Klinik Psikolog ECEM AKGÜL

Klinik Psikolog ECEM AKGÜL ÇOCUK & ERGEN & YETİŞKİN PSİKOLOĞU
KLİNİK PSİKOLOG

Kontrol ihtiyacı, sanıldığı gibi tamamen olumsuz bir eğilim değildir.Beynin güvenlik sistemi, belirsizliği azaltmak için...
02/01/2026

Kontrol ihtiyacı, sanıldığı gibi tamamen olumsuz bir eğilim değildir.
Beynin güvenlik sistemi, belirsizliği azaltmak için doğal olarak düzen, öngörü ve kontrol arar.
Bu nedenle kontrol ihtiyacı kısa vadede kişiye güven hissi sağlayabilir.

Kontrol ihtiyacının yararları:

• Düzen kurmayı kolaylaştırır.
Zihin planlı çalışır, sorumluluklar organize olur.

• Güvensiz ortamlarda savunma sağlar.
Kaotik yaşam deneyimlerinden gelen kişiler için kontrol, güvenlik hissinin temelidir.

• Kriz anlarında hızlı düşünmeyi destekleyebilir.

Ancak kontrol ihtiyacı fazlalaştığında, mekanizma kişinin lehine çalışmaktan çıkar ve kaygıyı büyüten bir baskıya dönüşebilir.

Kontrol ihtiyacının zararları:

• Belirsizliğe tahammülü azaltır.
Her şey planlandığı gibi gitmediğinde aşırı stres yaratır.

• İlişkilerde katılık oluşturur.
Karşı tarafa alan bırakmak zorlaşır; duygusal esneklik azalır.

• Zihni aşırı uyanık tutar.
Bu, kaygı ve tükenmişlik riskini artırır.

• İçsel hata toleransı düşer.
Kişi sürekli kendini denetler, “yanlış yapma korkusu” büyür.

Kontrol ihtiyacının özünde güven arayışı vardır; zarar veren ise kontrolün kendisi değil, zihnin kontrolsüz kontrol arayışıdır.

✔ Kontrol, güveni artırdığında sağlıklıdır; kaygıyı artırdığında ise zihni tutsak eder.

29/12/2025

Kendine alan açmak çoğu kişi için suçluluk uyandıran bir kavramdır. Çünkü toplumsal öğrenmelerde “kendini düşünmek” çoğu zaman bencillikle eş tutulur. Oysa psikolojik açıdan kendine alan açmak; ruhsal kapasiteyi yenilemek, sınırları korumak ve ilişkilerde daha sağlıklı kalabilmek için temel bir ihtiyaçtır.

Kendine alan açmak şu değildir:
• Herkesi reddetmek,
• Sorumluluklardan kaçmak,
• Bencilce davranmak,
• Kendini her şeyin merkezine koymak.

Kendine alan açmak şudur:
• İçsel yükün arttığını fark etmek,
• Zorlandığında bir adım geri çekilebilmek,
• Dinlenme–yenilenme hakkını tanıyabilmek,
• Kendini ihmal etmeden başkalarıyla ilişki kurmak,
• Kendi sınırlarını duyabilmek.

İnsan kendi alanına izin verdiğinde:
• duygusal kapasitesi artar,
• öfkesi azalır,
• ilişkileri daha sağlıklı yürütür,
• tükenmişlik riski azalır,
• içsel esneklik ve üretkenlik yükselir.

Asıl bencillik, ihtiyaçlarını görmezden gelip başkalarına yansıyan bir öfke ve yorgunluk yaratmaktır.
Kendine alan açmak ise hem kişinin hem ilişkilerin iyiliğini koruyan bir iç disiplin biçimidir.

✔ Kendine alan açmak bencillik değil; insanın kendisini koruyabilme kapasitesinin doğal bir sonucudur.

