Dr Sevilay Abudaram

Dr Sevilay Abudaram Dr Sevilay Abudaram’ın psikolojiye, psikoterapiye dair yazılarını okuyabilirsiniz.

Sağlıklı bir ruh haline sahip olmak için, hayatınızda iki önemli unsur olmalı;Spor ve HobiBireysel terapi ve çift terapi...
01/02/2026

Sağlıklı bir ruh haline sahip olmak için, hayatınızda iki önemli unsur olmalı;

Spor ve Hobi

Bireysel terapi ve çift terapisi ile ilgili detaylı bilgi için;

✨ Whatsapp hattımız: 0532 229 84 77
📍Nişantaşı, İstanbul

Bir tartışmanın ardından içinizde ağır bir suçluluk duygusu kalıyorsa, orada durup düşünmek gerekir. Çünkü sağlıklı bir ...
31/01/2026

Bir tartışmanın ardından içinizde ağır bir suçluluk duygusu kalıyorsa, orada durup düşünmek gerekir. Çünkü sağlıklı bir ilişkide tartışmalar, taraflardan birinin sürekli suçlu hissetmesiyle sonuçlanmaz. Aksine, tartışmalar; anlaşılma, yakınlaşma ve ilişkinin gelişmesi için bir alan açar. Eğer her tartışma sizi kendinizden şüphe ettiriyor, “Acaba ben mi abarttım?”, “Yine yanlış yaptım galiba” dedirtiyorsa, ilişkinin dinamiğinde görünmeyen ama derin etkileri olan bir sorun var demektir.

Güncel psikoloji literatüründe bu durum sıklıkla gaslighting kavramıyla açıklanır. Eski terminolojide ise bunun adı psikolojik şiddettir. Gaslighting, kişinin kendi algısına, duygusuna ve gerçekliğine olan güveninin sistematik biçimde sarsılmasıdır. Tartışma sırasında yaşanan olaydan çok, olayın nasıl çarpıtıldığı ve kimin “haklı” ilan edildiği belirleyici olur.

🌟Tartışmalarda Asıl Aranan Şey: Haklılık

Çiftler genellikle tartıştıklarını zanneder. Oysa çoğu zaman tartışılan şey konu değil, haklılıktır. Kim haklı, kim haksız? Kimin duygusu daha geçerli, kimin beklentisi daha doğru? Bu ikilem, çiftleri farkında olmadan bir güç savaşının içine çeker.

Bu güç savaşının altında çok insani bir ihtiyaç yatar. O da şudur; “Beni anla, beni kabul et, benim bakış açım doğru olsun.” Çünkü partner, bizim duygu ve düşüncemizi kabul ederse, iç dünyamızda bir rahatlama olur. Sanki o an haklı çıkmak, varlığımızın onaylanması anlamına gelir. İşte tam da bu noktada tartışma, bir iletişim alanı olmaktan çıkar; bir iktidar mücadelesine dönüşür.

🌟Baskın Olan vs. Alttan Alan Dinamiği

Bu döngüde sıklıkla iki rol ortaya çıkar. Bir taraf daha baskın, daha suçlayıcı bir dil kullanır. Diğer taraf ise genellikle alttan alan, “Tartışma büyümesin”, “Huzur kaçmasın” diye geri çekilen taraftır. Alttan alan kişi çoğu zaman şunları yapar;

– Suçlamayı kabul eder
– Kendi duygusunu geri çeker
– Haklı olma ihtiyacından vazgeçer

Devamı yorumda ⬇️

Hayatınızda yakın olduğunuz insanlarla (eşiniz, arkadaşınız, anneniz-babanız, çocuğunuz) yakınlığınızın zarar görmemesi ...
30/01/2026

Hayatınızda yakın olduğunuz insanlarla (eşiniz, arkadaşınız, anneniz-babanız, çocuğunuz) yakınlığınızın zarar görmemesi için sınırlarınız olmalıdır.

