24/10/2017
VEDİZM
Bu dinin ismi vedalardan ve Hindistan’ın kutsal kitaplarından gelmektedir. Sanskritçe’de “veda”, ilim anlamına gelmektedir. Aynı zamanda Hind-European dillerinde “Veid”: bilme/görme manasına gelir. Böylelikle Veda, ilim ve hakikati görme anlamına gelir.
Dünyada veda; Hindistan’ın kutsal kitabı olarak tanınmıştır ve bu dinin ismi oradan da gelmektedir. Hindistan teolojisi bu dini başka bir isimle de belirtmiştir: Sanatana-Dharma. Veda dininin kutsal kitaplarının sayısı 4’tür:
1-Rigveda (Övgü vedası): Rigveda metinleri özellikle dua veya övgüdür. Onlar Tanrıların kurbanı kabul etmesi için kullanılırlar.
2- Yadjurveda: Bu kitapta ibadet usulü anlatılmaktadır.
3- Samaveda: İlahi vedası. Bu vedada ilahiler yazılmıştır.
4- Atharvaveda: Bu kitaptaki yazılar; evde yapılan ibadetler, hastalıkların tedavisi ile ilgili yazılar, cin taifesinden korunma ve onları uzak tutmak için yapılan dualar ve ibadet şekilleri anlatılmaktadır.
Bu kutsal kitaplar sadece Vedizm’e ait değildir. Aynı zamanda Vedizm dininden sonra gelen dinler de bu dine veya kitaplara yer vermişlerdir.
Veda dininin ortaya çıkışı: Ari toplumunun Hindistan’a (bugünkü Pakistan ve Kuzey Hindistan) göçü ile ortaya çıkmıştır. Aşağı yukarı milattan 2.000 yıl önce bu göç olmuştur. Böylelikle Veda dininin 4.000 senelik bir tarihi olduğu ortaya çıkmaktadır.
Veda dininin yok olmasını tarihçiler Brahmanizm dininin yeni bir din olarak ortaya çıkmasına bağlıyorlar. Bu ise (M.ö.) 1000 veya 800 senelerinde olmuştur.
Vedizm bir din sistemi olarak politeist (Çok tanrılı) bir dindir ve aynı zamanda genoteizm dininin elementleri bulunmaktadır. Veda dininin özelliklerinden birisi politeizm ve genoteizm karışımı olmasıdır. Böylelikle de Veda dininde katı bir hiyerarşi söz konusu değildir. Tanrılar belli bir durum içinde ya yükselirler ya da aşağıya inerler. Vedizm’in erken döneminde toplumun başında asla bir baş tanrı durmamaktadır. Ancak geç Vedizm döneminde toplumun başına İndra tanrısı geçmiştir. Veda metinlerinde de bunu görmek mümkündür. Bu durumla ilgili (Tanrı panteonuyla ilgili) 2 farklı görüş vardır:
1. görüşe göre; Vedizm’in tanrı toplumu Aditya eski tanrılarla savaşıp kazandıktan sonra idareyi ele geçirdiler. Eski tanrı toplumundan bazıları da Vedizm tanrı toplumuna geçmiştir. Bunların en meşhuru da Varuna’dır.
2. görüşe göre ise Vedizm’in ilk çıkış anlarındaki tanrısı İndra toplumun başındadır.
Panteonla ilgili yukarıda yazdıklarımız bütün Hind-European etnik gruplarında görülmüştür. En meşhur ve iyi bilinen toplumları ise (Zeus’un başında olduğu) Yunan politeistik din sistemidir.
Veda panteonunun başında bazı ifadelere göre, başlangıçta (yukarıda yazdığımız gibi) tanrı Varuna dururdu. Ama zaman içerisinde bir rekabet oluşarak toplumun başına İndra geçmiş ve sonuna kadar toplumun başında durmuştur. Kutsal edebiyattan İndra ile beraber Vedizm panteonunun başında duran Aditya tanrı ailesidir. Yani birkaç tane tanrı bulunmaktaydı: Vivasvat, Vişnu, Şiva, Agni, Tvaştar, Bhaga, Mitra, Savitar… İlerleyen zamanlarda bu tanrıların sayısı 12’ye kadar çıkmıştır.
Kalan tanrılar; 3 grup olurdu:
1. grup tanrılar; Gökte görülen olayları idare eder ve ondan sorumlu olurlardı: Güneş, ay, gün batması gibi... Bu grubun başında iki kardeş Aşviva dururdu. Aşviva, isim olarak аçуа (at veya at sahibinden)’dan geliyor. Bunlar sabahleyin güneşi gökyüzüne çıkarıyorlar. Bunun arkasından, Uşas güneşin ufuktan çıkma tanrısıdır. Arkasından güneş tanrıları gelir; Surya, Savidar, Puşan, Vişnu…
2. grup tanrılar; Bu tanrılar yeryüzü ve gökyüzü arasında durur. Bu grubun başında İndra (yıldırım) tanrısı bulunur. Bu gruba ait tanrılar; Vayu, Maruta, Rutra, Şiva gibi…
3. grup tanrılar; yeryüzünde bulunurlar ve bu tanrıların başında Agni (ateş tanrısı) durur. Ve arkasından daha önemsiz tanrılar gelir.
Veda’nın din olarak özelliklerinden birisi doğal güçleri kutsallaştırmadır. Yani tanrılar doğanın her bir gücünü temsil ederler: Aynı zamanda bu tanrılara, insanlar gibi duygu ve karakter atfedilirdi.
İbadet açısından en önemli ibadeti kurban etme’dir. Kurban etme, hayvan kesme olabileceği gibi meyve, süt, ekmek gibi şeylerin verilmesi de olabilir.
İbadetler çok komplike idi. Ve bunları sadece Brahman (Veda’yı bilen kimse) yapabilirdi. İbadet törenleri özellikle ev içinde uygulanmaktaydı. Yani Vedizm’de merkezi tapınak anlayışı yoktur. Tanrıya et kurbanı olmasa da yağ, ekmek, su, sebze, meyve sunmaktaydılar. Vedizm’de en meşhur ve büyük önemli ibadetlerden birisi at kurbanı idi.
