Arkabahçe Psikolojik Gelişim Ve Danışmanlık Merkezi

Arkabahçe Psikolojik Gelişim Ve Danışmanlık Merkezi Adnan Saygun Cad. Gökçe Sok. Altınkubbe Apt. No.8 D.1 Ulus/ İstanbul
0212 219 24 44 - 0532 370 6 Adnan Saygun Cad. Özlem Apt.

No.15 D.1 Ulus/ İstanbul
0212 219 24 44// 0532 370 60 19 www.arkabahcepsikoloji.com.tr

SON ZAMANLARDA ÇOCUKLARDA ARTAN SINAV BASKISI VE DİKKAT EKSİKLİĞİSon yıllarda çocuklarda iki şey aynı anda artıyor:Sınav...
04/01/2026

SON ZAMANLARDA ÇOCUKLARDA ARTAN SINAV BASKISI VE DİKKAT EKSİKLİĞİ

Son yıllarda çocuklarda iki şey aynı anda artıyor:
Sınav baskısı.
Ve dikkat problemleri.

Bu bir tesadüf değil.

Sürekli ölçülen, karşılaştırılan, hızlandırılan çocuk zihni alarmda kalıyor.
Beyin öğrenmeye değil, tehditten kaçmaya odaklanıyor.
Bu durumda dikkat dağılır.
Odaklanmak zorlaşır.
Unutkanlık artar.
Çocuk “istemiyor” gibi görünür ama aslında zorlanıyordur.

Dikkat eksikliği yaşayan birçok çocuk şunları söyler:
• “Başlayamıyorum.”
• “Aklım başka yere gidiyor.”
• “Yapamayacağım hissi geliyor.”

Sınav baskısı bu tabloyu daha da ağırlaştırır.
Çünkü kaygı arttıkça dikkat azalır.
Dikkat azaldıkça performans düşer.
Performans düştükçe baskı artar.
Ve çocuk bir döngünün içine girer.

Bu noktada önemli olan şudur:
Her dikkat problemi tembellik değildir.
Her düşük performans isteksizlik değildir.

Bazı çocukların daha fazla zamana, daha fazla güvene, daha fazla anlayışa ihtiyacı vardır.

Dikkat, baskıyla gelişmez.
Güvenle gelişir.
Çocuk kendini güvende hissettiğinde beyin sakinleşir.
Ve ancak o zaman öğrenme mümkün olur.

Sınavlar geçer.
Etiketler silinir.
Ama çocuk kendine nasıl bakmayı öğrendiyse onunla büyür.

Çocuğun ihtiyacı daha fazla zorlamak değil.
Daha iyi anlaşılmaktır.

Uzm.Psk. Ayse Nazli Yumlu

2026: Hangi Kişiliklerin Yılı?2026, daha hızlı olanların değil; daha farkında olanların yılı olacak gibi görünüyor.Daha ...
02/01/2026

2026: Hangi Kişiliklerin Yılı?

2026, daha hızlı olanların değil; daha farkında olanların yılı olacak gibi görünüyor.
Daha çok konuşanların değil; daha iyi dinleyenlerin.
Daha sert duranların değil; daha esnek kalabilenlerin.

Bir psikolog olarak şunu gözlemliyorum:
Dünya zorlaştıkça, ruhsal kasları güçlü olanlar öne çıkıyor.

2026’da parlayacak kişilik yapıları:

• Duygusal zekâsı yüksek olanlar
Empati kurabilen, karşısındakini gerçekten anlayan, ilişkiyi yönetebilen kişiler.

• Belirsizliğe tahammülü olanlar
Her şey netleşmeden de adım atabilen, kontrol edemediğiyle kavga etmeyenler.

• Kendini regüle edebilenler
Duygularını bastırmadan ama onlara teslim de olmadan ilerleyebilenler.

• Anlam ve değer odaklı yaşayanlar
“Ne kazanıyorum?”dan çok “Ne için yaşıyorum?” diye soranlar.

• Dijital sınır çizebilenler
Her uyarana cevap vermeyen, zihnini koruyabilenler.

2026 bize şunu fısıldıyor olabilir:
Güç artık yüksek sesle değil, iç dengeyle ölçülüyor.

Belki de bu yıl,
kendini tanıyanların,
kendine şefkatli olanların,
yavaşlayabilenlerin yılı olacak.

Dr. Olcay Güner
Klinik Psikolog

Yeni Yıl: Bir Takvim Yaprağından FazlasıYeni bir yıl…Aslında sihirli bir kapı değil.Ama zihnimiz için güçlü bir eşik.Psi...
27/12/2025

Yeni Yıl: Bir Takvim Yaprağından Fazlası
Yeni bir yıl…
Aslında sihirli bir kapı değil.
Ama zihnimiz için güçlü bir eşik.
Psikolojide başlangıçlar, “yeniden düzenleme” hissi yaratır. Zihnimiz “öncesi” ve “sonrası” ayırımı yapmayı sever. Bu yüzden yeni yıl; hataları silmekten çok, onlara başka bir yerden bakabilme cesareti sunar.
Yeni başlangıç demek:
Her şeyi mükemmel yapmak değil,
Kendine biraz daha dürüst olmak,
Yorulduğunu kabul edebilmek,
“Buradan devam ediyorum” diyebilmek demektir.
Belki bazı alışkanlıklar seninle gelmeyecek bu yıla.
Belki bazı insanlar…
Belki de en önemlisi, kendine söylediğin bazı sert cümleler.
Unutma:
Gelişim ani kararlarla değil, şefkatli tekrarlarla olur.
Küçük adımlar da ilerlemedir.
Durmak bazen büyümenin bir parçasıdır.
Bu yıl kendine şunu sorabilirsin:
👉 “Benim için gerçekten iyi olan ihtiyacım ne?”
Yeni yılın, başkalarının beklentilerine değil,
kendi ruhunun ihtiyaçlarına biraz daha yaklaştığın bir yıl olsun.

23/12/2025
Sınav performansını geliştirmek için çalışan bir ruh sağlığı uzmanı iseniz ve EMDR birinci düzey eğitiminiz varsa, katıl...
15/12/2025

Sınav performansını geliştirmek için çalışan bir ruh sağlığı uzmanı iseniz ve EMDR birinci düzey eğitiminiz varsa, katılabileceğiniz ve danışanlarınızın sınav performansını arttırabileceğiniz bir program var: PERGEL! Bu programı öğrenmek isterseniz 0 532 370 60 19 nolu telefondan detayları öğrenebilir ve kayıt olabilirsiniz. Çalışmamız online olarak gerçekleşecektir.

ÇOCUKLAR NEDEN SINIRLARA İHTİYAÇ DUYAR?Çocuklarda son yıllarda en sık karşılaştığımız konulardan biri sınırların zayıfla...
13/12/2025

ÇOCUKLAR NEDEN SINIRLARA İHTİYAÇ DUYAR?
Çocuklarda son yıllarda en sık karşılaştığımız konulardan biri sınırların zayıflaması. Birçok çocuk hızlı doyuma alıştığı için sabır, bekleme, hayal kırıklığı toleransı ve özdenetim gelişimde zorlanıyor. İstediklerine hemen ulaşabilen çocuklar için gecikme, reddedilme veya “şimdi değil” duygusu daha da zorlayıcı hale geliyor. Oysa bu küçük deneyimler, ileride karşılaşacakları stres ve hayal kırıklıklarını taşıyabilmeleri için gerekli olan duygusal kasları güçlendirir.

Ebeveynler ise çoğu zaman çocuğu üzmemek için “hayır” demekten çekiniyor, sınır koymanın sevgiyi zedeleyeceğini düşünüyor. Ancak sınır koymak bir cezalandırma değil, güvenli bir çerçeve sunmaktır. Çocuk, nerede durabileceğini bildiğinde daha az kaygılanır, daha az öfkelenir ve kendini daha güvende hisseder. Çünkü belirsizlik çocuğu yorar, tutarlılık ise rahatlatır.

Sınırlar, çocuğun özgürlüğünü kısıtlayan bir engel değil, duygusal gelişimini taşıyan görünmez bir yapı taşıdır. Disiplinden çok düzen, kontrolden çok yönlendirme içerir. Çocuğun deneyim alanını korur, duygularını düzenlemesine yardım eder, sosyal ilişkilerde daha uyumlu olmasını sağlar.