24/12/2025

Güçlü görünme rolü, çoğu zaman bir tercih değil; öğrenilmiş bir hayatta kalma stratejisidir.
Bazı insanlar güçlü olmayı başarısından değil, kimseyi yormama, kimseyi hayal kırıklığına uğratmama, her şeyi tek başına taşıma alışkanlığından öğrenir. Bu rol yıllarca alkış toplar, takdir edilir, güvenilir bulunur… ancak içten içe derin bir yalnızlık da yaratabilir.

Güçlü görünme rolünün yalnızlaştırdığı alanlar:

• Duygulara alan açamama
Güçlü görünen kişi, “zayıflık göstermek”ten çekindiği için kırılgan yanını paylaşmakta zorlanabilir.

• Destek istemekte zorlanma
“Ben hallederim” alışkanlığı zamanla yardım almayı imkânsız hâle getirir.

• İlişkilerde tek taraflı yük taşımak
Herkes onun sırtına yaslanabilir, ama o kimseye yaslanmayı bilmez.

• Yanlış anlaşılma
Dışarıdan güvenli ve sakin görünür, içeride ise tükenen biri vardır.

• İçsel baskının artması
Rol büyüdükçe taşınan ağırlık da artar. Kişi kendini bırakmayı bile unutabilir.

Aslında güçlü olma rolü, “yeterince iyi olduğumu kanıtlamalıyım” inancının bir yansımasıdır.
Ancak gerçek güç, her yükü taşımak değil; kiminle, ne kadar ve nasıl paylaşacağını bilebilmektir.

✔ Güçlü olmaya çalışmak insanı yükseltir, ama güçlü görünme zorunluluğu çoğu zaman yalnızlaştırır.

Hayatta çoğu zaman enerjimizi başkalarını anlamaya harcarız – onların neden öyle davrandığını, ne düşündüğünü, bizden ne...
17/12/2025

Hayatta çoğu zaman enerjimizi başkalarını anlamaya harcarız – onların neden öyle davrandığını, ne düşündüğünü, bizden ne beklediğini çözmeye çalışırız.
Oysa insanın kendi iç dünyasına yönelmesi, dış dünyayı anlamaktan çok daha kapsamlı ve derin bir yolculuktur.
👉 🔍 Kendini anlamak; geçmişte yaşadığınız deneyimleri, bunların oluşturduğu inançları ve duygusal tepkilerin köklerini fark etmektir.
Bazen bu sürece girdiğimizde, kendi güçlü yanlarımız kadar kırılgan yönlerimizle de karşılaşırız. Ve bu karşılaşma, cesaret ister.
👉 🌊 İç yolculuk, yalnızca farkındalık değil, dönüştürücü bir süreçtir:
Çocuklukta öğrenilen düşünme kalıpları
Travmaların bıraktığı izler
Başarıların getirdiği özgüven ve hataların kazandırdığı dersler
Tüm bunları görmek, kendi hikâyenizi bilinçli bir şekilde sahiplenmek anlamına gelir.
👉 🫂 Kendini tanıyan bir insan, başkalarıyla daha sağlıklı ilişkiler kurar. Çünkü kendi sınırlarını bilir, empatisini doğru kullanır ve iletişimde net olur.
Kendini anlama süreci, zaman ve sabır gerektiren bir öğrenme yolculuğudur.
Bu süreçte kendinize karşı nazik olun, merak duygusunu canlı tutun.
Kendi gerçeğinizi fark etmek, dünyayla daha derin bir bağ kurmanıza yardımcı olabilir.