Aşvamedha (at kurbanı) ibadeti bir sene sürerdi. Bunu sadece Padişah yapardı. Veda’da bu ibadetin üzerinde çok ayrıntılı bir şekilde durulmuştur.
(Özellikle seçilen bir at, serbest bırakılırdı. Atın gittiği yere orduda peşinden giderdi. Ve gidilen bölgeler işgal edilirdi. Oraya bir tapınak inşa edilir ve tapınağın yanında at kurban edilirdi. Atın etinin parçaları yakılan ateşin içine konurdu.)
Vedizm bir temel olarak kabul etmeliyiz. Çünkü bugünkü Hint medeniyeti Vedizm dininin ana eseasları üzerine kurulmuştur. Çünkü Vedizm’e ait bazı ibadetler, dinî telakkiler ve terimler Brahmanizm’e geçmiştir. Modern toplumda bugünkü kullanılan kelimeler de Vedizm’den gelmektedir: Karma, Dharma, Aşram, Yoga, Sansara, Chakra, Brahman, Atman, Rita, Saatya, Mokşa, Rişi, Maya gibi…
Veda metinlerinden gelen isim ve terimler, Hindistan’da, sadece Vedizm dininde değil çoğu ilimlerin başında da bulunmaktaydı. Matematik, tıp, astronomi gibi… Vedaların yazılı olduğu dil Sanskritçe ve Arya dilidir. Bugüne kadar nasıl Avrupa’da Latince ilim dili idiyse Hindistan’da da ilim dili Sanskritçe’dir. Bugün Hindistan’da tasavvuf hala Sanskritçe öğretilmektedir. Hint edebiyatı, felsefe ve tasavvuf metinleri hala Sanskritçe yazılmaktadır.
Bu dinin hangi sebeplerden dolayı kaybolduğunu bilmiyoruz. Ama kesin olan bir şey vardır: Bütün Hindistan dinleri ve Yakın-Doğu antik dönem din sistemleri (İslam hariç) bundan etkilenmiştir.
BRAHMANİZM
Brahman kelimesi ile Veda’larda karşılaşılmıştır. Vedalarda Brahmin yazmaktadır. Modern teolojide Brahmin dini değil Brahmanizm denmektedir.
Brahman kelimesi Sanskritçe’de Brahmana kelimesinden gelmektedir. “Brah” kelime kökü: “Büyüme, yayılma, destekleme, övgü, dua, Allah’a teslim olma” anlamlarına gelir.
Brahman kelimesi Hint medeniyetinde birkaç farklı anlamda kullanılmıştır: Bu, birtakım metinlere isim olarak verilmiştir:
Birinci anlam, Mantra, dua ve ilahi okuma manasınadır ki bunların fonksiyonları, Hint medeniyetine göre tanrıları etkileme ve onlarla iletişim kurmadır. Brahmana kelimesi aynı zamanda bir edebiyat usulü olarak da kullanılır.
İkinci anlam; Vedalarda Brahman/brahmin din adamının ismi olarak kullanılmıştır. Dua eden anlamına gelir. Eski dinî metinlerde şairler için de Brahman ismi kullanılırdı.
Üçüncü anlam olarak (Brahmana’dan) Brahmanizm dininin ismi buradan gelmektedir. Çünkü Brahmanizm’de tanrının birinin ismi Brahman’dı. Ve o Şiva ve Vişnu ile birlikte panteonun başında dururlardı.
Dinin ortaya çıkması, -aşağı yukarı- milattan 1000 sene öncesine aittir. Veda dini kaybolduktan sonra yerine Brahmanizm gelir. Bazı ilim adamları da Brahmanizm’in Veda’nın devamı olduğunu iddia ediyorlar.
Milattan 1000 sene önce Ari toplumu bütün Hindistan’ı işgal etmiş ve ana toplum olan hakiki Hindistan ırkı olan Dravitlerle karışarak yeni bir toplum oluşturmuştur. Oluşan bu yeni toplum Brahmanizm’in meydana çıkmasının sebeplerinden birisidir. Brahmanizm dininin meydana çıkmasının diğer bir sebebi de toplumun devletçiliği inşa etmesidir. Toplum daha kompleks, daha organize olmuştur. Oluşan bu yeni toplumda Veda dini toplumun ihtiyacını karşılayamaz olmuştu. Ve yeni bir dine ihtiyaç ortaya çıktı. Yeni oluşan şartlar Brahmanizm dininin doğmasına zemin hazırlamış oldu. Bu her tarihçinin kabul ettiği bir teoridir.
Brahmanizm dininin tarih sahnesinden çekilmesi ve Budizm dininin ortaya çıkması M.ö. 600 senelerinde olmuştur.
Brahmanizm’in temellerinden birisi; “doğayı canlandırma”, yani belli doğa olaylarına (yıldırım, ateş, yağmur gibi olaylara) isim takmadır. Kısaca her bir doğa olayını tanrıya izafe etmedir. Aynı zamanda doğa olaylarının her biri bir tanrı tarafından idare edilir. Yıldırım tanrısı, ateş tanrısı, yağmur tanrısı gibi…
Brahmanizm dininin getirdiği yeni anlayışlardan biri de “yeniden canlanma” (reenkarnasyon) fikridir. Brahmanizm’de yeniden canlanmadan kastedilen; insanın nefsidir, ruhu değildir. Yani, reenkarnasyon nefse aittir. Brahmanizm’de “Allah’ın ruhu” kavramı ilk defa ortaya çıkmıştır. Ama maalesef Brahmanizm bu konuyu kavrayamamıştır.
Hint medeniyetinde yeniden canlanmada (reenkarnasyonda) canlının nefsinin yeni bir bedene geçişi söz konusudur. Bu geçişle Karma gerçekleşir. Karma; ölümden sonra oluşan reenkarnasyon şartlarının kişinin hayatta yaptıklarına göre şekillenmesidir.
