drfevzibalkan

drfevzibalkan Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from drfevzibalkan, Doctor, Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi E-5 Karayolu Üzeri Cumhuriyet Mahallesi, Hadımk, Istanbul.

19/02/2026

Diyabet hastaları oruç tutabilir mi?

Bu sorunun tek bir cevabı yok. Çünkü diyabet tek bir hastalık değil, birçok farklı tabloyu kapsayan bir metabolizma bozukluğudur.

Eğer kan şekeriniz düzenliyse, HbA1c değeriniz kontrol altındaysa ve ciddi hipoglisemi yaşamıyorsanız bazı hastalar doktor kontrolünde oruç tutabilir. Ancak risk grubundaysanız durum değişir.

⚠️ Özellikle şu kişiler dikkatli olmalı:
• Tip 1 diyabet hastaları
• İnsülin kullananlar
• Sık kan şekeri düşmesi yaşayanlar
• Böbrek hastalığı olanlar
• HbA1c’si yüksek olanlar

Oruç sırasında uzun süre aç kalmak hipoglisemiye (kan şekeri düşmesi), iftarda aşırı karbonhidrat tüketimi ise hiperglisemiye yol açabilir. Ayrıca sıvı kaybı böbrekleri zorlayabilir.

Unutmayın:
Kan şekeri 70 mg/dL’nin altına düşerse oruç hemen bozulmalıdır. Bu dini açıdan da tıbbi açıdan da doğrudur. Sağlık ihmale gelmez.

İlaç kullananlar için doz ve saat ayarlaması kişiye özeldir. Metformin, insülin veya diğer ilaçlar mutlaka Ramazan öncesi yeniden planlanmalıdır.

Ramazan bir ibadettir.
Ama beden de bize emanettir.

Diyabetli bir birey için en doğru karar, doktoru ile birlikte verilen karardır. Cesaret değil, bilinç gerekir.

Sağlıklı bir Ramazan için önce plan yapın, sonra niyet edin.

Prof. Dr. Fevzi Balkan
Endokrinoloji ve Metabolizma

14/02/2026

💘 “Aşk Sadece Kalpte Değil… Hormonlarda Başlar.

Sevgililer Günü…
Herkes kalpten bahsediyor.
Ama kimse sana gerçeği söylemiyor.

Aşk… önce beyinde başlar.

Birini gördüğünde kalbin hızlanır ya…
İşte o anda sahneye ilk çıkan hormon: Dopamin.

Dopamin…
Ödül hormonudur.
Heyecan. Arzu. Beklenti.
Onu gördüğünde içindeki kıpırtı… dopamindir.

Ama dikkat…
Dopamin yüksekliği tutkuyu başlatır,
ama tek başına aşkı sürdüremez.

Sonra ikinci oyuncu devreye girer: Adrenalin.
Avuç içlerin terler.
Kalp atışın artar.
Sesin titrer.
Beden “Tehlike mi var?” der.
Beyin “Hayır… aşk var.” der.

Ve sonra…

Gerçek bağın hormonu sahneye çıkar: Oksitosin.

Oksitosin…
Sarılmanın hormonu.
Güvenin hormonu.
Bağlanmanın hormonu.

Birine gerçekten güvendiğinde,
onun yanında sakinleştiğinde,
kalbin değil, ruhun rahatladığında…

İşte orada oksitosin vardır.

Ama burada kritik bir soru var…

Neden bazı insanlar hep yanlış kişilere aşık olur?

Çünkü bazen aşk sandığımız şey…
kortizol bağımlılığıdır.

Stresli ilişkilerde,
belirsizlikte,
mesaj beklerken yaşanan kaygıda…

Kortizol yükselir.
Beyin bunu heyecan sanabilir.

Ama gerçek aşk…
kortizolü düşürür.
Sinir sistemini sakinleştirir.

Ve bir başka gerçek daha…

Eğer tiroidin dengesizse,
insülin direncin varsa,
kortizolün kronik yüksekse…

Aşkı yaşama biçimin bile değişebilir.

