Icimizdeki Ebeveyn

Icimizdeki Ebeveyn İçimizdeki Ebeveyn; anne-baba ve çocukların iletisimlerini güçlendirmelerine destek olmak içi

Anne-baba olmak eşsiz deneyimlerinin yanında zaman zaman zorlayıcı ve desteğe ihtiyaç duyulan bir sürece dönüşebilmektedir. Her ebeveyn bazen ne yapacağını, neyin doğru olacağını bilmediği durumlarla karşılaşabilir. Sağlıklı ilişkiler kurmak ve doğru iletişim için önce kendinizi ve çocuğunuz tanımanız gerekir. Hem kendinizin hem de çocuğunuzun ihtiyaçlarını anlamak anne-babalığınızı daha keyifli hale getirecektir. Bu sayfa ebeveynlik ve çocukluğa dair bilgileri paylaşmak ve iletişimi kuvvetlendirmek adına kurulmuş eğitici bir sayfadır. Börte Özdemir, lisans eğitimimi 2010 yılında İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde, yüksek lisansını ise 2014 yılında İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde Klinik Psikoloji alanında tamamlamıştır.

Şu anda çocuk ve ergenlerle psikoterapi çalışmalarını, yetişkinlerle de ebeveyn danışmanlığı kapsamında bireysel psikoterapi çalışmalarını yürütmektedir. İlgilendiği alanlar arasında travmatik (duygusal ve fiziksel istismar/şiddet, cinsel taciz/tecavüz, kaza, ölüm, ameliyat vb.) yaşantılar, aile içi iletişim problemleri, doğum sonrası problemler ve kardeş kıskançlığı, yeme/uyku ve tuvalet problemleri, okula başlama ve uyum problemleri, boşanma süreci ve sonrası, korkular ve kaygı bozuklukları bulunmaktadır.

BÜYÜKLERE MASALLAR...Bir varmış, bir yokmuş.... Uzak uzak diyarlardaki ülkenin birinde şirin mi şirin modern bir ...
01/10/2020

BÜYÜKLERE MASALLAR...
Bir varmış, bir yokmuş.... Uzak uzak diyarlardaki ülkenin birinde şirin mi şirin modern bir köyde bir anne evin içinde ordan oraya koşturuyor, elindeki işleri yetiştirmeye çalışıyormuş. Bir gözüyle de çocuğunu kontrol ediyor ve sorduğu sorulara cevap veriyormuş. Sonrasında neler olduğu biraz hayal meyal... Çünkü sonrası otomatik olarak devam ettiği rutin hazırlıklarmış. Evdeki yeni düzen, yeni okul ve yeni okul saatleri, evden çıkmadan yapılan aktivite saatlerini düzenleme telaşıymış. Birde bunların arasında işine yer açmaya çalışan bir annenin çırpınışlarıymış. Sonra birden bir ses duyulmuş. Anne içine daldığı sessiz bir andan uyanıvermiş. Kocaman gözleri ve düşünceli bakışlarıyla, sıcacık bir ses... Ve demiş ki; “Bence sen o mikroba kızgınsın...”
Gülümsemiş anne. Çünkü haklıymış o ses, annenin kızgınlığı o mikrobaymış. Oysa biriken öfkesini fark etmemiş bile. Daha önce onu rahatsız etmeyen bir şeye takılıp kalmış. Daha önce olmadığı kadar sinir olmuş. O şeye daha önce söylenmediği kadar söylenmiş. Biriken duyguları gelmiş ve o şeye çatmıştı. Gözleri yumuşacık bakmamış, sesi sımsıcak çıkmamış annenin. O kocaman gözlerde bunu yakalamıştı. Bir an için oluşan, o farklılığı yakalamış... Büyükler fark etmese bile çocuklar mimiklerdeki ufacık farkları bile işte böyle yakalıyorlarmış. Bu hikayede burada böylece bitiyormuş.
Evlerinde farkında olmadan o mikroba kızgın olan tüm ebeveynlere.... Kendinize iyi bakın. İyi geceler.
(Resim Kaynak: unsplash.com)

Çocuklar doğaları gereği iyileşmeye, adapte olmaya yetişkinlerden daha hızlı (belki kolay değil ama hızlı) başlıy...
12/08/2020

