09/01/2026
Zarafet çoğu zaman “bilgi” gibi anlatılır: nasıl oturulur, nasıl konuşulur, sofrada ne yapılır…
Oysa yaratıcı drama devreye girdiğinde zarafet bedende, duyguda ve ilişkide yer bulur. Katılımcılar dinlemez; dener, yanılır, fark eder ve içselleştirir.
Bu hafta sofra adabını çalıştık.
Ama masaya sadece kurallar oturmadı.
👉 Karşımızdakini fark etmek,
👉 Alan açmak,
👉 Beklemek, paylaşmak, saygı göstermek,
👉 Kendini ve başkasını incitmeden var olabilmek…
hepsi drama yoluyla görünür oldu.
Yaratıcı drama, zarafeti “doğru–yanlış”tan çıkarıp ilişki ve bağlam içine taşır.
Rol alırken kişi, hem kendine hem başkasına dışarıdan bakmayı öğrenir.
İşte tam burada zarafet başlar:
Farkındalıkta, empati de, bedensel dilde ve niyette.
Bu atölyelerde amacım kusursuz davranışlar öğretmek değil.
Zarafeti bir duruş, bir fark ediş ve bir ilişki biçimi olarak deneyimletmek.
Çünkü zarafet ezberlenmez; yaşanır.
Eğitimci olarak şuna inanıyorum:
Bir çocuk (ya da yetişkin) bir davranışı oynuyorsa, onu anlamaya başlamıştır.
Onu hissediyorsa, dönüştürme ihtimali doğmuştur.