Doç Dr Alişan Burak Yaşar

Doç Dr Alişan Burak Yaşar psikiyatrist

07/03/2026

GLP-1 Tedavileri: Bağımlılık ve Ruh Sağlığında Yeni Bir Dönem mi?
JAMA Psychiatry’de yayımlanan güncel bir derleme, orijinalinde obezite ve diyabet için geliştirilen GLP-1 reseptör agonistlerinin psikiyatri pratiğindeki potansiyelini incelemektedir.
Çalışmada öne çıkan başlıca klinik ve nörobiyolojik bulgular şunlardır:
• Bağımlılık Tedavisinde Potansiyel: Preklinik ve gözlemsel çalışmalar, GLP-1 tedavilerinin alkol, nikotin ve opioid gibi maddelere yönelik kullanım ve aşerme davranışlarını azalttığını göstermektedir.
• Psikiyatrik Güvenlilik: Farmakovijilans verileri ve geniş çaplı analizler, GLP-1 agonistlerinin depresyon veya intihar düşüncesi riskini artırmadığını işaret etmektedir.
• Metabolik Komorbidite Yönetimi: Bu tedavilerin, psikotrop ilaç kullanımına (özellikle antipsikotiklere) bağlı gelişen kilo alımı ve metabolik yan etkilerin hafifletilmesinde klinik fayda sağlayabileceği bildirilmektedir.
Mevcut veriler GLP-1 tedavilerinin madde kullanım bozukluklarında yeniden konumlandırılabileceğini (repurposing) gösterse de, etkililik ve güvenlilik profillerinin netleşmesi için devam eden randomize kontrollü çalışmalara (RKÇ) ihtiyaç duyulmaktadır.
KlinikAraştırma Nörobiyoloji Psikofarmakoloji JAMAPsychiatry

Bağımlılık ve Ruh Sağlığı Komorbiditelerinde GLP-1 Tedavilerinin Beklentileri:Glukagon benzeri peptid-1 (GLP-1) reseptör...
06/03/2026

Bağımlılık ve Ruh Sağlığı Komorbiditelerinde GLP-1 Tedavilerinin Beklentileri:
Glukagon benzeri peptid-1 (GLP-1) reseptör agonistleri (GLP-1RA), diyabet ve obezite yönetiminde devrim yaratmış olmalarının yanı sıra, artık Alkol ve Diğer Madde Kullanım Bozukluklarının (ASUD) tedavisinde de güçlü adaylar olarak öne çıkmaktadır. Beslenme ve metabolik yollar ile bağımlılık davranışlarına aracılık eden nöral devreler arasındaki önemli örtüşme, bu tedavilerin alkol, nikotin, opioidler ve psikostimülanlar üzerindeki etkisinin temelini oluşturmaktadır. Mevcut preklinik kanıtlar ve gözlemsel çalışmalar, GLP-1RA kullanımının madde alımını ve aşermeyi azalttığını tutarlı bir şekilde göstermektedir. Klinik çalışmalar (RCT’ler) henüz başlangıç aşamasında olsa da, özellikle alkol kullanımını azaltma ve sigarayı bırakma sonrası kilo alımını engelleme konularında umut verici sonuçlar sunmaktadır. Ruh sağlığı açısından bakıldığında, ilk dönemlerdeki intihar düşüncesi riskine dair endişeler, geniş kapsamlı analizler ve düzenleyici kurumlar (FDA ve EMA) tarafından doğrulanmamıştır; aksine, bu ilaçların nöroprotektif etkileri ve antipsikotik kaynaklı kilo alımını azaltma potansiyeli dikkat çekmektedir.

Bugün İstanbul Alev Okulları’nda Klinik Psikolog Büşra Fırat Yürükel .busrafirat hoca ve Alev okullarının değerli yöneti...
06/03/2026

Bugün İstanbul Alev Okulları’nda Klinik Psikolog Büşra Fırat Yürükel .busrafirat hoca ve Alev okullarının değerli yöneticilerin davetiyle psikiyatrist Dr. Çiğdem Çelik Yaşar ile birlikte geleceğin bilim insanları,yöneticileri, emekçileri, hekimleri, mühdendisleri, eğitimcileri, akademisyenleri ve sanatçılarından ( vd) oluşan gerçekten çok etkileyici lise öğrencileri ile buluştuk. Hayat amaçları ve değerlerin önemi bilişsel ve duygusal kaçınmanın zararları ve hayat yolculuğunda direksiyonun başına geçmek konusunu keyifli şekilde tartıştık . Lise döneminde bizim lisemin misafir konuşmacılara en çok soru soran öğrencisi olarak o zamanki halimi gördüğüm şekilde zamanının ruhunu yakalamış gençlerde çokçok kaliteli sorular ve çok kaliteli yorumlarla karşılaştık. Ülkem adına umudum çok daha arttı benim için de çok keyifli ve eğlenceli ve öğretici bir gün oldu.
Alev okullari öğretmenleri yöneticileri ve özellikle öğrencilere çok teşekkür ederiz, bu da davetleri için.

Dürtü, alışkanlık ve bağımlılık sürekliliği; nörobiyolojik ve davranışsal sınırların sıklıkla iç içe geçtiği bir zemindi...
04/03/2026

Dürtü, alışkanlık ve bağımlılık sürekliliği; nörobiyolojik ve davranışsal sınırların sıklıkla iç içe geçtiği bir zemindir. Davranışsal kontrolün fizyolojisini ve psikolojisini anlamak, önleyici ruh sağlığı uygulamalarının temelini oluşturur.
Özel ALEV Okulları’nda gerçekleştireceğimiz bu seminerde; dürtülerin alışkanlıklara, alışkanlıkların ise bağımlılığa evrilme süreçlerini kanıta dayalı psikiyatrik bir perspektifle inceleyeceğiz. Amacımız, bireylere özdenetim mekanizmaları ve “hayatın direksiyonuna geçme” konusunda bilimsel temelli içgörüler sunmaktır.
Program Detayları:
• Başlık: Hayatın Direksiyonuna Aktif Olarak Geçebilmek: Dürtü, Alışkanlık, Bağımlılık Nerede Başlar, Nerede Biter?
• Tarih: 06 Mart 2026
• Yer: Özel ALEV Okulları Lise Konferans Salonu
• Konuşmacılar: Psikiyatrist Uzm. Dr. Çiğdem Çelik Yaşar, Psikiyatrist Doç. Dr. Alişan Burak Yaşar

02/03/2026

Varoluş, Travma ve Dayanıklılık: Modern İnsanın İç Dünyasına Bilimsel Bir Bakış

Modern dünyada en sık duyduğum cümlelerden biri şu: “Her şey yolunda ama içimde bir boşluk var.”
Bu boşluk çoğu zaman bir zayıflık değil, bir dönüşüm eşiğidir.

Hazırladığım 6 dakikalık bu kısa video çalışmasında şu başlıkları bilimsel veriler ışığında özetledim:

• Anlam bir lüks değil, psikolojik bir ihtiyaçtır.
Meta-analitik veriler, yaşamında anlam duygusu taşıyan bireylerde depresyon ve kaygı oranlarının belirgin şekilde düşük olduğunu göstermektedir. Anlam dışarıdan “bulunan” bir şey değil; değerler, sorumluluk ve ilişkiler üzerinden inşa edilen bir süreçtir.

• Zekâ mutsuzluk sebebi değildir; düşünce biçimi belirleyicidir.
Ruminasyon (olumsuz düşünce döngüleri) ve aşırı kontrol çabası, zihinsel yıpranmanın temel risk faktörleridir. Sorun düşünmek değil; düşünceyle kurduğumuz ilişkidir.

