drfevzibalkan

drfevzibalkan Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from drfevzibalkan, Doctor, Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi E-5 Karayolu Üzeri Cumhuriyet Mahallesi, Hadımk, Istanbul.

Kortizol…Çoğu insan için sadece “stres hormonu.”Ama gerçek şu:Kortizol düşman değil… kontrolsüz kortizol problem.Vücudun...
22/03/2026

Kortizol…

Çoğu insan için sadece “stres hormonu.”
Ama gerçek şu:
Kortizol düşman değil… kontrolsüz kortizol problem.

Vücudun seni sabah uyandıran, gün içinde ayakta tutan, tehlike anında koruyan sisteminin bir parçası.

Ama…

Modern hayat bu sistemi bozdu.
Gece ekran, gündüz stres, düzensiz beslenme…

Ve sonuç:
📉 Sabah düşük enerji
📈 Gece yükselen kortizol
⚖️ Kilo verememe
😴 Kalitesiz uyku
😣 Anksiyete ve huzursuzluk

İşte burada beslenme devreye giriyor.

Çünkü bazı besinler sadece kalori değildir…
Hormonlara direkt mesaj gönderir.

Omega-3 → inflamasyonu azaltır
Magnezyum → sinir sistemini sakinleştirir
L-teanin → zihni yavaşlatır
Polifenoller → stres hasarını tamponlar

Yani mesele şu:
Sen sadece yemek yemiyorsun…
Hormonlarını programlıyorsun.

Ama kritik soru şu👇

Sen vücuduna her gün ne söylüyorsun?

“Stres altındayım, hayatta kal!” mı
yoksa
“Güvendeyim, dengedeyim” mi?

Çünkü kortizol sadece stresle değil…
senin yaşam tarzınla konuşur.

Ve unutma:
Kortizolü ilaçtan önce hayatın yönetir.

Belki de kilo verememenin sebebi irade değil…
hormonlarının sana direniyor olmasıdır.

Bugün tabağına baktığında şunu sor:
Bu seçim beni sakinleştiriyor mu, yoksa daha da tetikliyor mu?

Çünkü gerçek dönüşüm…
mutfakta başlar.

14/03/2026

Tıp yalnızca bir meslek değildir.
Tıp, insan hayatına dokunmanın sorumluluğunu taşımaktır.

Bazen bir hastanın elini tutmak, bazen bir aileye umut olmak, bazen de gecenin bir yarısında bir hayat için mücadele etmektir. Hekimlik; bilgiyle, sabırla ve vicdanla yapılan bir yolculuktur.

Endokrinoloji ve metabolizma pratiğinde bunu her gün daha derinden hissediyoruz. Çünkü hormonlar sadece laboratuvar sonuçları değildir. Bir tiroid değeri bazen yıllardır süren yorgunluğu anlatır. Yükselen bir kan şekeri bazen sessizce ilerleyen bir metabolik fırtınanın işaretidir. İnsülin direnci, obezite, diyabet ya da tiroid hastalıkları… Her birinin ardında rakamlardan çok daha fazlası vardır: bir insan hikâyesi.

Biz hekimler o hikâyeyi anlamaya çalışırız.
Sadece tahlile değil, insana bakarız.

Ama sağlık hizmeti hiçbir zaman tek başına yürüyen bir yol değildir. Acilde hayat kurtaran hekimlerden, ameliyathanede mücadele eden cerrahlara… Servislerde hastaların yanında olan hemşirelerden, laboratuvarlarda çalışan teknisyenlere… Eczacılardan sağlık personeline kadar bu büyük sistemin her parçası aynı amaca hizmet eder: insan hayatını korumak.

Bu yüzden 14 Mart yalnızca hekimlerin değil, tüm tıp camiasının günüdür.

Bilgiyle, emekle ve vicdanla insan hayatına dokunan tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı içtenlikle kutluyorum.

İyi ki bu büyük emeğin, bu büyük ailenin bir parçasıyız.

Prof. Dr. Fevzi Balkan

Bir soru sorayım…Eğer kadınlar olmasaydıdünya kaç gün ayakta kalabilirdi?Bilimsel olarak düşünelim.Kadın bedeni sıradan ...
08/03/2026

Bir soru sorayım…

Eğer kadınlar olmasaydı
dünya kaç gün ayakta kalabilirdi?

Bilimsel olarak düşünelim.

Kadın bedeni sıradan bir biyoloji değildir.

Kadın bedeni bir ritimdir.

Her ay değişen hormonlar.
Her ay yeniden kurulan bir denge.
Her ay yeniden başlayan bir yaşam döngüsü.

Östrojen üretir.
Progesteron dengeler.
Oksitosin bağ kurdurur.

Ve bütün bu sistem yalnızca bir şey için çalışır:

Hayatı sürdürmek için.

Bu yüzden kadınlar sadece yaşamı doğurmaz.

Kadınlar;
sevgiyi büyütür,
sabır öğretir,
ve toplumun duygusal mimarisini kurar.

Bir çocuk ilk güveni annesinde öğrenir.
Bir aile çoğu zaman bir kadının kalbiyle ayakta kalır.
Bir toplum çoğu zaman kadınların emeğiyle büyür.

Ama çoğu zaman unutulan bir gerçek var:

Kadınların gücü sadece doğurmalarında değil.

Kadınların gücü yeniden ayağa kalkabilmelerinde.

Yorgun olduklarında bile üretirler.
Kırıldıklarında bile severler.
Yorulduklarında bile vazgeçmezler.

Çünkü kadın bedeni sadece güçlü değildir.

Kadın bedeni hayatın kendisidir.

Bugün 8 Mart.

Bugün sadece çiçek verme günü değil.

Bugün şunu hatırlama günü:

Kadınlar hayatın bir parçası değil.

Hayatın merkezidir.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun.

Prof. Dr. Fevzi Balkan

4 Mart Dünya Obezite Günü…Bugün obeziteyi sadece bir kilo meselesi olarak değil, bir hormon ve metabolizma hastalığı ola...
04/03/2026

4 Mart Dünya Obezite Günü…

Bugün obeziteyi sadece bir kilo meselesi olarak değil, bir hormon ve metabolizma hastalığı olarak yeniden konuştuğumuz anlamlı bir gün oldu.

Novonordisk firmasının davetiyle düzenlenen Wegovy sunumunda değerli doktor ve eczacı meslektaşlarımızla bir araya geldik. Obezitenin biyolojisini, modern tedavi yaklaşımlarını ve özellikle GLP-1 reseptör agonistlerinin metabolizma üzerindeki etkilerini birlikte değerlendirme fırsatı bulduk.

Çünkü artık biliyoruz ki…

Obezite sadece fazla yemek değildir.
Obezite sadece irade meselesi değildir.

Bazen insülin konuşur,
bazen leptin susar,
bazen de beynin tokluk merkezi yanlış sinyal verir.

İşte tam bu noktada modern tıp, metabolizmanın bu karmaşık dilini çözmeye çalışıyor.

Semaglutid gibi GLP-1 temelli tedaviler, beynin tokluk merkezini etkileyerek iştahı azaltan, mide boşalmasını yavaşlatan ve metabolik dengeyi yeniden kurmaya yardımcı olan önemli tedavi seçenekleri arasında yer alıyor.

Ama her zaman söylediğim gibi:

Hiçbir ilaç tek başına mucize değildir.

Gerçek başarı;
✔️ doğru hasta seçimi
✔️ yaşam tarzı değişimi
✔️ beslenme düzeni
✔️ uyku ve stres yönetimi
✔️ bilimsel tedavilerin birlikte uygulanmasıyla mümkün olur.

Bugün meslektaşlarımızla yaptığımız bu bilimsel paylaşım, obeziteyle mücadelede bilginin ve iş birliğinin ne kadar değerli olduğunu bir kez daha hatırlattı.

Bu güzel organizasyon için Novo Nordisk ekibine ve katılan tüm hekim ve eczacı meslektaşlarıma teşekkür ediyorum.

Çünkü bazen bir masa etrafında yapılan bir bilim sohbeti,
binlerce hastanın hayatına dokunabilecek yeni bir bakış açısı doğurabilir.

Prof. Dr. Fevzi Balkan

Dopamin…Mutluluğun değil, hareketin hormonudur.Bizi yataktan kaldıran, hedefe yönelten, “başarabilirim” dedirten içsel i...
03/03/2026

Dopamin…

Mutluluğun değil, hareketin hormonudur.
Bizi yataktan kaldıran, hedefe yönelten, “başarabilirim” dedirten içsel itici güçtür.

Ama modern dünyada dopamini yanlış yerden arıyoruz.
Ekrandan, hızlı içerikten, anlık bildirimlerden…

Oysa gerçek dopamin;
yapılan bir işin tamamlanmasında,
soğuk suyun şokunda,
sessizliğin içinde zihnin berraklaşmasında saklıdır.

Yatağını topladığında beynine küçük ama güçlü bir mesaj verirsin:
“Ben kontrol ediyorum.”

Soğuk duş aldığında konfor alanını kırarsın:
“Ben dayanıklıyım.”

Sessizce oturduğunda zihnini temizlersin:
“Ben farkındayım.”

Bir yapılacaklar listesi yazdığında kaosu düzene çevirirsin.
Teknolojisiz yemek yediğinde gerçek hazla temas edersin.
Kitap okuduğunda beynine derinlik kazandırırsın.
Bulaşık makinesini boşalttığında ertelemeyi bitirirsin.
15 dakika odaklandığında sinir ağlarını güçlendirirsin.
Bir vizyon panosu oluşturduğunda beynine yön verirsin.

Dopamin bağımlılık üretmez.
Yanlış kaynak bağımlılık üretir.

Gerçek dopamin,
disiplinle gelir.
Tamamlanmış görevle gelir.
Kendine verdiğin sözü tutmakla gelir.

Ve unutma…

Bedenin takvimi değil,
alışkanlıkların kim olduğunu belirler.

Bugün dopamini nereden besleyeceksin?
Ekrandan mı…
Yoksa eylemden mi?

Yorumlara yaz:
Bugün hangisini yaparak başlayacaksın?

28/02/2026

Kalsiyum alıyorum ama kemiklerim yine zayıf…”

Çünkü kemik erimesi sadece kalsiyum eksikliği değildir.
Kemik, yaşayan bir dokudur ve hormonların kontrolü altındadır.

Menopozdan sonra östrojen hızla düşer. Östrojen, kemik yıkımını baskılayan en önemli hormondur. Azaldığında kemik kaybı hızlanır. İlk 5 yılda ciddi yoğunluk kaybı olabilir.

Erkeklerde ise testosteron düşüklüğü sessiz bir risktir. Birçok erkek kemik ölçümü yaptırmaz ama androjen eksikliği osteoporozu tetikleyebilir.

Tiroid hormon fazlalığı da önemli bir faktördür. TSH baskılıysa ve özellikle gereğinden yüksek doz tiroid ilacı kullanılıyorsa kemik dönüşümü hızlanır. Uzun vadede bu durum kemik zayıflığına yol açabilir.

Kronik stres ve yüksek kortizol de kemik yapımını baskılar. Kortizon içeren ilaçların uzun süreli kullanımı da benzer etki yapar.

Bir diğer önemli hormon parathormondur (PTH). D vitamini düşüklüğünde PTH yükselir ve kemikten kalsiyum çekmeye başlar. Bu durum uzun vadede kemik kaybını artırır.

Yani mesele sadece kalsiyum almak değil; hormonal dengeyi sağlamak.

Kemik sağlığı için şu parametrelere bakılmalı:
✔️ Östrojen veya testosteron
✔️ Tiroid fonksiyonları
✔️ Kortizol
✔️ D vitamini
✔️ PTH

Kemik, hormonların aynasıdır.
Erken önlem, kırık riskinden korunmanın en güçlü yoludur.

Siz kemik ölçümü yaptırdınız mı? Tiroid ilacı kullanıyor musunuz?

26/02/2026

Tiroid nodülü saptandığında hastaların ilk sorusu şu oluyor:
“Hocam, ameliyat mı olacağım?”

Oysa nodül demek ameliyat demek değildir.
Kararı belirleyen en önemli araçlardan biri Bethesda sınıflamasıdır.

İnce iğne biyopsisi sonucu 6 kategoriye ayrılır:

🔹 Bethesda 1: Yetersiz materyal. Tekrar biyopsi gerekir.
🔹 Bethesda 2: İyi huylu. Kanser riski çok düşüktür, takip edilir.
🔹 Bethesda 3: Belirsiz hücreler. Gri alan. Tekrar biyopsi veya moleküler test düşünülebilir.
🔹 Bethesda 4: Foliküler neoplazi şüphesi. Genellikle lobektomi değerlendirilir.
🔹 Bethesda 5: Malignite şüphesi yüksek. Cerrahi önerilir.
🔹 Bethesda 6: Kanser tanısı. Cerrahi gerekir.

Ama burada kritik bir nokta var:

Karar sadece Bethesda’ya bakılarak verilmez.

Ultrason bulguları, nodülün çapı, büyüme hızı, hastanın yaşı, aile öyküsü ve klinik tablo birlikte değerlendirilir. Güncel veriler özellikle Bethesda 3 ve 4 grubunda risk oranlarının eskiden düşündüğümüzden biraz daha yüksek olabileceğini gösteriyor. Bu yüzden bireyselleştirilmiş değerlendirme çok önemli.

Unutmayın…

Tiroid ameliyatı basit bir işlem değildir.
Ses telleri, paratiroid bezleri ve ömür boyu hormon ihtiyacı gibi konular vardır.

Bazen en doğru yaklaşım cerrahi değil, düzenli takip ve doğru risk analizidir.

Panik değil, bilim konuşmalı.

Sizde biyopsi sonucu hangi Bethesda çıktı?
Yorumlara yazabilirsiniz.

19/02/2026

Diyabet hastaları oruç tutabilir mi?

Bu sorunun tek bir cevabı yok. Çünkü diyabet tek bir hastalık değil, birçok farklı tabloyu kapsayan bir metabolizma bozukluğudur.

Eğer kan şekeriniz düzenliyse, HbA1c değeriniz kontrol altındaysa ve ciddi hipoglisemi yaşamıyorsanız bazı hastalar doktor kontrolünde oruç tutabilir. Ancak risk grubundaysanız durum değişir.

⚠️ Özellikle şu kişiler dikkatli olmalı:
• Tip 1 diyabet hastaları
• İnsülin kullananlar
• Sık kan şekeri düşmesi yaşayanlar
• Böbrek hastalığı olanlar
• HbA1c’si yüksek olanlar

Oruç sırasında uzun süre aç kalmak hipoglisemiye (kan şekeri düşmesi), iftarda aşırı karbonhidrat tüketimi ise hiperglisemiye yol açabilir. Ayrıca sıvı kaybı böbrekleri zorlayabilir.

Unutmayın:
Kan şekeri 70 mg/dL’nin altına düşerse oruç hemen bozulmalıdır. Bu dini açıdan da tıbbi açıdan da doğrudur. Sağlık ihmale gelmez.

İlaç kullananlar için doz ve saat ayarlaması kişiye özeldir. Metformin, insülin veya diğer ilaçlar mutlaka Ramazan öncesi yeniden planlanmalıdır.

Ramazan bir ibadettir.
Ama beden de bize emanettir.

Diyabetli bir birey için en doğru karar, doktoru ile birlikte verilen karardır. Cesaret değil, bilinç gerekir.

Sağlıklı bir Ramazan için önce plan yapın, sonra niyet edin.

Prof. Dr. Fevzi Balkan
Endokrinoloji ve Metabolizma

14/02/2026

💘 “Aşk Sadece Kalpte Değil… Hormonlarda Başlar.

Sevgililer Günü…
Herkes kalpten bahsediyor.
Ama kimse sana gerçeği söylemiyor.

Aşk… önce beyinde başlar.

Birini gördüğünde kalbin hızlanır ya…
İşte o anda sahneye ilk çıkan hormon: Dopamin.

Dopamin…
Ödül hormonudur.
Heyecan. Arzu. Beklenti.
Onu gördüğünde içindeki kıpırtı… dopamindir.

Ama dikkat…
Dopamin yüksekliği tutkuyu başlatır,
ama tek başına aşkı sürdüremez.

Sonra ikinci oyuncu devreye girer: Adrenalin.
Avuç içlerin terler.
Kalp atışın artar.
Sesin titrer.
Beden “Tehlike mi var?” der.
Beyin “Hayır… aşk var.” der.

Ve sonra…

Gerçek bağın hormonu sahneye çıkar: Oksitosin.

Oksitosin…
Sarılmanın hormonu.
Güvenin hormonu.
Bağlanmanın hormonu.

Birine gerçekten güvendiğinde,
onun yanında sakinleştiğinde,
kalbin değil, ruhun rahatladığında…

İşte orada oksitosin vardır.

Ama burada kritik bir soru var…

Neden bazı insanlar hep yanlış kişilere aşık olur?

Çünkü bazen aşk sandığımız şey…
kortizol bağımlılığıdır.

Stresli ilişkilerde,
belirsizlikte,
mesaj beklerken yaşanan kaygıda…

Kortizol yükselir.
Beyin bunu heyecan sanabilir.

Ama gerçek aşk…
kortizolü düşürür.
Sinir sistemini sakinleştirir.

Ve bir başka gerçek daha…

Eğer tiroidin dengesizse,
insülin direncin varsa,
kortizolün kronik yüksekse…

Aşkı yaşama biçimin bile değişebilir.

Çünkü hormonlar sadece metabolizmanı değil,
duygularını da yönetir.

Aşk…
Bir biyokimya sürecidir.
Ama sadece kimya değildir.

Aşk,
dopaminle başlar,
oksitosinle derinleşir,
serotoninle huzur bulur.

Ve gerçek aşk şudur:

Yanında kendin olabildiğin,
kortizolün düşen,
kalbin değil sinir sistemin sakinleşen kişi.

Bugün 14 Şubat…

Belki de sormamız gereken soru şu:

Kalbin mi çarpıyor?
Yoksa sinir sistemin mi huzurlu?

Takvim yaşın kaç?40 mı, 45 mi, 50 mi?Peki…Karaciğerinin metabolik yaşı kaç?Çünkü karaciğer, vücudun en sessiz ama en str...
10/02/2026

Takvim yaşın kaç?
40 mı, 45 mi, 50 mi?

Peki…
Karaciğerinin metabolik yaşı kaç?

Çünkü karaciğer, vücudun en sessiz ama en stratejik organıdır.
Ağrımaz.
Şikâyet etmez.
Sinyal vermez.

Ama metabolizmanın bütün yükünü taşır.

Yediğin her lokma,
içtiğin her içecek,
aldığın her ilaç,
maruz kaldığın her toksin…
önce karaciğere uğrar.

Bugün karaciğer artık alkolden çok,
metabolik yük nedeniyle yaşlanıyor.

Şekerli içecekler, paketli gıdalar, hazır soslar, tatlılar…
Özellikle de fruktoz.

Fruktozu etkili şekilde işleyebilen neredeyse tek organ karaciğerdir.
Ama bu kapasite sınırlıdır.
Günde yaklaşık 15–20 gram.

Modern beslenmede bu sınır çoğu zaman fark edilmeden aşılır.
Karaciğer bu yükle baş edemediğinde,
fazla şekeri yağa çevirir
ve kendi içinde depolar.

İşte bu süreçte karaciğerin metabolik yaşı hızla ilerler.

Karaciğer metabolik olarak yaşlandıkça;
insülin direnci artar,
kan yağları bozulur,
inflamasyon yükselir,
metabolizma yavaşlar.

Ama önemli bir gerçek var:

Karaciğer, doğru koşullar sağlandığında
kendini toparlayabilen ve gençleşebilen nadir organlardan biridir.

Metabolik yük azaldığında,
şeker dengelendiğinde,
uyku ve ritim düzeldiğinde…

Karaciğer nefes alır.
Ve metabolik yaş geri çekilir.

Bu yüzden mesele sadece “kaç yaşındasın?” değildir.
Asıl soru şudur:

Organların kaç yaşında?

Çünkü hormonlar yalan söylemez.
Karaciğer ise…
hiç söylemez.

Prof. Dr. Fevzi Balkan
Endokrinoloji ve Metabolizma

Depresyon her zaman psikolojik değildir.Bazen ruh değil, hormonlar konuşuyordur.Birçok kişi kendini yorgun, isteksiz, ha...
08/02/2026

Depresyon her zaman psikolojik değildir.
Bazen ruh değil, hormonlar konuşuyordur.

Birçok kişi kendini yorgun, isteksiz, hayattan kopuk hissettiğinde ilk etiket hızla yapıştırılır: depresyon.
Oysa beden, zihinden çok daha önce sinyal verir.
Sorun şu ki biz bu sinyalleri çoğu zaman duymak yerine susturmayı seçeriz.

Tiroid hormonları yavaşladığında sadece metabolizma değil, düşünce hızı da yavaşlar.
B12 eksikliği olduğunda enerji değil, umut bile azalır.
D vitamini düştüğünde bağışıklık kadar ruh hali de çöker.
Kan şekeri dalgalandığında sinirlilik, huzursuzluk, ani duygu değişimleri başlar.
Demir eksikliği sadece kansızlık değildir; hayata karşı direnç kaybıdır.

Ve çoğu zaman gözden kaçan bir oyuncu vardır: Kortizol.
Kronik stresle sürekli yüksek seyreden kortizol,
uykuyu bozar,
tiroidi baskılar,
kan şekerini oynatır
ve kişiyi içten içe tükenmiş hissettirir.

Bazen de prolaktin sessizce yükselir;
motivasyon azalır,
içe çekilme artar,
hayata temas zayıflar.

İşte bu yüzden her halsizlik “psikolojik”,
her isteksizlik “depresyon” değildir.

Önce bedene bakmak gerekir.
Önce görünenin altını görmek gerekir.

Unutmayın:
Hormonlar bağırmaz.
Ama fısıldadıklarını uzun süre görmezden gelirsek,
bedelini ruh halimizle öderiz.

Görünen her zaman gerçek değildir.

05/02/2026

Levotiroksin nasıl kullanılır?
Asıl soru şu: İlacı mı alıyorsun, yoksa sadece yutuyor musun?

Levotiroksin, tiroid hormonunun sentetik hâlidir.
Ama etkisi tabletin içinde değil, bağırsaktan kana ne kadar geçtiğinde gizlidir.

📌 Altın kural:
Levotiroksin sabah aç karnına, sadece bir bardak suyla alınır.
Ardından en az 30–60 dakika hiçbir şey yenmez, içilmez.

Çünkü bu ilaç nazlıdır.
Yanına yanlış bir misafir gelirse emilimi bozulur, doz doğru olsa bile hormon eksik kalır.

🚫 Emilimi bozanlar:
• Kalsiyum (kemik destekleri, süt ürünleri)
• Demir
• Magnezyum
• Çinko
• Multivitaminler
• Lifli gıdalar
• Kahve ve yeşil çay
• Mide ilaçları (PPI’lar, antiasitler)
• Safra bağlayıcı ilaçlar

📌 Bu destekler “zararlı” değil.
Ama zamanlama hatalıysa, levotiroksini etkisiz hâle getirir.

⏱ Doğru zamanlama:
• Levotiroksin → sabah
• Mineral ve vitaminler → en az 4 saat sonra
• Kahve → mümkünse 60 dakika sonra

🧠 HYS bakış açısı şunu söyler:
“Tiroid tedavisi doz işi değil, emilim işidir.”

Dozu artırıp hâlâ iyi hissetmiyorsan,
TSH düşmüyor,
yorgunluk ve beyin sisi devam ediyorsa…

Sorun tiroidte değil, bağırsakta olabilir.

🩵 Küçük bir zamanlama değişikliği,
büyük bir hormonal fark yaratabilir.

levotiroksin

Address

Tüyap Fuar Ve Kongre Merkezi E-5 Karayolu Üzeri Cumhuriyet Mahallesi, Hadımk
Istanbul
34500

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when drfevzibalkan posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category