Doç Dr Alişan Burak Yaşar

Doç Dr Alişan Burak Yaşar psikiyatrist

27/02/2026

İlk kısa animasyon filmim yayında! Çocuklar için… Terapotik amaçlarla….
Zihninizde dönüp duran o düşünce bulutları tanıdık geldi mi? ☁️ Bazen tek bir olumsuz düşünceye takılır, onunla savaşır ve enerjimizi tüketiriz. O an dünya grileşir, her şey anlamını yitirir gibi olur.
Peki ya size çözümün o bulutu yok etmeye çalışmak olmadığını söylesem?
Bilimsel araştırmalar ve Metakognitif Terapi gibi modern yaklaşımlar gösteriyor ki; asıl güç, düşünceyle savaşmakta değil, dikkatimizi bilinçli olarak başka bir yöne çevirebilme becerimizde yatar. Tıpkı gökyüzündeki bir buluta takılıp kalmak yerine, başımızı çevirip güneşin ısıttığı bir çiçeği fark etmek gibi...
Bu temel zihinsel beceriyi herkesin anlayabilmesi için “İçimdeki Işık” adında 3 dakikalık bir animasyon hazırladım. Hikayemiz, sevimli fare Mıkır’ın kendi “kuruntu bulutu” ile tanışmasını ve dikkatini yönetme gücünü nasıl keşfettiğini anlatıyor.
Çocuklar için bir masal, yetişkinler için ise güçlü bir hatırlatma olan bu kısa filmin tamamı şimdi YouTube kanalımda!
Bu filmde google ai studio, claude 3,5 ve Kling 3.0 kullanılmıştır. Emirhan Kesim ve Anıl Gündüze katkıları için teşekkürler.
Siz bu “kuruntu bulutları” ile başa çıkmak için hangi yöntemleri deniyorsunuz?

26/02/2026

DEHB tek tip bir nörogelişimsel bozukluk olmayabilir.

25 Şubat 2026’da JAMA Psychiatry’de yayımlanan kapsamlı bir çalışmada, normatif modelleme ve yarı denetimli kümeleme yöntemleri kullanılarak DEHB tanılı çocuklarda üç farklı nörobiyolojik biyotip tanımlanmıştır.

Çalışmada öne çıkan biyotipler:

• Şiddetli-Bileşik / Duygusal disregülasyon baskın profil
• Ağırlıklı olarak Hiperaktif/Dürtüsel profil
• Ağırlıklı olarak Dikkatsiz profil

Bu biyotiplerin her biri farklı beyin ağları ve farklı nörotransmitter sistemleriyle (serotonin, dopamin, glutamat vb.) ilişkili bulunmuştur.

Ayrıca orbitofrontal korteksin, biyotip sınırlarını aşan ortak bir çekirdek ağ bağlantı noktası olabileceği gösterilmiştir.

Bu bulgular, DEHB’nin yalnızca semptom temelli değil, nörobiyolojik çeşitlilik içeren çok katmanlı bir yapı olabileceğini düşündürmektedir.

⚠️ Not: Bu çalışma ileri düzey bir araştırmadır. Bulgular henüz rutin klinik uygulamaya doğrudan yansımış değildir. Tanı ve tedavi süreçleri bireysel klinik değerlendirme gerektirir.

Kaynak:
Pan N, Long Y, Qin K ve ark.
Mapping ADHD Heterogeneity and Biotypes by Topological Deviations in Morphometric Similarity Networks.
JAMA Psychiatry. 25 Şubat 2026.
DOI: 10.1001/jamapsychiatry.2026.0001





DEHB tek bir hastalık olmayabilir. 🧠25 Şubat 2026’da JAMA Psychiatry’de yayımlanan dev bir çalışma, aynı tanıya sahip ço...
26/02/2026

