvar örer;
duygu paylaşımı köprü kurar.

• İlişkiyi güçlendiren şey ritimdir.
Düzenli ilgi, küçük jestler, teşekkür cümleleri ve duyguların görünür olması bağ dokusunu onarır.

Sağlıklı ilişki, kusursuzluk değil; iki kişinin aynı takımda olduğunun unutulmamasıdır.

23/01/2026

Mutsuzluk insan yaşamının doğal bir parçasıdır. Her duygu gibi gelip geçer. Depresyon ise bundan tamamen farklıdır: süreklidir, bedeni etkiler, düşünce yapısını değiştirir ve kişinin işlevselliğini bozar. Bu nedenle ikisini ayırt edebilmek ruhsal sağlığı korumada çok önemlidir.

• Mutsuzluk bir duruma tepkidir; depresyon bir durumun kendisidir.
Hayal kırıklığı, ayrılık, zorlayıcı bir süreç… Mutsuzluk neden–sonuç ilişkisi içindedir.
Depresyonda ise neden görünür olmayabilir; kişi “hiçbir şey yok ama kötü hissediyorum” diyebilir.

• Depresyon duygudan fazlasıdır: bir sistem bozulmasıdır.
Uyku düzeni, iştah, enerji, motivasyon ve düşünce yapısı birlikte değişir.

• Keyif alma kapasitesi azalır (anhedoni).
İnsanı mutlu eden aktiviteler anlamını kaybeder; bu depresyonun en belirgin işaretidir.

• Kişi kendini suçlama döngüsüne girer.
“Yetersizim”, “Değersizim”, “Hiçbir şey yoluna girmeyecek” gibi düşünceler kalıcı hâle gelir.

• Mutsuzluk geçicidir; depresyon süreklidir.
Zamanla hafiflemeyen, aksine derinleşen çökkünlük profesyonel destek gerektirir.

Depresyon bir “zayıflık” değil;
zihnin ve bedenin yorulduğuna dair güçlü bir mesajdır.
Doğru destekle iyileşme her zaman mümkündür.

Hedef ertelemek çoğu zaman tembellik değildir.Zihnin görünmez bariyerleri vardır: kaygı, başarısızlık korkusu, mükemmeli...
19/01/2026

Hedef ertelemek çoğu zaman tembellik değildir.
Zihnin görünmez bariyerleri vardır: kaygı, başarısızlık korkusu, mükemmeliyetçilik, belirsizlik endişesi… Erteleme, bu duygularla başa çıkmak için üretilmiş geçici bir çözümdür.

• Ertelemenin altında genellikle yüksek beklenti vardır.
Kişi mükemmel başlamak istediği için hiç başlayamaz.

• Bazen “hazır hissetmeyi beklemek” bir tuzaktır.
Hazır hissetmek bir duygu değil; eylemle ortaya çıkan bir durumdur.

• Erteleme suçluluk ve kaygıyı artırır.
Kişi ne kadar erteliyorsa kendine güveni o kadar düşer, hedef daha ulaşılmaz görünür.

• Önceliklendirme erteleme döngüsünü kırar.
Her hedef aynı ağırlıkta değildir.
“Bugün neyi yaparsam beni bir adım ileri taşır?” sorusu belirleyicidir.

• Küçük ilerlemeler motivasyonu büyütür.
Beyin başarıyı ödül olarak algılar; mini adımlar bile sistemi harekete geçirir.

• Hedef başarının değil, sistemin ürünüdür.
Doğru sistem: düzen, ritim, küçük adım, gerçekçi beklenti ve özşefkattir.

Ertelenen hedefler başarısızlık değil; iç dünyanın henüz hazır hissetmediğine dair bir mesajdır.
Bu mesajı anlamak, ilerlemenin başlangıcıdır.

Manipülasyon, kişinin duygu, düşünce ve davranışlarını fark ettirmeden yönlendirme çabasıdır.Gaslighting ise bunun daha ...
16/01/2026

Manipülasyon, kişinin duygu, düşünce ve davranışlarını fark ettirmeden yönlendirme çabasıdır.
Gaslighting ise bunun daha ağır hâlidir: kişinin kendi algısından, hafızasından ve duygusundan şüphe etmesini sağlayan psikolojik bir istismardır.

• Gaslighting’in en belirgin özelliği kişiyi kendinden şüphe ettirmektir.
“Abartıyorsun.”
“Yanlış hatırlıyorsun.”
“Ben öyle bir şey demedim.”
Kişi bir noktadan sonra kendi duygusunu doğrulamak için karşı tarafa bağımlı hâle gelir.

• Manipülasyon genellikle “iyi niyet” kılığına girer.
“Ben senin için uğraşıyorum”,
“Böyle yapmazsan üzülürüm”,
“Bak herkes bunu yapıyor”…
Cümlenin amacı gerçeklik sunmak değil, yönlendirmektir.