“Abartıyor muyum?” sorusu, insanlar tarafından çoğu zaman kendini sorgulama, duygularını küçümseme anlamında kullanılır....
15/12/2025

“Abartıyor muyum?” sorusu, insanlar tarafından çoğu zaman kendini sorgulama, duygularını küçümseme anlamında kullanılır.
Bu düşünce, bazen geçmişte “fazla hassas” olarak etiketlenmekten, bazen de çevrenin duygularımıza yeterince yer açmamasından kaynaklanır.
🔍 Oysa bir duygu, abartı değil; bir deneyimin bizde yarattığı etkidir. Duygularımız bedenimizde ve zihnimizde bir iz bırakır.
Onlar, bir şeyin bizim için önemli olduğunu göstermeye çalışır.
🌿 “Abartıyor muyum?” dediğimizde, aslında hissettiğimiz şeyin bir tanınma, bir onaylanma ihtiyacı vardır.
Görülmek, anlaşılmak ve kabul edilmek her insana iyi gelir. Çünkü bu, “benim yaşadıklarım değerli ve gerçek” mesajını verir.
Kendi duygularınızı sorgulamak yerine, onları dikkate almak ve anlamaya çalışmak; öz şefkatin en güçlü adımlarından biridir.
Unutmayın, tanınmamış duygular sessizleşir ama yok olmaz. Onlara hak ettikleri alanı verin.

12/12/2025

👉 📌 İnsan zihin ve ruh dünyası, karşılaştığı zorlayıcı olaylarda kendini korumak için farklı savunma mekanizmaları geliştirir. Bunlardan biri de “her şey yolundaymış gibi” görünmektir.
Bu, dışarıdan bakıldığında sakinlik, güçlü duruş veya “sorun yok” hali olarak algılanabilir. Oysa içte fırtınalar kopuyor olabilir.
🛡️ Bu mekanizma, kimi zaman başkalarını endişelendirmemek için, kimi zaman kendi duygularımızla yüzleşmeye hazır olmadığımız için devreye girer.
Bazen kabullenmediğimiz acıları saklamak, kontrol edemediğimiz sorunları geçici olarak görmezden gelmek bize kısa süreli bir rahatlama getirir.
🌫️ Ancak “maskeler” uzun süre takılı kalırsa, duygularımızı tanımakta ve ifade etmekte zorlanabiliriz.
Bu bizi içten içe yıpratır, sosyal ilişkilerde samimiyeti zedeler ve duygusal sağlığımızı zayıflatabilir.
🌱 Savunma mekanizmaları kötü değildir; aksine bizi bir süre koruyabilirler. Ama uzun vadede, kendi gerçekliğimizle yüzleşmek ve duygularımızı güvenli bir ortamda ifade etmek sağlıklı bir adımdır.
“Her şey yolunda” maskesi takmanın zaman zaman gerekli olabileceğini kabul edin. Ancak maskenin arkasındaki duygularınızı da ihmal etmeyin.
Duygularınıza güvenli bir şekilde alan açmak, hem sizin hem de ilişkilerinizin derinleşmesine yardımcı olur.

10/12/2025

Hayat bize çoğu zaman “güçlü ol, hep devam et” mesajını verir. Dayanmak, yorulsak da ayakta kalmak…
Ama gerçekte, güç bazen durabilme cesaretidir. Ara vermek pes etmek değildir; bazen toparlanabilmek için tek yoldur.

🕊️ Her zaman ilerleyen, sürekli üreten, sürekli çaba gösteren bir zihin ve beden bir noktada yorulur.
İşte o anda durmak; yalnızca bedene değil, ruhun da nefes almasını sağlar. Ara vermek, kendimizi yeniden duymak ve yönümüzü netleştirmek için bir fırsattır.

🌱 İçsel dayanıklılık, yalnızca zor zamanları atlatmakla ölçülmez. Asıl güç; sınırlarını tanımak, kendine şefkat göstermek ve yeniden başlayabilmek için kendine alan yaratmaktır.

Ara vermek, üretkenliğin düşmesi değil, sürdürülebilirliğin garantisidir. Kendinize bu izni vermek, hem zihinsel hem duygusal gücünüzü yenileyebilir.
Güç, sadece devam etmekte değil; doğru zamanda durabilmekte de saklıdır.