Çünkü hormonlar sadece metabolizmanı değil,
duygularını da yönetir.

Aşk…
Bir biyokimya sürecidir.
Ama sadece kimya değildir.

Aşk,
dopaminle başlar,
oksitosinle derinleşir,
serotoninle huzur bulur.

Ve gerçek aşk şudur:

Yanında kendin olabildiğin,
kortizolün düşen,
kalbin değil sinir sistemin sakinleşen kişi.

Bugün 14 Şubat…

Belki de sormamız gereken soru şu:

Kalbin mi çarpıyor?
Yoksa sinir sistemin mi huzurlu?

Takvim yaşın kaç?40 mı, 45 mi, 50 mi?Peki…Karaciğerinin metabolik yaşı kaç?Çünkü karaciğer, vücudun en sessiz ama en str...
10/02/2026

Takvim yaşın kaç?
40 mı, 45 mi, 50 mi?

Peki…
Karaciğerinin metabolik yaşı kaç?

Çünkü karaciğer, vücudun en sessiz ama en stratejik organıdır.
Ağrımaz.
Şikâyet etmez.
Sinyal vermez.

Ama metabolizmanın bütün yükünü taşır.

Yediğin her lokma,
içtiğin her içecek,
aldığın her ilaç,
maruz kaldığın her toksin…
önce karaciğere uğrar.

Bugün karaciğer artık alkolden çok,
metabolik yük nedeniyle yaşlanıyor.

Şekerli içecekler, paketli gıdalar, hazır soslar, tatlılar…
Özellikle de fruktoz.

Fruktozu etkili şekilde işleyebilen neredeyse tek organ karaciğerdir.
Ama bu kapasite sınırlıdır.
Günde yaklaşık 15–20 gram.

Modern beslenmede bu sınır çoğu zaman fark edilmeden aşılır.
Karaciğer bu yükle baş edemediğinde,
fazla şekeri yağa çevirir
ve kendi içinde depolar.

İşte bu süreçte karaciğerin metabolik yaşı hızla ilerler.

Karaciğer metabolik olarak yaşlandıkça;
insülin direnci artar,
kan yağları bozulur,
inflamasyon yükselir,
metabolizma yavaşlar.

Ama önemli bir gerçek var:

Karaciğer, doğru koşullar sağlandığında
kendini toparlayabilen ve gençleşebilen nadir organlardan biridir.

Metabolik yük azaldığında,
şeker dengelendiğinde,
uyku ve ritim düzeldiğinde…

Karaciğer nefes alır.
Ve metabolik yaş geri çekilir.

Bu yüzden mesele sadece “kaç yaşındasın?” değildir.
Asıl soru şudur:

Organların kaç yaşında?

Çünkü hormonlar yalan söylemez.
Karaciğer ise…
hiç söylemez.

Prof. Dr. Fevzi Balkan
Endokrinoloji ve Metabolizma

Depresyon her zaman psikolojik değildir.Bazen ruh değil, hormonlar konuşuyordur.Birçok kişi kendini yorgun, isteksiz, ha...
08/02/2026

Depresyon her zaman psikolojik değildir.
Bazen ruh değil, hormonlar konuşuyordur.

Birçok kişi kendini yorgun, isteksiz, hayattan kopuk hissettiğinde ilk etiket hızla yapıştırılır: depresyon.
Oysa beden, zihinden çok daha önce sinyal verir.
Sorun şu ki biz bu sinyalleri çoğu zaman duymak yerine susturmayı seçeriz.

Tiroid hormonları yavaşladığında sadece metabolizma değil, düşünce hızı da yavaşlar.
B12 eksikliği olduğunda enerji değil, umut bile azalır.
D vitamini düştüğünde bağışıklık kadar ruh hali de çöker.
Kan şekeri dalgalandığında sinirlilik, huzursuzluk, ani duygu değişimleri başlar.
Demir eksikliği sadece kansızlık değildir; hayata karşı direnç kaybıdır.

Ve çoğu zaman gözden kaçan bir oyuncu vardır: Kortizol.
Kronik stresle sürekli yüksek seyreden kortizol,
uykuyu bozar,
tiroidi baskılar,
kan şekerini oynatır
ve kişiyi içten içe tükenmiş hissettirir.

Bazen de prolaktin sessizce yükselir;
motivasyon azalır,
içe çekilme artar,
hayata temas zayıflar.

İşte bu yüzden her halsizlik “psikolojik”,
her isteksizlik “depresyon” değildir.

Önce bedene bakmak gerekir.
Önce görünenin altını görmek gerekir.

Unutmayın:
Hormonlar bağırmaz.
Ama fısıldadıklarını uzun süre görmezden gelirsek,
bedelini ruh halimizle öderiz.

Görünen her zaman gerçek değildir.

05/02/2026

Levotiroksin nasıl kullanılır?
Asıl soru şu: İlacı mı alıyorsun, yoksa sadece yutuyor musun?

Levotiroksin, tiroid hormonunun sentetik hâlidir.
Ama etkisi tabletin içinde değil, bağırsaktan kana ne kadar geçtiğinde gizlidir.

📌 Altın kural:
Levotiroksin sabah aç karnına, sadece bir bardak suyla alınır.
Ardından en az 30–60 dakika hiçbir şey yenmez, içilmez.

Çünkü bu ilaç nazlıdır.
Yanına yanlış bir misafir gelirse emilimi bozulur, doz doğru olsa bile hormon eksik kalır.

🚫 Emilimi bozanlar:
• Kalsiyum (kemik destekleri, süt ürünleri)
• Demir
• Magnezyum
• Çinko
• Multivitaminler
• Lifli gıdalar
• Kahve ve yeşil çay
• Mide ilaçları (PPI’lar, antiasitler)
• Safra bağlayıcı ilaçlar

📌 Bu destekler “zararlı” değil.
Ama zamanlama hatalıysa, levotiroksini etkisiz hâle getirir.

⏱ Doğru zamanlama:
• Levotiroksin → sabah
• Mineral ve vitaminler → en az 4 saat sonra
• Kahve → mümkünse 60 dakika sonra

🧠 HYS bakış açısı şunu söyler:
“Tiroid tedavisi doz işi değil, emilim işidir.”

Dozu artırıp hâlâ iyi hissetmiyorsan,
TSH düşmüyor,
yorgunluk ve beyin sisi devam ediyorsa…

Sorun tiroidte değil, bağırsakta olabilir.

🩵 Küçük bir zamanlama değişikliği,
büyük bir hormonal fark yaratabilir.

levotiroksin

GLP-1 sadece şekeri düşürmez.Sessizce organları korur.Diyabet uzun süre sadece “kan şekeri yüksekliği” sanıldı.Oysa gerç...
03/02/2026

GLP-1 sadece şekeri düşürmez.
Sessizce organları korur.

Diyabet uzun süre sadece “kan şekeri yüksekliği” sanıldı.
Oysa gerçek çok daha derinde.

Şeker yükseldiğinde ilk zarar gören şey rakamlar değil;
damarlar, beyin ve böbreklerdir.

GLP-1 tedavileri bu yüzden önemlidir.
Çünkü yalnızca şekeri değil, sistemi düzeltir.

❤️ Kalpte:
Damar içi iltihabı azaltır, yükü hafifletir.
Kalp daha az yorulur.

🧠 Beyinde:
Şeker dalgalanması azalır.
Zihin daha sakin, düşünce daha nettir.

🫘 Böbrekte:
İnce damarlar korunur.
Hasar yavaşlar, sessiz ilerleyen risk durdurulur.

Bu bir zayıflama hikâyesi değil.
Bu bir organ koruma yaklaşımıdır.

Hormonlar yalan söylemez.
Denge kurulduğunda, beden kendini onarmayı bilir.

📌 Kaydet.
Bir gün kendin ya da sevdiklerin için lazım olacak.

Uyku bir lüks değildir.Uyku, bağışıklık sisteminin gece vardiyasıdır.Haşimoto ve Graves hastalarında çoğu zaman şu soru ...
01/02/2026

Uyku bir lüks değildir.
Uyku, bağışıklık sisteminin gece vardiyasıdır.

Haşimoto ve Graves hastalarında çoğu zaman şu soru sorulur:
“Antikorlar neden düşmüyor?”

İlaç doğru.
Beslenme fena değil.
Ama uyku bozuk.

Çünkü uykusuzluk, bağışıklık sistemine gizli bir komut verir:
“Tehlike var.”

Gece yeterince ve derin uyumadığınızda kortizol düşmez.
Kortizol düştüğü yerde kalmaz; bağışıklığı kışkırtır.
Aynı anda melatonin azalır.
Oysa melatonin sadece uyku hormonu değildir;
otoimmün hastalıklarda bağışıklığı sakinleştiren bir dengeleyicidir.

Uykusuzlukla birlikte inflamatuvar sitokinler artar.
IL-6 yükselir, TNF-α aktive olur.
Tiroid hücreleri hasar görür.
Hasar gören her hücre bağışıklık sistemi için yeni bir “hedef” demektir.

Ve sonuç:
Anti-TPO artar.
Anti-TG yükselir.
Tiroid, bağışıklık sisteminin hedef tahtasına dönüşür.

Bu yüzden bazı hastalarda en büyük fark,
ilaç dozunu artırmakla değil,
gece ritmini düzeltmekle olur.

Erken yatmak.
Işığı kısmak.
Ekranı kapatmak.
Geceyi gerçekten gece yapmak.

Çünkü tiroid antikorları gündüz düşmez.
Antikorlar sessizlikte düşer.
Karanlıkta düşer.
Derin uykuda düşer.

Hormonlar yalan söylemez.
Ama uykusuzluk, hormonların sesini bastırır.

ZAMAN PARADOKSU: YAVAŞLAYAN İYİLEŞİRModern hayat bize hep aynı şeyi fısıldıyor: “Hızlan.”Daha hızlı düşün, daha hızlı ye...
29/01/2026

ZAMAN PARADOKSU: YAVAŞLAYAN İYİLEŞİR

Modern hayat bize hep aynı şeyi fısıldıyor: “Hızlan.”
Daha hızlı düşün, daha hızlı ye, daha hızlı üret, daha hızlı yaşa…
Ama tiroid bu fısıltıyı sevmez.
Tiroid, aceleden anlamaz.
Tiroid, güven ister.

Bugün polikliniğe gelen birçok hastanın hikâyesi aynı:
“Tahlillerim normal ama kendimi iyi hissetmiyorum.”
Çünkü hormonlar sadece rakamlardan ibaret değildir.
Hormonlar, bedenin hangi modda yaşadığıyla ilgilenir.

Hız modunda mı?
Yoksa onarım modunda mı?

Yavaş yemek sadece bir beslenme önerisi değildir.
Yavaş yemek, bedene verilen bir sinyaldir:
“Tehlike yok.”
Bu sinyal geldiğinde insülin sakinleşir.
Kan şekeri dalgalanmaz.
Tiroid hormonları hücre kapısında beklemez; içeri alınır.

Yavaş yaşamak bir lüks değil, biyolojik bir gerekliliktir.
Yavaşladığında parasempatik sinir sistemi devreye girer.
Bu sistem; sindirimin, bağışıklığın, onarımın ve tiroidin en yakın dostudur.
Kortizol geri çekilir.
T4, T3’e dönüşmeye başlar.
Hücre “kıtlık” değil, “denge” hisseder.

İşte bu yüzden bazı insanlar az yemesine rağmen kilo verirken,
bazıları çok çabaladığı halde iyileşemez.
Çünkü beden, hızlandıkça iyileşmez.
Beden, yavaşladıkça konuşur.

Zaman da böyledir.
Koştukça daralır.
Yavaşladıkça genişler.

Tiroidi iyileştiren hız değil, yavaşlıktır.
Yavaşladığında zaman genişler,
ve hormonlar sonunda konuşma cesareti bulur.

Prof. Dr. Fevzi Balkan

Hipoglisemi varken “iradeni kullan” demek…Benzini bitmiş arabayı ittirerek yol almaktır.Çünkü hipoglisemide mesele istek...
26/01/2026

Hipoglisemi varken “iradeni kullan” demek…
Benzini bitmiş arabayı ittirerek yol almaktır.

Çünkü hipoglisemide mesele istek değildir.
Mesele kararlılık hiç değildir.
Mesele, beynin yakıtsız kalmasıdır.

Kan şekeri düştüğünde vücut alarm verir.
Eller titrer.
Gözler kararır.
Terleme başlar.
Bir anda gelen kontrolsüz açlık hissi oluşur.

Ve kişi kendini şöyle anlatır:
“Dayanamıyorum.”
“Bir anda çok kötü oluyorum.”
“Kontrolüm gidiyor.”

Ama çoğu zaman dışarıdan gelen cümle aynıdır:
“Biraz iradeni kullan.”
“Dayan.”
“Kendini tut.”

Oysa irade, ancak yakıt varken çalışır.
Yakıt yokken irade beklemek, fizyolojiye ters düşer.

Hipoglisemide beyin, hayatta kalma moduna geçer.
Öncelik düşünmek değil, enerji bulmaktır.
Bu yüzden tatlı isteği olur.
Bu yüzden kişi kendini suçlu hisseder.

Ama burada suç yoktur.
Zayıflık yoktur.
Karakter sorunu hiç yoktur.

Bu bir kan şekeri regülasyon bozukluğudur.

Hipoglisemi yaşayan kişi tembel değildir.
İradesiz değildir.
Sadece bedeninin göstergesi “E”yi göstermektedir.

Benzini bitmiş arabayı ittirerek yol alamazsın.
Depoyu doğru şekilde doldurman gerekir.

Doğru beslenme aralıkları…
Kan şekerini ani düşürmeyen seçimler…
İnsülin dengesini anlamak…

Çünkü kan şekeri dengelendiğinde,
irade zaten geri gelir.

Prof. Dr. Fevzi Balkan


Kortizol yüksekken “sakin ol” demek…Çalan alarmı yastıkla susturmaya çalışmaktır.Ve çoğu insan tam olarak bunu yapıyor.G...
23/01/2026

Kortizol yüksekken “sakin ol” demek…
Çalan alarmı yastıkla susturmaya çalışmaktır.

Ve çoğu insan tam olarak bunu yapıyor.

Gece uykudan sık uyanıyor.
Sabah yorgun kalkıyor.
Kalbi durduk yere hızlanıyor.
Omuzlar gergin, zihin susmuyor.

Ama kendisine ya da ona bakanlara söylenen cümle hep aynı:
“Biraz rahatla.”
“Stres yapma.”
“Sakin ol.”

Oysa sorun sakin olup olmamak değil.
Sorun, bedenin tehlike varmış gibi yaşaması.

Kortizol yükseldiğinde beyin şunu duyar:
“Kaç. Savaş. Uyanık kal.”

Bu durumda nefes almak bile zorlaşır.
Sindirim yavaşlar.
Uyku bölünür.
Şeker dengesi bozulur.
Tiroid ve insülin etkilenir.

Yani mesele karakter değil.
Mesele irade hiç değil.
Bu bir biyoloji meselesi.

Alarm çalarken yastık bastırmak işe yaramaz.
Önce alarmın neden çaldığını anlamak gerekir.

Uyku saatleri…
Gece ışığı…
Geç yemek…
Sürekli tetikte olma hali…
Bastırılmış stres…
Gün boyu susmayan zihin…

Kortizol sessizce yükselir.
Ve sonra beden “sakin ol” cümlesini duyamaz hale gelir.

O yüzden şunu net söyleyelim:
Bazı insanlar sakin olamaz.
Çünkü bedenleri hâlâ alarmdadır.

Çözüm telkinde değil.
Çözüm hormonları yeniden dengeye çağırmakta.

Çünkü beden sustuğunda…
Zihin zaten sakinleşir.

Prof. Dr. Fevzi Balkan


Aynı şeker, iki zıt beden.Ve ikisinin de ortak bir cümlesi var:“Ben aç değilim… ama bir şeyler yolunda değil.”Bir taraft...
21/01/2026

Aynı şeker, iki zıt beden.
Ve ikisinin de ortak bir cümlesi var:
“Ben aç değilim… ama bir şeyler yolunda değil.”

Bir tarafta hipoglisemi.
Titreme.
Baş dönmesi.
Bir anda gelen kontrolsüz açlık.
Hasta şunu söyler:
“Hocam ben sık yiyorum ama yine de kötü oluyorum.”

Diğer tarafta insülin direnci.
Kilitlenmiş bir metabolizma.
Ne kadar az yesen de gitmeyen kilo.
Geçmeyen yorgunluk.
Hasta bu kez şunu söyler:
“Hocam neredeyse hiçbir şey yemiyorum ama kilo veremiyorum.”

İkisi de “şekerle” ilgili.
Ama sorun şeker değil.
Sorun insülinin vücutla kurduğu ilişki.

Hipoglisemide insülin hızlı ve kontrolsüz çalışır.
Şeker hızla düşer, beyin alarm verir.
Bu yüzden ani açlık, titreme ve halsizlik olur.

İnsülin direncinde ise tam tersi yaşanır.
İnsülin vardır ama etkisizdir.
Hücre kapıları kilitlidir.
Şeker içeri giremez, yağ depolanır, enerji üretilemez.

Ve en kritik nokta şudur:
Bu iki tablo da irade problemi değildir.
Bu bir “az yeme – çok yeme” meselesi değildir.
Bu bir hormon dengesi meselesidir.

O yüzden bazı insanlar aç kalır ama kilo veremez.
Bazıları sık yer ama kendini hep kötü hisseder.

Çözüm tartıda değil.
Çözüm kaloride değil.
Çözüm, insülini yeniden dinlemek ve dengeyi kurmakta.

Çünkü bazen gerçekten aç değilsin.
Sadece hormonun konuşuyordur.

Prof. Dr. Fevzi Balkan


Bazen beden hızlanır.Ama bu hız güçten değil, denge kaybından gelir.Graves hastalığında tiroid, vücuda sürekli “hızlan” ...
19/01/2026

Bazen beden hızlanır.
Ama bu hız güçten değil, denge kaybından gelir.

Graves hastalığında tiroid, vücuda sürekli “hızlan” komutu verir.
Kalp daha hızlı atar.
Zihin duramaz.
Eller titrer.
Terleme artar.
Uyku bölünür.

Ve dışarıdan bakıldığında şunu duyarsın:
“Ne güzel zayıflamışsın.”

Oysa içeride olan bambaşkadır.
Beden yoruluyordur.
Sinir sistemi alarmdadır.
Kalp dinlenemez.

Bu yüzden Graves’te kilo vermek çoğu zaman bir avantaj değil,
bir uyarıdır.

Hızlanan metabolizma,
her zaman sağlıklı metabolizma değildir.

Bu görseldeki dönen tekerlek,
kontrolsüz çalışan tiroidi anlatır.
Kalp ise bu hıza ayak uydurmaya çalışan ama yorulan bedeni…

Sorun kalpte değildir.
Sorun iradede değildir.
Sorun “çok çalışmakta” da değildir.

Sorun dengeyi kaybeden tiroiddedir.

Tiroid hastalıkları sadece tahlil değildir.
Sadece rakamlar değildir.
Asıl belirleyici olan şudur:

👉 Sen kendini nasıl hissediyorsun?

Bedenin sesi kısıldığında,
hastalık bağırmaya başlar.

Ve doğru tedavi,
bu sesi susturmak değil,
dengeyi yeniden kurmaktır.

Address

Tüyap Fuar Ve Kongre Merkezi E-5 Karayolu Üzeri Cumhuriyet Mahallesi, Hadımk
Istanbul
34500

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when drfevzibalkan posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category