Bireysel terapi ve çift terapisi ile ilgili detaylı bilgi için;

✨ Whatsapp hattımız: 0532 229 84 77
📍Nişantaşı, İstanbul

Evliliklerde aşılması en zor sorun hangisi?Bireysel terapi ve çift terapisi ile ilgili detaylı bilgi için;✨ Whatsapp hat...
28/01/2026

Evliliklerde aşılması en zor sorun hangisi?

Bireysel terapi ve çift terapisi ile ilgili detaylı bilgi için;

✨ Whatsapp hattımız: 0532 229 84 77
📍Nişantaşı, İstanbul

Hayatın Her Alanında Stresle Başa Çıkabiliyor Musunuz❓Günümüz dünyasında stres, hayatımıza tek bir kapıdan girip tek bir...
27/01/2026

Hayatın Her Alanında Stresle Başa Çıkabiliyor Musunuz❓

Günümüz dünyasında stres, hayatımıza tek bir kapıdan girip tek bir alanda kalmıyor. İş hayatı, romantik ilişkiler, aile sorumlulukları, sosyal çevre, ekonomik kaygılar…

Hepsi birbiriyle iç içe geçmiş durumda. Bir alandaki yük, sessizce diğerine sızıyor. İşte tam da bu yüzden birçok insan, “tek bir şeyden” değil, her şeyden aynı anda yorulmuş hissediyor.

Son birkaç yıldır seans odamda danışanlarımdan benzer cümleleri sıkça duyuyorum:

“İşim çok yoğun, partnerimle aram gergin, arkadaşlarıma zaman ayıramıyorum. Sürekli bir şeyleri yoluna koymaya çalışıyorum ama artık ben toparlanamıyorum.”

Bu cümle, modern hayatın ortak ruh halini çok net özetliyor. Çünkü stres çoğu zaman bağırarak gelmez. Kapıyı çalmaz, kendini büyük krizlerle ilan etmez. Sinsi bir şekilde yayılır. Önce yorgunluk olur, sonra tahammülsüzlük. Ardından keyif aldığınız şeyler sıradanlaşır, ilişkiler zorlaşır, beden sinyaller vermeye başlar.

🌟Peki Neden Bazı İnsanlar Aynı Yoğunlukta Daha Dayanıklı?

Aynı iş temposunda çalışan, benzer sorumluluklara sahip iki insan düşünün. Biri kısa sürede tükenirken diğeri ayakta kalabiliyor. Buradaki fark genellikle zeka, güç ya da şans değildir. En belirleyici faktör psikolojik dayanıklılık, yani “resilience”tır.

Psikolojik dayanıklılık; hayatın zorlayıcı koşulları karşısında hiç etkilenmemek değildir. Aksine, etkilenip yeniden denge kurabilme becerisidir. Düşüp tekrar ayağa kalkabilmek, sarsıldığında kendini toparlayabilmek, zorlanırken bile kendinle temasını kaybetmemektir.
Dayanıklı insanlar stresle savaşmaz. Çünkü bilirler ki savaş, daha fazla enerji kaybı demektir. Onun yerine stresle esnemeyi öğrenirler.

🌟Dayanıklı İnsanlar Stresle Nasıl Baş Eder?

Psikolojik olarak dayanıklı bireylerin bazı ortak özellikleri vardır. Bu özellikleri 4 gruba ayırmak mümkün. Şöyle ki;

• Kendilerine alan tanırlar. Her şeye yetişmek zorunda olmadıklarını bilirler.

Devamı yorumda ⬇️

Çocuklar, anne-babaların yansımasıdır. Çocukta sorun neyse, anne-babada da odur.Bireysel terapi ve çift terapisi ile ilg...
25/01/2026

Çocuklar, anne-babaların yansımasıdır. Çocukta sorun neyse, anne-babada da odur.