DEHB tek bir hastalık olmayabilir. 🧠
25 Şubat 2026’da JAMA Psychiatry’de yayımlanan dev bir çalışma, aynı tanıya sahip çocukların aslında üç farklı nörobiyolojik biyotipe ayrıldığını gösterdi.
Bu hafta yayınlanan bir araştırma, DEHB tanılı çocuklardaki biyolojik çeşitliliği anlamak için normatif modelleme ve yarı denetimli kümeleme yöntemlerini bir araya getiren kapsamlı bir çalışmadır. Bilim insanları, beyin ağlarındaki yapısal benzerlikleri inceleyerek DEHB’nin geleneksel tanı ölçütlerinin ötesinde üç farklı biyotip sergilediğini ortaya koymuştur. İlk grup duygusal düzensizlik ve yaygın beyin değişimleriyle, ikinci grup ağırlıklı olarak hiperaktivite ile, üçüncü grup ise belirgin dikkat eksikliği ile karakterize edilen özgün nörobiyolojik profillere sahiptir. Çalışma, bu alt tiplerin farklı nörotransmitter sistemleri ve bilişsel süreçlerle ilişkili olduğunu belirleyerek kişiye özel tedavi yaklaşımlarının önünü açmaktadır. Elde edilen bulgular, DEHB’nin tek tip bir bozukluk olmadığını, aksine karmaşık ve çok katmanlı bir nörolojik yapıya sahip olduğunu kanıtlamaktadır.
Paylaştığım bilgiler, 25 Şubat 2026 tarihinde JAMA Psychiatry dergisinde yayımlanan kapsamlı bir bilimsel makaleye dayanmaktadır.
Araştırmanın kaynak künyesi şu şekildedir:
• Makale Başlığı: Mapping ADHD Heterogeneity and Biotypes by Topological Deviations in Morphometric Similarity Networks.
• Yazarlar: Nanfang Pan, MD; Yajing Long, MD; Kun Qin, PhD, MD ve diğerleri.
• Yayımlandığı Dergi: JAMA Psychiatry.
• Yayım Tarihi: 25 Şubat 2026.
• DOI: 10.1001/jamapsychiatry.2026.0001.
Özetlediğim 3 farklı biyotip (Şiddetli-Bileşik/Duygusal Disregülasyon, Ağırlıklı Olarak Hiperaktif/Dürtüsel ve Ağırlıklı Olarak Dikkatsiz), bunlara ait beyin ağı farklılıkları ve nörotransmitter bağlantıları (serotonin, dopamin vb.) doğrudan bu makalenin bulguları arasındadır. Aynı şekilde, orbitofrontal korteksin biyotip sınırlarını aşan ortak bir temel ağ bağlantı noktası olarak rol oynadığı bilgisi de yine bu çalışmanın tartışma ve sonuç bölümlerinde detaylandırılmıştır.



Zamanın ruhuna uygun:)
08/02/2026

Zamanın ruhuna uygun:)

06/02/2026

Travma sadece geçmişte kalan kötü bir anı değildir; hücrelerimizde yaşamaya devam eden biyolojik bir süreçtir. 🧬
Yeni yayınlanan bilimsel veriler, TSSB’nin epigenetik yaşlanmayı (biyolojik saati) hızlandırdığını gösteriyor. Bu çalışma, psikoterapinin ve tıbbi tedavinin sadece ruhsal bir rahatlama sağlamadığını, aslında biyolojik bütünlüğümüzü korumak için ne kadar elzem olduğunu kanıtlar nitelikte.
Tedavi, bedeninize verdiğiniz bir “mola” değil, geleceğinize yaptığınız bir yatırımdır. Detaylar videoda. 👆

Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) yaşayan danışanlarımızda sıkça duyduğumuz “Kendimi yaşlanmış, tükenmiş hissediyoru...
06/02/2026

Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) yaşayan danışanlarımızda sıkça duyduğumuz “Kendimi yaşlanmış, tükenmiş hissediyorum” cümlesinin biyolojik bir karşılığı olabilir mi?
Psychological Medicine dergisinde henüz yayınlanan (2025) ve benim de dikkatle incelediğim, 7 farklı kohorttan 1.367 kişinin verilerinin incelendiği kapsamlı bir boylamsal meta-analiz çalışması, bu soruya çarpıcı bir yanıt veriyor,.
📊 Bilim Ne Diyor? Araştırma, zaman içinde yeni TSSB tanısı alan veya TSSB belirtileri şiddetlenen bireylerin, “Horvath Saati” olarak bilinen epigenetik yaşlanma ölçütüne göre biyolojik olarak daha hızlı yaşlandığını ortaya koydu,.
Beni en çok etkileyen bulgu şu: Başlangıçtaki yaşlanma hızları kontrol edildikten sonra bile, yeni TSSB tanısı alan kişilerin hücresel düzeyde beklenenden daha hızlı yaşlandığı görüldü. Yani travma, takvim yaşımızdan bağımsız olarak biyolojik saati hızlandırabiliyor.
🧠 Neden Önemli? Bu bulgular, TSSB’nin sadece psikolojik bir durum olmadığını; enflamasyon ve metabolik süreçler üzerinden tüm bedeni etkileyen sistemik bir süreç olabileceğini gösteriyor,.
💡 Psikoterapinin Kıymeti Tam da bu noktada psikoterapinin ve iyileşmenin değeri bir kez daha ortaya çıkıyor. Bizler terapide sadece “anıları” veya “duyguları” çalışmıyoruz; aslında bedenin ve hücrelerin maruz kaldığı kronik stres yükünü hafifletmeye çalışıyoruz. Travmayı işlemek ve iyileştirmek, sadece ruh sağlığı için değil, bedensel geleceğimiz ve sağlıklı yaşlanma için de hayati bir koruyucu kalkan olabilir.

www.psikiyatrideguncel.com Büyük araştırmaları yayınlayan dergilerdeki güncel psikiyatri gelişmelerini kolayca takip etm...
05/02/2026

www.psikiyatrideguncel.com Büyük araştırmaları yayınlayan dergilerdeki güncel psikiyatri gelişmelerini kolayca takip etmek isteyen psikiyatri okuryazarı olanlar için….

Literatürün hızına yetişmek, klinik pratikte her zaman kolay olmuyor. Yoğun çalışma tempomuzda en güncel ve ufuk açıcı 10 makaleyi her hafta sizin( aslında kendimiz 😀)için süzüyoruz.

Psikiyatride Güncel portalı, Terapi Bilimleri Akademisi bünyesinde yayına başladı. Bu platformun benim için en heyecan verici yanı; veritabanı kurulumundan yapay zeka entegrasyonuna kadar tüm süreci, hiç yazılım bilmeden tamamen teknolojik imkanları kullanarak hayata geçirmiş olmamdır. Teknolojinin geldiği bu nokta gerçekten büyüleyici.

Önemli Bilgilendirme ve Etik Beyan:

Sistem, dünyadaki 10 büyük psikiyatri dergisinin resmi duyurularından verileri otomatik olarak çekmektedir.

Platform, kritik akademik bilgileri özet halinde hızlıca takip edebilmeniz için tasarlanmıştır.

Kritik Uyarı: Sunulan veriler yapay zeka tarafından analiz edildiği için hata payı barındırabilir. Her kritik bilginin orijinal kaynaktan teyit edilmesi kullanıcı sorumluluğundadır.

Her Pazartesi sabahı yeni sayı ile meslektaşlarımızın masasında olmayı hedefliyoruz. Yakında bu haber bültenini mindcastpro içindeki psikoegitim.net adresimizdeki haftanın bülteni sayfasından podcast olarak olarak da dinleyebileceksiniz…

Bilimi klinikle ve yeni nesil teknolojiyle buluşturan bu portalı ilgililere öneririm🧠🔬

DijitalSağlık

04/02/2026

Bir önceki postumda Türkiye Psikiyatri Derneği’nin “Yapay Zeka ve Ruh Sağlığı” dosya konulu bülteniyle ilgili kaydırmalı postun reels hali…