Toplum eski Hint medeniyetinde Varna’lara bölünmüştür. Her bir Varna’ya ait yaşam kuralları vardır. Bu da Dharma’dır. Yani bir Varna içinde yaşama, Varna’nın üyesi olma Dharma’nın kurallarını yerine getirmeye bağlıdır. Kim Dharma’ya uygun yaşarsa yüksek mertebelere çıkar, kim de Dharma’ya uygun yaşamazsa daha düşük mertebelerde kalır.
Hayatını iyilik yaparak geçiren her bir insan, iman sahibi ise Dharma’sı iyidir ve reenkarnasyon sırasında onun nefsi daha yüksek mertebelere çıkar. Yani yüksek makamlara ulaşır, devlet adamı olabilir. Hayatını düzgün yaşamayan insanlar imanlı değilse Dharma’sı kötüdür ve reenkarnasyon sırasında onun nefsi sosyal mertebe olarak daha aşağıya düşer; köle olur, katil olur, hatta böcek ya da bitki mertebesine kadar inebilir.
Dharma kuralları, tanrı Brahma tarafından topluma verilmiştir. Böylelikle toplum Varna’lara bölünmüş ve daha kompleks hale getirilmiştir. Ve din adamları Brahmanlar da bu kuralları (Dharma kurallarını) korumakla görevlidirler.
Brahmanizm döneminde dinî edebiyat çok gelişmiştir. 3 tür dinî edebiyat usulü bilinmekteydi. Bunlar; Brahmana, Aranyak Upanişad’dır. Bunlarda din kuralları incelenmiştir. Toplumun kuralları ve kanunları yazılmıştır. İbadet şekilleri, doğrular, yanlışlar bu dinî metinlerde belirlenmiş ve toplumun uyması istenmiştir. Aynı zamanda da bu metinlerde çok yüksek ve kompleks felsefe ve din olayları incelenmiştir.
Brahmanizm’in Tanrıları:
Brahma: Evrensel yaratıcısı ve onun sembolüdür.
Vişnu: Yenileştirici (Evrensel yaratıcının ilk olarak yarattığını yenileştirici)
Şiva: Evrensel yok edici
Bu üç tanrı, Brahmanizm panteonunun başında dururlar. Ve her şeyden sorumludurlar. İkonografide bunlar üç yüzlü bir insan şeklinde tasvir edilirler. Bir grup teologa göre, Brahmanizm’in tanrıları 300’e kadar çıkmaktadır.
Brahmanizm dininin özellikleri şunlardır:
1-Çok tanrı (politeizm)
(Aynı anda animistik ve totemistik fikir ve düşünceleri de korumaktaydılar.)
2-Ölü ataların ruhlarına tapma
3-Brahman, toplumun hem din hem de hayat kuralları açısından en yüksek mertebesidir.
4-İdare bölünmesi; İman idaresi Brahmanlara, devlet idaresi ise padişaha aittir. Yani din adamları devlet işlerine karışmazlardı ama manevî lider olmuşlardır.
Brahmanizm’de ibadete çok önem verirler. İbadetlerin de iki türlüsü çok geniş kullanılmaktadır: Kurban etme, ölü ataların ruhlarına hediye getirme… Kurban etme ibadeti tanrılara aittir.
Brahmanizm dininde, insanların çok güzel dua ettiği takdirde tanrının onun dileğini yerine getireceği inancı vardır. Çünkü duanın tanrıyı beslediği düşünülürdü. Toplumdaki başka bir anlayış da temizlik anlayışıdır. Bu temizlik hem dinî hem de nefsî temizlik anlamına gelir. Temizlik (abdest kaçması) kaybedildiği anda çok ağır ritüeller vardır. İnsan, ancak Brahmanlar vasıtasıyla temizlenebilirdi. Brahmanizm de başka bir düşünceye göre, insanlar ancak temiz olduğu sürece mucize ve keramet sahibi olurdu. Böylelikle de çok karmaşık ve Brahman tarafından yapılmış katı Dharma kurallarından; asketizmi sağlayarak reenkarnasyonun daha kaliteli olmasını ve sonunda yeniden canlanmadan kurtulmayı garanti ederlerdi.
Brahmanizm’de dinî-felsefî sistem içinde 2 anlayış vardır.
Sansara: Eski Hint medeniyetinde şöyle bir fikir vardır: Her canlı nefis taşıdığından dolayı akrabadır. Ve bu akrabalık üzerinden her canlı başka bir forma geçebilir. Tanrılığa dahi geçebilir. Hiçbir şey kaybolmaz anlayışı önemliydi. Yani yenilenme ve kaybolma, hakiki eşyayı etkilemez. (Sadece dış zarfı titreme haline getirebilir.) Böylelikle ölüm, sadece hayatın devamına bir geçiş olur. Sansara anlayışının Hint medeniyeti açısından ideal anlamı şudur: Bir taraftan manevî olarak yükseliş, öbür taraftan da maddî varlıklardan çekilme…
Karma anlayışı: Geniş anlamıyla Karma, bütün hayat boyunca bir canlının yaptığı hareketler ve o hareketlerin sonucudur. Hareketler ve sonuçları kişinin yeniden canlanmasını karakterize ederler. Dar anlamıyla Karma; yapılmış olan hareketlerin şu andaki ve gelecekteki hayatın kalitesini belirtir.
Brahmanizm şu anda Hindistan fonksiyonel olan dinlerden biridir. Bu dinin taliplileri başka ülkelerde de yaşar. Hint kültürü ile Brahmanizm birbirine çok etkilemiştir: Hem edebiyatta hem ilim kollarında hem de toplum hayatında… Brahmanizm dininden Hindistan’da başka dinler de meydana gelmiştir. Budizm, Djaynizm (Caynizm), Neo-Hinduizm gibi…
Hint felsefesi tamamen Brahmanizm anlayışı üzerine kurulmuştur. Brahmanizm döneminde bugünkü Hint medeniyetinin temelleri atılmıştır.