• Travma bir karakter zayıflığı değil, biyolojik bir yeniden programlanmadır.
Amigdala ve prefrontal korteks düzeyinde gerçekleşen değişimler, sistemin hayatta kalma yanıtıdır. “Neden böyleyim?” sorusunun cevabı çoğu zaman irade değil, nörobiyolojidir.

• Dayanıklılık (resilience) geliştirilebilir.
Mindfulness, öz-şefkat, bilişsel düzenleme ve güvenli sosyal bağlar; sinir sisteminin yeniden dengelenmesinde kritik rol oynar.

• Toksik pozitiflik ruh sağlığını güçlendirmez.
Sürekli mutlu olma baskısı, olumsuz duygular ortaya çıktığında ikincil bir kaygı üretir. Sağlıklı ruh hali, tüm duygulara alan açabilmektir.

Klinik pratiğimde en önemli gözlemim şu:
“Hayatımın anlamı yok” cümlesi çoğu zaman bir son değil; yeni bir kimlik inşasının başlangıcıdır.

Bu videoda boşluk hissinin, travma sonrası değişimin ve psikolojik dayanıklılığın bilimsel arka planını kısa ve anlaşılır bir çerçevede ele aldım.

📺 Videoyu izleyebilirsiniz.

Ayrıca yarın Haberler X ekranında Uzm. Psk. Metin Aydın’ın konuğu olarak bu konuları daha kapsamlı biçimde ele alacağım. Özellikle travma sonrası büyüme, modern kimlik krizi ve kontrol paradoksu üzerine önemli başlıklara değineceğiz.

Boşluk bir son değildir.
Bazen sistemin hâlâ çalıştığını gösteren en dürüst sinyaldir.



İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Tıp Fakültesi pırıl pırıl beşinci sınıflarının bir psikiyatri kurul sınavını daha tamaml...
27/02/2026

İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Tıp Fakültesi pırıl pırıl beşinci sınıflarının bir psikiyatri kurul sınavını daha tamamladık. Gebnç meslektaşlarıma hayatlarında başarılar diliyorum🤗 intörnlüktr görüşürüz:)

27/02/2026

İlk kısa animasyon filmim yayında! Çocuklar için… Terapotik amaçlarla….
Zihninizde dönüp duran o düşünce bulutları tanıdık geldi mi? ☁️ Bazen tek bir olumsuz düşünceye takılır, onunla savaşır ve enerjimizi tüketiriz. O an dünya grileşir, her şey anlamını yitirir gibi olur.
Peki ya size çözümün o bulutu yok etmeye çalışmak olmadığını söylesem?
Bilimsel araştırmalar ve Metakognitif Terapi gibi modern yaklaşımlar gösteriyor ki; asıl güç, düşünceyle savaşmakta değil, dikkatimizi bilinçli olarak başka bir yöne çevirebilme becerimizde yatar. Tıpkı gökyüzündeki bir buluta takılıp kalmak yerine, başımızı çevirip güneşin ısıttığı bir çiçeği fark etmek gibi...
Bu temel zihinsel beceriyi herkesin anlayabilmesi için “İçimdeki Işık” adında 3 dakikalık bir animasyon hazırladım. Hikayemiz, sevimli fare Mıkır’ın kendi “kuruntu bulutu” ile tanışmasını ve dikkatini yönetme gücünü nasıl keşfettiğini anlatıyor.
Çocuklar için bir masal, yetişkinler için ise güçlü bir hatırlatma olan bu kısa filmin tamamı şimdi YouTube kanalımda!
Bu filmde google ai studio, claude 3,5 ve Kling 3.0 kullanılmıştır. Emirhan Kesim ve Anıl Gündüze katkıları için teşekkürler.
Siz bu “kuruntu bulutları” ile başa çıkmak için hangi yöntemleri deniyorsunuz?

26/02/2026

DEHB tek tip bir nörogelişimsel bozukluk olmayabilir.

25 Şubat 2026’da JAMA Psychiatry’de yayımlanan kapsamlı bir çalışmada, normatif modelleme ve yarı denetimli kümeleme yöntemleri kullanılarak DEHB tanılı çocuklarda üç farklı nörobiyolojik biyotip tanımlanmıştır.

