20/06/2022
insan duygularını gizli bir odaya hapsettiğinden beri hep aynı döngülerin pervanesinde esir sandı kendini ve sonuç olarak bizler, tozu dumana katan bulanıklığın tam ortasında kaldık.
göz gözü görmüyor-
sözü oluşturan her bir düşünce,kendi içinde zilyon parçaya ayrılarak anlamsız görüntüler getiriyor ekrana
ama ne ekran-
gerçeklik algısı, Truman Show ayarında-
eğriyi doğru,doğruyu eğri gösteren ikilik girdabında,bir o yana bir bu yana savuran muhteşem bir -aldatmaca..
biri iki gördükçe şaşı oldu gözlerimiz-
oysa planlamıştık hayatı,
kontrol edebiliyorduk her şeyi ve herkesi..
-pek öyle değilmiş meğer..
İliklerimize kadar işleyen illüzyon bağımlılığı şimdi direncimiz kadar savuruyor fırtınada.. anlaşılan tutunduğumuz ne kadar dal varsa hepsini kökünden kazımadan dinmeyecek rüzgarın hızı..
iç dış birbirine karışmış.
-kaçacak yer yokmuş meğer..
yetişkin bedenlerde çocuk kaldık ve bir çocuk gibi küsüp ‘oynamıyorum’ dedik..
şikayeti hak sanıp taleplerimiz olmadığında kurban rolünü kaptık hızlıca-
egonun kurbanları-
-roller üstümüze yapıştı..
yan rol, ’daha yan rol ‘ , ’en yan rol’ oynamaktan sıkıldık sıkılmasına da,aklımıza hiç filmin başrolü olduğumuz gel(e)medi..
kendimizle,gerçekte kim olduğumuzla bağlantı koptuğundan içsel navigasyonumuz sapıttı
yargılar,öfke ve zanlar hepimizi birbirimizden ayırdı,bölündük-
bölündükçe unuttuk aynı gemide olduğumuzu
kimi kalbe açılan kapıyı çoktan fark etti
kimi yeni yeni bulanıklığın içinden hissediyor bir çıkış olduğunu
kimi hayatın kendisiyle zoru olduğuna inanmaya devam ediyor
kimi saklanıp her şeyin geçmesini bekliyor..
öyle ya da böyle her birimiz ‘düzenimizden‘ epey öteye itildik
-itiliyoruz..
bu sebeple,konfor alanlarımız mayın tarlasına döndü-
ha bastım ha basıcam gerginliği ve kaygısıyla pata küte patlayıp duruyoruz bedenlerimizde..
DEVAMI YORUMDA 👇