Brahmanizm dininin bitmesinin birkaç sebebi vardır. Birincisi, Brahman Varna’sının çok yobazlaştırılması ve moralin çökmesidir. Diğer sebep ibadetin insan tarafından yapılması mümkün değildir. Mutlaka Brahman’ın katılması gerekiyordu. Bu da sonunda yeni bir dini meydana getirdi: Budizm…
BUDİZM
Budha kelimesi Sanskritçe’de “budh” kelimesinden gelir. Anlamı uyandırma, yani şuur, uykuda ve sis içinde bulunduğu anda onu uyandırma ve onu aydınlık, uyanık hale getirmedir. Aynı zamanda Budha kelimesi ile de belirtilir. Herhangi bir şuuru olan canlı ve onun bu şuuru, aktif halde bulunur. Ve uyanık aktif şuurun ne olduğunu anlama imkanı sadece Budizm tasavvurunda vardır.
Budizm ismini alışına gelince; çoğunlukla kabul edilir ki bir Raca’nın oğlu olan Siddhartha Gautama -kayıtlara göre- 633-543 yılları arasında Kuzey Hindistan’da yaşamıştır. Bu adam, yeni Hindistan dininin (Budizm’in) kurucusudur. Hint, Pali ve Sanskrit anlayışına göre, Budizm dininin kurucusu Budha 80 sene yaşamıştır. Ve Parinirvanu ve Parinirvana’ya geçerek reenkarnasyondan kurtulmuştur. (M.ö) 543 senesinde olan bu iş, zamanın başlangıcı sayılmıştır.
Budizm, din olarak Brahmanizm’e karşı çıkmıştır. En önemli karşı çıkış noktası olarak ise Brahmanizm’deki din hayatının gösterişliliğine karşı çıkmasıdır. Brahmanizm’deki din hayatının katı kuralları (elini kaldıramaz, konuşamaz gibi hayatı çok fazla kurallaştırmışlardı) yüzünden karşı çıkmıştır. Budizm dininin merkezî anlayışı, “4 asil gerçek”tir.
4 asil gerçeğin açıklaması şudur;
- Bu dünyada ıstırap var.
- Istırabın nedeni var.
- Istıraptan kurtuluş var.
- Kurtuluşa doğru yol var.
Bu anlayış, Budizm’in temelidir.
Budizm’de ıstırap ve kurtuluş, insan hayatında subjektif bir durumdur. Aynı zamanda Budizm açısından bir evrensel realitedir.
Istırap; insanın rahatsızlık, gerginlik, istekte bulunma durumu ve Dharma’nın hareket etme durumudur.
Kurtuluş (nirvana) ise Budizm açısından şöyledir: Kişinin dış dünya ile bağlantısı kesildiği anda kurtuluşu gerçekleşir. Dharma titreyişi o zamanda kaybolur. Bu da isteklerin yok olması manasına gelir ve Nirvana’ya girmesi söz konusu olur.
Budist din etiği açısından kullanılan en önemli kelime “orta yolda gitme”dir. Bu yolda tavsiye edilen, kişinin herhangi bir konuda ne sağa ne sola gitmesidir. Ne baskı yapılacak, reddedilecek ne de onlara sarılacaksın, onlarla birlikte yaşayacaksın. Orta yolu bulacaksın.
Budistlere göre kurtuluş (nirvana) için çeşitli metotlar vardır:
Bu metotların amacı psikolojik ve psiko-fizyolojik değişimi meydana getirmektir. (Meşhur Budist Yogası)
Budizm’de değişmeyen varlık olarak nefs anlamı yoktur. Objektif ve Subjektif karşılaşma yoktur (Allah ve insan birbirinin karşısında durmuyorlar.) Budistlerde dünyayı yaratan ve dünyanın sahibi olan Allah anlayışı da yoktur.
Budizm tarihine 2 açıdan bakılır.
1. Budistlerin toplandığı birkaç konsey (Sangiti). Bu toplantılarda çok önemli ve dinî hayatla ilgili kurallar belirlenmiştir.
2. Budizm’in Asya’da yayılmasıyla ve toplum üzerine gösterdiği etki açısından bakıştır.
İlk önce Sangiti açısından kısa bir bakış: Budizm’in başlangıcından itibaren Sangitiler düzenli bir şekilde yapılmıştır. Son Sangiti toplantısı 1956’da Kamboçya’da yapılmıştır. 1. Sangiti 3. ayda Budha, Paranirvana’ya geçtikten sonra Racagrika’da yapılmıştır. 2. Sangiti 100 sene sonra Vayşali kasabasında yapılmıştır. 2. Sangiti’de bölünme olmuştur. İkiye ayrılırlar: Birisi Pali koludur. Öbürü de Sanskrit koludur. Pali kolu adı Thervada ve Sanskrit kolu da Mahayana adını alır.
Bazı tarihçilere göre Budizm’in altın çağı 268-331 seneleri arasıdır. (Raca Aşoka’nın dönemi) Onun döneminde Budizm, devlet dini yerini alır. İdeoloji ve felsefe açısından bir numara olur. Aşoka’nın emriyle 3. Sangiti yapılır. Ve orada Pali kolu daha büyük ve güçlü olduğu için Sanskrit kolunun üstüne çıkıp onları kendi toplumundan kovmuştur. Bu sebeple bölünme derinleşmiştir. 3. Sangiti’de dışarıya misyonerler gönderilmesi kararı alınır. Budizm o dönemde bugünkü Afganistan, Pakistan, Orta Asya, Çin, Japonya, Doğu ve Güney Asya’ya yayılmıştır. M.ö. 29 senesinde Pali kolu Şirvanka adasında 4. Sangiti’yi yaptı. Ve Palma yapraklarına ilk Budist Tipitaka kanunlarını ve yorumlarını yazdılar. 5. asırda ancak kanunlar modern, bugünkü halini alıyor. Bizim dönemimizde başlangıçta Sanskrit kolu Kaşmir kasabasında Sangiti’yi yapıyorlar. Ve bakır yapraklarına Tipitaka kanunlarını ve yorumlarını yazıyorlar. Bu Sangiti açısından Budizm’in tarihidir.
Tarih açısından; Budizm’in Asya’da yayılması;
Dünyada pek yaygın değil ama Asya’da çok yaygındır.
Raca Aşoka dönemi
Baktri Devleti dönemi
Parfi Hükümeti Dönemi
Kuşan Devleti
Çin Periyodu
Vietnam
Tibet
Hinduizm’e İslam’ın girişi, Hinduizm’in güçlenmesi ve Budizm’in çökmesi Periyodu
Hindistan’ın Biazhunu işgali dönemi
Türk-Müslüman İşgali Periyodu
Budizm’in Hindistan’da Yeniden Doğuş Periyodu.
