31/01/2026
Bir tartışmanın ardından içinizde ağır bir suçluluk duygusu kalıyorsa, orada durup düşünmek gerekir. Çünkü sağlıklı bir ilişkide tartışmalar, taraflardan birinin sürekli suçlu hissetmesiyle sonuçlanmaz. Aksine, tartışmalar; anlaşılma, yakınlaşma ve ilişkinin gelişmesi için bir alan açar. Eğer her tartışma sizi kendinizden şüphe ettiriyor, “Acaba ben mi abarttım?”, “Yine yanlış yaptım galiba” dedirtiyorsa, ilişkinin dinamiğinde görünmeyen ama derin etkileri olan bir sorun var demektir.
Güncel psikoloji literatüründe bu durum sıklıkla gaslighting kavramıyla açıklanır. Eski terminolojide ise bunun adı psikolojik şiddettir. Gaslighting, kişinin kendi algısına, duygusuna ve gerçekliğine olan güveninin sistematik biçimde sarsılmasıdır. Tartışma sırasında yaşanan olaydan çok, olayın nasıl çarpıtıldığı ve kimin “haklı” ilan edildiği belirleyici olur.
🌟Tartışmalarda Asıl Aranan Şey: Haklılık
Çiftler genellikle tartıştıklarını zanneder. Oysa çoğu zaman tartışılan şey konu değil, haklılıktır. Kim haklı, kim haksız? Kimin duygusu daha geçerli, kimin beklentisi daha doğru? Bu ikilem, çiftleri farkında olmadan bir güç savaşının içine çeker.
Bu güç savaşının altında çok insani bir ihtiyaç yatar. O da şudur; “Beni anla, beni kabul et, benim bakış açım doğru olsun.” Çünkü partner, bizim duygu ve düşüncemizi kabul ederse, iç dünyamızda bir rahatlama olur. Sanki o an haklı çıkmak, varlığımızın onaylanması anlamına gelir. İşte tam da bu noktada tartışma, bir iletişim alanı olmaktan çıkar; bir iktidar mücadelesine dönüşür.
🌟Baskın Olan vs. Alttan Alan Dinamiği
Bu döngüde sıklıkla iki rol ortaya çıkar. Bir taraf daha baskın, daha suçlayıcı bir dil kullanır. Diğer taraf ise genellikle alttan alan, “Tartışma büyümesin”, “Huzur kaçmasın” diye geri çekilen taraftır. Alttan alan kişi çoğu zaman şunları yapar;
– Suçlamayı kabul eder
– Kendi duygusunu geri çeker
– Haklı olma ihtiyacından vazgeçer
Devamı yorumda ⬇️