02/03/2026
İnternetin kalbini çalan yavru maymun Punch’ı büyük ihtimalle görmüşsünüzdür. Japonya’da doğan ve annesi tarafından reddedilen minik makak maymunu Punch, hayata tutunmak için koca kolları olan bir pelüş orangutana sımsıkı sarılıyor. Onsuz uyuyamıyor, korktuğunda hemen ona sığınıyor.
Bu durum aslında tesadüf değil. Psikolojide bunun çok net bir açıklaması var. Ünlü psikolog John Bowlby’nin “Bağlanma Kuramı”na göre, yavruların bağlanmasındaki temel amaç sadece beslenmek değil, sığınacak “güvenli bir liman” bulmaktır. Bowlby’nin bu teorisini bilimsel olarak kanıtlayan olay ise 1950’lerde psikolog Harry Harlow’un yaptığı o meşhur deneydir.
Harlow, yeni doğmuş Rhesus maymunlarını annelerinden ayırarak iki “yapay anne” ile büyüttü:
Tel anne: Soğuk metalden yapılmış, ama üzerinde süt şişesi bulunan bir yapı.
Bez anne: Yumuşak kumaşla kaplanmış, sıcak ama süt vermeyen bir yapı.
Maymunlar genellikle bez anneye sarılmayı tercih etti, sadece süt içmek için kısa süreliğine tel anneye gidiyordu.
Korktuklarında veya stres altındayken hemen bez anneye sığınıyorlardı.
İşte yavru maymun Punch’ın cansız pelüşe duyduğu sarsılmaz bağlılık, hem Harlow’un yıllar önce kanıtladığı “temas rahatlığı” gerçeğinin hem de Bowlby’nin bahsettiği “güvenli bağlanma” ihtiyacının tam karşılığı. Bilim bize şunu söylüyor: Bir canlının hayatta kalması ve sağlıklı gelişmesi için sadece karnının doyması yetmez; şefkate ve “güvendeyim” hissine ihtiyacı vardır.
Stajyer Psikolog Sude Toksoyu