• Bu süreç kişinin özdeğerini aşındırır.
Kişi önce kendi algısından, sonra kendi kararlarından, en sonunda da kendi benliğinden şüphe etmeye başlar.

• Manipülasyonun panzehiri sınır, gaslighting’in panzehiri doğrulamadır.
Kişi duyduğu, hissettiği ve gördüğü şeyleri güvendiği kaynaklarla karşılaştırdıkça toparlanır.

Manipülasyon bir ikna değildir; kişinin gerçekliğini kontrol etme çabasıdır.
Bu nedenle ciddiye alınmalı ve gerektiğinde profesyonel destekle sınırlandırılmalıdır.

Fedakârlık, ilişkilerin doğal bir parçasıdır. Ancak aşırısı kişinin kendi varlığını gölgeleyen bir davranış hâline geldi...
12/01/2026

Fedakârlık, ilişkilerin doğal bir parçasıdır. Ancak aşırısı kişinin kendi varlığını gölgeleyen bir davranış hâline geldiğinde, psikolojik yük yaratmaya başlar. Aşırı fedakârlık çoğu zaman iyilikten değil, içsel bir korkudan beslenir: sevilmeme, dışlanma, değer görülmeme korkusu…

• Aşırı fedakârlık, fark edilmeden gelişen bir rol olabilir.
Çocuklukta “iyi olmak”, “sorun çıkarmamak”, “ailenin yükünü hafifletmek” gibi roller üstlenildiğinde kişi yetişkinlikte de kendi ihtiyaçlarını geri plana iter.

• Zihin, kendi ihtiyaçlarını dile getirmeyi tehlike olarak algılar.
Dışlanma veya değer kaybı korkusu, “önce başkaları” davranışını pekiştirir.

• Sürekli vermek, duygusal tükenmişliği tetikler.
Kişi dışarıya gülümser ama içte yorgun, kırgın ve görünmez hisseder.

• Aşırı fedakârlık öfkeyi bastırmakla ilgilidir.
Kişi almak istediğini söyleyemediği için, zamanla içten içe kırılır ve bu kırgınlık öfkeye dönüşür.

• Sağlıklı fedakârlık karşılıklıdır.
İlişkide alan açılır, birlikte taşınır. Aşırısı ise kişinin kendi benliğini sessizce siler.

Fedakârlık sevginin kanıtı değildir;
gerçek sevgi, kişinin kendini yok etmesine değil, kendini var edebilmesine alan açar.

Sosyal medya, insan zihni için iki farklı gerçeklik yaratır: yaşanan gerçeklik ve gösterilen gerçeklik. Bu ikisi arasınd...
08/01/2026

Sosyal medya, insan zihni için iki farklı gerçeklik yaratır: yaşanan gerçeklik ve gösterilen gerçeklik. Bu ikisi arasındaki fark açıldıkça, kişi içsel bütünlüğünü korumakta zorlanır. Çünkü zihin, karşılaştırma yapmaya programlıdır ve sosyal medya bunun için kusursuz bir alan sunar.

• Sosyal medya “seçilmiş hikâyelerle” çalışır.
Kimse tüm gününü, karanlık yanlarını veya hatalarını paylaşmaz. Paylaşılan her görüntü bir filtre, bir perspektif, bir seçimdir. Bu seçicilik, kişinin kendi hayatındaki doğal iniş çıkışları “yeterli değilmiş gibi” hissetmesine yol açabilir.

• Dijital imaj idealize edildiğinde, kişi kendi gerçeğinden uzaklaşır.
Zihin sürekli şu soruyu sorar: “Ben de böyle olmalıyım.” Bu “olma” baskısı, kişinin özgünlüğünü gölgeler.

• Onay döngüsü bağımlılık yaratabilir.
Beğeniler arttığında kişi kendini değerli hisseder; azaldığında aynı değeri sorgular. Böylece özdeğer, içsel bir kaynak olmaktan çıkıp dışsal bir ölçüye dönüşür.

• Sürekli kıyaslama özdeğeri zedeler.
Kişi kendini başkalarının en parlak fotoğrafıyla karşılaştırır. Oysa gerçek yaşam kamera arkasındadır.

Sosyal medya gerçekliğin kendisi değil; gerçekliğin parlak bir vitrinidir.
Oradaki görüntüyü değil, kendi iç bütünlüğünü temel almak zihinsel sağlığı korur.

Address

Armada Interstate Merkezi, Eskisehir Yolu Dumlupinar Boulevard No: 6 A Blok Kat: 12 Ofis No: 1243, Sogutozu, Yenimahalle
Ankara
06520

Opening Hours

Monday 10:00 - 20:00
Tuesday 10:00 - 20:00
Wednesday 10:00 - 20:00
Thursday 10:00 - 20:00
Friday 10:00 - 20:00
Saturday 10:00 - 18:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Psk. Selin Yargıcı posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram