27/12/2025
Bizim toplumumuzda yemek yemek için “acıkmak” gerekmez. Çay demlendiyse yanına bir şey lazımdır, birisi ikram ettiyse geri çevrilmez, sırf ortamda var diye yenir. Yemek, bir fizyolojik ihtiyaçtan çıkıp bir sosyalleşme aracı haline gelmiştir.
Ancak “Tokum ama tadına bakayım” dediğiniz o an, metabolizmanızda ciddi bir hata zinciri başlatıyorsunuz.
Türk işi atıştırma alışkanlığının İnsülin ve Ghrelin üzerindeki etkisi:
🩸 1. İnsülinin Bazal Seviyeye İnememesi
Vücudun yağ yakım (lipoliz) fazına geçebilmesi için insülin hormonunun düşük seviyede olması şarttır. Bizim kültürümüzdeki gibi sürekli çay yanı atıştırmaları veya tok karna meyve yemek, insülinin gün boyu ve gece boyunca yüksek kalmasına neden olur. Fizyolojik açlık olmadan yapılan her besin girişi, pankreası gereksiz yere çalıştırır. İnsülin yüksek kaldığı sürece vücut asla depo yağları yakmaz, aksine yediklerinizi yeni yağ dokusu olarak depolar.
📉 2. Ghrelin, mide boşaldığında salgılanan ve beyne “enerjiye ihtiyacım var” diyen hormondur. Bizim sofra adetlerimizde ise Ghrelin’in yükselmesine fırsat verilmez. Mide doluyken ve Ghrelin seviyesi dipteyken yemek yemek, vücudun doğal açlık-tokluk sinyalizasyonunu bozar. Bu durum zamanla leptin direncini tetikler ve kişi gerçekten ne zaman acıktığını ayırt edemez hale gelir.
Özet: Bedenimiz çöp kutusu değildir, ikram edilen her şeyi kabul etmek zorunda değilsiniz. Kültürel nezaketiniz, metabolik sağlığınızdan daha önemli olmamalı.
Siz de tok karna yiyenlerden misiniz?