𝓓𝓻. 𝓑𝓸𝓻𝓪 𝓚𝓾𝓬𝓾𝓴𝔂𝓪𝔃𝓲𝓬𝓲

  • Home
  • Turkey
  • Istanbul
  • 𝓓𝓻. 𝓑𝓸𝓻𝓪 𝓚𝓾𝓬𝓾𝓴𝔂𝓪𝔃𝓲𝓬𝓲

𝓓𝓻. 𝓑𝓸𝓻𝓪 𝓚𝓾𝓬𝓾𝓴𝔂𝓪𝔃𝓲𝓬𝓲 👨‍⚕️ Tıp Doktoru
⚕ Neuro-Psikoloji PhD - Sınav Kaygısı - Aile Terapisi - Dikkat Testi - Neuofeedback
(205)

05/04/2026

GERÇEK AŞK BÖYLE GÖRÜNÜR: KİMSENİN BİLMEDİĞİ SADAKAT VE DESTEK SIRRI

Bir düğün sahnesi… Geleneksel bir ritüel… Gelin çömleği yere atıyor ama kırılmıyor. O an çoğu insan için “aksilik” gibi görünür. Ama gerçek hikâye tam burada başlıyor. Damat sahneye giriyor, dansın ritmini bozmadan çömleği eline alıyor ve tekrar yere atıyor… Ve bu kez çömlek kırılıyor. Sonrasında sarılıyorlar. İşte bu sahne, gerçek aşkın en sade ama en güçlü göstergelerinden biridir.

Çünkü aşk sadece romantik anlar değil, kriz anlarında nasıl davrandığındır.



Psikolojide buna “duygusal eşlik” denir.  Harvard Üniversitesi’nde yapılan çalışmalar, ilişkilerde partnerin zor anlarda destekleyici davranmasının, bağlanmayı ve ilişki doyumunu ciddi şekilde artırdığını göstermektedir. Yani mesele çömlek değil… Mesele, o an yalnız bırakmamaktır.

Gelin kırmayı başaramadı. Ama damat onu “yetersiz” hissettirmedi. Tam tersine, onun kaldığı yerden devam etti. Bu davranış, Gottman Enstitüsü’nün ilişki araştırmalarında “partnerin duygusal ihtiyacına cevap verme” olarak tanımlanır. Ve bu, uzun süreli evliliklerin en kritik göstergelerinden biridir.

Aşk; “sen yapamadın” demek değil,
“gel birlikte yapalım” diyebilmektir.



Stanford Üniversitesi’nde yapılan bir başka araştırma ise şunu ortaya koyuyor: İlişkilerde küçük destek davranışları (mikro destekler), büyük romantik jestlerden çok daha kalıcı bağ oluşturur. Çünkü beyin, güveni bu küçük anlarda kodlar.

İşte bu yüzden o çömlek sahnesi sıradan değil.

O an şunu söylüyor:
“Hayat bazen kırılmaz… ama biz birlikte kırarız.”

Ve sarıldıkları o an, aslında bir ritüelin değil, iki insanın birbirine verdiği en güçlü sözün anıdır.

05/04/2026

🚫 ALDATMA DEĞİL! İŞTE KİMSENİN BİLMEDİĞİ 3 KRİTİK GERÇEK

İlişkilerde en çok yanlış anlaşılan konulardan biri şudur: “Bu yaptığım aldatma mı?”
Ama gerçek şu ki… aldatma her zaman davranıştan değil, gizlilikten ve niyetten doğar.
Birçok insan, aslında aldatma olmayan durumları bile yanlış yorumlayarak ilişkisinde gereksiz krizler yaratır.

Bir insanın başka insanlarla konuşması, görüşmesi ya da sosyal çevresini sürdürmesi tek başına aldatma değildir. Eğer partneri bu durumu biliyorsa, süreç şeffaf ilerliyorsa ve ortada saklanan bir şey yoksa, bu durum sağlıklı bir sosyal etkileşimdir. Harvard University tarafından yapılan ilişki araştırmaları, güvenin temelinin kontrol değil, açıklık olduğunu vurgular. Yani mesele kiminle konuştuğun değil, bunu gizleyip gizlemediğindir.