Bülteni incelerken altını çizdiğim 3 kritik nokta var:
⚡ 20 Watt vs. MegaWatt: Videoda da bahsettiğim gibi; Yapay zeka modelleri eğitilmek için bir şehrin elektriğini (MegaWattlarca enerji) harcarken, bizim beynimiz sadece 20 Watt (sönük bir ampul kadar) enerjiyle çalışıyor!. Biyolojik beynimizin verimliliği ve “biyolojik doyuruculuğu” henüz taklit edilebilmiş değil. Yani makineler hızlı olabilir ama beynimiz hâlâ en verimli süper bilgisayar.
🤖 “ChatGPT Psikozu” Gerçeği: Teknolojiye aşırı güvenin yeni bir klinik tablo yaratabileceği tartışılıyor. Bültenimizde, yapay zeka botlarına aşırı bağlanıp gerçeklikten kopan, literatürde “ChatGPT psikozu” olarak anılmaya başlanan vakalara dikkat çekiliyor. Bu araçlar bir “dert ortağı” gibi görünse de, denetimsiz kullanımları “iki ucu keskin bir bıçak”.
🤝 Rekabet Değil, İş Birliği: Peki korkmalı mıyız? Hayır. Doç. Dr. Tuba Mutluer’in belirttiği gibi; YZ, klinisyenin yerini alacak bir tehdit değil; karar sürecini hızlandıran ve “doğru hastayı doğru zamanda” öne çıkaran bir asistan. Önemli olan bu gücü etik sınırlar ve insan gözetimi altında kullanabilmek.
Sizce yapay zeka bir gün terapist koltuğuna oturabilir mi? Yorumlarda tartışalım. 👇
🔗 Bilimsel detayları merak edenler makalenin tam halini https://psikiyatri.org.tr/tpd-kutuphanesi/publications/2 dan bulabilir.
TeknolojiVeİnsan RuhSağlığı DijitalSağlık ChatGPT TıpEğitimi

🧠 Yapay Zeka ve Ruh Sağlığı: Gelecek Geldi mi?Türkiye Psikiyatri Derneği’nin (TPD) 30. yılını kutladığımız bu günlerde y...
04/02/2026

🧠 Yapay Zeka ve Ruh Sağlığı: Gelecek Geldi mi?

Türkiye Psikiyatri Derneği’nin (TPD) 30. yılını kutladığımız bu günlerde yayınlanan bültenimizin son sayısı, çağımızın en sıcak başlığına odaklanıyor: Yapay Zeka ve Ruh Sağlığı,.
Bu sayıda yer alan çalışmaları sizler için inceledim. İşte bilmeniz gereken çarpıcı notlar:
🔹 İnsan Beyni vs. Yapay Zeka: Yapay zeka (YZ) modelleri (örneğin GPT-4, Gemini) öğrenmek ve çalışmak için devasa boyutlarda enerji harcıyor (MegaWatt düzeyinde). Oysa bizim beynimiz, sönük bir ampul kadar, sadece yaklaşık 20 Watt enerji ile muazzam bir verimlilikle çalışıyor. YZ şu an için insan beyninin biyolojik çalışma prensibini (biyolojik doyuruculuğu) tam olarak taklit edemiyor, ancak aradaki farkı kapatmaya çalışıyor,.
🔹 Terapist Değil, Güçlü Bir Asistan: Doç. Dr. Tuba Mutluer ile yapılan söyleşide vurgulandığı gibi; YZ’nin en büyük vaadi, semptomları sadece seans anında değil, kişinin yaşamı boyunca izleyebilmek (dijital fenotipleme). Ancak unutmamalıyız ki YZ, klinisyenin yerini alacak bir “mucize” değil; doğru hastayı doğru zamanda öne çıkaran bir “karar destek” mekanizmasıdır,. “İnsan gözetimi” olmadan kullanımı ciddi riskler barındırır.
🔹 Riskler ve “Yapay Zeka Halüsinasyonları”: Doç. Dr. Neslihan Akkişi’nin belirttiği üzere, denetimsiz kullanım “iki ucu keskin bıçak” gibidir. ⚠️ Yanlış Yönlendirme: Sohbet botları bazen intihar eğilimi olan bireylere zararlı önerilerde bulunabiliyor veya olmayan gerçeklikler uydurabiliyor,. ⚠️ Duygusal Bağlanma: Literatürde “ChatGPT psikozu” olarak adlandırılan, botlara aşırı bağlanıp gerçeklikten kopma vakaları görülmeye başlandı. ⚠️ Veri Gizliliği: “Dert ortağı” sanılan uygulamalar, en mahrem verilerinizi üçüncü taraflarla paylaşabilir.
🎯 Sonuç Olarak: Teknolojiye ne körü körüne hayranlık duymalı ne de düşman olmalıyız. Hedefimiz; sorumlu, denetlenebilir ve insan merkezli bir kullanım kültürü geliştirmek olmalı. Psikiyatristler olarak bu “garip rekabeti” ve iş birliğini anlamaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

