23/02/2026
Bir kişi ilişkiyi erken bitiriyorsa, çoğu zaman bilinçli bir tercih yapmıyordur.
Aslında geçmişte yaşadığı bir duyguyu bugüne taşıyordur.
Çocuklukta sevgi; istikrarsızlık, ihmal, terk edilme ya da koşullu kabul ile yaşandıysa, kişi büyüdüğünde sevgi geldiğinde huzur değil tehdit hissedebilir.
Çünkü yakınlık onun için güven değil, risk anlamına gelir.
Bu yüzden biri gerçekten yaklaştığında, bağ güçlenmeye başladığında, içsel alarm devreye girer.
“Ya yine giderse?”
“Ya yine yalnız kalırsam?”
Bazı kişiler bu kaygıyı yaşamaktansa, önce kendileri gider.
Soğuk oldukları için değil, kontrolü kaybetmemek için.
Terk edilme ihtimalini beklemek yerine, terk eden taraf olmayı seçerler.
Bu bir savunmadır.
Kişi böylece sürpriz bir kaybın yarattığı acıyı yaşamaktan kaçındığını düşünür.
Ama aslında her seferinde aynı senaryoyu yeniden üretir.
Klinikte, özellikle yoğun terk edilme kaygısı olan yapılarda, bu davranış;
“Bağ kurarsam incinirim” inancının bir sonucu olarak görülür.
Ve en acı tarafı şudur:
Kişi aslında karşısındakini değil, travmanın yönetmediği bir bağ kurma ihtimalini terk eder.