Psikolog Edip Polat

Psikolog Edip Polat Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültesi Lisans-Öğretmen
Zaim Üniversitesi Psikoloji Lisans-Psikolog

Gelin o anıyı tazeleyelim:Sene 2014...Izmir DEU'da son senem. Arkadaşımla iki odalı bir evde kiracıyız. Yaz aylarında ça...
05/03/2026

Gelin o anıyı tazeleyelim:
Sene 2014...
Izmir DEU'da son senem. Arkadaşımla iki odalı bir evde kiracıyız. Yaz aylarında çalışıp para kazanıyor, okul vakitlerinde ihtiyaçlarımı bu parayla gidermeye çalışıyordum, tabii ki yetmiyordu. Hatta bu sebeple iki gün boyunca bir şeyler yemediğimi hatırlıyorum. Mezuniyetime de az bir süre kalmıştı.
O vakitlerde kardeşim asker. Geçici bir süreliğine Izmir Bayraklı'da görevlendirilmiş…
Kardeşim aradı, evde beni ziyarete gelecek.
Eyvah, evde yiyecek bir şeyler yok!..Bir şeyler yapmam lazım. O gün arkadaşım da evde yok. Borç para isteyecek samimi arkadaşlarım da...
Ne yapabilirim?
Kaldığım evin arka sokağında küçücük bir bakkal vardı. Daha önce hiç gitmemistim oraya, şansımı denemek istedim. Alelacele bakkalın kapısında belirdim. Daha önce böyle bir şey yaptığımı hatırlamıyorum. Utanma duygusunun verdiği mahcubiyetle kızarmaya başladım, ama bunu yapmalıydım, kardeşimi aç gönderemezdim.
Mahcubiyet ve mecburiyet hislerinin çarpıştığı o anlarda içeriye adım atmak benim için hiç kolay olmadı.
Sarı, kısa saclarıyla, sanırım 45'li yaşlarda, bir abla karşıladı beni.
"Merhaba abla" dedim.
"Ben şu evin arka sokağında oturuyorum, öğrenciyim. Beni tanımıyorsun biliyorum ama şansımı denemek istedim. Yemek için birkaç şey almak istiyorum ama yanımda param yok sonra versem olur mu acaba?"
Baktı şöyle bir bana,
"Tabii ki olur oğlum" dedi.
Çok sevinmiştim, rahatlamıştım. 25 lira karşılığı bir şeyler aldığımı hatırlıyorum. Çıkarken de "Allah razı olsun abla" dedim...
Oh be! Kardesimi o gün aç göndermemiştim.  Birliğine teslim olmak için Bayraklı'ya gittigimizde yol paramı kardeşim vermişti. Yanında 20 lira parası vardı, 10 lirasını bana verdi sonra da birliğine teslim oldu. Birkaç hafta sonra mezun oldum fakat bakkalcı ablanın yanına gitmek bir daha nasip olmadı bana. Seneler geçti, aklım hep orda. 7 sene boyunca gittiğim her markette o ablayı anımsıyordum. Birkaç defa arkadaşlarım aracılığıyla borcumu vermek istedim ama zahmet edip oraya giden olmadı…(devamı yorumda)

✔️Sürekli dış odaklı yaşayan,✔️Kendi duygu ve ihtiyaçlarını geri plana atan,✔️“Ben ne hissediyorum?” yerine “O ne düşünü...
05/03/2026

✔️Sürekli dış odaklı yaşayan,
✔️Kendi duygu ve ihtiyaçlarını geri plana atan,
✔️“Ben ne hissediyorum?” yerine “O ne düşünüyor?” sorusunu merkeze koyan,
✔️Onay ve kabul arayışı yüksek olan kişilerde
kişisel yaşantılara dair hatırlama zayıflayabiliyor.
📌Dikkatin yönü belleği belirler.
Bellek, en çok odaklandığımız şeyi kodlar. Eğer dikkat sürekli dışarıdaysa, içsel deneyimler yeterince işlenmez. Kodlanmayan şey de zor hatırlanır.
📌Benlikten kopuş (self-alienation).
Kendi duygu ve ihtiyaçlarıyla temas zayıfsa, otobiyografik bellek de zayıflayabilir. Çünkü anılar sadece olay değil, o olayın “bende bıraktığı iz” ile depolanır.
📌Onay bağımlılığı ve aşırı zihinsel meşguliyet.
Sürekli sosyal değerlendirme tehdidi yaşayan bireylerin zihinsel kapasitesi “sosyal tarama”ya gider. Bu da içsel deneyim için alan bırakmaz.
📌Duygusal baskılama.
Kimi zaman kişi bilinçli ya da bilinçdışı olarak kendi yaşantısını önemsizleştirir. Önemsizleştirilen şey hatırlanmaya da değmezmiş gibi işlem görür.
Ancak şunu da eklemek gerekir:
Aslında zihin, duygusal yoğunluğu ve dikkat yatırımı yüksek olan her şeyi depolar. Eğer kişinin duygusal yatırım alanı başkalarıysa, doğal olarak o kayıtlar daha güçlü olur.
En çok kimlerde görülür?
✔️Çocukluğunda ebeveynlerinin ruh hâline göre ayar yapanlar
✔️Aşırı sorumluluk alanlar
✔️Yüksek empati ama düşük öz-şefkat gösterenler
“Uyumlu” olmak için kendini silikleştirenler

En masum sevgi, aşk yıllarım lise dönemiydi.Bu yaşta bu duyguyu yaşayan çocuklarınıza;“Daha küçüksün.” demeyin.“Geçer.” ...
05/03/2026

En masum sevgi, aşk yıllarım lise dönemiydi.
Bu yaşta bu duyguyu yaşayan çocuklarınıza;
“Daha küçüksün.” demeyin.
“Geçer.” diye küçümsemeyin.
“Saçmalama.” diyerek utandırmayın.
Çünkü onların kalbi, yaşlarından büyük atar o dönem.
İlk kez biri tarafından görülmenin, seçilmenin, değerli hissetmenin sarhoşluğunu yaşarlar.
Ve ilk kez kalp kırılmasının da ne demek olduğunu öğrenirler.
Lise aşkı sadece bir kişiye duyulan ilgi değildir;
kim olduğunu keşfetme sürecidir.
Sevilmeye layık olup olmadığını sorgulama dönemidir.(sola kaydırınız)

Ait olma ihtiyacının en yüksek sesle konuştuğu zamandır. Sizin göreviniz yasaklamak değil, rehberlik etmektir.
Kontrol etmek değil,
güvenli alan olmaktır.
Yargılamak değil,
dinlemektir.
Unutmayın…
O yaşta kalbi ciddiye alınmayan bir çocuk,
ileride duygularını saklamayı öğrenir.
Ama kalbi görülmüş bir çocuk,
sevmenin de vedanın da insanı büyüttüğünü öğrenir.
Belki aşkı geçer,
ama o dönemde anne babasının ona nasıl davrandığı hiç geçmez.

04/03/2026

Eleştiri elbette olur.
Ama karikatürize etmek, küçümsemek, itibarsızlaştırmak başka bir şeydir.
Ben;
emeğini sessizce veren,
şiddete rağmen sınıfa giren,
umudunu kaybetmemeye çalışan
tüm öğretmenlerin yanındayım.
Çünkü öğretmeni korumak, geleceği korumaktır.

Bir düşünelim, bilgi ağırlıklı tonarca ödev yerine küçük bir iyilik hareketi, nezaketi, topluma hizmeti esas alan benzer...
03/03/2026

Bir düşünelim, bilgi ağırlıklı tonarca ödev yerine küçük bir iyilik hareketi, nezaketi, topluma hizmeti esas alan benzeri ödevler verilse...

Dün vefat eden Fatma Nur öğretmenimizin youtubede paglaştığı bir metin...Hislerimi ve düşüncelerimi ifade ederken elimde...
03/03/2026