🔗 Makalenin tam halini https://psikiyatri.org.tr/tpd-kutuphanesi/publications/2 dan bulabilirsin.

Psikiyatride tedavi seçeneklerimiz her geçen gün gelişiyor, ancak hala kat etmemiz gereken bir yol var. Çoğumuz antidepr...
03/02/2026

Psikiyatride tedavi seçeneklerimiz her geçen gün gelişiyor, ancak hala kat etmemiz gereken bir yol var.
Çoğumuz antidepresanları sadece “serotonin” üzerinden biliyoruz. Ancak bilim dünyası, European Neuropsychopharmacology dergisinde yayınlanan (De Zoysa ve ark., 2026) çok kapsamlı bir çalışmanın da gösterdiği gibi, artık buzdağının görünmeyen kısmına odaklanıyor.
🔬 Neler Değişiyor? Klasik tedavilerin yetersiz kaldığı durumlarda, beynin farklı mekanizmalarını hedefleyen moleküller üzerinde çalışılıyor: ✅ İyon Kanalları: Beynin elektriksel aktivitesini dengeleyerek aşırı uyarılmayı (örneğin manik atakları veya yoğun kaygıyı) yatıştırmayı hedefliyor. ✅ Nöropeptid Y & Nörokinin: Stres direncimizi artıran ve beynin “savaş ya da kaç” tepkisini düzenleyen sistemler. ✅ P2X7 Reseptörleri: Beyindeki “mikroskobik yangıyı” (nöroenflamasyonu) hedef alarak, bağışıklık sistemi üzerinden ruh halini iyileştirmeyi amaçlıyor. ✅ Oreksin: Uyku ve uyanıklık döngüsünü düzenleyerek depresyonla savaşan yeni ajanlar.
Bu çalışmaların bize söylediği en önemli şey şu: Umutsuzluğa yer yok. Bilimsel veriler ışığında, önümüzdeki 10 yıl içerisinde psikiyatrik tedavilerde devrim niteliğinde, kişiye özel ve çok daha etkili ilaçların hayatımıza gireceğine inanıyorum.
Bu, sadece semptomları bastırmak değil, beynin kendini onarma kapasitesini artırmakla ilgili bir gelecek. ✨
📄 Bu karmaşık konuyu sizler için sadeleştirdim. Makalenin geniş özetini ve orijinalini içeren PDF dosyasını web siteme yükledim. 🔗 Okumak için: alisanburak.com
AlişanBurakYaşar Psikofarmakoloji RuhSağlığı YeniTedaviler Umut

03/02/2026

Öneririm

🧠 Zihninizdeki Davetsiz Misafirlerle Barışmaya Hazır mısınız?

Neden bazen zihnimiz, tam da kurtulmak istediğimiz o rahatsız edici senaryoları ve korkuları tekrar tekrar önümüze getirir? Dr. Sally M. Winston ve Dr. Martin N. Seif’in çığır açan eseri “Saplantılı Düşüncelerden Kurtulmak” kitabını mercek altına aldık.

