13/08/2025
“Kerem’in İlk Hastası”
Dört yıl önce, sabah güneşinin yumuşak ışıkları hastane penceresinden süzülürken, minik bir bebek dünyaya merhaba dedi. Normal doğumla, güçlü ama nazik bir şekilde hayat yolculuğuna başladı. Adını Kerem koyduk… ama ona, kalbimin derinliklerinden gelen bir bağla, göbek adı olarak “Ali”yi de ekledim. Çünkü bir gün, hayatta kendi yolunu bulurken, bu adın ona güç vereceğini hissettim.
Bugün o minik bebek, gözlerinde merak ve sevgiyle, kendi ayakları üzerinde bana geldi. Kapıdan içeri girerken dudaklarında kocaman bir gülümseme, sesinde tarifsiz bir heyecan vardı. “Adaşım!” dedi, “Seni görmeye geldim.”
Bir süre sohbet ettik, ama o duramadı, heyecanla fısıldadı:
“Büyüyünce doktor olmak istiyorum… Senin gibi.”
O an kalbim farklı çarptı. Yıllar önce doğumuna şahit olduğum bu çocuk, şimdi kendi hayalini kuruyor, geleceğini şekillendiriyordu. Elini bana uzattı, “Bana el verir misin?” dedi. O küçük, sıcak eli tuttum. Gözlerimizin buluştuğu an, sadece bir an değil, sanki iki hayatın birbirine dokunduğu, umutla dolu bir andı.
“Tamam” dedim, “Ama ilk hastan kim olacak biliyor musun?”
Gülerek, hiç düşünmeden cevap verdi:
“Sen!”
Ve o an, Kerem, minik elleriyle hayali bir stetoskopu boynuna astı, ciddi bir ifadeyle beni muayene etmeye başladı. Kalbimi dinledi, “Çok sevgi var burada” dedi. Gözlerim nemlendi… Çünkü o haklıydı.
Bazen en büyük iyileştirme gücü, tıbbın ötesinde, sevgi ve bağlılıkla atılan o ilk adımdır. Ve Kerem, doktorluk yolundaki ilk adımını, benim yanımda, benim kalbimde attı.