Aldatmanın en kritik noktası gizliliktir. Eğer bir davranış saklanıyorsa, örtülüyorsa, özellikle partnerden bilinçli şekilde gizleniyorsa, işte o zaman psikolojik olarak ihanet başlar. Stanford University çalışmalarında da gizlilik, ilişkide güven kaybının en güçlü belirleyicisi olarak tanımlanır. İnsanlar çoğu zaman yapılan davranıştan değil, saklanan gerçeklerden incinir.

Bir diğer önemli nokta ise düşünceler ve duygulardır. İnsan zihni etkilenebilir, hoşlanabilir, farklı duygular yaşayabilir. Bu tamamen insani bir süreçtir. Ancak kişi bu duygularını fark edip açıkça ifade edebiliyorsa, bu aldatma değil, ilişki olgunluğunun göstergesidir. University of California araştırmaları, duygularını açıkça paylaşan çiftlerin daha sağlıklı ve uzun ömürlü ilişkiler kurduğunu ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak aldatma; konuşmak, görmek ya da hissetmek değildir.
Aldatma; gizlemek, saklamak ve çift hayat yaşamaktır.

Eğer ilişkide açıklık varsa, dürüstlük varsa ve partnerin sürecin içindeyse…
orada ihanet değil, güven vardır.

İlişkide en tehlikeli an çoğu zaman kavga edilen an değil, duygusal uyumun ve “frekansın” belirgin biçimde düştüğü o ses...
05/04/2026

İlişkide en tehlikeli an çoğu zaman kavga edilen an değil, duygusal uyumun ve “frekansın” belirgin biçimde düştüğü o sessiz evredir; çünkü kavga hâlâ temas ve bağ kurma çabasını içerirken, hissin azalması temasın da çözüldüğünü gösterir. Çift araştırmaları, özellikle University of Washington bünyesinde John Gottman tarafından yürütülen çalışmalar, duygusal kopuş ve “stonewalling” olarak adlandırılan geri çekilmenin ilişkinin en güçlü yıkıcı göstergelerinden biri olduğunu ortaya koyar. Nörobilimsel açıdan bu durum, sinir sisteminin kronik stres altında kalmasıyla birlikte bağ kurma yerine korunmayı seçmesiyle ilişkilidir; kişi artık tepki vermek yerine hissizleşir, çünkü beyin enerjiyi korumaya geçer. İşte bu noktada ilişki dışarıdan devam ediyor gibi görünse de, içeride duygusal senkronizasyon kaybolmuştur. His azaldığında bağ zaten görünmez biçimde çözülmeye başlar; çünkü sevgi sadece var olmakla değil, hissedilebilmekle sürdürülebilir.
Bora Küçükyazıcı

Mesajı olduğu gibi okumaya çalış, beynin tamamlayacak!
05/04/2026

Mesajı olduğu gibi okumaya çalış, beynin tamamlayacak!

05/04/2026

Hayattaki en güzel duygu aşk ve arkadaşlık kavramları aynı kişide birleşince gelir. mutluluk huzur ve sevgi o zaman sonsuz hissedilir.

04/04/2026

ERKEKLERİN GİZLİ MESAJ TAKTİĞİ: ASLA TEK BAŞINA CEVAP YAZMA HATASI!

Bir mesaj geliyor… ve o mesaj artık sadece bir kişinin değil, beş erkeğin ortak analizine dönüşüyor. İşte kimsenin açıkça konuşmadığı ama aslında çok sık yaşanan bir gerçek: Erkekler çoğu zaman mesajlara bireysel değil, kolektif akılla cevap veriyor. Çünkü sosyal karar alma mekanizması, özellikle erkek gruplarında oldukça güçlüdür. Bu durum, psikolojide “grup zekâsı” ve “sosyal etki” kavramlarıyla açıklanır.

Örneğin  içerisinde vurgulanan içerik üretimi ve sosyal etkileşim stratejileri, insanların kararlarını sosyal geri bildirimlere göre şekillendirdiğini ortaya koyar. Aynı şekilde sosyal medya davranışlarını inceleyen çalışmalar, bireylerin yalnız karar vermek yerine sosyal çevresinden onay alma eğiliminde olduğunu gösterir.

Harvard Üniversitesi’nde yapılan sosyal karar verme araştırmalarına göre, bireyler özellikle duygusal içerikli mesajlarda %60’a varan oranda başkalarının görüşüne başvuruyor. Bu da demek oluyor ki o “gördüğün mesaj”, aslında tek bir kişinin değil, bir ekibin ürünü olabilir.

