Albero Psikoloji

Albero Psikoloji Albero Eğitim ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi

Bibliyoterapi, kitapların iyileştirici gücünden yararlanarak duygularımızı anlamamıza yardımcı olur.Bazen bir karakter, ...
19/04/2026

Bibliyoterapi, kitapların iyileştirici gücünden yararlanarak duygularımızı anlamamıza yardımcı olur.
Bazen bir karakter, bazen bir cümle… Kendimizi daha iyi hissetmemize neden olabilir.

Senin hayatına dokunan bir kitap oldu mu?📚💗

Hazırlayan: Derya Yücekaya

Bazen insan olmak, başkalarının arasında kaybolmamak için sürekli bir rol oynamaktan ibaret gibi gelir.  Gülüşler ödünç,...
17/04/2026

Bazen insan olmak, başkalarının arasında kaybolmamak için sürekli bir rol oynamaktan ibaret gibi gelir.
Gülüşler ödünç, sözler ezber, hisler ise derin bir sessizliğe gömülüdür.

“İnsanlığımı Yitirirken”, bir insanın toplumdan kopuşunu değil, kendi içinden yavaş yavaş silinişini anlatır.
Yozo’nun hikâyesi, dışarıdan bakıldığında sıradan bir hayatın içinde, içeride büyüyen görünmez bir uçurumu fısıldar.

Kendine yabancılaşmak…
Aynaya baktığında gördüğün yüzle arandaki mesafenin her gün biraz daha açılmasıdır.
Ne kaçabilirsin ne de gerçekten kalabilirsin.

Ve belki de en acı olan şudur:
İnsan, bir gün kendini bile ikna edemediğini fark ettiğinde,
artık hiçbir yere ait değildir.

Çünkü bazen en büyük kayboluş,
dünyada değil, insanın kendi içinde gerçekleşir.

Peki bu kitabı neden mi okumalıyız…
Çünkü insanın en büyük savaşı, dış dünyayla değil kendi içiyle olur.
Ve bu kitap, o sessiz savaşın en gerçek halini gösterir.

Sen hiç kendine yabancı hissettin mi?

Hazırlayan: Derya Yücekaya


Soru cevap köşemizin bu haftaki konusu: Agorafobi✨️Hazırlayan: Bilge Duru Delikan
13/04/2026

Soru cevap köşemizin bu haftaki konusu: Agorafobi✨️

Hazırlayan: Bilge Duru Delikan

10/04/2026

Veliaht dizisinin bu sarsıcı sahnesi, Zafer’in sadece bir "hastalıkla" değil, aynı zamanda babasının beklentileri ve kendi parçalanmış kimliğiyle olan savaşını gözler önüne seriyor.

Zafer, babasının gözünde bir "veliaht" olma potansiyelini kaybettiği an, kendi varlığını da sorgulamaya başlıyor. Dışarıdaki Zafer’in yerine bir başkasının bulunuyor olması, onun erkeklik gururunu ve evlatlık bağını derinden yaralıyor.

Zafer’in kapı eşiğinde söylediği sözler, agorafobinin yarattığı çaresizliği gizleme çabasıdır. "Üsküdar’a gittim, sinemaya gittim" gibi hayali hikayeler anlatması, aslında babasının onayını kaybetmemek için uydurduğu savunma kalkanlarıdır. Gerçekle hayal arasında sıkışan Zafer, babasına layık bir oğul olduğunu kanıtlamak için zihninde yarattığı "dış dünya" maceralarına sığınıyor.

Sahnenin en can alıcı anı olan "Şu an mesela bir adım atsam dışarıdayım baba" cümlesi, hastalığın sadece fiziksel bir engelden ibaret olmadığını gösteriyor. Zafer için dışarısı; kaos, kontrol kaybı ve ölümle eşdeğerdir. O bir adımı atamaması iradesizliğinden değil, beyninin ona gönderdiği yoğun "hayatta kalma" alarmındandır.

Zülfikar Karslı, Zafer’i "şok tedavisi" ile iyileştirmeye çalışırken aslında yarayı daha da derinleştiriyor. "Dışarıdaki oğlum ol lan!" baskısı, Zafer’in anksiyetesini bir panik atağa dönüştürüyor.