Çocuklar doğaları gereği iyileşmeye, adapte olmaya yetişkinlerden daha hızlı (belki kolay değil ama hızlı) başlıyorlar. Şu sıra yanlarındaki güvenli yetişkinlerden neler olduğuna dair haberler duydular. Etraftakileri iyice dinlediler. Güvenli yetişkinlerden güven veren alanları aldılar. Bazen kaygılandılar, sarıldılar. Bazen endişendiler hareketlendiler. Bazen öğrendikler onlara başka bir anıyı hatırlattı, sorguladılar. Ya da sadece ağladılar, ama dinlemek için kucak açan bir yetişkin buldular. Hayatlarındaki değişiklikleri fark ettiler. Şimdi devam etmenin bir yolunu bulup kendi dirençlerini ortaya koyuyorlar. Artık onları biraz bırakalım, yaşananları işlesinler. İyileşsinler... Bu sadece onların yaşadığı bir durum olmadığı için, belki de en önce yapmamız gereken şeye dönelim, kendimize bakalım. Ne oldu bize? Kaygılandığımızda sarılacak birini bulduk mu? Endişlerimizi ifade edeceğimiz bir alan bulabildik mi? Ağlamak istediğimizde dinleyen bir kucak? Yaşadıklarımızın bize hatırlattığı eski anıları görebildik mi? Belki sadece yardıma ihtiyacımız olduğunu fark edebildik mi? Bunu sesli olarak söyleyebildik mi? Çocuklar güven veren bir yetişkine ihtiyaç duyarlar, güven verecek gücü bulabildik mi?
(Resim Kaynak: unsplash.com)

İşi Başından Aşkın Anne Babalar için Hayat Rehberi vakitsizliğe pratik çözümler öneren bir kitap.Bu kitap gündelik yaşam...
08/08/2020

İşi Başından Aşkın Anne Babalar için Hayat Rehberi vakitsizliğe pratik çözümler öneren bir kitap.

Bu kitap gündelik yaşamın koşuşturması içinde kendisine ve çocuğuna vakit bulamayan tüm ebeveynlerin sesi oluyor. Pek çok kere ebeveynlik kitaplarından kaliteli vakit geçirmesi gerektiğini duymuş ama bu kaliteli vakti nasıl bulacağını bilemeyen eneveynlere yardıma koşuyor. İşler çığrından çıktığında herkes için en ergonomik zaman yönetimini nasıl sağlayabileceğimize dair ışık tutuyor.

Okuması kolay, uygulaması basit önerilerle dolu ince bir başucu kitabı.

İşi Başından Aşkın Anne Babalar için Hayat Rehberi
Yazan: Francine Ferland
Çeviri: Şilan Evirgen
Yapı Kredi Yayınları

Belki de şu sıra en çok duymak istedikleri.......“Korktuğunda bunu anlayabiliyorum, ben senin yanındayım. Güvendesin...
08/08/2020

Belki de şu sıra en çok duymak istedikleri.......
“Korktuğunda bunu anlayabiliyorum, ben senin yanındayım. Güvendesin. Ve korkmak normal...” Rutini bozan durumlar tabii ki korkuyu tetikler.
“Üzüldüğünde sarılabiliriz, her zaman seni dinlerim. Ve üzülmek normal...” Rutinden uzaklaşıldığında onu kaybetmenin hüznü gelir.
“Öfkelendiğinde de seni duyuyorum. Beraberiz. İfade edebilirsin. Ve öfkelenmek normal...” Rutin olmadığında kontrolün çok dışında olduğumuz hissi tabii ki beliriverir.
“Endişelendiğinde bunu konuşabiliriz. Hepsi kabulüm. Ve hepsi normal...” Rutine ne zaman dönülebileceği bilinmediğinde tabii ki endişe gelebilir.
“Bugüne kadar hiç sözü geçmedi belki ama sıkıldığında da buradayım. Çünkü sıkılmak da normal... Biliyor musun birlikte sıkılabiliriz.”
(Resim Kaynak: unsplash.com)

Biliyorum ki ebeveynlerin hissettikleri çocuklarını etkileyebiliyor. Biliyorum ki çocuklar ebeveynlerin ağzından çık...
20/07/2020