Stanford Üniversitesi’nde yürütülen başka bir çalışma ise erkeklerin rekabet ve performans baskısı altında “en iyi cevabı bulma” eğiliminde olduğunu ve bu yüzden arkadaş gruplarına danıştığını ortaya koyuyor.

Yani bu videoda gördüğün şey sadece eğlenceli bir sahne değil…
Bu, ilişkilerde görünmeyen bir strateji:
📌 Mesaj yazmak bile artık bireysel değil, kolektif bir oyun.

Ve belki de en kritik soru şu:
Sen gerçekten o kişiyle mi konuşuyorsun…
Yoksa onun arkasındaki beş kişilik “danışma kurulu” ile mi?

Unutma…
Gerçek bağ, başkalarının yazdığı cümlelerle değil, kişinin kendi duygusuyla kurulur.

Aile kurallarını mutlaka uygula!
04/04/2026

Aile kurallarını mutlaka uygula!

Sen sevgiyi sorgularken, o aslında aranızdaki duygusal uyumun ve bağın zayıfladığını hissediyordur; çünkü insan beyni sa...
04/04/2026

Sen sevgiyi sorgularken, o aslında aranızdaki duygusal uyumun ve bağın zayıfladığını hissediyordur; çünkü insan beyni sadece sözlere değil, karşılıklı regülasyon ve duygusal senkronizasyona tepki verir. Nörobilimsel araştırmalar, özellikle Stanford University ve Harvard University çalışmalarında, iki insan arasında güvenli bağ oluştuğunda sinir sistemlerinin birbirine uyumlandığını ve bu uyumun bozulmasıyla birlikte stres yanıtının arttığını göstermektedir. Bu yüzden kişi hâlâ sevgi hissediyor olabilir, ancak beden ve zihin artık o sevgiyi taşıyacak dengede değildir. Uyum kaybolduğunda ilişki sadece duygusal değil, biyolojik olarak da zorlayıcı hale gelir; çünkü sinir sistemi sürekli tetikte kalır ve bağ kurmak yerine korunmayı seçer. İşte bu noktada sevgi tek başına yeterli olmaz; çünkü sürdürülebilir bir ilişki, sadece hissetmekle değil, aynı duygusal frekansta kalabilmekle mümkündür.
Bora Küçükyazıcı

04/04/2026

Çekim yasası nedir? pozitif düşünce güvü ve mutluluk nasıl sağlanır?

03/04/2026

ŞİMDİ FARK ETMEZSEN HAYATINDAKİ TOKSİK İNSANLAR SENİ YAVAŞ YAVAŞ YOK EDER!

Bir odada dönen bir balon düşün… Hafif, zararsız, hatta masum. Ama ortamda güçlü bir hava akımı var. Havalandırma pervanesi dönüyor ve balon her seferinde ona çarpıyor. Savruluyor, düşüyor, tekrar yükseliyor… Ve yine çarpıyor. İşte birçok insanın hayatı tam olarak böyle ilerliyor. Kendi iradesiyle değil, çevresindeki görünmeyen güçlerin etkisiyle…

Psikolojide bu durum “duygusal bulaşma” olarak tanımlanır. Özellikle  çalışmaları, insanların çevresindeki duygusal atmosferden doğrudan etkilendiğini ve farkında olmadan başkalarının stresini, kaygısını ve öfkesini içselleştirdiğini gösterir. Yani toksik bir ortamda uzun süre kalan birey, zamanla o ortamın duygusal frekansına uyumlanır.

 kapsamında sosyal etkileşim ve psikolojik güven üzerine yapılan analizler de şunu açıkça ortaya koyuyor: İnsan, kendini güvende hissetmediği bir sosyal çevrede sürekli savunma modunda yaşar. Bu da zihinsel yorgunluk, karar verme zorlukları ve özgüven kaybına yol açar. Tıpkı o balon gibi… Her çarpışma, görünmez bir hasar bırakır.

Daha da çarpıcı olan şu: Harvard Üniversitesi’nin sosyal nörobilim araştırmalarına göre, sürekli stres yaratan ilişkiler beynin amigdala bölgesini aşırı aktive eder. Bu da kişinin tehdit algısını artırır ve onu sürekli “tehlikedeyim” modunda tutar. Böyle bir zihin hali, sağlıklı kararlar almayı neredeyse imkânsız hale getirir.

