opdrebruariturk

opdrebruariturk Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from opdrebruariturk, Doctor, Barbaros, Ak Zambak Sok. Uphill towers D:B blok D:37, Ataşehir/Istanbul, Istanbul.

22/04/2026

Birçok anne adayı kasıklarında aniden gelen batma ya da çekilme hissini fark ettiğinde endişelenir.
“Normal mi, tehlikeli mi?” sorusu çoğu zaman akla gelir.

Gebelikte kasık ağrısı çoğunlukla büyüyen rahmin çevresindeki bağları germesiyle ortaya çıkar. Özellikle ani hareketlerde hissedilen, kısa süreli ve dinlenince azalan ağrılar genellikle normaldir. Zamanla rahim büyüdükçe ve vücut değiştikçe bu hisler daha belirgin hale gelebilir.

Ancak her kasık ağrısı masum değildir.
Şu durumlarda dikkatli olunmalıdır:

• Şiddetli ve geçmeyen ağrı
• Vajinal kanama
• Ateş veya halsizlik
• Düzenli kasılmalar
• İdrar yaparken yanma

Bu belirtiler düşük riski, erken doğum tehdidi veya enfeksiyonla ilişkili olabilir.

Hafif ağrılarda dinlenmek, ani hareketlerden kaçınmak ve vücudu zorlamamak genellikle yeterlidir.

Panik yapmadan ama belirtileri göz ardı etmeden ilerlemek önemli.
Her kadında süreç farklıdır, mutlaka kişiye özel değerlendirme gerekir.

💌 Detaylı bilgi ve değerlendirme için bize ulaşabilirsiniz.

👩‍⚕️ Op. Dr. Ebru Arıtürk – Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
☎️ +90 (533) 935 93 46
📌 Uphill Towers / Ataşehir – İstanbul

Kadın sağlığıyla ilgili merak ettiğiniz pek çok konu olabilir…Bazen küçük gibi görünen belirtiler bile, bedeninizin size...
20/04/2026

Kadın sağlığıyla ilgili merak ettiğiniz pek çok konu olabilir…

Bazen küçük gibi görünen belirtiler bile, bedeninizin size verdiği önemli sinyallerdir. 🌸

Kadın hastalıkları hakkında daha birçok şeyi öğrenmek, anlamak ve doğru şekilde değerlendirmek için konuşmaktan çekinmeyin.
Her kadın; kendini rahat ifade edebileceği, anlaşılacağı ve güven duyacağı bir yaklaşımı hak eder.

“Kadın kadının yurdudur.” 💗
Burası; sadece bir klinik değil, kendinizi değerli ve güvende hissedeceğiniz bir alan. ✨

👩‍⚕️ Op. Dr. Ebru Arıtürk – Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
☎️ +90 (533) 935 93 46
📌 Uphill Towers / Ataşehir – İstanbul

15/04/2026

Birçok kadın aynaya baktığında cildindeki değişimi fark eder ama nedenini tam olarak adlandıramaz. “Yorgunluktandır”, “mevsimseldir” ya da “yaş alıyorumdur” diye düşünülür çoğu zaman. Oysa bazı değişimler, bedenin daha derin bir dengesine işaret ediyor olabilir.

Östrojen, kadın bedeninde sadece adet döngüsünü düzenleyen bir hormon değildir. Cilt yapısından saç döngüsüne, yağ ve su dengesinden kolajen üretimine kadar pek çok süreci etkiler. Kolajen; cildin sıkılığını, elastikiyetini ve dolgun görünümünü sağlayan temel bir proteindir. Östrojen azaldığında bu üretim yavaşlar. Bunun sonucunda cilt daha ince, daha kuru ve daha mat bir görünüm alabilir. Aynı zamanda cilt bariyeri zayıflar; yani cilt dış etkenlere karşı daha hassas ve kolay tahriş olabilir hale gelir.

Zamanla, özellikle perimenopoz ve menopoz sürecine yaklaşırken ya da doğumlar sonrası dönemde, östrojen seviyelerinde dalgalanmalar görülebilir. Bu da yüz hatlarında hacim kaybı, yanaklarda dolgunluğun azalması, dudak çevresinde ince çizgiler ve saçlarda incelme gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Göz çevresindeki morlukların artması da çoğu zaman cilt altı dokunun incelmesiyle ilişkilidir. Ancak bu değişimlerin tamamı sadece tek bir nedene bağlanmaz; yaşam tarzı, stres, beslenme ve genetik faktörler de sürece eşlik edebilir.

Bu noktada önemli olan, bu sinyalleri tek başına yorumlamak yerine bütüncül bir değerlendirme yapmaktır. Bazı kadınlarda sadece takip yeterli olurken, bazı durumlarda yaşam tarzı düzenlemeleri, cilt destekleri veya medikal yaklaşımlar süreci daha konforlu hale getirmeye yardımcı olabilir. Her belirti, her kadında aynı anlama gelmez ve aynı şekilde ilerlemez.

Bu değişimler çoğu zaman panik gerektirmez; ancak göz ardı edilmemesi de önemlidir. Çünkü beden, çoğu zaman ihtiyacını küçük sinyallerle anlatır. Her kadında süreç farklıdır, mutlaka kişiye özel değerlendirme gerekir.

💌 Detaylı bilgi ve değerlendirme için bize ulaşabilirsiniz.

👩‍⚕️ Op. Dr. Ebru Arıtürk – Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
☎️ +90 (533) 935 93 46
📌 Uphill Towers / Ataşehir – İstanbul

11/04/2026

Birçok kadın, yıllar içinde ortaya çıkan bazı hastalıkların “neden benim başıma geldiğini” sessizce sorgular. Meme, rahim ya da yumurtalıkla ilgili sorunlar konuşulurken, çoğu zaman ortak bir başlık gözden kaçar: hormon dengesi. Özellikle östrojenin vücuttaki davranışı, düşündüğümüzden çok daha belirleyici olabilir.

Östrojen aslında kadın bedeni için vazgeçilmez bir hormondur. Ancak mesele sadece ne kadar olduğu değil, vücutta nasıl işlendiği ve nasıl atıldığıdır. Östrojen görevini tamamladıktan sonra karaciğere gelir ve burada farklı yollarla “paketlenerek” vücuttan uzaklaştırılır. Bu süreçte oluşan bazı metabolitler (ara ürünler) daha zararsızken, bazıları hücre çoğalmasını artırabilir ya da uzun vadede doku üzerinde olumsuz etkilere yol açabilir. Yani aynı hormon, farklı yollarla işlendiğinde farklı sonuçlar doğurabilir.

Zamanla, özellikle yaş ilerledikçe, beslenme alışkanlıkları değiştikçe, çevresel maruziyetler arttıkça bu denge etkilenebilir. Doğumlar, kilo değişimleri, menopoz öncesi ve sonrası dönemler… Hepsi östrojen metabolizmasını farklı şekillerde etkileyebilir. Bu nedenle bu süreç sabit değil, yaşamın içinde sürekli değişen bir dengedir. Ancak bu denge tamamen kontrolsüz de değildir; bazı yaşam alışkanlıkları bu süreci destekleyebilir.

📌 Östrojenin vücuttan atılım sürecinde:
• Bazı yollar daha güvenli ilerlerken
• Bazı yollar daha dikkatli olunması gereken sonuçlar doğurabilir

Bu dengeyi destekleyebilecek bazı faktörler:
• Lahanagiller (brokoli, karnabahar, lahana gibi)
• Liften zengin beslenme ve düzenli bağırsak hareketleri
• Düzenli egzersiz
• Sağlıklı kilo aralığında olmak

Bazı durumlarda ise:
• Çevresel toksinler
• Plastik maruziyeti
• Yoğun işlenmiş gıdalar
• Hareketsiz yaşam

bu süreci olumsuz etkileyebilir.

💌 Detaylı bilgi ve değerlendirme için bize ulaşabilirsiniz.

👩‍⚕️ Op. Dr. Ebru Arıtürk – Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
☎️ +90 (533) 935 93 46
📌 Uphill Towers / Ataşehir – İstanbul

07/04/2026

“Ameliyat sonrası his kaybı yaşar mıyım?”
Bu soru, labioplasti düşünen birçok kadının içinde sessizce taşıdığı ama yüksek sesle sormakta zorlandığı bir endişedir. Özellikle cinsel duyarlılıkla ilgili kaygılar, karar sürecini zorlaştırabilir.

Labioplasti, iç dudakların boyut ve şeklini düzenlemeye yönelik bir cerrahi işlemdir. Bu bölgede duyuyu sağlayan sinir uçları bulunur; ancak bu sinirlerin büyük kısmı klitoris çevresinde yoğunlaşır. Labioplasti ise bu ana duyusal alanın dışında kalan dokular üzerinde planlanır. Bu nedenle, doğru planlama ve dikkatli bir cerrahi yaklaşım ile yapılan işlemlerde kalıcı his kaybı beklenen bir durum değildir. Kaygıların önemli bir kısmı, bölgenin anatomisinin yeterince bilinmemesinden kaynaklanır.

Zamanla; doğumlar, hormonal değişimler ve yaş alma süreci ge***al bölgede hem görünüm hem de hassasiyet açısından farklılıklar oluşturabilir. Bazı kadınlar bu değişimleri fiziksel rahatsızlık olarak hissederken, bazıları için bu durum özgüvenle ilgili bir konu haline gelebilir. Labioplasti bu noktada bazı kadınlarda rahatlama sağlayabilir; ancak her zaman kişisel ihtiyaç ve beklentiler doğrultusunda değerlendirilmelidir.

Şunu bilmek önemlidir:
• İlk haftalarda geçici hassasiyet azalması olabilir
• İyileşme süreci ilerledikçe doku ve sinir uçları yeniden uyum sağlar
• Kalıcı his kaybı, özenli ve uygun teknikle yapılan işlemlerde nadirdir
• Sürecin nasıl ilerleyeceği kişiye göre değişir

Bu konuyla ilgili endişe duymanız çok anlaşılır. Ancak doğru bilgiyle bakıldığında, bu risk çoğu zaman düşünüldüğü kadar yaygın değildir. Önemli olan, sürecin sizin bedeninize özel olarak planlanmasıdır. Unutmayın, her kadında süreç farklıdır ve mutlaka kişiye özel değerlendirme gerekir.

💌 Detaylı bilgi ve değerlendirme için bize ulaşabilirsiniz.

👩‍⚕️ Op. Dr. Ebru Arıtürk – Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
☎️ +90 (533) 935 93 46
📌 Uphill Towers / Ataşehir – İstanbul

Birçok kadın bu döneme yaklaşırken bedeninde olan değişimleri fark eder ama adını koymakta zorlanır. “Bu normal mi?”, “A...
04/04/2026

Birçok kadın bu döneme yaklaşırken bedeninde olan değişimleri fark eder ama adını koymakta zorlanır. “Bu normal mi?”, “Artık eskisi gibi olmayacak mıyım?” gibi sorular çoğu zaman sessizce içte kalır.

Menopoz, yumurtalıkların hormon üretiminin zamanla azalmasıyla ortaya çıkan doğal bir süreçtir. Özellikle östrojen hormonunun düşmesi; sıcak basması, gece terlemeleri, ruh halinde dalgalanmalar ve bazen de uyku sorunlarına yol açabilir. Bu belirtiler aslında bedenin yeni bir dengeye geçmeye çalıştığının göstergesidir.

Yıllar içinde, özellikle menopoz öncesi ve sonrasında, kadın bedeninde bu tür değişimler kaçınılmazdır. Ancak bu durum çoğu zaman bir “son” değil, farklı bir dönemin başlangıcıdır. Doğru değerlendirme ve takip ile bu sürecin daha konforlu geçirilmesi mümkündür.

Bu süreçte yaklaşım her kadın için farklı olabilir.
Bazı kadınlarda yaşam tarzı düzenlemeleri (uyku, beslenme, egzersiz) yeterli olurken, bazı durumlarda medikal destekler veya hormon tedavileri gündeme gelebilir. Önemli olan, belirtilerin şiddetine ve kişinin yaşam kalitesine göre bir yol belirlenmesidir.

Şu durumlarda değerlendirme özellikle önemlidir:
• Günlük yaşamı zorlayan sıcak basmaları
• Uyku kalitesinde belirgin bozulma
• Ruh halinde belirgin değişimler
• Kemik sağlığı açısından risk faktörleri

Menopoz bir hastalık değildir ve çoğu zaman panik gerektirmez. Ancak görmezden gelinmesi gereken bir süreç de değildir. Her kadının deneyimi kendine özgüdür ve bu dönemde doğru bilgiye ulaşmak rahatlatıcı olabilir.

Unutmayın, her kadında süreç farklıdır ve mutlaka kişiye özel değerlendirme gerekir. 🌿

💌 Detaylı bilgi ve değerlendirme için bize ulaşabilirsiniz.