Bu yüzden sınır, bir yasak değil; “sen güvendesin, ben buradayım ve yolunu birlikte bulabiliriz” mesajıdır. Sağlıklı sınırlar çocuğun hem iç dünyasını hem de ilişkilerini güçlendirir.

Uzm.Psk. Ayse Nazli Yumlu

GERÇEKTEN BU KADAR ÇOK NARSİST VAR MI?Son yıllarda “narsist” kelimesi neredeyse her cümlede duyulur oldu.Biri empati gös...
09/12/2025

GERÇEKTEN BU KADAR ÇOK NARSİST VAR MI?
Son yıllarda “narsist” kelimesi neredeyse her cümlede duyulur oldu.

Biri empati göstermediğinde “narsist”,
kendiyle ilgilendiğinde “narsist”,
ilişkide sınır koyduğunda bile “narsist” etiketi kolayca yapıştırılıyor.

Oysa narsisizm, bir kişilik özelliği değil; bir kişilik yapılanmasıdır.
Ve her kendini seven kişi narsist değildir.

Narsistik örüntünün temelinde çoğu zaman derin bir değersizlik duygusu yatar.
Kişi bu duyguyla baş edebilmek için kendini aşırı yüceltir, eleştiriyi tehdit olarak algılar, empati kurmakta zorlanır çünkü kendi kırılganlığını korumaya çalışır.

Günlük dilde “narsist” demek kolaydır, ama bu tanı gerçek bir klinik değerlendirme gerektirir.
Her sınır koyan kişi bencil değildir.
Her özgüvenli duruş, kibir değildir.

Sağlıklı narsisizm, kişinin kendini değerli görmesi ve kim olduğunu sahiplenmesidir.
Sağlıksız olan ise yalnızca kendi değerini var etmek için başkalarını küçümsemektir.

Bu nedenle her “narsist” dediğimizde aslında bir insanı değil, bir savunma biçimini görüyoruz.

Etiketlemeden önce anlamaya çalışmak; hem ilişkilerimizi hem toplum dilimizi iyileştirir.

Uzm.Psk. Ayse Nazli Yumlu

“Evi Toparlarken Aslında Zihnini de Toparlıyorsun!”Günlük ev işlerini planlamak sadece evi düzene sokmaz…Zihninin içinde...
05/12/2025

“Evi Toparlarken Aslında Zihnini de Toparlıyorsun!”

Günlük ev işlerini planlamak sadece evi düzene sokmaz…
Zihninin içinde dağılmış rafları da tek tek yerli yerine koyar.

Bulaşığı yıkamak, çamaşırı asmak, evi havalandırmak, küçük bir köşeyi düzenlemek…
Bunlar çoğu zaman “küçük işler” gibi görünür ama zihne büyük bir mesaj verir:
“Kontrol bende.”

Rutin ev işlerini planladığında:
• Zihinsel karmaşa azalır,
• Belirsizlik hissi hafifler,
• Günün akışı anlaşılır hâle gelir,
• Kendine daha fazla nefes alanı açarsın.

Bazen zihni sakinleştirmenin en pratik yolu, evi küçük adımlarla toparlamaktır.
Evin düzeni, çoğu zaman ruhun düzenine açılan bir kapıdır.

Dr. Olcay Güner

Giden Gitmemiş Gibi… Dönmeyen Dönmüş Gibi… Kayıp mı Değil mi?Psikolojide belirsiz kayıp, ne olduğundan emin olamadığımız...
30/11/2025

Giden Gitmemiş Gibi… Dönmeyen Dönmüş Gibi… Kayıp mı Değil mi?

Psikolojide belirsiz kayıp, ne olduğundan emin olamadığımız, zihnen bitiremediğimiz, sonu olmayan vedalar demektir.
Kayıp vardır ama kanıtı yoktur, tabutu yoktur, bazen veda bile yoktur.
Bir insan hayatımızdan çıkmış olabilir; ama biz içimizde onu hâlâ bekleriz.

Bu kavramı literatürde tanımlayan Pauline Boss der ki:
“Belirsiz kayıpta yas, net bir kapanış olmadığı için donup kalır.”
Bu yüzden bu kaybın yarası, bazen somut kayıplardan daha ağırdır.

Belirsiz kayıp iki şekilde yaşanabilir:

1️⃣ Fiziksel olarak yoktur ama psikolojik olarak hâlâ vardır
– Kaybolan, ulaşılamayan, nerede olduğu bilinmeyen bir sevgili, ebeveyn, kardeş…
– Ayrılık kararı net olmadığı halde biten ilişkiler…
– “Bir gün döner” umuduyla yıllarca beklenenler…

2️⃣ Fiziksel olarak vardır ama psikolojik olarak yok gibidir
– Demans, ağır hastalıklar, bağımlılıklar, kişilik değişimleri nedeniyle “aynı insanı bulamadığımız” yakınlarımız…
– Bedeni yanımızdadır ama ruhu uzaklardadır.

Belirsiz kaybın etkileri:
• Zihin kapanış arar ama bulamaz
• Beklemek tükenmeye dönüşür
• Öfke ve umut aynı anda yaşanır
• “Hâlâ yas tutuyor muyum, yoksa abartıyor muyum?” diye iç ses sorgular
• Kalp bir tarafta, gerçek başka taraftadır

Peki nasıl çözeceğiz?
Bu donmuş yas çözülebilir.
“Kapanış” bazen dışarıdan değil, içeriden tamamlanır.
Yasın amacı unutturmak değil, yer açmaktır.
Belirsiz kayıpta iyileşme, “beklemeyi bırakıp hatıralarla yaşamayı öğrenmek” ile başlar.

Kendine şunu sor:
Ben neyi bekliyorum? Beklediğim şey iyileşmeme mi, yoksa bu bekleyiş acımın sürmesine mi hizmet ediyor?

Ve hatırla:
İçinde belirsiz kalan her hikâye bir gün yine senin elinde netleşir.

📌 Not: Belirsiz kaybınız varsa, onu isimlendirin. Çünkü adını koyamadığımız şey iyileşemez.
✨ İyileşmek bir gün vazgeçmek değil, bugün ona yer açmayı seçmektir.



Bazı ebeveynler çocuklarının hayatında var gibidir ama aslında değildir.Aynı evdedirler, aynı sofrada otururlar, ama çoc...
25/11/2025

Bazı ebeveynler çocuklarının hayatında var gibidir ama aslında değildir.
Aynı evdedirler, aynı sofrada otururlar, ama çocuk onlara ulaşamaz.

Duygusal yokluk, sessiz bir boşluktur. Çocuk onu tanımlayamaz ama hisseder.
Göz teması kurulmayan her gün, cevapsız kalan her “bakar mısın?” cümlesi, çocuğun içinde “ben görünmüyorum” inancına dönüşür.

Psikolojide buna duygusal yoksunluk denir — bir çocuğun sevgiye, onaya ve sıcaklığa ulaşamaması.
Zamanla bu eksiklik, değersizlik hissi, kaygı ya da yakın ilişkilerde güvensizlik olarak yeniden karşımıza çıkar.

Oysa çocukların en çok ihtiyacı olan şey, ebeveynlerinin mükemmel olması değil, ulaşılabilir olmasıdır.
Onların yanında olduğumuzu göstermek bazen sadece bir “göz teması”, bir “seni dinliyorum” cümlesi kadar basittir.

Çünkü çocuklar büyürken sözleri değil, kendilerini kimlerin gerçekten hissettiğini hatırlarlar. Uzm. Psikolg, Ayşe Nazlı Yumlu

Sanatla Uğraşmak Zihnin İç Sesini Yumuşatır”Gün içinde zihnimiz büyük bir kalabalıkla uğraşır: sorumluluklar, beklentile...
25/11/2025

Sanatla Uğraşmak Zihnin İç Sesini Yumuşatır”

Gün içinde zihnimiz büyük bir kalabalıkla uğraşır: sorumluluklar, beklentiler, eleştiriler, hatta kendi kendimize söylediklerimiz… Sanat ise bu kalabalığın içine bir nefes penceresi açar.

Sanatla uğraşmak; resim, heykel, fotoğraf, dans, müzik, seramik, yazı… hangi form olursa olsun, zihni bir süreliğine “şimdi ve burada”ya davet eder. Bu, psikolojide düzenleyici deneyim (regulative experience) olarak adlandırılır.

Neden bu kadar iyi gelir?
• Duyguları görünür kılar. İçerde sıkışan şey, kâğıda dökülünce rahatlar.
• Beyni sakinleştirir. Sanat üretirken parasempatik sistem aktive olur; nabız düşer, nefes düzenlenir.
• Kontrol hissi verir. Malzemeyi seçmek, renkleri karıştırmak, bir form yaratmak kişinin iç dünyasında “ben de yapabilirim” duygusunu güçlendirir.
• Travmayı güvenli bir mesafeden işler. Zor duygular bir çizgi, bir doku, bir ritim içinde ‘taşınabilir’ hâle gelir.
• Oyun alanı yaratır. Yetişkinlikte unuttuğumuz oyun, sanatla geri gelir ve zihni yeniden esnektir kılar.
• Kendilik algısını güçlendirir. “Bu benim izim, benim dokum, benim rengim” diyebilmek, kimliği yeniden örgütler.

“Sanat iyileştirir” klişe değildir.

Sinir sistemi, yaratıcılıkla meşgul olduğunda; stres hormonları azalır, dopamin artar, dayanıklılık (resilience) güçlenir. Bu nedenle sanat, sadece hobi değildir; ruhsal esenliğin bilimsel bir aracıdır.

Kendine sor:

Bugün küçük de olsa bir yaratım yaptın mı?
Bir çizgi, bir doku, bir fotoğraf…
Ruhun bir yerlerinde seni bekleyen o iyileştirici alan, kapısını aralamana hazır.

Dr. Olcay Güner

🌿 “Bir Öğretmene Minnet, Bir Nesle Şifa”Öğretmenlere duyduğumuz minnettarlık, sadece bir teşekkür değildir.Psikolojik ol...
24/11/2025

🌿 “Bir Öğretmene Minnet, Bir Nesle Şifa”

Öğretmenlere duyduğumuz minnettarlık, sadece bir teşekkür değildir.
Psikolojik olarak bizi güçlendiren, köklerimizi besleyen derin bir duygudur.

Çünkü öğretmenler hayatımıza sadece bilgi katmaz;
bazen ilk kez güvendiğimiz,
ilk kez görüldüğümüz,
ilk kez yüreklendirildiğimiz kişilerdir.

Peki öğretmene minnettarlık neden bu kadar iyileştirici?
• Bağ kurmayı güçlendirir.
Minnet duygusu, zihnimizde güven ve yakınlık duygusunu artırır. Kişiyi hayata daha bağlı hissettirir.
• Özsaygıyı yükseltir.
Bir öğretmene “Sizin emeğinizle bugün buradayım” demek, kendi gelişimimizi fark etmek ve değerimizi görmek anlamına gelir.
• Hayat hikâyesini bütünleştirir.
Öğretmenler geçmişimizdeki destek figürleridir. Onlara duyulan minnet, yaşam hikâyemizdeki iyi insanların varlığını hatırlatır.
• Psikolojik dayanıklılığı artırır.
Minnet duygusu beynin stres düzeyini azaltır, pozitif duygu merkezlerini aktive eder. Bir öğretmeni anmak bile içsel güç verir.
• Toplumsal iyiliği çoğaltır.
Bir öğretmene edilen teşekkür, eğitim kültürüne verilen değeri artırır ve yeni nesil öğretmenleri güçlendirir.

Bugün hayatında iz bırakan bir öğretmeni düşün.
Adını hatırla.
Sesini, sabrını, sana inanan bakışını…
İşte o an, kendi içindeki iyi yanın da güçlenmiş olur.

Minnettarlık, öğretmene verilir…
Ama iyileşme, bize döner.

Dr. Olcay Güner

Address

Nispetiye Mahallesi Gökçe Sok No8 Daire1 Ulus Beşiktaş
Istanbul
34340

Opening Hours

Monday 10:00 - 20:00
Tuesday 10:00 - 20:00
Wednesday 10:00 - 20:00
Thursday 10:00 - 20:00
Friday 10:00 - 20:00
Saturday 10:00 - 20:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Arkabahçe Psikolojik Gelişim Ve Danışmanlık Merkezi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Arkabahçe Psikolojik Gelişim Ve Danışmanlık Merkezi:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Our Story

Adnan Saygun Cad. Gökçe Sok. Altınkubbe Apt. No.8 D.1 Ulus/ İstanbul 0212 219 24 44// 0532 370 60 1

9 www.arkabahcepsikoloji.com.tr