Bu bölümde, zihnimizdeki o “istenmeyen düşüncelerle” savaşmanın neden onları daha da güçlendirdiğini ve bu paradoksu nasıl kırabileceğimizi konuşuyoruz. Düşüncelerinizi susturmaya çalışırken daha mı çok yoruluyorsunuz?

Düşüncelerle dövüşmeyi değil, onların sadece birer “düşünce” olduğunu fark ederek özgürleşmeyi keşfediyoruz. Zihinsel gürültünün ortasında iç huzura alan açmak gerçekten mümkün mü? 🌊

Psikoloji meraklıları için hazırladığımız bu özel kitap incelemesi Mindcast formatıyla şimdi psikoegitim.net’te!

📱 Uygulamamız Android (Google Play) üzerinden indirilebilir. 🍏 Çok yakında App Store’da (iOS) sizlerle!

KitapÖnerisi PsikoEğitim Mindcast

Bugün sizlerle, Turkish Journal of Traumatic Stress dergisinde yayınlanan ve ülkemizdeki travma çalışmalarının bilimsel ...
02/02/2026

Bugün sizlerle, Turkish Journal of Traumatic Stress dergisinde yayınlanan ve ülkemizdeki travma çalışmalarının bilimsel gelişimini haritalandıran kıymetli bir araştırmayı paylaşmak istiyorum.
“From Clinical Practice to Scientific Growth: The Development of EMDR Research in Türkiye” (Klinik Uygulamadan Bilimsel Büyümeye: Türkiye’de EMDR Araştırmalarının Gelişimi) başlıklı bu bibliyometrik analiz, 2004-2025 yılları arasında Web of Science veri tabanında taranan Türkiye kaynaklı EMDR yayınlarını kapsamlı bir şekilde inceliyor. Çalışmayı titizlikle yapan yazar kıymetli Doç. Dr. Canan Citil hoca.
Çalışmanın verileri, Türkiye’de EMDR terapisinin sadece klinik bir uygulama olarak kalmadığını, aynı zamanda bilimsel bir zemine oturarak hızla büyüdüğünü gösteriyor. Araştırma sonuçlarına göre, ülkemizdeki bilimsel üretim yıllık ortalama %7,97 oranında artış gösterirken; çalışmaların odak noktası Travma ve TSSB’den depresyon, kaygı ve hatta dijital EMDR uygulamalarına doğru genişliyor.
Bu çalışmanın benim için ayrı bir manevi değeri var. Yapılan analizlerde, Türkiye’de EMDR alanında en çok bilimsel yayın üreten ve literatüre katkı sunan araştırmacı (yazar) olarak ismimin ilk sırada yer aldığını görmek beni ziyadesiyle mutlu etti ve gururlandırdı. Bilimsel etiğe ve metodolojiye sadık kalarak, insan ruhunun iyileşmesine dair ürettiğimiz her bilginin akademik dünyada karşılık bulması, çalışma motivasyonumuzu artıran en büyük güç.
Bu süreçte emeği geçen tüm meslektaşlarıma ve bilim camiasına teşekkür ederim. Bilim, kolektif bir çabanın ürünüdür.
Çalışmanın tam metnine ve detaylı özetine traumaj.com adresinden ulaşabilirsiniz.
Saygılarımla,
Doç. Dr. Alişan Burak Yaşar
TJTS Psikoterapi BilimselYayın TSSB

Address

Istanbul

Opening Hours

Monday 11:00 - 20:45
Tuesday 11:00 - 20:45
Wednesday 11:00 - 20:45
Thursday 11:00 - 20:45
Friday 11:00 - 20:45
Saturday 11:00 - 20:45

Telephone

+905326429525

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Doç Dr Alişan Burak Yaşar posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Doç Dr Alişan Burak Yaşar:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram