11/02/2021
Sosyal kaygı, çocuğun sosyal etkileşim sürecini etkileyen başlıca değişkenlerden biridir. Sosyal ilişkiler çocuğun duygusal gelişimi açısından temel öneme sahiptir ve akademik başarı için de iyi bir erken göstergedir. Sosyal kaygıya sahip kişi, başkalarının eleştirilerine, olumsuz düşüncelerine karşı aşırı duyarlıdır ve bunlardan kaçınmak için elinden geleni yapma eğilimi gösterir. Kişinin sosyal kaygı düzeyinin aşırı olması ise sosyal çekilmeye ve kaçınmaya yol açar. Böylelikle çocuk ve ergenlerde normal gelişim için önemli olan yaşa uygun aktivitelerden ve kişiler arası iletişimden uzaklaşmaya sebep olur. Araştırmalar, sosyal kaygı bozukluğu belirtilerinin ortaya çıkmasında ebeveynlik stillerinin ve geliştirilen öz inançların önemli rol oynadığını ortaya koymuştur.
Çocuklarda sosyal kaygının değerlendirilmesi özellikle iki sebepten dolayı temel öneme sahiptir. Birincisi; çocuklarla ilgili gelişimsel çalışmalar sosyal kaygının ilkokul yıllarından başlayıp ergenlikte de süren önemli bir anksiyete şekli olduğunu göstermiştir. İkincisi ise; sosyal kaygı çoğunlukla sosyal fobi, yaygın anksiyete bozukluğu gibi anksiyete bozukluklarıyla ilişkilidir ve bu bozuklukların çalışılması, kişinin gelişim süreçleri ile ruh sağlığı açısından en az biyolojik sağlamlık kadar önemlidir.