16/12/2025
Metakognitif Terapi (MKT), kişinin düşüncelerinin içeriğinden çok, düşünceleriyle kurduğu ilişkiye odaklanan, çağdaş ve bilimsel temelli bir psikoterapi yaklaşımıdır. 1990’lı yıllarda Adrian Wells tarafından geliştirilmiştir ve özellikle anksiyete bozuklukları, OKB, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğunda etkilidir.
🔑 Temel Mantık: “Ne düşündüğün değil, nasıl düşündüğün belirleyicidir.”
Klasik bilişsel terapilerde:
“Bu düşünce doğru mu?”
sorusu sorulurken,
Metakognitif terapide:
“Bu düşünceyle uğraşmak bana ne yapıyor?”
“Düşüncelerimi kontrol etmek zorunda mıyım?”
soruları merkezdedir.
Yani hedef:
* Düşünceleri değiştirmek değil
* Düşüncelerle aşırı meşgul olma biçimini değiştirmektir.
💫BDT ve Metakognitif Terapinin Ortak Paydası**
Her iki terapi ekolü de şunu kabul eder:
Duygularımızı belirleyen şey olayların kendisi değil, zihnimizdeki değerlendirmelerdir.
Bu nedenle BDT ve MKT’nin temel ortak noktaları şunlardır:
1. Zihinsel süreçlerin duyguları şekillendirdiği fikri
Her iki yaklaşım da kişinin düşünme tarzının, kaygı, panik, öfke gibi duygusal tepkileri oluşturduğunu savunur.
2. Düşünce farkındalığı oluşturmak
• BDT: “Düşüncen ne? Kanıtın ne?”
• MKT: “Bu düşünceye nasıl tepki veriyorsun?”
Ama sonuçta ikisi de düşünce farkındalığını artırarak duygusal yükü azaltmayı hedefler.
3. Duygusal sıkıntıyı sürdüren bilişsel alışkanlıklarla çalışma
Her iki terapi de kişinin otomatikleşmiş, işe yaramayan bilişsel tepkilerini (felaketleştirme, aşırı kontrol çabaları, tehdit arama vb.) fark edip dönüştürmesini amaçlar.
4. Şimdiki zamana yönelim
Her iki ekol de geçmiş yerine şu anki düşünce-davranış döngüsünü ele alır.
5. Amaç: İşe yaramayan döngüyü kırmak
• BDT: düşünce–duygu–davranış ilişkisini değiştirir.
• MKT: metakognitif inanç ve başa çıkma stratejilerini değiştirir.
Ama ikisinin hedefi aynıdır:
Kaygı ve stresin kendini beslediği döngüyü bozmak.