Ama burada kritik bir kırılma noktası var…

Balon kendi kendine dönmüyor. Onu savuran şey, dış etkiler. Ve insan da çoğu zaman kendini suçlayarak asıl problemi kaçırıyor: çevreyi.

Ne zaman ki durup şu soruyu sorarsın:
“Ben gerçekten böyle miyim, yoksa bulunduğum ortam mı beni böyle hissettiriyor?”

İşte o an uyanış başlar.

Çünkü farkındalık, psikolojide en güçlü dönüşüm kapısıdır. Ve sen o pervaneyi fark ettiğinde… Artık onun yönlendirdiği bir balon olmaktan çıkarsın.

03/04/2026

🔥MERAK EDİLEN GERÇEK: TEMAS BAĞIMLISI MISINIZ YOKSA SEVGİ DİLİNİZ Mİ FARKLI?🔥

İlişkilerde bazen bir tarafın sürekli dokunmak istemesi, sarılma ihtiyacının yüksek olması “fazla” gibi algılanabilir… ama aslında bu çoğu zaman bir sorun değil, bir sevgi dilidir. 🤍
Bazı insanlar sevgiyi sözle değil, temasla hisseder. Omza dokunmak, el ele tutuşmak, sarılmak… onların beyninde “güvendeyim” sinyalini aktive eder.

Ancak partneri aynı yoğunlukta temas ihtiyacı duymuyorsa, işte o zaman küçük ama komik hatta bazen çatışmalı anlar ortaya çıkar 😅
Biri sürekli temas isterken diğeri “biraz alan” isteyebilir. Bu fark anlaşılmazsa biri “ilgisiz”, diğeri “fazla bağımlı” gibi etiketlenir.

Oysa gerçek çok daha derin…
İlişkilerde uyum, benzerlikten değil farklılıkların yönetilmesinden doğar.

✨ Sevgi dili farklı olan çiftler, birbirini anlamayı öğrendiğinde ilişki derinleşir
✨ Temas ihtiyacı yüksek olan kişi reddedilmediğini hissetmelidir
✨ Daha mesafeli olan partner ise sınırlarının saygı gördüğünü bilmelidir

Çünkü aşk, aynı olmak değil…
birbirinin dilini öğrenmektir.

📌 Bilimsel olarak da bu durum güçlü şekilde destekleniyor:

• 🧠 University of Miami Touch Research Institute çalışmalarına göre fiziksel temas, oksitosin salgısını artırarak güven ve bağlanmayı güçlendirir. Temas ihtiyacı yüksek bireylerde bu sistem daha aktif çalışır ve temas eksikliği stres seviyesini artırabilir.

• 🧠  aktif sosyal etkileşim ve bağ kurma davranışlarının psikolojik iyi oluş ile güçlü ilişkili olduğunu gösterir; özellikle fiziksel temas ve yakınlık, bireyin duygusal regülasyonunu destekler.

• 🧠 Sosyal medya ve terapist iletişimi üzerine yapılan analizler, insanların ilişki içeriklerine en çok bağ kurduğu noktanın duygusal yakınlık ve temas olduğunu ortaya koyar; bu da ilişkilerde temasın temel bağ kurucu rolünü güçlendirir 

Birinin sana sürekli dokunmak istemesi “bağımlılık” değil, çoğu zaman “sevilme biçimidir.”
Ama önemli olan şu:

👉 Sevgi tek tip değildir
👉 Herkes aynı şekilde sevmez
👉 Ama anlayan çiftler, en güçlü bağı kurar

Ve unutma…
Doğru kişi, senin dilini öğrenmekten asla yorulmaz.

Akıllı insanlar herkesten öğrenirler! Sokrates
03/04/2026

Akıllı insanlar herkesten öğrenirler! Sokrates

Address

Ritim İstanbul AVM Ticari Blok Daire: 55 Zuhal Caddesi D-100 Yan Yolu
Istanbul
34846

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when 𝓓𝓻. 𝓑𝓸𝓻𝓪 𝓚𝓾𝓬𝓾𝓴𝔂𝓪𝔃𝓲𝓬𝓲 posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to 𝓓𝓻. 𝓑𝓸𝓻𝓪 𝓚𝓾𝓬𝓾𝓴𝔂𝓪𝔃𝓲𝓬𝓲:

Featured

Share

Category