Birçok insan, zor duygularla karşılaştığında onları görmezden gelmeye çalışır.Bu, bazen “güçlü” görünme isteğinden, baze...
05/11/2025

Birçok insan, zor duygularla karşılaştığında onları görmezden gelmeye çalışır.
Bu, bazen “güçlü” görünme isteğinden, bazen de “zayıf” görünme korkusundan kaynaklanır. Ama duygularımız birer işarettir, bastırıldığında kaybolmazlar.
🫂 Bastırılan duygular daha sessiz ve derin bir yere çekilir. Orada görünmez olurlar ama varlıklarını sürdürürler. Zamanla, başka şekillerde yüzeye çıkarlar: bedensel ağrı, yorgunluk, ani öfke, ilgisiz gibi görünen tepkiler…
🌿 Duygular, tıpkı misafirler gibi kapımızı çaldığında aslında “Beni fark et, beni dinle” der.
Onları anlamak, adlandırmak ve sağlıklı ifade etmek; hem ruh hem beden sağlığımız için gereklidir. Çünkü hissettiğimiz şeyler bizim hikâyemizin bir parçasıdır.
Bastırmak yerine, duygularımızla dürüst bir şekilde temas kurmak uzun vadede iyileşmeyi kolaylaştırır.
Onları görmezden gelmek kısa süreli sakinlik getirebilir, ama gerçek huzur ancak onları anlamaktan geçer.

Partnerinizin sizi dinlemediğini, anlamadığını veya duygularınızı paylaşmadığını hissettiğiniz anda yalnızca duygusal ol...
10/10/2025

Partnerinizin sizi dinlemediğini, anlamadığını veya duygularınızı paylaşmadığını hissettiğiniz anda yalnızca duygusal olarak değil, biyolojik olarak da tepki verirsiniz.
Sosyal nörobilim araştırmaları, kişilerarası olumsuz deneyimlerin beyinde hem duygusal hem de fiziksel acı ile ilişkili alanları aktive ettiğini ortaya koyuyor.
Beyindeki Temel Süreçler
Amigdala Aktivasyonu: Tehdit algısı ve olumsuz duygular devreye girer.
Anterior Singulat Korteks: Fiziksel ağrı ve sosyal dışlanma deneyimleri burada benzer şekilde işlenir.
Prefrontal Korteks: Anlam bulma, muhakeme ve çözüm üretme çabası başlar; ancak yoğun duygusal aktivasyon bu bölgenin etkinliğini düşürebilir.
Stres Hormonu Salgısı: Kortizol ve adrenalin artışı, vücutta gerginlik, kalp çarpıntısı ve sindirim sorunları yaratabilir.
Psikolojik Etkiler
Uzun vadede iletişim kopukluğu, güven azalması ve duygusal mesafe oluşabilir.
"Görülmeme" veya "değer verilmemek" hissi, değersizlik şemalarını tetikleyebilir.
Bu Durumla Başa Çıkmak İçin
✅ İhtiyacınızı net ifade edin: “Beni anladığında kendimi daha güvende hissediyorum” gibi.
✅ Partnerinizin bakış açısını da anlamaya çalışın.
✅ İletişim eğitimleri ve çift terapisi gibi araçlarla empatiyi artırın.
⚠️ Bu “anlaşılmama” hissi ilişkide sürekli hale geliyor, sorunları konuşmak mümkün olmuyor ve bunun sonucu olarak huzursuzluk, yalnızlık veya tükenmişlik yaşıyorsanız; çift veya bireysel danışmanlık, hem duygusal hem ilişkisel iyilik hâlini korumak açısından önemlidir.

