25/12/2025
Günümüzde zenginlik çoğu zaman para, başarı ya da sahip olunan şeylerle ölçülüyor. Oysa insanın hayat kalitesini belirleyen asıl unsur, dış koşullardan çok iç dünyasıdır. En büyük zenginlik; sakin çalışan bir sinir sistemi ve huzurlu bir beyindir.
Sinir sistemi, insanın hayata verdiği tepkilerin merkezidir. Sürekli stres altında olan, tehdit algısı yüksek çalışan bir sinir sistemi; bedeni ve zihni yorar. Bu durum zamanla kaygıya, tükenmişliğe, uyku sorunlarına ve odaklanma güçlüğüne yol açar. İnsan ne kadar başarılı ya da güçlü görünürse görünsün, iç dünyasında sürekli alarm halinde yaşıyorsa gerçek bir huzurdan söz etmek zordur.
Sakin bir sinir sistemi ise kişinin olaylara daha dengeli yaklaşmasını sağlar. Böyle bir zihin, her uyarana aşırı tepki vermek yerine durup düşünmeyi başarır. Kişi, duygularını düzenleyebilir, ilişkilerinde daha sağlıklı sınırlar kurabilir ve zorlayıcı durumlar karşısında kendini kaybetmeden hareket edebilir. Bu da hem ruhsal hem fiziksel sağlığı koruyan en önemli faktörlerden biridir.
Huzurlu bir beyin, sürekli geçmişte yaşananlara takılı kalmaz ya da gelecekle ilgili felaket senaryoları üretmez. Daha çok “şimdi”de kalabilir. Bu sayede kişi hayatından aldığı tatmini artırır, küçük anlardan keyif almayı öğrenir ve kendisiyle daha barışık bir ilişki kurar.
Bu nedenle gerçek zenginlik, dış dünyada biriktirilenlerden çok, iç dünyada kurulan dengede saklıdır. Sakin bir sinir sistemi ve huzurlu bir beyin; sağlıklı ilişkilerin, üretken bir yaşamın ve psikolojik dayanıklılığın temelidir. İnsan, ancak içsel olarak güvende hissettiğinde gerçekten yaşayabilir.