Dün vefat eden Fatma Nur öğretmenimizin youtubede paglaştığı bir metin...
Hislerimi ve düşüncelerimi ifade ederken elimden geldikçe öğretmenimiz üzerinden duygu istismarı yapmadan, saygı çerçevesinde bunu gerçekleştireceğim.
Kendim de 8 yıl devlet okullarında öğretmenlik yaptım. Eğitimci arkadaşların maruz kaldığı mobingleri, yaşadıkları ızdırap dolu süreçleri iyi biliyorum. Hakikaten hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlamanız için bir gününüzü okulda, sınıfta geçirmeniz yeterli oluyor. Her neyse, bunları zaten sık sık dile getiriyorum. Benim değinmek istediğim nokta farklı. Sadece şunu sormak istiyorum size;
eğitim politikalarından, sisteminden gerçekten memnun musunuz?
Eğer memnunsanız bu olaylar neden hala yaşanıyor? Memnun değilseniz neden MEB gibi bir ülkenin yaşam fonksyonlarına can veren bir kurumun başında "Makina mühendisi" gibi alakasız bir bölümden mezun olan kimseler getiriliyor?
Konuyla ne alakası var diyeceksiniz?
Ben alakayı söyleyeyim;
"Dünyanın her tarafında öğretmenler insan topluluğunun en fedakâr ve en saygıdeğer unsurlarıdır.” diyen Mustafa Kemal Atatürk ile
Öğretmen ve doktolar hakkındaki "giderlerse gitsinler" diyen mevcut yöneticilerin, topluluğu nasıl etkiledikleri, yönlendirdikleri aşikar değil mi!?
Ben gerçekleri dile getirdiğimde bu siyaset oluyorsa, varsın öyle olsun. Ama ben hakikatlere karşı üç maymunu maalesef oynayamıyorum. Son söyleyeceğim şey de şu olsun;
Öğretmenleri rahat bırakın!

Ve şunları ifade etmeliyim ki Çekmeköy’de yaşanan bu olay sadece bir “asayiş haberi” değil; bir çocuğun, iki öğretmenin ...
02/03/2026

Ve şunları ifade etmeliyim ki Çekmeköy’de yaşanan bu olay sadece bir “asayiş haberi” değil; bir çocuğun, iki öğretmenin ve bir okulun hikâyesinin kanla yarıda kesilmesidir. Bir öğretmenin hayatını kaybetmesi, hepimizin içinden bir parçanın kopması demek.
Yıllarını eğitim ve ruh sağlığı alanına vermiş biri olarak şunu görüyorum: Sorun tek bir çocuğun öfkesi değil. Bu; birikmiş ihmalin, görmezden gelinen sinyallerin, sistemsel boşlukların, yalnız bırakılmış ailelerin ve tükenmiş öğretmenlerin ortak sonucudur.
Okullarda davranış sorunları artık “disiplin meselesi” olmaktan çıktı. Travma, dürtü kontrol güçlüğü, madde kullanımı, ekran bağımlılığı, aile içi çatışma, akademik baskı… Hepsi iç içe. Ama biz hâlâ çoğu zaman not ortalamasını konuşuyoruz, ruh sağlığını değil.
Bir gencin eline bıçak alacak noktaya gelmesi bir anda olmaz. Öncesinde mutlaka sinyaller vardır:
Yoğun öfke patlamaları
Akran zorbalığı ya da zorbalığa maruz kalma
Sosyal geri çekilme
Tehditkâr söylemler
Disiplin kayıtları
Umutsuzluk ve değersizlik ifadeleri
Bu sinyalleri “ergenliktir geçer” diyerek geçiştirdiğimiz her gün risk büyüyor.
Suçlu aramak kolay. Ama çözüm üretmek zor. Çözüm;
Okullarda zorunlu psikolojik danışman sayısının artırılması,
Erken uyarı ve müdahale protokollerinin oluşturulması,
Öğretmenlere kriz ve riskli davranış yönetimi eğitimi verilmesi,
Ailelere psikoeğitim desteklerinin yaygınlaştırılması,
Ruh sağlığı hizmetlerine erişimin kolaylaştırılmasıdır.
Şiddet bir sonuçtur. Öncesinde görülmeyen bir ihtiyaç vardır.
Bugün kaybettiğimiz öğretmen için yastayız. Ama yarın başka bir okulda aynı haberi okumamak için, artık “olduktan sonra konuşan” değil, “olmadan önce müdahale eden” bir sistem kurmak zorundayız.
Eğitim sadece bilgi aktarmak değildir. Ruh tutmaktır. Ve ruhu tutmak için yalnızca iyi niyet değil, güçlü bir yapı gerekir.
Çok üzgünüm. Çok yorgunum. Ama hâlâ umut etmek istiyorum ki bu acı, gerçek bir dönüşümün başlangıcı olsun.

Sevilme biçimin yaralıysa, sevgiyi ya fazla verirsin boğarsınya da ölçülü sandığın mesafeyle eksiltirsin.Sınır koymayı y...
02/03/2026

Sevilme biçimin yaralıysa, sevgiyi ya fazla verirsin boğarsın
ya da ölçülü sandığın mesafeyle eksiltirsin.
Sınır koymayı ya zalimlik sanırsın
ya da sevgiyi sınırla karıştırırsın.
Oysa çocuk, senin bilinçaltının devamı değildir.
Onun ruhu, senin tamamlanmamış hikâyeni taşımak için gelmedi bu dünyaya.
İyileşmemiş ebeveyn;
çocuğunu büyütmez,
kendi eksik kalan yanını büyütmeye çalışır.
Ve asıl cesaret şudur:
“Benim canım acıdı.
Ben eksik kaldım.
Benim içimde hâlâ ağlayan bir çocuk var.” diyebilmek.
Çünkü sen kendi içindeki çocuğun elini tutmadıkça,
çocuğunun elini tutarken hep bir yerin titrer.
İyileşmek kusursuz olmak değildir.
Fark etmek, durmak, özür dilemek, yeniden denemektir.
Belki de ebeveynlik;
çocuğu büyütmekten çok,
kendi çocukluğuna şefkatle dönebilmeyi öğrenmektir.

Bazen bağırıp sonra sarılan,bazen tükenen ama yine de şefkati seçen,bazen kendi anneliğini yeniden inşa eden sensin.Bir ...
02/03/2026

Bazen bağırıp sonra sarılan,
bazen tükenen ama yine de şefkati seçen,
bazen kendi anneliğini yeniden inşa eden sensin.
Bir çocuğun güvenli limanı olmak kolay değil.
Ama sen her gün yeniden liman olmayı seçiyorsun.
Bu yüzden bir anne olarak kendinle ne kadar gurur duysan az…
Çünkü sen sadece çocuk büyütmüyorsun;
bir karakter, bir vicdan, bir gelecek inşa ediyorsun.

Anne baba kendini tanımadan çocuğunu tanıyamaz.Kendi acısını anlamayan, çocuğun gözyaşını yanlış yorumlar.Kendi korkusun...
01/03/2026

Anne baba kendini tanımadan çocuğunu tanıyamaz.
Kendi acısını anlamayan, çocuğun gözyaşını yanlış yorumlar.
Kendi korkusunu çözmeyen, çocuğun özgürlüğünü tehdit sanır.
Kendi değersizlik duygusunu aşamayan, çocuğundan başarı dilenir.
Oysa çocuk terapi değildir, emanetir.
Ve hiçbir çocuk, anne babasının iyileşmemiş hikâyesini taşımak zorunda değildir.
Sağlıklı çocuk yetiştirmek önce sağlıklı görünmekle değil,
kendini onarmaya cesaret etmekle başlar.

🚨 Sadece 2.500 ₺...Çocuğunuzun dikkatini toplamakta zorlandığını, özgüveninin düşük olduğunu ya da duygularını yönetmekt...
01/03/2026

🚨 Sadece 2.500 ₺...
Çocuğunuzun dikkatini toplamakta zorlandığını, özgüveninin düşük olduğunu ya da duygularını yönetmekte zorlandığını mı düşünüyorsunuz?
Tam 3 ay sürecek (24 seans) özel bir psikoeğitim programı başlıyor.
Bu programda çocuklarımız:
✔ Dikkat ve odaklanma becerilerini geliştirecek
✔ Özgüven ve özsaygı kazanacak
✔ Özdenetim becerileri güçlenecek
✔ Duygularını tanımayı ve yönetmeyi öğrenecek
✔ Daha güçlü bir kişilik gelişimi desteklenecek
👧👦 Sadece 50 çocuk kabul edilecektir.
💰 Normalde çok daha yüksek maliyetli olan bu program, kampanya kapsamında sadece 2.500 ₺
📅 Toplam 24 seans – 3 ay boyunca düzenli gelişim desteği
📌 Başvuru için:
Yorum kısmına "Faydalanmak istiyorum" yazmanız yeterli.

Çocuklarım arasında gün içinde 10 olay olsa 7'sine müdahale etmemeyi tercih ederim.Yahut başlıbaşına yaşadıkları 10 soru...
28/02/2026

Çocuklarım arasında gün içinde 10 olay olsa 7'sine müdahale etmemeyi tercih ederim.
Yahut başlıbaşına yaşadıkları 10 sorunun 7'sinde elimi sürmeyi tercih etmem, çok vahim sorunlar dışında...
Çok kontrol, özdenetim becerilerini zayıflatır.
Kontrolden çok akışa bırakmak, onlar için içgüdüsel olarak tabiatına uygun sonuçlar doğuracaktır.

Address

Istanbul
34000

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Psikolog Edip Polat posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Psikolog Edip Polat:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category