İlişkilerde partnerine duygusal olarak bağlı olmak sağlıklıdır; ancak aşırı bağımlı hale gelmek, kişinin kendi kimliğini...
06/10/2025

İlişkilerde partnerine duygusal olarak bağlı olmak sağlıklıdır; ancak aşırı bağımlı hale gelmek, kişinin kendi kimliğini, ihtiyaçlarını ve sınırlarını kaybetmesine neden olabilir. Bu, psikolojide "ilişki bağımlılığı" veya "duygusal bağımlılık" olarak adlandırılır.
Bağlılık ile bağımlılık arasındaki fark, ilişkinin bireylere kattığı özgürlük ve sağlıklı alan miktarıyla ölçülür.
Bağlılık vs. Bağımlılık
Sağlıklı Bağlılık: İki taraf da kendi bireysel kimliğini korur, duygusal bağlılık güven, saygı ve destek içerir.
Bağımlılık: İlişki, kişinin tek mutluluk kaynağı haline gelir; partner olmadan değerli hissetmez, yalnızlığa tahammülsüzdür.
Bağımlı İlişkilerin Psikolojik Nedenleri
Düşük özsaygı ve değersizlik duygusu
Kaygılı bağlanma stili (partnerin sevgisini kaybetme korkusu)
Çocuklukta ihmal veya reddedilme deneyimleri
Yalnız kalma korkusu ve terk edilme şemaları
Araştırmalar, bağımlı ilişkilerde dopamin ve oksitosin sisteminin partnerle etkileşim sırasında yoğun çalıştığını, ayrılık veya çatışma anında ise stres hormonu kortizol seviyelerinin yükseldiğini gösteriyor. Bu durum, tıpkı madde bağımlılığındaki gibi “çekilme belirtileri” yaratabiliyor.
Bağımlılıktan Sağlıklı Bağlılığa Geçiş İçin Öneriler
✅ Kendi ilgi alanlarınızı ve sosyal çevrenizi koruyun.
✅ Kendi duygusal ihtiyaçlarınızı fark edin ve karşılamayı öğrenin.
✅ İlişkinizde sınır koyma becerilerinizi geliştirin.
✅ Gerekirse terapi ile bağlanma stilinizi ve özdeğer algınızı iyileştirin.
⚠️ Partnerinizden ayrı kaldığınızda yoğun huzursuzluk, kaygı, değersizlik ve panik hissediyorsanız, yaşamınızın diğer alanları aksıyorsa; destek almak, daha sağlıklı bağlılık tarzı geliştirmek için önemlidir.

Birçok insan, farklı zamanlarda farklı ilişkiler yaşasa da, farkında olmadan hep benzer karakterdeki kişilere çekildiğin...
30/09/2025

Birçok insan, farklı zamanlarda farklı ilişkiler yaşasa da, farkında olmadan hep benzer karakterdeki kişilere çekildiğini fark eder. Bu durum, psikolojide “tekrarlayıcı ilişki döngüsü” veya “yeniden sahneleme” (repetition compulsion) olarak bilinir.
Neden Benzer Tip İnsanlara Çekiliyoruz?
Bağlanma Stili Etkisi: Çocuklukta geliştirdiğimiz bağlanma biçimi, yetişkinlikte partner seçimimizi etkiler. Kaygılı bağlanan bireyler yoğun duygusal ilişkilere, kaçınmacı bağlananlar mesafeli partnerlere yönelme eğilimindedir.
Tanıdıklık İlkesi: Beyin, geçmişte karşılaştığı ilişki dinamiklerini tanıdık bulur ve “güvenli” sanır, hatta o dinamikler olumsuz olsa bile.
Kendi İnançlarımızı Pekiştirme: “Ben sevilmem” ya da “Beni herkes terk eder” gibi derin inançlar, bu inançları doğrulayacak ilişkilere yönelmemize yol açabilir.
Duygusal Tamamlama İsteği: Çocuklukta eksik kalan bir ihtiyacı, benzer bir bağlanma figürüyle tatmin etme çabası.
Tekrarlayan Döngüyü Kırmak için Öneriler
✅ İlişki geçmişinizi gözden geçirerek benzer örüntüleri fark edin.
✅ Partner seçerken ilk hislerinizi sorgulayın; “Bu tanıdık mı, yoksa gerçekten iyi mi geliyor?”
✅ Terapi ile çocukluk kökenli inanç ve bağlanma kalıplarınızı yeniden yapılandırın.
✅ Kendinizi, alışılmışın dışında ama sağlıklı ilişki dinamiklerine açık hale getirin.
Araştırmalar, bilinçdışı partner seçiminde çocuklukta anne/baba ile yaşanan duygusal deneyimlerin rol oynadığını göstermektedir. Freud’un “tekrarlama zorlantısı” kavramı da bu durumu açıklar: Geçmiş yaraları iyileştirme umuduyla aynı senaryoyu tekrar tekrar yaşarız.
⚠️ Sürekli aynı olumsuz döngüleri yaşıyor, mutsuzluk, değersizlik veya terk edilme hislerini tekrarlıyorsanız; bir psikoterapi süreci, bu örüntülerin kök nedenini anlamanıza ve yeni, sağlıklı ilişki modelleri oluşturmanıza yardımcı olacaktır.