Çalışmada öne çıkan biyotipler:

• Şiddetli-Bileşik / Duygusal disregülasyon baskın profil
• Ağırlıklı olarak Hiperaktif/Dürtüsel profil
• Ağırlıklı olarak Dikkatsiz profil

Bu biyotiplerin her biri farklı beyin ağları ve farklı nörotransmitter sistemleriyle (serotonin, dopamin, glutamat vb.) ilişkili bulunmuştur.

Ayrıca orbitofrontal korteksin, biyotip sınırlarını aşan ortak bir çekirdek ağ bağlantı noktası olabileceği gösterilmiştir.

Bu bulgular, DEHB’nin yalnızca semptom temelli değil, nörobiyolojik çeşitlilik içeren çok katmanlı bir yapı olabileceğini düşündürmektedir.

⚠️ Not: Bu çalışma ileri düzey bir araştırmadır. Bulgular henüz rutin klinik uygulamaya doğrudan yansımış değildir. Tanı ve tedavi süreçleri bireysel klinik değerlendirme gerektirir.

Kaynak:
Pan N, Long Y, Qin K ve ark.
Mapping ADHD Heterogeneity and Biotypes by Topological Deviations in Morphometric Similarity Networks.
JAMA Psychiatry. 25 Şubat 2026.
DOI: 10.1001/jamapsychiatry.2026.0001





DEHB tek bir hastalık olmayabilir. 🧠25 Şubat 2026’da JAMA Psychiatry’de yayımlanan dev bir çalışma, aynı tanıya sahip ço...
26/02/2026

DEHB tek bir hastalık olmayabilir. 🧠
25 Şubat 2026’da JAMA Psychiatry’de yayımlanan dev bir çalışma, aynı tanıya sahip çocukların aslında üç farklı nörobiyolojik biyotipe ayrıldığını gösterdi.
Bu hafta yayınlanan bir araştırma, DEHB tanılı çocuklardaki biyolojik çeşitliliği anlamak için normatif modelleme ve yarı denetimli kümeleme yöntemlerini bir araya getiren kapsamlı bir çalışmadır. Bilim insanları, beyin ağlarındaki yapısal benzerlikleri inceleyerek DEHB’nin geleneksel tanı ölçütlerinin ötesinde üç farklı biyotip sergilediğini ortaya koymuştur. İlk grup duygusal düzensizlik ve yaygın beyin değişimleriyle, ikinci grup ağırlıklı olarak hiperaktivite ile, üçüncü grup ise belirgin dikkat eksikliği ile karakterize edilen özgün nörobiyolojik profillere sahiptir. Çalışma, bu alt tiplerin farklı nörotransmitter sistemleri ve bilişsel süreçlerle ilişkili olduğunu belirleyerek kişiye özel tedavi yaklaşımlarının önünü açmaktadır. Elde edilen bulgular, DEHB’nin tek tip bir bozukluk olmadığını, aksine karmaşık ve çok katmanlı bir nörolojik yapıya sahip olduğunu kanıtlamaktadır.
Paylaştığım bilgiler, 25 Şubat 2026 tarihinde JAMA Psychiatry dergisinde yayımlanan kapsamlı bir bilimsel makaleye dayanmaktadır.
Araştırmanın kaynak künyesi şu şekildedir:
• Makale Başlığı: Mapping ADHD Heterogeneity and Biotypes by Topological Deviations in Morphometric Similarity Networks.
• Yazarlar: Nanfang Pan, MD; Yajing Long, MD; Kun Qin, PhD, MD ve diğerleri.
• Yayımlandığı Dergi: JAMA Psychiatry.
• Yayım Tarihi: 25 Şubat 2026.
• DOI: 10.1001/jamapsychiatry.2026.0001.
Özetlediğim 3 farklı biyotip (Şiddetli-Bileşik/Duygusal Disregülasyon, Ağırlıklı Olarak Hiperaktif/Dürtüsel ve Ağırlıklı Olarak Dikkatsiz), bunlara ait beyin ağı farklılıkları ve nörotransmitter bağlantıları (serotonin, dopamin vb.) doğrudan bu makalenin bulguları arasındadır. Aynı şekilde, orbitofrontal korteksin biyotip sınırlarını aşan ortak bir temel ağ bağlantı noktası olarak rol oynadığı bilgisi de yine bu çalışmanın tartışma ve sonuç bölümlerinde detaylandırılmıştır.