Bireysel terapi ve çift terapisi ile ilgili detaylı bilgi için;

✨ Whatsapp hattımız: 0532 229 84 77
📍Nişantaşı, İstanbul

Eşinizle mutlu olmak neden zor?Bireysel terapi ve çift terapisi ile ilgili detaylı bilgi için;✨ Whatsapp hattımız: 0532 ...
23/01/2026

Eşinizle mutlu olmak neden zor?

Bireysel terapi ve çift terapisi ile ilgili detaylı bilgi için;

✨ Whatsapp hattımız: 0532 229 84 77
📍Nişantaşı, İstanbul

Sizi İlişkiye Bağlayan Şey Sevgiden Başka Ne Olabilir❓Birçok kişi ilişkisini anlatırken “seviyoruz”, “alıştık”, “onca yı...
22/01/2026

Sizi İlişkiye Bağlayan Şey Sevgiden Başka Ne Olabilir❓

Birçok kişi ilişkisini anlatırken “seviyoruz”, “alıştık”, “onca yıl boşa mı gitsin” gibi cümleler kurar. Ancak terapi odasında biraz durup derine indiğimizde, ilişkinin merkezinde her zaman sevginin olmadığını fark ederiz. Bazen bir ilişkiyi ayakta tutan şey sevgi değil; yalnız kalma korkusu, toplumsal beklentilerden kaçış ya da alışkanlıkların verdiği sahte güven olabilir.

Bu üç unsur, ilişkiyi dışarıdan bakıldığında “devam ediyor” gibi gösterir. Oysa içeride yaşanan çoğu zaman canlı, besleyici ve dönüştürücü bir bağ değil; ertelemelerle, bastırmalarla ve suskunluklarla yürüyen bir birlikteliktir.

Gelin, ilişkiyi ayakta tutan sıklıkla gördüğümüz 3 nedene daha detaylı bakalım.

🌟1. Yalnız Kalma Korkusu: İlişkinin Sessiz Gardiyanı

Yalnız kalma korkusu çoğu zaman bugüne ait değildir. Kökleri geçmiştedir. Çocuklukta yeterince görülmemiş olmak, terk edilme deneyimleri, duygusal olarak yalnız bırakılmak ya da ilişkilerin ani kopuşlarla sonlanması, bireyin iç dünyasında şu inancı oluşturur; “Eğer o giderse, ben yalnız kalırım ve çökerim.”

Bu inançla kurulan ilişkilerde kişi çoğu zaman kendi ihtiyaçlarını geri plana iter, rahatsız olduğu konuları konuşmaz, sınırlarını belirsizleştirir. Çünkü mesele ilişkinin niteliği değil, ilişkinin varlığıdır.

Böyle bir ilişkide kalmak, sevgiyle kalmak değildir. Bu, korkuyla kalmaktır. Korkuyla kalınan ilişkilerde tartışmalar çözülmez, sorunlar halının altına süpürülür ve zamanla ilişki, iki kişinin de içinde yalnız hissettiği bir alan hâline gelir.

🌟2. Bekâr Olmanın Duygusal Yükünden Kaçmak

Özellikle bizim coğrafyamızda ilişki ve evlilik, yalnızca iki kişi arasındaki bir bağ değil; aynı zamanda toplumsal bir statüdür.

Bekâr olmak çoğu zaman;

• “Bir sorun var mı?”
• “Neden hâlâ yalnız?”
• “Demek ki beceremedi” gibi etiketlerle birlikte gelir.

Devamı yorumda ⬇️

Anne-baba olmak ve karı-koca olmak farklı meziyetler ister. Eş seçimi yaparken, iyi bir anne-baba olacağını öngörmek yet...
19/01/2026

Anne-baba olmak ve karı-koca olmak farklı meziyetler ister. Eş seçimi yaparken, iyi bir anne-baba olacağını öngörmek yeterli değildir. Önemli olan, size nasıl eş olacağıdır.

Bireysel terapi ve çift terapisi ile ilgili detaylı bilgi için;

✨ Whatsapp hattımız: 0532 229 84 77
📍Nişantaşı, İstanbul

Özellikle bizim coğrafyamızda anne-oğul ilişkilerinin sağlıklı olup olmadığı, erkek çocuğun evlenmesiyle belirgin hale g...
17/01/2026

Özellikle bizim coğrafyamızda anne-oğul ilişkilerinin sağlıklı olup olmadığı, erkek çocuğun evlenmesiyle belirgin hale gelir.

Bireysel terapi ve çift terapisi ile ilgili detaylı bilgi için;

✨ Whatsapp hattımız: 0532 229 84 77
📍Nişantaşı, İstanbul

İlişkinizi Zor Zamanlarda Kurtaracak Duygusal Banka Hesabınızda Özellikle Olması Gerekenler Nelerdir?Bir ilişkinin zor z...
16/01/2026

İlişkinizi Zor Zamanlarda Kurtaracak Duygusal Banka Hesabınızda Özellikle Olması Gerekenler Nelerdir?

Bir ilişkinin zor zamanlardan nasıl geçtiğini belirleyen şey, çoğu zaman o an yaşanan krizler değildir. Asıl belirleyici olan, o krizler gelmeden önce biriktirilmiş olan duygusal sermayedir.

Tıpkı bir banka hesabı gibi. Zor günler geldiğinde harcayabileceğiniz birikiminiz yoksa, en küçük sarsıntı bile ilişkiyi borca sokabilir.

İlişkilerin de bir duygusal bankası vardır. Bu banka; sevgiyle, anlayışla, emekle, güvenle ve iyi niyetle beslenir. Günlük hayatta fark etmeden yaptığınız küçük yatırımlar, ileride büyük fırtınalara karşı sizi koruyan bir tampon görevi görür. Peki, bu duygusal bankanın yeterince dolu olduğunu nasıl anlarsınız? İlişkide sorunlar yaşadığınızda duygusal bankanızda olmasına ihtiyaç duyduğunuz iki önemli unsur vardır. Bunlar; tahammül ve niyetten emin olmaktır. Detaylarını şöyle anlatayım.

1. Tahammül: İlişkinin Gizli Sigortasıdır.

Hiçbir ilişki düz bir çizgide ilerlemez. Bazen sakin, bazen dalgalı, bazen de fırtınalıdır. İlişkideki esas mesele, bu dalgalanmalar sırasında birbirinize ne kadar tahammülünüzün olduğudur. Bir nevi kredidir aslında. Tahammül, katlanmak değildir. Tahammül; eşiniz zor bir dönemden geçerken onu bütünüyle reddetmemek, o anki halini ilişkinin tamamı sanmamaktır. Örneğin; bazen siz çok öfkeli olursunuz ve eşiniz daha sakin kalır. Bazen eşiniz hiddetlenir, bu kez siz onun duygusunu regüle edersiniz. İlişkide bu karşılıklı denge, tahammül kapasitesi sayesinde mümkün olur.

Eğer duygusal bankanız doluysa, eşinizin zor bir anını “bana karşı” değil, “onun zorlanması” olarak okuyabilirsiniz. Ama banka boşsa, en ufak gerginlik bile şu düşünceleri tetikler; “Demek ki beni hiç anlamıyor”, “Demek ki bana değer vermiyor.” İşte tam da bu noktada tahammül, ilişkinin sigortası haline gelir.

2. Niyetten Emin Olmak: Güvenin Görünmeyen Temeli

Duygusal bankanın ikinci ve belki de en hayati parçası; birbirinizin niyetinden emin olmaktır. Niyetten emin olmak demek şudur; “Eşim bana zarar vermek istemiyor.” “Beni üzse bile, önceliği benim iyiliğim.” Anlaşmazlıklar halinde bu şekilde inançlara sahip olmanızdır.

Devamı yorumda ⬇️

Address

Nişantaşı
Istanbul

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Dr Sevilay Abudaram posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Dr Sevilay Abudaram:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram