Prof. Dr. Ahmet Yıldız

Prof. Dr. Ahmet Yıldız Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Prof. Dr. Ahmet Yıldız, Cardiologist, Bahçelievler, Adnan Kahveci Boulevard No: 227, Istanbul.

Yeni bir yıla girerken, sağlıkla geçen günlerin ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlıyoruz. 2026’nın, sevdikle...
31/12/2025

Yeni bir yıla girerken, sağlıkla geçen günlerin ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlıyoruz. 2026’nın, sevdiklerinizle birlikte daha çok vakit geçirebildiğiniz, sağlık dolu bir yıl olmasını dileriz.

, , , , , ,

Kış aylarında soğuk hava koşulları, kalp ve damar sistemi üzerinde ek bir yük oluşturabilir. Özellikle kalp hastalığı ol...
30/12/2025

Kış aylarında soğuk hava koşulları, kalp ve damar sistemi üzerinde ek bir yük oluşturabilir. Özellikle kalp hastalığı olan bireylerde, bu dönemde daha dikkatli olunması gerekir. Soğuk havalar damarların büzülmesine, tansiyonun yükselmesine ve kalbin daha fazla çalışmasına neden olabilir.

❄️ Soğuk Havaya Maruziyet

Ani ısı değişimleri kalp üzerinde stres oluşturabilir. Soğuk havada uzun süre kalmak, göğüs ağrısı ve nefes darlığı gibi şikâyetleri tetikleyebilir. Bu nedenle kalp hastalarının soğuk ve rüzgarlı havalarda dışarı çıkarken uygun şekilde giyinmeleri, ani ısı farklarından kaçınmaları önemlidir.

🚶‍♂️ Fiziksel Aktivite ve Günlük Hareket

Kış aylarında hareket azalabilir; ancak tamamen hareketsiz kalmak da kalp sağlığı açısından olumsuzdur. Hava koşulları uygun değilse ev içinde yapılabilecek hafif egzersizler tercih edilebilir. Egzersizin türü ve süresi, kişinin kalp durumuna göre planlanmalıdır.

🍽 Beslenme ve Sıvı Tüketimi

Soğuk havalarda ağır ve yağlı besinlere yönelme eğilimi artabilir. Oysa dengeli beslenmek, tuz tüketimini sınırlamak ve yeterli sıvı almak kalp sağlığının korunmasında önemli rol oynar. Kış aylarında da sebze ve meyve tüketimi ihmal edilmemelidir.

💊 İlaçların Düzenli Kullanımı

Kış aylarında günlük düzenin değişmesi, ilaç kullanım saatlerinin aksamasına yol açabilir. Kalp hastalarının mevsim fark etmeksizin ilaçlarını düzenli kullanmaları ve doktor önerisi olmadan doz değişikliği yapmamaları önemlidir. Soğuk algınlığı veya ağrı kesici gibi ek ilaçlar kullanılmadan önce mutlaka hekime danışılmalıdır.

🔍 INR Takibi Yapan Hastalar Nelere Dikkat Etmeli?

Kan sulandırıcı tedavi alan ve düzenli INR takibi yapılan hastalarda, kış aylarında beslenme değişiklikleri ve geçirilen hastalıklar INR değerlerini etkileyebilir. Bu nedenle ölçümlerin aksatılmaması ve beklenmedik değerlerde hekime bilgi verilmesi gerekir.

🩺 Düzenli Kontrollerin Önemi

Kış döneminde tansiyon ve kalp ritmi değişiklikleri daha sık görülebilir. Bu nedenle kalp hastalarının kontrollerini aksatmaması, yeni gelişen şikayetleri mutlaka hekimleriyle paylaşması gerekir.

Soğuk hava koşulları kalp hastaları için ek riskler oluşturabilse de, doğru önlemler ve düzenli takip ile bu dönem güvenli şekilde geçirilebilir. Kalp sağlığını korumanın temelinde bilinçli yaşam alışkanlıkları ve uzman kontrolü yer alır.

Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İşlem öncesinde hekiminizden detaylı değerlendirme almanız önerilir.

, , , , , ,

Memorial Bahçelievler Hastanesi bünyesinde düzenlenen aylık hekim eğitim toplantısında, kalp kapak hastalıklarının tedav...
26/12/2025

Memorial Bahçelievler Hastanesi bünyesinde düzenlenen aylık hekim eğitim toplantısında, kalp kapak hastalıklarının tedavisinde güncel yaklaşımları ele aldığımız bir akademik paylaşım gerçekleştirdik.

Bu toplantıda, kalp kapak hastalıklarının tedavisinde perkütan yeni çözümler başlığı altında, özellikle TAVI ve MitraClip uygulamalarının bugün geldiği noktayı; hangi hasta gruplarında, hangi koşullarda ve hangi beklentilerle değerlendirildiğini meslektaşlarımızla paylaştık.

Girişimlerin nasıl yapıldığı kadar, hangi hastada gerçekten anlamlı fayda sağladığı, cerrahi ve girişimsel seçeneklerin nasıl dengelenmesi gerektiği ve hasta seçiminde nelere dikkat edilmesi gerektiği üzerinde durduk.

Bu tür bilimsel toplantıların, sahadaki deneyimin güncel bilgilerle harmanlanması ve ortak aklın güçlenmesi açısından çok kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Katılım sağlayan tüm meslektaşlarımıza teşekkür ederiz.

, , , , , ,

Kalp hastalıkları her zaman ağrı, çarpıntı veya nefes darlığı gibi belirgin şikayetlerle ortaya çıkmayabilir. Bazı kişil...
25/12/2025

Kalp hastalıkları her zaman ağrı, çarpıntı veya nefes darlığı gibi belirgin şikayetlerle ortaya çıkmayabilir. Bazı kişilerde kalp ve damar hastalıkları uzun süre fark edilmeden ilerleyebilir. Bu durum, “sessiz kalp hastalığı” olarak adlandırılır ve genellikle rutin kontroller sırasında tesadüfen saptanır.

🫀 Sessiz Kalp Hastalığı Ne Anlama Gelir?

Sessiz kalp hastalığında, kalbi besleyen damarlarda daralma, tansiyon yüksekliği veya kalp kasına ait sorunlar bulunabilir ancak kişi günlük yaşamında belirgin bir yakınma hissetmeyebilir. Bu durum hastalığın önemsiz olduğu anlamına gelmez; aksine geç tanı riskini artırabilir.

📈 Kimler Daha Fazla Risk Altındadır?

Hipertansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği, sigara kullanımı ve ailesinde kalp hastalığı öyküsü olan kişilerde sessiz seyir daha sık görülebilir. Özellikle uzun süre kontrol yaptırmayan bireylerde risk daha da artar.

🩺 Neden Erken Tanı Önemlidir?

Belirti vermeyen kalp hastalıkları, zamanla kalp krizi, kalp yetmezliği veya ritim bozukluğu gibi ciddi sorunlara yol açabilir. Düzenli kardiyoloji kontrolleri sayesinde bu riskler erken dönemde saptanabilir ve gerekli önlemler alınabilir.

👨‍⚕️ Nasıl Önlem Alınabilir?

Düzenli tansiyon ölçümü, kan tahlilleri, EKG ve gerekli durumlarda ileri tetkikler sessiz kalp hastalıklarının tanınmasında önemli rol oynar. Bunun yanında sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve risk faktörlerinin kontrol altına alınması koruyucu etki sağlar.

Kalp sağlığında şikayetlerin olmaması, risk olmadığı anlamına gelmez. Sessiz ilerleyen hastalıkların fark edilebilmesi için düzenli takip ve bilinçli yaklaşım büyük önem taşır.

Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İşlem öncesinde hekiminizden detaylı değerlendirme almanız önerilir.

, , , , , ,

Kalp hastalıkları, çoğu zaman uzun süre belirti vermeden ilerleyebilir. Hastaların kendini iyi hissetmesi, hastalığın ko...
23/12/2025

Kalp hastalıkları, çoğu zaman uzun süre belirti vermeden ilerleyebilir. Hastaların kendini iyi hissetmesi, hastalığın kontrol altında olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle kalp hastalarında düzenli kontroller, olası risklerin erken fark edilmesi ve tedavi sürecinin doğru şekilde yönetilmesi açısından büyük önem taşır.

🫀 Kontrollerde Neye Bakılır?

Düzenli kardiyoloji kontrollerinde tansiyon, kalp ritmi, kan değerleri ve kullanılan ilaçların etkileri değerlendirilir. Gerekli durumlarda EKG, efor testi veya görüntüleme yöntemleriyle kalbin güncel durumu incelenir. Bu sayede hastalıkta ilerleme olup olmadığı erken dönemde saptanabilir.

⏱️ Belirti Olmasa da Kontrol Gerekir mi?

Birçok kalp hastası, şikayeti olmadığı dönemlerde kontrolleri aksatabilmektedir. Oysa ritim bozuklukları, damar darlıkları veya kapak sorunları belirti vermeden ilerleyebilir. Düzenli takip, beklenmedik sorunların önüne geçilmesine yardımcı olabilir.

💊 İlaçların Etkinliği ve Yan Etkiler

Kalp hastalarında kullanılan ilaçların dozu ve türü zaman içinde değişebilir. Kontroller sırasında ilaçların yeterince etkili olup olmadığı ve olası yan etkiler değerlendirilir. Gerektiğinde tedavi kişiye özel olarak yeniden düzenlenir.

👨‍⚕️ Uzun Vadeli Kalp Sağlığı İçin

Düzenli kontroller, sadece mevcut hastalığın takibi için değil; kalp krizi, kalp yetmezliği ve ritim bozukluğu gibi risklerin azaltılması için de önemlidir. Planlı ve aksatılmayan takip süreci, kalp sağlığının korunmasına önemli katkı sağlar.

Kalp hastalığında süreklilik ve takip, tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır. Kontrollerin ihmal edilmemesi, uzun vadede daha güvenli bir sağlık süreci sağlar.

Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İşlem öncesinde hekiminizden detaylı değerlendirme almanız önerilir.

, , , , , ,

Şeker hastalığı (diyabet), yalnızca kan şekeri yüksekliğiyle sınırlı bir durum değildir. Uzun vadede damar yapısını boza...
18/12/2025

Şeker hastalığı (diyabet), yalnızca kan şekeri yüksekliğiyle sınırlı bir durum değildir. Uzun vadede damar yapısını bozarak kalp ve damar hastalıkları riskini belirgin şekilde artırır. Bu nedenle diyabeti olan kişilerde kalp sağlığının düzenli takibi büyük önem taşır.

🔍 Diyabet Damarları Neden Etkiler?

Kan şekeri uzun süre yüksek seyrettiğinde damarların iç yüzeyi zarar görür. Bu durum, damar duvarında sertleşmeye ve daralmaya yol açabilir. Zamanla koroner damarlarda gelişen bu değişiklikler, kalp kasına giden kan akışını azaltabilir.

⚠️ Kalp Krizi Riski Neden Artar?

Diyabet; tansiyon yüksekliği, kolesterol dengesizliği ve kilo artışıyla birlikte görülebilir. Bu risk faktörleri bir araya geldiğinde kalp krizi riski belirgin şekilde yükselir. Ayrıca diyabeti olan bazı hastalarda kalp krizi, göğüs ağrısı olmadan daha “sessiz” belirtilerle ortaya çıkabilir.

📊 Hangi Belirtiler Dikkate Alınmalı?

Eforla gelen nefes darlığı, göğüste baskı hissi, çabuk yorulma, çarpıntı veya ani performans düşüşü önemlidir. Diyabeti olan kişilerde bu belirtiler bazen göz ardı edilebildiği için dikkatli olunmalıdır.

🫀 Kalp Damar Sağlığını Korumak İçin Neler Önemlidir?