Bugünkü Budizm, din olmasa da din olarak kabul edilir. Ve Asya’nın her köşesine (18 devlete) yayılmıştır. Aşağı yukarı 2 milyar insan bu dinin sempatizanıdır. Ancak bunun 300 milyon kişisi kendini Budist olarak tanıtır ve Budizm ibadetlerini yaparlar.
Budistler Budha’ların (şuuru serbest olan ve bir bedene bağlı olmayan kimselerin) tasavvuf açısından yüksek ilim taşıyıcısı olduğunu kabul ediyorlar. Bunun da en güzel ve en üstün örneği olarak tarihî Budha’yı gösteriyorlar.
Tarihî Budha’ya göre dini anlamada 6 seviye vardır.
1. Seviye: Sansara, nefsin bedenin esiri olduğu bir hayat tarzına denmektedir. Sansara bir Karma akışıdır ve şuur onun içinde bedenin isteklerine bağlıdır. İnsan bunun içinde bulunduğu takdirde cahiliyetinden dolayı bulunur. Düzgün hayat kanunlarını bilmez. Kötülük yapar. Hata, suç, haram işler…
2. Seviye: Sansara akışında bir adadır. Bu “adaya” istekler kısıldıktan ve şeriat uyguladıktan sonra ulaşılır. İnsanın şuuru günlük ihtiyaçlarıyla Allah’ı anlama ve dinî kavramları anlama arasında gidip gelir. Bu pozisyonda insan kendi egosunun sahibi olur ve yüksek manevî hedeflere gidebilir.
3. Seviye: Budha’nın sutralarının anlamını hazmetmesi. Budha, “İnsanın aklı bunları zor hazmeder” der. Budha’nın sutralarını anladıktan sonra isteklerinize sahip çıkar ve böylece Sansara’dan kurtulursunuz.
4. Seviye: Vizyon (Görüntü) seviyesi: Budha’nın sutralarını anladıktan ve meditasyon teknikleri kullanıldıktan sonra kişinin hayata bakışı değişmektedir.
5. Seviye: Zorunlu gelişim kanunu: Budha bu kanunla Karma’nın özelliklerini anlatır. Budistlere göre, hakiki ilmi bilmediğin takdirde kötü Karma meydana gelir.
6. Seviye: 4 Asil Hakikat
1. Hakikat: Memnun olmama, kahırlanma, hastalık, bela, kaçışı olmayan ihtiyarlık, ölüm… Bütün bunlar kurtulunamayan ve var olan gerçeklerdir.
2. Hakikat: Dukkha’nın sebepleri vardır. Duygusal düşünceyle hayat hakkında hayal kurulur. Ne zaman bu hayal gerçek hayat kanunları ile uyumlu olursa bu hakiki ve sonsuz olur. Eğer uyumlu değilse yalandır, hatalıdır, hayaldir. Ne zaman insan bunları birbirinden ayıramıyorsa o insan Dukkha’nın hedefi olur.
3. Hakikat: Nirvana, kişinin hayal kurmaktan kurtuluşudur.
4. Hakikat: Dukkha’dan aşma, kurtulma yolu vardır. Bu 8 kuraldan oluşan Budha orta yoludur.
a. Doğru anlama
b. Doğru düşünme
c. Doğru konuşma
d. Doğru hareket
e. Doğru hayat yaşama
f. Doğru çaba harcama
g. Aklı doğru odaklama
h. Doğru konsantre olma
Budizm’de birçok ritüel ve dinî pratik vardır. En önemli ritüel, duadır. Doğu’da bilinen meditasyon kelimesi ile işaret edilen budur. Dua esnasında özellikle belli bir Mandra okunur. Ve el parmaklarıyla Mudra yapılır. Aynı zamanda zikir çekilir. Budizm’in içinde çok değişik ritüeller vardır. Bu pratikler çoğu defa değişik bölgelerden Asya’nın dışındaki bölgelerden gelmektedir. Dinî pratikler şunlardır:
1- Meditasyon,
2- Mantra,
3- Mudra,
4- Chakra duası,
5- Manastır hayatı,
6- Hacı olma,
7- Budha’ya secde etme
Budizm, Asya’nın çoğu ülkelerinde resmî dindir. Çoğu ülkelerde edebiyat, felsefe ve tıp ilimlerine etkisi olmuştur. Monoteizm açısından Budizm din değildir. Çünkü Allah anlayışı yoktur. Sözleşme yoktur. Peygamber yoktur. Din elementleri ve başka dinlerden gelen dinî ritüeller vardır, fakat bu, Budizm din yapamamıştır. Brahmanizm, Vedizm ve Şamanizm’den bazı elementleri almıştır.
Daha doğrusu Budizm bir etik kanunlar sistemi, bir felsefedir.
NEO-HİNDUİZM
İlim dünyasında “Hinduizm”in din olarak yorumlanmasında ve kelimenin yorumlanmasında bazı sıkıntılar vardır. Hinduizm kavramı farklı şekillerde yorumlanmaktadır. Çünkü Hinduizm aynı anda büyük ve geniş bir aile gibidir. Bunun içine çeşit çeşit din sistemleri ve felsefe sistemleri girer: monoteizm, politeizm, panenteizm, panteizm, monizm ve ateizm gibi…
Terim olarak Hinduizm, Hindu-Fars dilinden gelen Sanskritçe bir isim taşıyan nehir ismi, Sindhu (İnd)’dan gelmektedir. Bu isim; Fars dilinde, nehrin doğusunda yaşayan bütün insan toplumuna da denmiştir. Hinduizm din olarak 1830 senesinde ortaya çıkıyor. Bu terim, Brahman din ve kültürünü tespit/ifade etmek için kullanılıyor. İngiliz İmparatorluğuyla özgürlük çatışmasında Hindistan halkı bu kelimeyi, Hinduizm’i kabul ederler. Tarih açısından Hinduizm kavramına Sanskritçe’de Sanatana-Dharma ismi verilmiştir. Anlamı “sonsuz iman, sonsuz yol, sonsuz”dur.
Hinduizm’de bir tarihî anlam yoktur. Olaylar tarihe bağlı değildir. Bu sebeple onlar için tarihin başlangıcı yoktur, sonsuzdur. Onlara göre dinin başlangıcı ve merkezi bir olaya bağlı değildir. Bütün olaylar, başı-sonu olmadan gerçekleşmektedir. Bazı Hint felsefe kolları, bu dünyayı maya (hayal) veya cehalete benzetiyorlar.
Çoğu ilim adamı, dinin gelişiminde 3 basamak kabul ediyorlar: Vedizm, Brahmanizm ve Hinduizm… Ama bu tür sınıflandırma teoloji açısından zor yapılabilir. Hinduizm kavramı eski edebiyat yazılarında ve Vedizm ve Brahmanizm’in dinî kaynaklarında kullanılmıyor. Ama bugünkü Hinduistlere göre, Hinduizm dini; Vaydika-Dharma yani Veda dini anlamına gelmektedir. Veda kabul edilmesi Hindistan’da geçerli sayılmaktadır.
Hinduizm’in Tarih Açısında Gelişimi:
1. Harappa Medeniyeti Periyodu:
Hinduizm’in din olarak ilk anılması, Harappa medeniyeti dönemindedir. (M.ö.) 6500’den başlayıp (m.ö) 1800 yıllarında biten bir priyottur.
2. Veda ve Arya Periyodu:
Veda periyodunun başlangıcı bilinmemekle birlikte (M.ö) 1.200 senelerinde başladığı kabul edilir. Ve (M.ö.) 800 senesine kadar sürmüştür. Bugünkü Hinduizm, Veda’lardan çıkmıştır. Veda’lar da yazılı olarak birkaç tanrı vardı. Bu tanrılar; İndra, Varuna, Agni… Merkezî ibadet şekli de Vedizm’den gelmektedir. Ateşi yakıp kurban etme… Ve Mantra (dua) okuma…
3. Brahmanizm, Epik ya da Purana Dönemi:
Hinduizm tarihinde (M.ö.) 800-200 seneleri arasına denir. Bu zamanlarda iki büyük epik yazıyı kağıda dökerler: Ramayana ve Mahabharata, Seneler öncesine kadar az söylenirlerdi. Bu yazılarda geçmiş Hindistan tarihi anlatılır. Ve bu da din ve felsefe yazılarıyla uyumludur.
4. Budizm, Caynizm ve Upanişad periyodu:
(M.ö) 200- (m.s.) 500 yılları arasını kapsar. Yeni dönemin başlangıcı, tarih açısından Hindistan’da meydana çıkıp yayılması Upanişad felsefesine bağlıdır. Upanişad’larla birlikte Caynizm ve Budizm de ortaya çıkıyor. Upanişad; dinî edebiyat yazı türüdür. Veda, Purana ve Brahmana’dan gelen kültürün devamıdır. Bu din ve felsefe yazıları Veda dinine dayanmaktadır. Bazı Upanişadlar çok eskidir. Bazıları ise daha yenidir. Ama onların tamamı tek tanrı, mucize-keramet sahibi gibi fikirleri destekliyorlardı.
Caynizm ve Budizm’in başında duran Mahavira ve Budha taleplerini şöyle öğrettiler: Nirvana’ya girmek için Vedaları ve kast sistemini (Varna’yı) kabul etmek şart değildir.
(M.ö.) 200 senesinde bütün bu olayların etkisiyle Hindistan’da 6 felsefe kolu oluşuyor: Sankhy, Yoga, Nyy, Vayşeyşiga, Purvamimamsa ve Vedantha felsefe okulları…
5. Klasik Periyodu:
9-10.
9-10. asırda Hinduizm, Budist felsefe sistemi ile savaşını kazanarak bütün Hindistan’a yayılarak Budizm’i Hindistan sınırından çıkarıyor. Bugün için Hindistan’da Budist yok denecek kadar azdır.
6. Bhakti Dönemi:
1200-1400 seneleri arasında Hinduizm büyük değişiklikler yaşadı. İlk politik ve din grubu olan Bhakti ortaya çıkıyor. Bunların yaptığı iş: Brahmana kavramını Vişnu’ya ve onun avataralarına (Krişna ve Rama’ya) duygusal bağlılık ve teslimiyetle değiştiriyorlar. Bhakti elementlerini din olarak Şivaizm’de ve Şaktizm’de de görebiliriz. Ama özellikle Bhakti, Vayşava (Vişnu) dinidir. Bhakti Sanskritçede aşk ve Allah sevgisi manasına gelmektedir. Bu yüzden Bhakti dininin özelliği: Allah aşkının dinin merkezi olmasıdır. En meşhur Bhakti temsilcisi olarak Mahatma Gandhi’yi sayabiliriz.
5. Batı’da Hinduizm’in yayılması ve Hinduizm’in ilim kolu olarak ortaya çıkması:
19. asırda Hindoloji bir ilim kolu, disiplin olarak ortaya çıkıyor. Bunun amacı, Hinduizm’i ortaya çıkarmaktır. İki ilim adamı bu işte önemlidir. Max Müller ve John Wudrof. Doğu’ya gidip Veda, Purana ve Ta**ra edebiyatını Batı’ya tanıtıyorlar. 19. asırdan itibaren yeni bir dönem başlıyor. Neo-Vedantik dönem… Bu da hem Hindistan’da hem Doğu’da yayılmaktadır. Neo-Vedantik mezhebinin açıklaması şudur: Bunlar upanişadlarda tek tanrı kavramını kabul edip ibadeti reddettiler. Ve toplumda bir değişiklik yapılması için yola çıktılar. Toplum düzeninin değişmesini arzuluyor ve başka dinlerde temas ve diyalog kurulmasını istiyorlar. Brakmasamadj toplumu bunların meşhurlarındandır. O dönemde birkaç meşhur isim ortaya çıkıyor: Ramakrişna ve Ramanamaharşi.
Meşhur Hint felsefecileri, Şiriaurobindo ve Bhakti Vedanta Svami Prabhupada… Bu ikisi, Hinduizm’e ait yazılı bilgileri Doğu’da yayıyorlar. Ve Neo-Hinduizm’e talebin artmasını sağlıyorlar. 2 isim daha analım: Vivekananda ve Paramahamsa Yogananda; bu ikisi de Vedanta ve Yoga bilgisini Doğu’da yaymışlardı.
HİNDUİZM’İN TİPOLOJİSİ
Bazı ilim adamları Hinduizm’in kolu olarak 6 tane önemli kolu sayıyorlar. Geri kalanlarını önemsiz kabul ediyorlar. Bu 6 kol hakkında şöyle açıklama yapabiliriz:
1. En eski Hinduizm formu: Şamanizm’den gelen halkın yaptığı ibadetler… En
bilineni yerine bağlı olan, yerinde duran tanrı fikridir. Yani bölgesel tanrı…
2. Hinduizm formu: Vedik Hinduizm, Bu çeşit Hinduizm, kutsal metin üzerine kurulmuştur.
3. Hinduizm Formu: Vedantik Hinduizm, Upanişad üzerine kurulmuş din sistemi…
4. Hinduizm formu: Yoga, yani yoga sutra, patancali üzerine kurulu din sistemi…
5. Hinduizm formu: Dharmik Hinduizm ki bunun özelliği yoktur. Ne felsefe okuluna ne de din ekolüne bağlıdır. Yani bu kolda bulunanlar sadece edep kurallarına uygun yaşantı sürtüyorlar.
6. Hinduizm Formu: Bhakti, Yani, Allah aşkı ve aşkla Allah’a hizmet anlamına gelir. Ya da onun farklı bir koluna, Avatara’ya hizmet gelir. Hinduizm de Bhakti türüne bağlı olanlar çoktur.
Vayşnavizm, vayşnava taliplileri hepsinden kalabalık gruptur.
HİNDUİZM’İN KOLLARI
Hinduizm’de merkezî bir doktrin veya fikir yoktur. Bunu herkes kabul ediyor. Çoğu kişiye göre merkezî bir doktrin olmadığı gibi bir kısmına göre de ibadet şekli serbesttir. Ama ilim adamları, Neo-Hinduizm’de 4 önemli kol olduğunu kabul ediyorlar:
1- Vayşnavizm
2- Şivaizm
3- Şaktizm
4- Smartizm
Bunların aralarındaki fark Allah’ı hangi form şeklinde gördüklerinden dolayıdır. Bu yüzden de ibadet türü farkı ortaya çıkar. Vayşnavizm, monoteik bir dindir. Bu mezhebin taliplileri Vişnu’yu, Allah olarak görür. Ve ona ibadet ederler. Bir de Vişnu’nun avataraları (hologram/görüntü) vardır: Krişna, Verama… Ve onların çeşitli hallerine tapıyorlar.
Şıvaitler, Şiva’ya tapıyorlar. Veda dininden gelen bir tanrıya inanıyorlar. Şaktizm dininin taliplileri de Şakti’ye tapıyorlar. Şakti, kadın halinde tanrı Devi’ye tapıyor… Smartizm taliplileri de 5 Şanmata tanrısına bir olarak inanıyorlar.
HİNDUİZM’İN BAŞKA KOLLARI:
Ganapatya, Ganeyşa (Şiva’nın oğlu) tanrısına tapıyorlar.
Saura; Güneş tanrısı (Surya)na tapıyorlar.
Aynı zamanda bunları kabul etmeyen ve hiçbir tanrıya tapmadan sadece Vedalara ve ateşle kurban etme inancını kabul edenler vardır. Bunlar; Aryasamaç; Başındaki Daynand Sarasbati’dir.
Sırf ABD’de 40’ın üzerinde kayıtlı Hinduizm mezhebi vardır: Oşu mezhebi gibi…
Neo-Hinduizm de başka mezhepleri rakip olarak görmüyorlar. Mezhepler arasında birbirine geçmek kişiler için çok kolaydır, hatta serbesttir.
Neo-Hinduizm de teolojik anlamda, insan öldürmek, hırsızlık yapmak günahtır ama tanrı konusunda şirk benzeri günah anlayışı yoktur.
HİNDUİZM’DE İMAN
Hinduizm’de imanın şartlarını belirlemek çok zordur. Çünkü çok değişik iman ve ibadet şekilleri vardır. Ama tipik olarak her kol şu inançları kabul eder:
Dharma: Hinduizm’e ait moral ve etik davranış kurallarıdır.
Samsara: Ölüm/doğum sarmalı (reenkarnasyon) inancı. Ölümden sonra kişinin nefsi ya hayvan ya insan ya da tanrı bedeni içine girer.
Karma: İnançtır. Ölümden sonra oluşan reenkarnasyon şartları kişinin hayatta yaptıklarına göre şekillenmektedir.
Mokşa; Samsara’nın tekelinden çıkış inancıdır.
Yoga: Nefis ya da şuurun terbiyesi ilmidir. Nefis veya şuur terbiyesi her bir Hinduizm mezhebinde inanç olarak vardır.
HİNDUİZM’DE ALLAH ANLAMI:
Çoğu Hinduistler, Allah olduğunu kabul ediyorlar. Dünyayı yarattığına ve yok ettiğine inanıyorlar. Aynı zamanda başka bir inançla da evrensel bir tanrı herkesin içinde bulunur. Ve bu ruha yaklaşmak değişik yollardan olur. Hinduizm’de, inançlarında, Allah farklı form şeklinde kabul edilebilir ve her bir farklı forma da ibadet edilebilir. Bu Krişna olur, çok güzel bir genç erkek, bir hayvan türü, ya da bir kaya vb. olabilir. Hinduistler tanrının/Allah’ın bir heykel halinde de olabileceğine inanıyorlar ki. Ya da bir guru veya bir aziz şekline girebilir.
Neo-Hinduizm; büyük ve farklı mezheplerden ve felsefe sistemlerinden oluşan bir ailedir. Bu inançlar da ya monoteistlik ya da politeistlik; ya panteistlik ya da ateistlik üzerine kurulmuş sistemlerdir. Bir Hint filozofu, Hinduizm açısında Allah inancını şöyle ifade etmiştir:
“Hinduizm bir monoteistik dindir ve bunun taliplileri tanrının, çeşitli şekillerde olabileceğine inanıyorlar. İnsan da ona yakın olan, seçilmiş her bir şekle tapabilir. Aynı zamanda başka formlara da saygı göstermek zorundadır.”
Çoğu Hinduistler ruh ve nefis olduğunu kabul ediyorlar. Fakat bu anlayış onlarda çok belirgin değildir. Ve bunu da Atman kavramı ile ifade ediyorlar. Atman: Sonsuz, başta olan, hakiki, herkesin içinde bulunan anlamlarına geliyor.
Bu yüzden iman hakkında bazı Upanişadlar’da böyle yazılır. Kim kendinin içinde Atman olduğunu anlıyor veya kabul ediyorsa kendini Brahmanla bir olarak kabul ediyor. Ve bu sayede Mokşa’ya (kurtuluşa) ulaşıyor.
Ama çoğu Hinduistler, dualistik kollara inanıyorlar. Bunların meşhuru Bhakti koludur. Onlar hem tanrı olarak Brahman’a inanıyorlar. Hem de onun tarafından gönderildiğine inandıkları avataralara da inanıyorlar.
Puranalar’da çoğu defa bir olay anlatılır. Bu olaylarda tanrı, insan halinde yere iner. Bu inme nedenleri de moral ve etik kurallarını hatırlatmak amacıdır. Böylelikle de toplumu Mokşa’ya (reenkarnasyondan kurtuluşa) getiriyorlar.
HİNDUİZM’İN İBADETLERİ
Hinduizm’de bütün ibadetlerin amacı Allah’ın ne olduğunu anlayıp kavramaktır. Ya da bir şey yapmak için yarı-tanrılardan (Deva) yardım istemektir. Bu yüzden Neo-Hinduizm’de çoğu ibadetler Allah hakkında düşünmeye yardımcı oluyorlar.
PUNCA’da; Hinduistler gün içinde devamlı Punca yaparlar: Abdest alma vardır. İlahi (dua) okuma vardır. Tanrıya çiçek ya da gıda sunma vardır. Punca, kişinin kendi evinde veya tapınaklarda yapılır. Fakat çoğu Hindu’nun evinde ibadet köşesi (tapınak) vardır. Bu ibadet yerlerinde mortiler vardır. Morti: Tanrının değişik şekillerde kabul edilebilen formu, şeklidir. İkona anlamına gelir. Mortiler; İbadet yerlerinde de bulunur. Hinduistlerin inancında ibadet yerlerine gitmek şart değildir. Sadece büyük bayramlarda ibadet yerlerine giderler. Mortiler tek tanrıya ait bir şekil olabilir, birkaç tanrıya ait olabilir, Avatara’ya ait olabilir. (Avatara; Müslüman inancındaki Peygamber anlayışına yakın bir anlam ifade etmektedir.)
MANTRA: Bir ibadet türüdür. Bir duadır. Belli bir duadır. Mantra kutsal edebiyattan bir kısım olabilir ya da gurunun verdiği bir metin olabilir. Mantra tek başına okunabildiği gibi grup halinde de okunabilir.
CAPA: Zikir anlamına gelir. Mantra okunurken tespih çekilmesine Capa denir.
APDEST: Temiz ve kirli olma hali çok kompleks hale getirilmiştir. Bazı Hindu toplumlarında bir insan başka bir insana değdiği takdirde bile onu kirletebilir. Ve abdest almak zorunda kalır. Temizlenme de suyla olur.
Hinduizm’deki her bir toplum için ölümden sonra bedeni ateşte yakma inancı ibadet olarak kabul edilir.
HİNDUİZM’DE SEMBOLİZM
Hinduizm’deki birkaç sembol çok meşhurdur ve bütün dünya tarafından bilinmektedir.
1- “Om” kelimesi: Om kelimesi Allah’ın olduğunun grafik olarak belirtilmesidir. Üç harf ve dört sesten oluşmakta olup Allah’ın olduğunun tespitidir. Aynı zamanda Om bir Mandra’dır (duadır) ve şuurun 4 halini işaret eden bir grafik tespitidir.
2- Haç: Refah işaretidir.
3- Tilaka: Kaşların arasına konan nokta işareti olup kişinin Şiva mezhebine bağlı olduğunu belirtir.
Aynı zamanda sembol olarak Lotus ve Çakra resmi vardır.
KEŞİŞLİK/RUHBANLIK
Bazı Hinduizm mezhebi taliplileri bu tür bir hayat tarzını seçerler. Bunu yapma amacı da Mokşa’ya ulaşma ya da başka bir manevî güç sahibi olmaktır. Bu hayat tarzını seçen insanlar, basit ve sofu hayatı tercih ederler. Evlenmezler, iş yapmazlar, bütün zamanlarını ibadetle geçirirler. Bunların amacı bu yolla Allah’ı anlamaktır. Hinduizm’de bunlara Sannysi, Sadhu ya da Svami denilmektedir. Hint toplumunda bunlar büyük saygıyla karşılanıyorlar. Manastır’da yaşıyorlar. Ya da bir kasabadan öbür kasabaya geziyorlar. Bütün ihtiyaçlarını Allah’ın kaderine bağlarlar ve bunun için çabalamazlar. Onları doyurmak veya onlara yardım etmek hayırlı iş veya sadaka yerine geçer. Aile hayatı yaşayan kişinin onlara yardım etmesi mecburidir. Sannysi ya da Sadhular, herkese sevgi ve merhametle davranırlar. Ve hiçbir insanı zengin veya fakir diye ayırmazlar. Aynı zamanda katil veya merhametli insanı da ayırmazlar. Onların kötülenmesine veya övülmesine karşı da ilgi göstermezler.
SONUÇ.
Neo-Hinduizm din olarak Allah’ı kabul eden (karmaşık da olsa) ve ibadeti olan bir dindir. Dikkatlice bakınca, İslam dinine paralellik kurulabilecek noktaları vardır.