Biliyorum ki ebeveynlerin hissettikleri çocuklarını etkileyebiliyor. Biliyorum ki çocuklar ebeveynlerin ağzından çıkan bilgiden çok daha fazlasını görüyorlar.
Zorlu süreçlerde bu, ebeveynler açısından hiç de kolay değil. O yüzden bir açıklamaya girişmeden önce sorgulamakta fayda var; gerçekten hangi mesajı vermek istiyorum? Hangi mesajı veriyorum? Gerçekten neyi amaçlıyorum?
Durumu anlatırken korkmamasını mı? Yoksa korkmasının normal olduğunu ve benimle güvende olacağını bilmesini mi? Duyduklarından dolayı paniklememesini mi? Yoksa hayatın akışı değişse bile akışa adapte olabilecek kadar güçlü olduğumuzu bilmesini mi? Öğrendikleri hakkında meraklanıp soru sormamasını mı? Yoksa soruları onun için (yaşına göre) yanıtlayacağımı bilmesini mi? Bazen belirsizlik ile endişlenmemesini mi istiyorum? Yoksa belirsizlikte kalmanın zor olduğunu ama ona destek olabileceğimi görmesini mi? Rutinle yaptığı şeyleri, temas ettiği kişileri özlememesini mi bekliyorum? Yoksa özlemenin çok doğal bir duygu olduğunu rahatça yaşayıp ifade edebilmesini mi? Bolca aktivite üreterek sıkılmamasını mı amaçlıyorum? Yoksa sıkılmanın da olası olduğunu ve beraber sıkılabileceğimizi bilmesini mi istiyorum?
‘İlişkim’ sözlerimden çok daha fazlası... Sözlerimi duymasını mı istiyorum, yoksa ilişkimin her daim onunla olduğunu bilmesini mi?
(Resim Kaynak: unsplash.com)

Nerede olursam olayım bir şeylerin benim için ters gittiğini (olması gerekenin dışında olanı) anlayabiliyorum. Keşk...
29/06/2020

Nerede olursam olayım bir şeylerin benim için ters gittiğini (olması gerekenin dışında olanı) anlayabiliyorum. Keşke bilsen...
Kaç yaşında olursam olayım (bebekken, çocukken, gençken) benim için normal dışı gelişen durumları fark edebiliyorum. Keşke anlayabilsen...
Bu; etrafımda yaşanan olaylar (kayıp, boşanma, taşınma vb.) dışında aslında çokça benim içimde anlamlandırılanlar üzerinden de oluyor. Başıma gelenleri anlamanın yanı sıra bana nasıl davranıldığı, ne kadar saygı gösterildiği, ne kadar değer verildiğini anlayabiliyorum. Keşke fark edebilsen...
Alevleri görmezden gelerek yangının sönmesini bekleyemeyiz demiş M. Menteş. Daha önce söylemiştim ama yeniden söyleyeyim; farkettiklerimi söz ile iletemiyor olmam hissettiklerimi yok saymaz. Fark ediyor, anlıyor ve yaşıyorum. Keşke unutmasan...

Ne kadar zor olmalı bana bağırmamak... Seni dinlemediğimde ve sürekli tekrar ettirdiğimde kendini ‘görülmemiş’ hissetmek...
25/06/2020

Ne kadar zor olmalı bana bağırmamak...
Seni dinlemediğimde ve sürekli tekrar ettirdiğimde kendini ‘görülmemiş’ hissetmek ne kadar zor olmalı.
Bazen bir sınır koyduğunda, beni engellediğinde bağırmam ve öfkelenmem karşısında ‘sakin’ kalabilmek zor olmalı. Ağlamalarım tahammülünü zorladığında kendi ‘çaresiz’ çocukluğunu hatırlamak zor olmalı.
Benden yapmamı istediğin şeyleri yapmadığımda veya yapmakta direndiğimde ‘yetersiz’ hissetmek ne kadar zor olmalı.
Öfkemi kontrol edemeyip vurmaya başladığımda bana kimin ‘güçlü’ olduğunu göstermemek zor olmalı.
Defalarca çarşaf değiştirdiğin bir günde yine ıslanan kıyafetlere ‘tepkisiz’ kalmak zor olmalı.
Sana sebepsiz görünen ama beni zorlayan o ayrılık anlarımızda ‘boğulmadan’ durmak ne zor olmalı.
Belki yoruldun, belki stresin fazla, belki hastasın, belki yardım edenin yok.

“Ne kadar zor olmalı senin için”....
dese keşke biri sana. Ama ben çocuk olarak bunu yapamam, seni böyle empatiyle anlayabilmek için çok küçüğüm. Bu zorluk anlarında ben de görülmemiş, yetersiz, çaresiz, güçsüz hissediyorum...
Sen kendine zorlandığını söyleyebilir, hem sana hem bana iyi gelecek şefkatinle kendini de beni de kucaklayabilirsin.

“Canım hiç acımadı ki...” Kolumda/ bacağımda hiç acı hissetmedim. Vursam bile acımadı.“Canım hiç yanmadı...” Elimde/...
25/06/2020

“Canım hiç acımadı ki...” Kolumda/ bacağımda hiç acı hissetmedim. Vursam bile acımadı.
“Canım hiç yanmadı...” Elimde/ yüzümden hiç yanma hissetmedim. Vursan bile yanmadı.
“Hiç üzülmedim ki...” Kalbimde/ yüreğimde hiç keder hissetmedim. Gitsen bile hüzünlenmedim.
“Hiç korkmadım ki...” Seni kaybetme fikrine karşı hiç endişe hissetmedim.... diye duyuluyordu....
Ama değildi, biliyorduk. Canının yanması normaldi çocuk, elini kolunu çarptığında canın yanardı. Ve iğne olurken kolun acırdı. Annenden/ babandan ayrılırken de üzülürdün. Onlar seni bırakacak diye çok endişelenirdin çocuk. Ve onları kaybeceksin diye çok korkardın. Tüm bunlar normaldi, olasıydı, gerçekti... Seni sen yapan duygulardı bunlar. Hissedebilirsin, reddetmeden, kaçmadan, bastırmadan.... O dipsiz kuyuda yalnız değilsin. İfade edebilirsin.

“Sana sonsuz yol yapıyım mı?” “Çok isterim. Nasıl oluyor sonsuz yol?”“Hep gidiyorsun, sadece durunca fark edebilirsin y...
20/06/2020

“Sana sonsuz yol yapıyım mı?” “Çok isterim. Nasıl oluyor sonsuz yol?”
“Hep gidiyorsun, sadece durunca fark edebilirsin yol olduğunu.” “Hmm...”
“Yol hiç bitmez, durmazsan çıkışı bulamazsın...” diyordu.
Doğru, duramazlar ise çıkışı bulamazlar. Bizim gibi. O kadar bizim gibi ki duramayıp çaresizlik içinde bulamadığımız çıkış yolu aynı gibi; sonsuz bir yol... Zamanın içinde, kaybolduğumuz. Hiçbir şeyi ayırdedemeden öylece akıp gittiğimiz ve fark etmediğimiz... Bizler de duramadığımızda ne kendi içimizi ne de onların içinde olup bitenleri görebiliyoruz. Oysa görmek duymakla, duymak dinlemekle, dinlemek durmakla mümkün...

“Teyzenin karnı ağrıyormuş gelemeyecek.”“Gelsin burada dinlenir teyzem.”“Ama oyun oynayamaz ki öyle.”“Olsun buraya uz...
27/05/2020

“Teyzenin karnı ağrıyormuş gelemeyecek.”
“Gelsin burada dinlenir teyzem.”
“Ama oyun oynayamaz ki öyle.”
“Olsun buraya uzansın, sadece bana baksın yeter...”
Yeter değil mi? Bazen yetiyor... Bazen sadece ortak dikkat/paylaşılan dikkate sahip olmak yetiyor bize... İçimizdeki iyiyi gören, var olduğumuzu onaylayan, düşünce ve duygularımızın bu dünyaya ait olduğunu kanıtlayan bir ilişki yetiyor. Anlayan, dinleyen, duyan bir göz ilişki. Aslında işin özü BENim SENi görmem, SENin de BENi görmen değil mi hep? Oyun mu oynuyoruz, gülüyor muyuz, beraber bir yere mi gidiyoruz; ilişkimiz orada olmadan yapılabiliyor mu ki tüm bunlar? Birlikte gülüp eğlenmediğimizde oyun oyuna benziyor mu? Ya da bir konuda tartışıyorken, çözüme doğru yol arıyorken, yaralamızı sarıyorken birbirimizi görmeden yapabiliyor muyuz? Olmuyor... Öyle olsaydı sen ve ben aynı dünyada olmazdık. Olamazdık. İkimizde kendi dünyalarımızda olurduk, değil mi? Buradayım, diyebilmek için önce orada olmak gerekiyor. Çünkü çocuklar anlıyor, fark ediyor...

Herkes içinde büyüdüğü ortamın/ ailenin kalıbını alıyor, yaralarını da... Ve iyileşme bu sebeple sadece çocukta ...
19/05/2020

Herkes içinde büyüdüğü ortamın/ ailenin kalıbını alıyor, yaralarını da... Ve iyileşme bu sebeple sadece çocukta değil ailede başlıyor. Ancak bu cesareti toplamak zor... İçeri bakmak zor. Çünkü orada bazı yaralar, o günden bu güne... Ebeveynin kendi çocuğu yaşında olduğu günlerden bu güne... Orda duruyor. Sıkışmışlıkları var taşıdığı ve bir krizin ortasında çaresizlik ile karşısına çıkan. İkili bir ilişkide (bu anne-çocuk, baba/çocuk, iki eş, iki dost, iki komşu, iki iş meslektaş, patron- çalışan olabilir) ‘anlamamak’ var karşısına çıkan, ‘anlamak istememek’ ya da ‘anlaşılmamak korkusu’ var... Belki de ‘beni kim anladı ki’ öfkesi var, ‘kim gördü’ soruları var. Otomatik olarak ‘seni neden göreyim’ isteksizliği de olabilir. Tüm bunlar kriz anında belirdiğinde ‘önce ben’ diye bağıran yaralara dönüyor. Ne kadar yetişkin olsam da, ne kadar yetkin/ güçlü/ becerikli/ sağlam dursam da birgün aniden bir başkasında görüp yüzleştiğim boşluklarım bunlar. İçime dönüp anlamazsam karşımdakine yüzümü dönemeyeceğim yaralar. BEN’i anlayıp sarmalamazsam karşımdakine sıra gelemeyecek olan durumlar...Yani yok sayınca yok olmayan yarar onlar... Bakması cesaret isteyen. Yaralarınızdan öperim...
(Resim Kaynak: unsplash.com)

Address

Meşrutiyet Mahallesi
Istanbul

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Icimizdeki Ebeveyn posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Icimizdeki Ebeveyn:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Our Story

Anne-baba olmak eşsiz deneyimlerinin yanında zaman zaman zorlayıcı ve desteğe ihtiyaç duyulan bir sürece dönüşebilmektedir. Her ebeveyn bazen ne yapacağını, neyin doğru olacağını bilmediği durumlarla karşılaşabilir. Sağlıklı ilişkiler kurmak ve doğru iletişim için önce kendinizi ve çocuğunuz tanımanız gerekir. Hem kendinizin hem de çocuğunuzun ihtiyaçlarını anlamak anne-babalığınızı daha keyifli hale getirecektir. Bu sayfa ebeveynlik ve çocukluğa dair bilgileri paylaşmak ve iletişimi kuvvetlendirmek adına kurulmuş eğitici bir sayfadır. Börte Özdemir, lisans eğitimimi 2010 yılında İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde, yüksek lisansını ise 2014 yılında İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde Klinik Psikoloji alanında tamamlamıştır. Şu anda çocuk ve ergenlerle psikoterapi çalışmalarını, yetişkinlerle de ebeveyn danışmanlığı kapsamında bireysel psikoterapi çalışmalarını yürütmektedir. İlgilendiği alanlar arasında travmatik (duygusal ve fiziksel istismar/şiddet, cinsel taciz/tecavüz, kaza, ölüm, ameliyat vb.) yaşantılar, aile içi iletişim problemleri, doğum sonrası problemler ve kardeş kıskançlığı, yeme/uyku ve tuvalet problemleri, okula başlama ve uyum problemleri, boşanma süreci ve sonrası, korkular ve kaygı bozuklukları bulunmaktadır.