Hazırlayan: Bilge Duru Delikan

Çoğu zaman bizi kısıtlayan şey dış dünya değil, kendi zihnimizde ördüğümüz duvarlardır. Korkularımız, yapamam dediğimiz ...
08/04/2026

Çoğu zaman bizi kısıtlayan şey dış dünya değil, kendi zihnimizde ördüğümüz duvarlardır. Korkularımız, yapamam dediğimiz sınırlar ve geçmişin hayaletleri... Anahtar elimizdeyken kapıyı açmamayı seçmek, aslında kendi özgürlüğümüzün önündeki en büyük engeldir.

Özgürleşmek için önce o kapıyı kilitleyenin kendimiz olduğunu kabul etmemiz gerekir.

Hazırlayan: Bilge Duru Delikan

🐚Aslında hemen hemen herkesin düşüncelerle kaybolup tıkandığı nokta: Overthink.🐚Bu postumuzda beynimizin kaygı ve stresl...
05/04/2026

🐚Aslında hemen hemen herkesin düşüncelerle kaybolup tıkandığı nokta: Overthink.

🐚Bu postumuzda beynimizin kaygı ve stresle baş etmek için kurduğu bir stratejiyi anlamaya çalıştık.

🐚Unutmayalım ki her düşünce çözüm değildir, bazıları sadece kaygının sesidir.

Hazırlayan: Erva Durgut

İnsan zihninin ne kadar hassas bir dengede çalıştığının çarpıcı bir örneği:Bir Çöküşün ÖyküsüBu kitap, bastırılan duygul...
03/04/2026

İnsan zihninin ne kadar hassas bir dengede çalıştığının çarpıcı bir örneği:
Bir Çöküşün Öyküsü

Bu kitap, bastırılan duyguların ve biriken stresin zamanla zihinsel dengeyi nasıl etkileyebileceğini gösteriyor.

Bu yüzden psikolojik olarak iyi olmak,
her zaman güçlü kalmak değil;
zorlandığını fark edebilmek ve kendine alan tanıyabilmektir.

Çünkü bazen iyileşmek,
önce durup kendini duymakla başlar.

Hazırlayan: Erva Durgut

Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sözü, aslında çok basit ama derin bir gerçeği hatırlatır:Zihin ve beden birbirinden ayrı değ...
01/04/2026

Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sözü, aslında çok basit ama derin bir gerçeği hatırlatır:
Zihin ve beden birbirinden ayrı değil.

Bazen kendimizi iyi hissetmediğimizde,
nedenini sadece düşüncelerimizde ararız.
Daha fazla düşünürsek çözecekmişiz gibi…

Ama çoğu zaman durum bundan biraz daha farklıdır.
Uykusuzluk, yorgunluk, düzensiz beslenme ya da yoğun tempo;
zihnimizi de sessizce etkiler.

Kendini halsiz, isteksiz ya da tükenmiş hissettiğin anlarda
bu sadece “zihinsel” olmayabilir.
Bedenin de sana bir şey anlatmaya çalışıyor olabilir.

Belki biraz dinlenmeye,
belki yavaşlamaya,
belki de kendine daha şefkatli davranmaya ihtiyacın vardır.

Psikolojik iyi oluş, her şeyi çözmekten çok
kendini fark edebilmekle başlar.

Bazen kendine sorman yeterlidir:
“Gerçekten iyi miyim, yoksa sadece devam mı ediyorum?”

Hazırlayan: Erva Durgut

Bazen birini çok düşünmek, onsuz yapamayacağını hissetmek ya da her şeyi onun etrafında yaşamaya başlamak “aşk” gibi gel...
30/03/2026

Bazen birini çok düşünmek, onsuz yapamayacağını hissetmek ya da her şeyi onun etrafında yaşamaya başlamak “aşk” gibi gelebilir. Ama her yoğun duygu, aşk değildir.

Aşk; karşılıklı, güvenli ve besleyici bir bağ kurarken, takıntı çoğu zaman kişinin kendi zihninde büyür. Aşk insana kendini iyi hissettirir; takıntı ise zamanla yorar, tüketir ve kişinin kendi hayatından uzaklaşmasına neden olabilir.

Peki senin hissettiğin şey hangisi? Bu postta aşk ve takıntı arasındaki farkları birlikte görüyoruz❤️

Hazırlayan: Merter Balık

28/03/2026

Fi dizisi, modern ilişkilerin karmaşasını; tutku, güç, bağlanma ve psikodinamik süreçler ekseninde ele alan sürükleyici bir yapımdır. Ünlü psikiyatrist Can Manay’ın saplantılı aşkının, genç dansçı Duru ile kesişmesi; arzu, kontrol ihtiyacı ve sınır ihlalleri gibi kavramları görünür kılar.

İhanetler, sırlar ve bastırılmış dürtüler açığa çıktıkça karakterlerin gölge yönleri belirginleşir. Dizi, izleyiciyi yalnızca bir hikâyeye değil; aynı zamanda narsisizm, bağımlı ilişkiler ve obsesif bağlanma gibi psikolojik dinamikleri sorgulamaya davet eder.

Aşkın nerede başladığı, gücün nerede devreye girdiği ve bir ilişkinin ne zaman sağlıksız bir örüntüye dönüştüğü sorularını çarpıcı bir şekilde ortaya koyar. Bu yönüyle Fi, izleyiciyi hem duygusal olarak sarsan hem de içgörü kazandıran güçlü bir anlatı sunar.

Hazırlayan: Merter Balık

19/03/2026

Duygusal olarak hepimiz farklıyız ve kendimize özgü tepkiler veririz. Bazen olaylar karşısında yoğun tepkiler göstermek, hatta feryat figan bağırmak isteyebiliriz. Ancak bu her zaman bir çözüm olmayacaktır.

Bu durum, acıyı hissetmek ile acı çekmeyi tercih etmek arasındaki farkla ilişkilidir. Yargı dizisinde Pınar Deniz’in canlandırdığı Ceylin karakteri bir avukattır. Bu sahnede, müvekkili olan kadının çocuğu, yasak bir ilişki yaşadığı kişi tarafından öldürülür. Kadın, yaşadığı durumu kimseye anlatamadığı için içinde tutar.

Ceylin ise gerçeği öğrendiği anda; acı, öfke, üzüntü ve kırgınlık gibi birçok duyguyu, karakterinin doğasına uygun şekilde yoğun bir biçimde dışa vurur.

Bazen acı, farklı duygulara dönüşerek kendini ifade eder. Bu sahnede de Ceylin’in yaşadığı duygunun en belirgin hali, öfke olarak ortaya çıkar.

Peki biz kendi hayatımızda hangi duyguyu yaşıyor, hangisini dışa vuruyoruz? Gösterdiğimiz duygu gerçekten hissettiğimiz mi, yoksa onun bir yansıması mı?

Duygularımızı bastırmak yerine onları tanımaya ve anlamaya çalışmak; hem kendimizle kurduğumuz ilişkiyi hem de çevremizle olan bağlarımızı daha sağlıklı hale getirebilir.

Bazen en yüksek sesle çıkan duygu, en derinde saklanan acının kendisidir.

Hazırlayan: Merter Balık

Acı ve sevinç hayatın içinde bulunan siyah ve beyaz gibidir. Dönem dönem acıyı zirvede yaşarız dönem dönem ise sevinç ve...
18/03/2026

Acı ve sevinç hayatın içinde bulunan siyah ve beyaz gibidir. Dönem dönem acıyı zirvede yaşarız dönem dönem ise sevinç ve mutluluk hayatımızı büyüler.

Gerçekten de hayat nedir? Acıyı hissetmek mi yoksa acı çekmek mi?

Acıyı hissetmek doğal olandır, hayat ve yaşadıklarımız getirir. Acı çekmek bizim tercihimizdir. Hayat, acı çekmek için çok kısa değil mi?

Hissettiğimiz acının bir başlangıcı olduğu gibi bitişini de unutmamalıyız ve zamanı geldiğinde acıya veda etmeliyiz.

Hazırlayan: Merter Balık

Address

Ondokuz Mayıs Mahallesi, Turaboğlu Sokak, Sümko Sitesi A4 Blok 1C, D:2, Kozyatağı, Kadıköy
Istanbul
34736

Opening Hours

Monday 10:00 - 20:00
Tuesday 10:00 - 20:00
Wednesday 10:00 - 20:00
Thursday 10:00 - 20:00
Friday 10:00 - 20:00
Saturday 09:00 - 18:00
Sunday 09:00 - 18:00

Telephone

+905465573817

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Albero Psikoloji posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Albero Psikoloji:

Featured

Share

Category