Kıskançlık, insan ilişkilerinde doğal duygulardan biridir ve sevgi, aidiyet, bağlanma gibi hislerle iç içe geçebilir. An...
23/09/2025

Kıskançlık, insan ilişkilerinde doğal duygulardan biridir ve sevgi, aidiyet, bağlanma gibi hislerle iç içe geçebilir. Ancak aşırı kıskançlık, ilişkinin sağlıklı ilerlemesini engelleyen, yoğun stres yaratan ve çoğu zaman kontrol ihtiyacına dayanan bir durumdur.
Psikoloji literatüründe kıskançlığın, özellikle bağlanma stilleri ve özgüven düzeyi ile yakından ilişkili olduğu bulunmuştur.
Kıskançlığın Psikolojik Temelleri
Güven Eksikliği: Aşırı kıskançlık genellikle partnerin sadakatine karşı duyulan güvensizlikten kaynaklanır.
Bağlanma Sorunları: Özellikle kaygılı bağlanma tarzı olan bireyler, sürekli teyit ihtiyacı duyarlar.
Özsaygı Düşüklüğü: Kendine güven eksikliği, partneri “kaybetme korkusunu” tetikler.
Geçmiş Yaşantılar: Aldatılma, ihanet veya değersiz hissettiren ilişkiler, aşırı kıskançlıkla tekrar karşılaşmaya zemin hazırlayabilir.
Aşırı Kıskançlığın İlişkiye Etkileri
Karşılıklı güvensizliğin artması
Sürekli sorgulama ve denetim çabası
Partnerin sosyal çevresinden uzaklaştırılması
İlişkide stres, tartışma ve yorgunluk döngüsü
Sağlıklı Dengeyi Kurmak İçin Öneriler
✅ Açık, dürüst ve yapıcı iletişim kurun.
✅ Duygularınızı net şekilde ifade edin, suçlayıcı olmayın.
✅ Özgüven ve bireysel alanınızı güçlendirin.
✅ Gerekirse çift terapisi veya bireysel terapi desteği alın.
⚠️ Eğer kıskançlık ilişkiyi sürekli çatışmaya sürüklüyor, karşılıklı huzuru bozuyor, sosyal hayatınızı engelliyor ve kontrolcü davranışlara dönüşüyorsa; profesyonel yardım almak uzun vadede ilişkinizi güçlendirme ve psikolojik iyilik hâlinizi koruma açısından kritik önemdedir.

Address

İhsaniye Mahallesi Çilek Sok. Eser İş Merkezi
Bursa

Opening Hours

Monday 10:00 - 20:00
Tuesday 10:00 - 20:00
Wednesday 10:00 - 20:00
Thursday 10:00 - 20:00
Friday 10:00 - 20:00

Telephone

+905397838471

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Klinik Psikolog ECEM AKGÜL posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Klinik Psikolog ECEM AKGÜL:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category