👩‍⚕️ Op. Dr. Ebru Arıtürk – Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
☎️ +90 (533) 935 93 46
📌 Uphill Towers / Ataşehir – İstanbul

01/04/2026

Birçok kadın, adet öncesi dönemde artan şişkinlik, meme hassasiyeti ya da ruh hali değişimlerini “hormonlarımda bir sorun mu var?” diye sorgular. Özellikle son yıllarda “östrojen dominansı” kavramı sıkça duyuluyor ve çoğu kadın bunu yalnızca kan tahlilleriyle anlayabileceğini düşünüyor.

Aslında östrojen dominansı her zaman sadece kan testleriyle net bir şekilde ortaya çıkmayabilir. Evet, bazı durumlarda kanda östrojenin yüksek, progesteronun düşük olması bu tabloyu açıkça gösterir. Ancak bazen östrojen normal seviyedeyken progesteronun göreceli olarak düşük olması da benzer şikâyetlere yol açabilir. Hatta her iki hormon da normal aralıkta olsa bile, vücudun bu hormonlara verdiği yanıt değiştiğinde yine östrojen dominansı benzeri belirtiler görülebilir.

Zaman içinde, özellikle stres, beslenme alışkanlıkları, bağırsak düzeni ve hormonal döngülerdeki değişimler bu dengeyi etkileyebilir. Örneğin bazı kadınlarda hormonlara karşı doku hassasiyeti artabilir. Bazı durumlarda ise vücut ürettiği östrojeni yeterince sağlıklı bir şekilde parçalayamaz ve atamaz. Bu süreçte karaciğer ve bağırsaklar önemli rol oynar. Eğer bağırsak hareketleri düzenli değilse, yani kronik kabızlık söz konusuysa, atılması gereken östrojen metabolitleri bağırsakta yeniden emilerek vücutta tekrar etkili olabilir.

Bu durumda sık gördüğümüz belirtiler arasında:
• Meme hassasiyeti
• Adet öncesi gerginlik (PMS)
• Ödem ve şişkinlik
• Baş ağrısı
• Ağrılı adet dönemleri
• Fibrokistik meme yapısı
• Yumurtalık kistleri veya miyomlar

Bu şikâyetlerin varlığı her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Bu yüzden yaklaşım da kişiye özel olmalıdır. Bazı kadınlarda yaşam tarzı düzenlemeleri, bazı durumlarda hormonal destekler ya da farklı medikal yaklaşımlar süreci dengelemeye yardımcı olabilir.

Unutulmaması gereken şu: Bu durum çoğu zaman panik gerektirmez, ancak göz ardı edilmemesi de önemlidir. Çünkü her kadının hormonal dengesi, yaşam koşulları ve vücut yanıtı farklıdır.

💌 Detaylı bilgi ve değerlendirme için bize ulaşabilirsiniz.

👩‍⚕️ Op. Dr. Ebru Arıtürk – Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
☎️ +90 (533) 935 93 46
📌 Uphill Towers / Ataşehir – İstanbul

27/03/2026

Kanserden Korunmanın En Güçlü Yolu Kaslarınız Olabilir!

💌 Detaylı bilgi ve değerlendirme için bize ulaşabilirsiniz.

👩‍⚕️ Op. Dr. Ebru Arıtürk – Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
☎️ +90 (533) 935 93 46
📌 Uphill Towers / Ataşehir – İstanbul

23/03/2026

“Bu akıntı normal mi, yoksa bir sorun mu var?”
Birçok kadın bu soruyu kendi kendine sorar ama çoğu zaman net bir yanıt bulamaz. Özellikle akıntının rengi, kokusu ya da miktarı değiştiğinde endişe artar; ama ne zaman normal, ne zaman değerlendirilmesi gerektiği karışabilir.

Vajinal akıntı aslında çoğu zaman sağlıklı bir sürecin parçasıdır. Vajen, kendini temizleyen bir yapıya sahiptir ve bu temizlik sırasında üretilen sıvılar dışarı atılır. Bu nedenle renksiz veya hafif sarımsı, kötü kokusu olmayan akıntılar genellikle normal kabul edilir. Adet döngüsüne bağlı olarak bu akıntının miktarı ve kıvamı zamanla değişebilir. Bu değişim, hormonların (özellikle östrojenin) etkisiyle oluşur ve çoğu zaman doğal bir süreçtir.

Ancak bazı durumlarda akıntı, vajinal enfeksiyonların ilk işareti olabilir. Kötü koku, belirgin miktar artışı, yeşil-köpüklü, kahverengi ya da süt kesiği benzeri görünüm; buna eşlik eden kaşıntı, yanma veya ilişkide ağrı gibi şikâyetler varsa bu durum değerlendirilmelidir. Çünkü bu belirtiler, vajinadaki doğal flora dengesinin bozulduğunu ve tedavi gerektiren bir durum geliştiğini gösterebilir.

Kadınların büyük bir kısmı hayatının bir döneminde vajinal enfeksiyon yaşayabilir. Bu tek başına olağan dışı değildir. Ancak yılda birden fazla tekrarlayan ve tedavi gerektiren enfeksiyonlar söz konusuysa, altta yatan nedenlerin araştırılması önem kazanır. Çünkü bazı durumlarda bu tekrarlar, bağışıklık, hijyen alışkanlıkları veya hormonal değişimlerle ilişkili olabilir.

Şunu unutmamak gerekir:
Her akıntı tedavi gerektirmez, ama her değişiklik de göz ardı edilmemelidir. Bedeninizdeki değişimleri fark etmek, doğru zamanda değerlendirme yapmak açısından önemlidir.

Panik yapmanıza gerek yok; bu durum birçok kadının yaşadığı bir süreçtir.
Ancak her kadında tablo farklı ilerler ve mutlaka kişiye özel değerlendirme gerekir.

💌 Detaylı bilgi ve değerlendirme için bize ulaşabilirsiniz.

👩‍⚕️ Op. Dr. Ebru Arıtürk – Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
☎️ +90 (533) 935 93 46
📌 Uphill Towers / Ataşehir – İstanbul

16/03/2026

Birçok kadın adet döngüsü boyunca enerjisinin, iştahının ve ruh halinin değiştiğini fark eder. Bunun nedeni çoğu zaman bedenin doğal hormonal ritmidir.

Adet döngüsü boyunca östrojen ve progesteron hormonları farklı seviyelere çıkar ve bu değişim yalnızca üreme sistemini değil; enerji düzeyini, metabolizmayı ve beslenme ihtiyacını da etkileyebilir.

Adetin ilk günlerinde vücut kanamayla birlikte demir kaybeder. Bu nedenle demir içeren besinler (kırmızı et, mercimek, ıspanak gibi) ve demir emilimini destekleyen C vitamini kaynakları tercih edilebilir.

Adetin ardından gelen günlerde östrojen yükselir ve enerji artabilir. Bu dönemde protein açısından dengeli beslenmek, yeşil sebzeler ve antioksidanlardan zengin meyveler tüketmek vücudu destekleyebilir.

Yumurtlama sonrasındaki günlerde ise progesteron artar. Bazı kadınlarda bu dönemde ödem, iştah değişikliği ve adet öncesi belirtiler görülebilir. Liften zengin besinler, magnezyum ve B6 içeren gıdalar bazı kadınlarda bu sürecin daha dengeli geçirilmesine yardımcı olabilir.

Kadın bedeni döngüsel çalışır. Bu ritmi anlamak, beslenme ve yaşam alışkanlıklarını daha bilinçli düzenlemeye yardımcı olabilir.
Ancak her kadının süreci farklıdır ve gerektiğinde kişiye özel değerlendirme yapılması önemlidir. 🌿

💌 Detaylı bilgi ve değerlendirme için bize ulaşabilirsiniz.

👩‍⚕️ Op. Dr. Ebru Arıtürk – Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
☎️ +90 (533) 935 93 46
📌 Uphill Towers / Ataşehir – İstanbul

Birçok kadın zamanla ge***al bölgede bazı değişiklikler fark eder, ancak bunu dile getirmekte zorlanabilir. Doğumlar son...
13/03/2026

Birçok kadın zamanla ge***al bölgede bazı değişiklikler fark eder, ancak bunu dile getirmekte zorlanabilir. Doğumlar sonrası, yıllar içinde veya hormonal değişimlerle birlikte hem görünümde hem de dokularda farklılıklar oluşabilir. Çoğu zaman bu değişimler tek bir nedene bağlı değildir.

“Kombine ge***al estetik” yaklaşımı da tam olarak bu noktada gündeme gelir. Çünkü bazı kadınlarda vajinal gevşeme, dış dudaklarda şekil değişikliği, cilt dokusunda incelme veya kuruluk gibi durumlar aynı anda görülebilir. Bu değişimler çoğunlukla doğumlar, bağ dokusunun zamanla zayıflaması ve hormonların etkisiyle ortaya çıkar.

Bu nedenle değerlendirme yapılırken bazen tek bir işlem yerine birden fazla yaklaşım birlikte planlanabilir. Amaç yalnızca görünüm değil; aynı zamanda dokunun sağlığını ve bölgenin fonksiyonunu desteklemektir.

Kombine yaklaşım bazı durumlarda şu değerlendirmeleri içerebilir:

• Vajinal gevşemenin ele alınması
• İç veya dış dudaklardaki şekil değişikliklerinin değerlendirilmesi
• Vajinal dokunun nem ve elastikiyetini destekleyen uygulamalar
• Doğum sonrası oluşabilen doku değişimlerinin düzeltilmesi

Ge***al bölgedeki değişimler kadınların düşündüğünden çok daha yaygındır ve çoğu zaman panik gerektirmez. Ancak her kadının dokusu ve ihtiyacı farklıdır. Bu nedenle süreç mutlaka kişiye özel değerlendirilmelidir.

💌 Detaylı bilgi ve değerlendirme için bize ulaşabilirsiniz.

👩‍⚕️ Op. Dr. Ebru Arıtürk – Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
☎️ +90 (533) 935 93 46
📌 Uphill Towers / Ataşehir – İstanbul

***alestetik

09/03/2026

Birçok kadın ge***al bölgede yanma, kaşıntı veya idrar yaparken rahatsızlık hissettiğinde bunun “idrar yolu enfeksiyonu” olduğunu düşünür. Bu yüzden de çoğu zaman doktora danışmadan antibiyotik kullanmaya başlar.
Oysa muayenede sık gördüğümüz bir durum var: Aslında sorun idrar yolu enfeksiyonu değil, ge***al mantar olabiliyor.

Bu iki durum bazı belirtiler açısından birbirine benzediği için karıştırılması oldukça yaygındır. Ancak oluşma nedenleri ve tedavi yaklaşımları tamamen farklıdır.

İdrar yolu enfeksiyonu genellikle bakteriler nedeniyle gelişir. Mesane ve idrar yolları etkilenir. Bu durumda kadınlar çoğu zaman şu şikâyetleri tarif eder:

• İdrar yaparken keskin, cam kırığı gibi bir yanma
• Sık idrara çıkma
• Bulanık veya kötü kokulu idrar
• Mesanede doluluk hissi

Bu tablo bakteriyel olduğu için bazı durumlarda antibiyotik tedavisi gerekebilir.

Ge***al mantar ise farklı bir mekanizma ile ortaya çıkar. Vajinada doğal olarak bulunan mantarların dengenin bozulmasıyla çoğalması sonucu gelişir. Özellikle antibiyotik kullanımı, hormonal değişimler, yoğun nem veya bağışıklık sistemindeki değişiklikler bu dengeyi etkileyebilir.

Mantar enfeksiyonunda ise genellikle şu belirtiler ön plandadır:

• Yoğun kaşıntı
• Peynir kesiği şeklinde beyaz akıntı
• İdrar yaptıktan sonra dış ge***al bölgede yanma
• Vulvada kızarıklık ve hassasiyet

Burada önemli bir nokta var:
Eğer sorun mantarsa, antibiyotik tedavisi çözüm olmaz. Hatta bağırsak ve vajinadaki koruyucu bakterileri azaltarak mantarın daha da artmasına zemin hazırlayabilir.

Bu nedenle yalnızca şikâyete bakarak ilaç başlamak çoğu zaman sorunu çözmek yerine uzatır. Doğru tedavi için önce doğru tanı gerekir.

Ge***al enfeksiyonlar kadın yaşamında oldukça yaygındır ve çoğu zaman yönetilebilir durumlardır. Ancak her kadının vajinal florası, hormonal dengesi ve vücudunun verdiği yanıt farklıdır. Bu nedenle değerlendirme mutlaka kişiye özel yapılmalıdır.

💌 Detaylı bilgi ve değerlendirme için bize ulaşabilirsiniz.

👩‍⚕️ Op. Dr. Ebru Arıtürk – Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
☎️ +90 (533) 935 93 46
📌 Uphill Towers / Ataşehir – İstanbul

Address

Barbaros, Ak Zambak Sok. Uphill Towers D:B Blok D:37, Ataşehir/Istanbul
Istanbul
34758

Opening Hours

Monday 10:00 - 16:00
Tuesday 10:00 - 16:00
Wednesday 10:00 - 16:00
Thursday 10:00 - 16:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when opdrebruariturk posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to opdrebruariturk:

Featured

Share

Category