22/02/2026
Balık ve hayvan yerine bitki yemenin bu sorunu çözeceğini düşünerek rehavete kapılabilirsiniz ama yanılırsınız ağır metaller bitkilerin yeraltı ve yerüstü kısımlarında yoğunlaşarak fotosentez sürecini engeller toksisiteden kaçınmak için bitkiler toksik elementlerin dışlandığı kök seviyesinde tutulduğu veya fizyolojik olarak toleranslı formlara dönüştürüldüğü özel mekanizmalar geliştirmiştir ama kendileri için bizim için değil.
Toksikolojinin temel ilkesi:
“Doz zehri belirler.”
Gıdalardaki ağır metal düzeyleri genellikle yasal limitlerin altındadır.
Sorun, tek bir gıda değil; aynı kaynaktan kronik yüksek maruziyettir.
Yani mesele:
Sistematik yük mü oluşturuyorsun?
Balıkta:
• Uzun yaşayan büyük balıkları sık tüketme
(kılıç, kral uskumru (normal uskumrudan farklı karıştırmayın.)
• Küçük, kısa ömürlü balık tercih et
(hamsi, sardalya, istavrit gibi)
• Haftada 2–3 porsiyonu geçme
Kırmızı ette:
• Sürekli aynı üretim modelinden gelmiş endüstriyel ürün yerine
mümkünse yerel, küçük üretici veya mera ağırlıklı kaynak araştır
• Aşırı işlenmiş et tüketimini sınırla
Sebzede:
• Mevsimsel tüket
• Tek bir sebzeye yüklenme
• İyi yıka (toprak kaynaklı metal kalıntısı için)
Daha önemli olan: Vücudun savunma kapasitesi
Asıl unutulan konu bu.
Vücut zaten:
• Glutatyon
• Metallotiyonein
• Karaciğer detoks enzimleri
ile ağır metalleri bağlar ve atar.
Bu sistemleri desteklemek daha mantıklı:
✔ Yeterli protein
✔ Sülfür içeren besinler (soğan, sarımsak)
✔ Yeterli çinko
✔ Yeterli demir
✔ Lifli beslenme (bağırsak atılımı için)
Yani mesele sadece “maruz kalmamak” değil,
“maruziyeti tolere edebilecek metabolik kapasiteyi korumak.
Tabi en önemli soru neden tüm bunları düşünmek zorunda kalıyoruz ?