04/02/2026
“yeterli değilim, yeterince iyi değilim, yine başaramadım ve başaramıcam”
Bu cümleler zihninden geçtiği an, sadece duygusal olarak etkilenmeyiz, bedenimizde bu durumun fiziksel karşılıklarını görebiliriz…
Muhtemelen omuzlarımız hafifçe öne düşüyor, göğüs kafesin kapanıyor, nefesin sığlaşıyor ve karın boşluğunda (solar pleksus) tarifsiz bir boşluk ya da yumru oluşuyor.
Böyle olmadı da çok normal, Nörobiyolojiye göre: Duygular, soyut düşünceler değil; somut, fiziksel olaylardır.
Yetersizlik hissi tetiklendiğinde, sinir sistemin aslında bir “zaman yolculuğu” yapar. Bugün, yetişkin halinle aldığın bir eleştiri veya yaptığın bir hata; seni saniyeler içinde o duyguyla baş edemeyen çocukluk versiyonuna, o eski “çaresizlik” kayıtlarına geri götürür.
Bedenin “küçülme” (donma/saklanma) tepkisi verdiğinde, zihnin de bu duruşa uygun hikayeler üretmeye başlar: “Yapamıyorsun, eksiksin, herkes görüyor...”
İşte tam bu noktada, zihni mantıklı argümanlarla ikna etmeye çalışmak genellikle işe yaramaz. Çünkü bu duygunun etkisi artık sadece zihinde değil, aynı zamanda bedendedir.
Sinir sistemi iki yönlü çalışır. Zihnindeki Hikayeyi değiştirmek istiyorsan, bedeninin duruşunu da değiştirmelisin.
Omurganı dikleştirdiğinde, omuzlarını geriye atıp göğsünü açtığında ve ayaklarını yere sağlam bastığında; beynine giden sinyal değişir: “Tehlikede değiliz. Ben buradayım ve kapasitem var.”
O an içinde büzüşen, onay bekleyen o parça senin yetişkin halin değil; duyulmamış, kapsanmamış çocukluk parçandır. İyileşme, o parçayı susturmakla değil; ona bugünkü yetişkin bilincinle “Ben direksiyondayım, güvendesin” diyebilmekle başlar.
🕊️ Bu karşılaşmayı güvenli bir alanda deneyimlemek, içindeki o çocukla yetişkin halini el sıkıştırmak istersen;
Yaklaşan “İçsel Çocuk Atölyesi” için kayıtlarımız devam ediyor. Detaylı bilgi almak için aşağıya “İçsel Çocuk” yazabilir veya bize DM atabilirsin
. . .