18/11/2020
EDEMEZLERİNİZ - VAZGEÇEMEZLERİM
Gözlerim dalmış, kıymeti hatıralarımdan - yüreğime inen mazi ömrüme. Sıhhathane’nin nefs-i arz ile ıslak gözlerimin yıkadığı gönlümün, kuruması için tahta mandallarla astım benliğimi, camdan aşağı süzen gözlerimle. Yoğun vede aralıksız hiçbir nizamı olmayan otomobillerin, karşı yolda bir sağa bir sola gidişlerini eleştirdim, sanki her birinin içindeki ben ve beni sormadan götürüyorlarmış gibi. Yüreğim dalmış, için için değerli hatıralarımdaki, kıymetli sebepsiz ve riyasız sevdiklerime. Sıhhathane’nin izzet-i arziyeti ile donuk gözlerimin, terbiyeli gönüllerinize müstehçem olamayacak argo dolu sözlerini, yasaklara muhakeme kurup, bütün ömrümde bana üç rakamını hatırlatan her bir tek yekpare sizin niteleyip değersizleştirdiğiniz zerzevatlarla, geri dönüşümü olmayan aynı çöpe atmak, vicdanım ile beni bu odadaki dünyada yalnız bırakmayacak.
Anlamadınız mı ? Gözlerim sıhhathanenin herhangi bir numaralı herhangi bir odasının içerisindeki bir camdan aşağısını süzüyor dedim ey keyf-i manidar olan zatlar ve uzaktaki yakınlarım ! Aklımda yasaklar , Yüreğimde ateşten bumeranglar.
Annemi beklerken ameliyathaneden gözlerim odanın dışarısında , diğer bekleyenleri ve beklenenleri bekleyenlerin koşuşturmalarına dalmış. Hani en ucuz romanlarda bile ballandırılarak anlatılan beklemek, yaz yağmuru gibi gelip geçici bir aşktı, hangi senarist yazdı o film sahnelerini, hangi şarkıcı besteledi böyle gerçeği olmayan sözleri, kim beklemek böyle acı ve tarifini susan gözlerdeki yaşlılığın kızarıklığının, gün batımına benzemesini tasvir eylemedi, sicilini istiyorum bu sözlerin sahiplerinin, onlara verilen temiz kağıdının büyük bir riya ile verildiğini haykıracağım, bu bekleyiş sahiplerinin ümitli hissiyatlarla arayış ettikleri, piyango törenlerin de. Bembeyaz hemşireler bembeyaz önlüklü doktorlar simsiyah kuma ve derin uykusuz gecelere armağan ettiğiniz, bekleme mağduruyum ben.
Böyle seyrüsefer,akışkan hecelenmesi yasak kelimelerin kurulduğu medcezirlerde, karşıya geçemezsin, ağlayamazsın hüngür hüngür gökten deli divane zemberek gibi yağmur boşanırcasına kendin dışında var olmuş olan her bir şeyi , yapamazsın,aslında beceremezsin, istesende gidemezsin, sözün tek sahibi sen olsanda konuşamazsın…dersiniz. Şimdi sıkı dur ayakları temiz çorapsız insan – edemez son eki ile kattığın her bana karşı ettiğin yargıya, senin dilinden ben de şunu eklerim : vaz-geçemezsin.
Sizin edemezlerinizden farklıdır benim geçemezlerim, birdir benim vazgeçilmezlerim öyle minare gibi durur dimdik ayakta, su vermeseniz de büyür benim dalımdaki üç çehreli çiçekler, mevsimi gelmeden de açar bu çiçeğin yaprağındaki üç güzide filizler, geçemez, umutsuz bekleyişlere kayıtsız gelemez, kayda değer olan sevdiğime karşı sizin öyleleriniz ve böyleleriniz için benim bu dualarım durupta şimdi vazgeçemez.
Kim beni durdurabilir, sıhhathanenin kirli camından aşağı süzen gözlerim, çok mu ağır geldin de dünyada yere düştün, camı buğulaştıran nefesim çok mu sıcak geldin bu odanın havasına manzarayı matlaştırdın, boğulmayı çok mu bilirsin ki bu masmavi manzaraya daldın sen şimdi, aç sağ yumruğundan bir parmak şimdi,buğulanan cama bir kalp yap üç rakamını koy içine o küçük ve kısık gözüken anahtar deliği kadar boşluktaki aydınlıkta şimdi yürürsün sen.Neyse o, fazlası değil eksiği kalsın bu ehem sıkıntımın. Anlamış olman lazım, sen şimdi, vazgeçemezsin. Şimdi yüreğim dayan, ne olursun yalvarırım dayan, bu yüreğimdeki domino taşlarının mihberisin, sen yıkılırsan hepsi düşer , anla işte vazgeçemezsin.
Görebildiğim bu manzara aklımda sahibim sana, yırtıp atamazsın beni, senedinle borca veremem yüreğimi üzülürüm sana, hastalık – bitkin vücut koparma bizi üçten ikiye , bir ben varım ey dualarımı işiten bir yoldaş kardeş ve yek ben, gerçek ve muktedir tek ve bir olan bizi sıfır bırakma ,nedenlere mazeret istersen oda bende var, çünkü ben, vazgeçemem.
Bu sıhhathanenin bir katında bekliyorum, bekleyemezsiniz, edemezsiniz desenizde, ümidini kaybet bırak diye muhteşem nutk derecesinde söylemleri şahsıma limonlu helva ile ikram etsenizde, vazgeçemem. Şunu anlayın ki ruhuyla veyahut fiziken var olan bütünlüğümüzle ben üç rakamının eksiltilmesinden,eksilmesinden ve buna ek topyekün bütün taaruzla incitici gönüllerinizin, benim hiç duymadığım alfabeden bir harfli kan grubunuzun , kalbinize tanzik eden kan ile canınızın benim yüreğimdeki topraklara bir çim dahil olup ekmeyişinizden,beni hüsranlara itsenizde, gayretli başarısızlığınıza üzülür yine de vazgeçemem.
Sizin edemezsiniz dünyanızın çok çok uzağında ben ailemden hiçbir zaman vazgeçemem köyündeyim. Umarım köyümüze umutsuzluklarınızla uğramazsınız. Ümit edenlere kapısı açık olan yüreğim , ben şimdi vazgeçemem.
Gözlerine sağanak yağmur inmiş umarım bir şemsiye olur niyeti ile…
( Çok değer verdiğim bir yakınım diğer bir yakınıma armağanıdır… Umarım gönlündeki yağmurlara bir şemsiye olur… )