Kan şekerinin hedef aralıkta tutulması, tansiyon ve kolesterol kontrolü, sigaradan uzak durmak ve düzenli egzersiz yapmak kalp riskini azaltır. Sağlıklı beslenme ve kilo kontrolü de damar sağlığı açısından kritik rol oynar.

👨‍⚕️ Düzenli Kontroller Neden Gerekli?

Diyabet, kalp damar hastalıklarını hızlandırabileceği için düzenli kardiyoloji kontrolleri önemlidir. Erken dönemde fark edilen riskler, daha etkili şekilde yönetilebilir ve uzun vadede ciddi sorunların önüne geçilebilir.

Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İşlem öncesinde hekiminizden detaylı değerlendirme almanız önerilir.

, , , , , ,

Stent uygulaması, kalp damarlarındaki darlıkların tedavisinde sık kullanılan ve hayat kurtarıcı bir işlemdir. Ancak sten...
16/12/2025

Stent uygulaması, kalp damarlarındaki darlıkların tedavisinde sık kullanılan ve hayat kurtarıcı bir işlemdir. Ancak stent takıldıktan sonra hastalar arasında doğru bilinen bazı yanlış inanışlar bulunmaktadır. Bu yanlış bilgiler, tedavi sürecini ve uzun vadeli kalp sağlığını olumsuz etkileyebilir.

📋 Stent Takıldıktan Sonra Damar Tamamen İyileşir mi?

Stent, damardaki darlığı açar ancak altta yatan damar hastalığını ortadan kaldırmaz. Damar sertliği süreci devam edebilir. Bu nedenle ilaçların düzenli kullanılması ve yaşam tarzı değişiklikleri büyük önem taşır.

🚨 Stent Takılan Hastalar Artık Kalp Krizi Geçirmez mi?

Stent, ilgili damardaki sorunu çözer ancak başka damarlarda veya aynı damarın farklı bölgelerinde yeni darlıklar gelişebilir. Bu nedenle kalp krizi riski tamamen ortadan kalkmaz, ancak uygun tedaviyle azaltılabilir.

💊 İlaçlar Ne Zaman Bırakılır?

Stent sonrası verilen kan sulandırıcı ilaçlar, stentin tıkanmasını önlemek için hayati öneme sahiptir. Bu ilaçların süresi hastaya ve stent tipine göre belirlenir. Doktor önerisi olmadan ilaçların kesilmesi ciddi riskler doğurabilir.

🏃‍♂️ Stent Takılan Hastalar Spor Yapamaz mı?

Uygun zamanda ve kontrollü şekilde yapılan egzersiz kalp sağlığı için faydalıdır. Egzersizin türü ve yoğunluğu, hastanın genel durumuna göre planlanmalıdır.

🧲 MR veya Güvenlik Kapıları Riskli midir?

Günümüzde kullanılan stentlerin büyük çoğunluğu MR uyumludur ve güvenlik kapılarından geçmek genellikle sorun oluşturmaz. Yine de her hastanın durumu bireysel olarak değerlendirilmelidir.

👨‍⚕️ Kontroller Gerekli mi?

Stent sonrası düzenli kardiyoloji kontrolleri, tedavinin önemli bir parçasıdır. Kontroller sayesinde riskler erken fark edilebilir ve kalp sağlığı uzun vadede korunabilir.

Stent tedavisinden en yüksek faydanın sağlanabilmesi için, kulaktan dolma bilgiler yerine doktor önerilerinin esas alınması gerekir.

Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İşlem öncesinde hekiminizden detaylı değerlendirme almanız önerilir.

, , , , , ,

Hipertansiyon, toplumda en sık görülen kalp-damar sorunlarından biridir ve çoğu zaman belirti vermeden ilerlediği için d...
11/12/2025

Hipertansiyon, toplumda en sık görülen kalp-damar sorunlarından biridir ve çoğu zaman belirti vermeden ilerlediği için düzenli ölçüm büyük önem taşır. Normal kabul edilen tansiyon değerleri, yetişkinlerin büyük çoğunluğu için 140/90 mmHg’nin altıdır. Bu eşik, kalp krizi, felç ve aort damarında genişleme gibi ciddi risklerin daha düşük olduğu sınırı temsil eder. Bazı özel hasta gruplarında ise hedef değerler kardiyolog tarafından farklı belirlenebilir.

Yüksek tansiyona; kilo artışı, böbrek hastalıkları, kullanılan bazı ilaçlar ve yaşam alışkanlıkları gibi farklı nedenler yol açabilir. Bu nedenle hipertansiyon tanısı alan her hastada, altta yatan olası nedenlerin değerlendirilmesi önemlidir.

Tedavinin ilk basamağını yaşam tarzı değişiklikleri oluşturur. Tuz tüketiminin azaltılması, düzenli egzersiz, fazla kilonun verilmesi ve sigaranın bırakılması tansiyonun düşmesine önemli katkı sağlar. Bazı hastalarda bu adımlar yeterli olurken, bazı kişilerde hedef değerlere ulaşmak için ilaç tedavisi gerekebilir.

Yaşam tarzı değişikliklerine rağmen tansiyon 140/90 mmHg’nin üzerinde seyrediyorsa, kalp ve damar sağlığını korumak için tedavinin genişletilmesi gerekir. İlaç tedavisi her birey için kişiye özel düzenlenir; çünkü farklı tansiyon ilaçları bazı hastalarda ayaklarda şişme veya kuru öksürük gibi yan etkilere neden olabilir. Bu nedenle ilaç kullanım sürecinde tansiyon ölçümlerinin ve kan değerlerinin düzenli takibi önemlidir.

Tansiyon değerlerinin hedef aralıklarda tutulması, uzun vadede kalp ve damar sağlığını korumanın en etkili yollarından biridir. Düzenli ölçüm yapmak, yaşam tarzı değişikliklerini sürdürmek ve doktor kontrollerini aksatmamak; hipertansiyonun oluşturabileceği riskleri büyük ölçüde azaltır. Gerektiğinde kişiye özel planlanan ilaç tedavisiyle birlikte bu süreç daha güvenli ve kontrollü bir şekilde yönetilebilir.

Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İşlem öncesinde hekiminizden detaylı değerlendirme almanız önerilir.

, , , , , ,

Halk arasında “damar kireçlenmesi” olarak bilinen durum, aslında koroner damarlarda zamanla oluşan ateroskleroz sürecini...
09/12/2025

Halk arasında “damar kireçlenmesi” olarak bilinen durum, aslında koroner damarlarda zamanla oluşan ateroskleroz sürecinin bir sonucudur. Damar duvarında yağ, kolesterol ve iltihabi hücrelerin birikmesiyle başlayan bu süreç, yıllar içinde sertleşmeye ve daralmaya yol açabilir. Bu nedenle kireçlenme, yalnızca yaşlanmanın doğal bir sonucu değildir; kalp-damar sağlığını doğrudan etkileyen bir hastalık sürecidir.

Damarların iç yüzeyindeki hasar genellikle kolesterol yüksekliği, sigara kullanımı, diyabet, tansiyon yüksekliği ve genetik yatkınlık gibi risk faktörlerinin bir araya gelmesiyle başlar. Zamanla bu bölgelerde plaklar oluşur ve bu plaklar sertleşerek kalsiyum birikebilir. Kalsiyum birikimi arttıkça damar duvarı giderek daha katı hale gelir ve esnekliğini kaybeder. Bu durum kalp kasına yeterli kan akışının ulaşmasını zorlaştırabilir.

Kireçlenmenin derecesi her hastada aynı değildir. Bazı kişilerde yıllar boyunca sessiz ilerlerken, bazı hastalarda göğüs ağrısı, eforla nefes darlığı veya ani gelişen kalp krizi gibi ciddi sonuçlara sebep olabilir. Günümüzde gelişmiş görüntüleme yöntemleri sayesinde damarlardaki kireç yükü daha net değerlendirilebilmekte ve tedavi stratejileri buna göre belirlenebilmektedir.

Kireçli damarlar bazen ilaç tedavisiyle kontrol altına alınabilir; ancak ileri derecede daralma olduğunda balon, stent ya da özel cihazlarla kireç kırma yöntemleri gündeme gelir. Hangi tedavinin uygulanacağı, hastanın genel durumuna, damar yapısına ve kireçlenmenin yaygınlığına göre belirlenir.

Damar kireçlenmesi önlenebilir bir süreçtir. Sağlıklı beslenme, sigarasız bir yaşam, düzenli egzersiz, tansiyon ve kolesterol kontrolü gibi adımlar hem kireçlenmenin gelişimini yavaşlatır hem de kalp krizi riskini belirgin şekilde azaltır. Düzenli kardiyoloji kontrolleri ise, hastalığın erken dönemde fark edilmesinin en etkili yoludur.

Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İşlem öncesinde hekiminizden detaylı değerlendirme almanız önerilir.

, , , , , ,

Yüksek tansiyon tedavisinde kullanılan ilaçlar, çoğu zaman etkili sonuçlar sağlasa da bazı hastalarda yan etkilere yol a...
03/12/2025

Yüksek tansiyon tedavisinde kullanılan ilaçlar, çoğu zaman etkili sonuçlar sağlasa da bazı hastalarda yan etkilere yol açabilir. Bu durum her bireyde farklı şekilde gelişebilir ve kullanılan ilaç grubuna göre değişiklik gösterebilir.

Tansiyon tedavisinde sık tercih edilen kalsiyum kanal blokerleri, damarları gevşeterek kan basıncını düşürür. Ancak bu gevşeme, özellikle ayak bileklerinde şişme gibi bir yan etkiye neden olabilir. Bu durum, özellikle ileri yaş gruplarında daha sık görülebilir.

Diğer yandan, ACE inhibitörleri grubundaki bazı ilaçlar, boğazda gıcık hissi şeklinde kuru öksürüğe neden olabilir. Genellikle rahatsız edici bir öksürük olarak tanımlanan bu durum, ilacın bırakılmasına kadar devam edebilir.

Eğer tansiyon ilacına başladıktan sonra ayaklarda belirgin şişlik veya geçmeyen kuru öksürük gibi şikayetleriniz varsa, bu durumu mutlaka doktorunuza bildirmelisiniz. İlacı kendi kendinize bırakmak yerine, doktorunuzun yönlendirmesiyle uygun bir alternatif tedavi planı yapılabilir.

Unutulmamalıdır ki tansiyon hastalığında asıl hedef, hem kan basıncını dengelemek hem de yaşam kalitesini korumaktır. Tedavi sürecinde ortaya çıkabilecek yan etkiler, doğru bir planlama ile kontrol altına alınabilir.

Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İşlem öncesinde hekiminizden detaylı değerlendirme almanız önerilir.

, , , , , ,

Aspirin, uzun yıllardır kalp krizi ve inme riskini azaltmak amacıyla kullanılan bir ilaçtır. Ancak bu ilacın her birey i...
01/12/2025

Aspirin, uzun yıllardır kalp krizi ve inme riskini azaltmak amacıyla kullanılan bir ilaçtır. Ancak bu ilacın her birey için uygun olup olmadığı, özellikle de 40 yaş üstü kişilerde koruyucu amaçla kullanımı konusu dikkatle değerlendirilmelidir. Toplumda yaygın bir kanı olarak “aspirin kalbi korur” düşüncesi hakim olsa da, her hastada aynı etkiyi göstermez ve bazı durumlarda ciddi yan etkilere yol açabilir.

🔍 Koruyucu Aspirin Kullanımı Kimler İçin Uygundur?

Aspirin, kalp krizi geçirmiş, stent takılmış, koroner arter hastalığı tanısı almış veya inme öyküsü olan hastalarda ikincil korunma amacıyla kullanılabilir. Ancak daha önce hiçbir kalp-damar hastalığı geçirmemiş bireylerde, yani “primer koruma” amacıyla kullanımı her zaman gerekli değildir. Bu noktada yaş, tansiyon, kolesterol, diyabet, sigara kullanımı gibi risk faktörlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.

👨‍⚕️ Her 40 Yaş Üstü Birey Aspirin Kullanmalı mı?

Hayır. 40 yaşını geçmiş olmak tek başına aspirin kullanımı için yeterli bir neden değildir. Aksine, gereksiz aspirin kullanımı mide kanamaları ve diğer kanama risklerini artırabilir. Bu nedenle rutin olarak “yaşım 40’ı geçti, aspirin almalıyım” anlayışı yerine, bireyin genel sağlık durumu ve kalp-damar risk profili dikkate alınmalıdır. Aspirin kararı, doktorun önerisi doğrultusunda kişiye özel verilmelidir.

📊 Risk Analizi Olmadan Aspirin Kullanmayın

Kalp krizi ve inmeden korunmak elbette önemlidir; ancak bu amaçla ilaç kullanımına karar verirken bilimsel veriler ve kişisel sağlık geçmişi dikkate alınmalıdır. Unutulmamalıdır ki, “herkese uygun tek bir tedavi” yoktur. Aspirin gibi yaygın kullanılan ilaçlar bile, kontrolsüz ve gelişigüzel kullanıldığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İşlem öncesinde hekiminizden detaylı değerlendirme almanız önerilir.

, , , , , ,

Kalpte oluşan tümörler oldukça nadir görülür, ancak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu tümörlerin en yaygın tipi ...
28/11/2025

Kalpte oluşan tümörler oldukça nadir görülür, ancak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu tümörlerin en yaygın tipi miksomadır ve genellikle kalbin sol kulakçığında (atrium) gelişir. Miksomalar iyi huylu (benign) olmalarına rağmen, bulundukları konuma bağlı olarak kalp içinde kan akışını engelleyebilir veya koparak emboliye (pıhtı atması) neden olabilir.

🩺 Belirtileri ve Tanı Yöntemleri

Kalp tümörleri başlangıçta belirti vermeyebilir. Ancak tümör büyüdükçe nefes darlığı, bayılma, çarpıntı, halsizlik, göğüs ağrısı gibi şikayetlere yol açabilir. Özellikle miksomalar hareketli yapıda oldukları için pozisyona bağlı şikayetler gösterebilir.

Tanıda en etkili yöntem kalp ultrasonu (Ekokardiyografi) olup, tümörün yeri ve boyutu hakkında bilgi verir. Gerekli durumlarda MR veya BT anjiyografi gibi ileri görüntüleme tekniklerine başvurulabilir.

👨‍⚕️ Tedavi ve Düzenli Kontrol Süreci

Kalp tümörlerinin tedavisinde cerrahi müdahale esastır. Miksomalar genellikle açık kalp ameliyatıyla çıkarılır ve iyi huylu oldukları için ameliyat sonrası uzun dönem sonuçlar oldukça yüz güldürücüdür.

Ancak hastaların düzenli aralıklarla kontrol edilmesi, tümörün nüks etme (tekrar etme) riskine karşı önemlidir. Özellikle ailesel miksoma öyküsü olan bireylerde bu takip daha sık yapılmalıdır.

Kalpte oluşan tümörler nadir görülse de, erken tanı ve zamanında müdahale ile başarılı şekilde tedavi edilebilmektedir. Kalp sağlığınızı korumak ve şikayetlerinizin nedenini netleştirmek için düzenli kardiyoloji kontrollerini ihmal etmemeniz önerilir.

Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İşlem öncesinde hekiminizden detaylı değerlendirme almanız önerilir.

, , , , , ,

Address

Bahçelievler, Adnan Kahveci Boulevard No: 227
Istanbul
34180

Opening Hours

Monday 09:00 - 17:00
Tuesday 09:00 - 17:00
Wednesday 09:00 - 17:00
Thursday 09:00 - 17:00
Friday 09:00 - 17:00
Saturday 09:00 - 14:00

Telephone

+905411024322

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Prof. Dr. Ahmet Yıldız posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Prof. Dr. Ahmet Yıldız:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category