Zamanın ruhuna uygun:)
08/02/2026

Zamanın ruhuna uygun:)

06/02/2026

Travma sadece geçmişte kalan kötü bir anı değildir; hücrelerimizde yaşamaya devam eden biyolojik bir süreçtir. 🧬
Yeni yayınlanan bilimsel veriler, TSSB’nin epigenetik yaşlanmayı (biyolojik saati) hızlandırdığını gösteriyor. Bu çalışma, psikoterapinin ve tıbbi tedavinin sadece ruhsal bir rahatlama sağlamadığını, aslında biyolojik bütünlüğümüzü korumak için ne kadar elzem olduğunu kanıtlar nitelikte.
Tedavi, bedeninize verdiğiniz bir “mola” değil, geleceğinize yaptığınız bir yatırımdır. Detaylar videoda. 👆

Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) yaşayan danışanlarımızda sıkça duyduğumuz “Kendimi yaşlanmış, tükenmiş hissediyoru...
06/02/2026

Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) yaşayan danışanlarımızda sıkça duyduğumuz “Kendimi yaşlanmış, tükenmiş hissediyorum” cümlesinin biyolojik bir karşılığı olabilir mi?
Psychological Medicine dergisinde henüz yayınlanan (2025) ve benim de dikkatle incelediğim, 7 farklı kohorttan 1.367 kişinin verilerinin incelendiği kapsamlı bir boylamsal meta-analiz çalışması, bu soruya çarpıcı bir yanıt veriyor,.
📊 Bilim Ne Diyor? Araştırma, zaman içinde yeni TSSB tanısı alan veya TSSB belirtileri şiddetlenen bireylerin, “Horvath Saati” olarak bilinen epigenetik yaşlanma ölçütüne göre biyolojik olarak daha hızlı yaşlandığını ortaya koydu,.
Beni en çok etkileyen bulgu şu: Başlangıçtaki yaşlanma hızları kontrol edildikten sonra bile, yeni TSSB tanısı alan kişilerin hücresel düzeyde beklenenden daha hızlı yaşlandığı görüldü. Yani travma, takvim yaşımızdan bağımsız olarak biyolojik saati hızlandırabiliyor.
🧠 Neden Önemli? Bu bulgular, TSSB’nin sadece psikolojik bir durum olmadığını; enflamasyon ve metabolik süreçler üzerinden tüm bedeni etkileyen sistemik bir süreç olabileceğini gösteriyor,.
💡 Psikoterapinin Kıymeti Tam da bu noktada psikoterapinin ve iyileşmenin değeri bir kez daha ortaya çıkıyor. Bizler terapide sadece “anıları” veya “duyguları” çalışmıyoruz; aslında bedenin ve hücrelerin maruz kaldığı kronik stres yükünü hafifletmeye çalışıyoruz. Travmayı işlemek ve iyileştirmek, sadece ruh sağlığı için değil, bedensel geleceğimiz ve sağlıklı yaşlanma için de hayati bir koruyucu kalkan olabilir.

Address

Istanbul

Opening Hours

Monday 11:00 - 20:45
Tuesday 11:00 - 20:45
Wednesday 11:00 - 20:45
Thursday 11:00 - 20:45
Friday 11:00 - 20:45
Saturday 11:00 - 20:45

Telephone

+905326429525

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Doç Dr Alişan Burak Yaşar posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Doç Dr Alişan Burak Yaşar:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram