Senfoni Psikolojik Danışmanlık

Senfoni Psikolojik Danışmanlık SENFONİ PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK

Yapımızın çocuk yetiştirmeye nasıl yansıdığını konuşacağız.. Görüşmek üzere.. Bekliyoruz
17/05/2020

Yapımızın çocuk yetiştirmeye nasıl yansıdığını konuşacağız.. Görüşmek üzere.. Bekliyoruz

Tüm dünyayı beklenmedik bir şekilde etkisi altına alan COVID19 pandemisi nedeniyle zor günlerden geçtiğimiz bir dönemdey...
25/04/2020

Tüm dünyayı beklenmedik bir şekilde etkisi altına alan COVID19 pandemisi nedeniyle zor günlerden geçtiğimiz bir dönemdeyiz. Birdenbire bambaşka bir yaşam biçiminde bulduk kendimizi. Tek konuşabildiğimiz konu bu. Bu olağanüstü halin her türlü boyutu mevcut. Sosyolojik, ekonomik, psikolojik boyutlar bunlardan sadece bazıları. Öyle ki; aslında hepsi de birbirine bağlı. Tek birini ele aldığınızda, diğeri hemen yandan kafa göstermeye başlıyor “ama ben de varım diye” Neredeyse en önemli önlemin “ Evde kalmak” olduğu bir tehlike ile karşı karşıyayız. Bu evde kalma zorunluluğu içinde ruhsal sistem de buna uyum sağlamaya çalışıyor.



Bu süreçte insan sistemini ele geçiren pek çok duygu var. Bu duygular arasındaki geçişler de düzensiz ve iç içe de geçmiş durumda.. Şimdi bu duygulara bir bakalım, içimizde neler oluyor?



En başta Korku Duygusu yaşanıyor. “Ya ben de Covid-19 olursam, kendimi geçtim ya anne-babama da hastalık bulaştırırsam, taşıyıcı olursam. Benim yüzümden onlara bir şey olursa ölürüm vicdan azabından.” Tüm haberler izleniyor, tüm yazılanlar okunuyor. Eğer son gelişmeleri takip edebilirsek, sanki süreci kontrol altında tutabilecekmişiz gibi. Kaygı, çevreyi kontrol etme arzusunu arttıran bir duygu. İşler bizim istediğimiz gibi giderse güvende oluruz ve kaygımız geçer işlemi yapar beynimiz. Çünkü sürekli içeride bir sıkıntı ve devinen bir hisle yaşamak sistemi çok yorar. En kestirme yoldan bundan kurtulmak başlıca hedef haline gelir.



Korku, doğmadan önce programlandığımız en tanıdık duygumuz. Beynimizin işleyiş mekanizmasına göre, hamileliğin sekizinci ayında gelişimini tamamlayan beynimizin amigdala ( özellikle korku ile ilgili süreçleri işleten yönetici merkez) bölgesi, aynı zamanda bağlanma ve sosyal durum şemalarımızın gelişimi ile duygularımızı ve benlik değerimizi kontrol edebilme yeteneğimizin gelişiminde de önemli role sahip olan bir merkezdir. Öte yandan amigdalayı düzenleyecek olan kortikal ağların oluşması yirmi yıldan fazla zaman alır.



Bu ne demek? Devamı:

https://www.senfonipsikoloji.com/coronavirus

Kolay mı? Hayır.. Özellikle içselleştirdiğimiz cezalandırıcı sesler bizi hiç rahat bırakmaz. Suçluluk ve utanç kemirir d...
15/09/2019

Kolay mı? Hayır.. Özellikle içselleştirdiğimiz cezalandırıcı sesler bizi hiç rahat bırakmaz. Suçluluk ve utanç kemirir durur içimizi. Ayrışmak, kendin olmak, Zaman alan bir şeydir.

Mutlulukla hatırlanacak bir haftasonu olsun..
08/09/2019

Mutlulukla hatırlanacak bir haftasonu olsun..

Kader dediğimiz şey biz hiçbir şey yapmadan gerçekleşen mi? Yoksa seçimlerimizden dolayı deneyimlediğimiz karmaşık yol m...
31/08/2019

Kader dediğimiz şey biz hiçbir şey yapmadan gerçekleşen mi? Yoksa seçimlerimizden dolayı deneyimlediğimiz karmaşık yol mu?

Çift Terapileri Sempozyumu.                 " Aldatma ve Zor Çiftlerle Terapi Süreçleri" ni anlattığım sunumumdan🌱      ...
22/06/2019

Çift Terapileri Sempozyumu. " Aldatma ve Zor Çiftlerle Terapi Süreçleri" ni anlattığım sunumumdan🌱 @ Psikoterapi Enstitüsü Beyoğlu

Her insan kendine özgü ve bir tanedir. Karşınızdakini sadece kendi zihniniz ve doğrularınıza göre değerlendirdiğinizde; ...
26/10/2018

Her insan kendine özgü ve bir tanedir. Karşınızdakini sadece kendi zihniniz ve doğrularınıza göre değerlendirdiğinizde; sonu hep hayal kırıklığı olur.

06/10/2018
Savunmaya geçmeden, karşımızdaki dinlediğimizde, ne söylediğini duyabiliriz. Kimbilir belki de aynı ihtiyaçların peşinde...
17/09/2018

Savunmaya geçmeden, karşımızdaki dinlediğimizde, ne söylediğini duyabiliriz. Kimbilir belki de aynı ihtiyaçların peşindeyiz....

15/07/2018

Senfoni Psikolojik Danışmanlık Merkezimize Ofis Asistanı Arıyoruz!

Aradığımız özellikler:
-En az lise mezunu
-Diksiyonu düzgün
-İletişim becerileri gelişmiş
-Güleryüzlü
-25-35 yaş arası Bayan
-Ofis programlarına hakim
-Sosyal medya hesaplarını yönetebilecek
-Hafta içi ve Cumartesi 10.00 -20.00 mesai yapabilecek.
-Sorunlara çözüm odaklı yaklaşan
-Uzun vadede çalışmayı planlayan çalışma arkadaşımızla birlikte olmak istiyoruz.

İlanımızla ilgileniyor ve uygun olduğunuzu düşünüyorsanız ,fotoğraflı CV’nizi, kısaca kendinizi tanıtan bir yazıyla birlikte senfonipsikoloji@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Kendimizi ve çocuklarımızı konuşacağız. Katılım 15 kişi ile sınırlıdır. Lütfen kaydınızı yaptırın. Bekliyoruz..
27/04/2018

Kendimizi ve çocuklarımızı konuşacağız. Katılım 15 kişi ile sınırlıdır. Lütfen kaydınızı yaptırın. Bekliyoruz..

17/04/2018

TAKINTI HASTALIĞI- OKB ( OBSESİF- KOMPULSİF BOZUKLUK)
Takıntı ( obsesyon), irade dışı gelen, bireyi tedirgin eden, benliğe yabancı gelen, bilinçli bir çaba ile kovulamayan, inatçı bir biçimde tekrarlayan düşünce, imge ya da dürtülerdir. Bunlar kişinin mantığına, görüşlerine, ahlak anlayışına, inançlarına ters düşer ve kabul edilemez. Kişi, bu düşüncelere ya da dürtülere aldırmamaya çalışır ya da baskılamak için uğraşır. Ya da bunları başka bir eylemle hafifletmeye ( zorlantıyı yerine getirerek) çalışır. Önce takıntının doğurduğu, rahatsızlığı azaltmak için başlar, ancak bu durum denetlenemez düzeye ulaşır ve bu tekrarlayan eylemin kendisi sıkıntı yaratır.



Takıntı hastalığı, genellikle erken yaşlarda başlar, bu yaş da 18-25 yaşlar arasıdır. Bazen küçük çocukluk yaşlarında da görülebilir. Bazen de geç yaşta başlayan türü de bulunmaktadır.



Takıntı ve zorlantılara şöyle belirtilebilir: Temiz olduğunu bildiği bir şeye dokunduğunda elinin kirlendiğini düşünerek ( takıntı yaparak) defalarca elini yıkama zorunluluğu hissetmesi ve sürekli elini yıkaması ( zorlantı). Sadece eylemle değil, düşünce takıntıları da olur. Örneğin; dini bir eylem yaparken, akla gelen ve tekrarlayan küfür düşünceleri, takıntıların değişik şekilleridir.



Kişi takıntılarından dolayı son derece tedirgin olur. Takıntı ve zorlantının kendini yorduğundan bahseder. Ancak çeşitli nedenler yüzünden zorlantılarını yerine getiremezse bunalması daha da artış gösterir. Böylece kişi kendi sistemini rahatlatabilmek için tekrarlı davranışlara ( zorlantılara) başvurur. Bu tekrarlar çoğaldıkça bunalması da çoğalır ve kısır bir döngünün içinde devam eden süreç başlar.



Takıntı ve zorlantısı olan kişiler genellikle zeki, hafızası güçlü olan bireylerdir. Fakat zihindeki bu yoğunluktan dolayı zaman zaman algısında bir bozukluk varmış gibi görülür. Yineleyen takıntılar nedeniyle, dikkat dağılır, iş verimi düşebilir. Bazı durumlarda iş durma noktasına gelir. Kişilerin düşüncelerinde, sık sık gelen, tekrarlayan, inatçı takıntılar ( obsesyon) vardır. Kişi bunların saçma ve gereksiz olduğunu bildiğinden ama bir türlü önleyemediğinden dert yanar. Bunları kabul edemez, kendi zihnine ve ahlak anlayışına ve inançlarına ters bulur. Bunlardan kurtulmak için çok çabalar fakat bunları düşünmekten kaçındıkça aslında farkında olmadan onu akılda tutmak anlamını taşır. Atmaya çalışır, çabaladıkça düşünceler artar ve kişi bunaldıkça bunalır.



Düşüncelerde bir kararsızlık hali vardır ve bir olumlu bir de olumsuz uç bulunmaktadır. Bir şeyi uygun bir şekilde yaptım mı, yapmadım mı? Ocağı kapattım mı, kapatmadım mı? Ütüyü prizde bıraktım mı, bırakmadım mı? Kapıyı kilitledim mi kilitlemedim mi? Bunlar tekrar tekrar kontrol edilir. Bu eylem ve düşünceler hem kişiyi bunaltır, hem de etrafındakileri sıkar.



Takıntılar çeşitli şekillerde kendilerini gösterir. Günlük hayatta en çok rastladığımız görünümlerden biri, evin temizliği ve düzeniyle ilgili olandır. Bu kişilere göre evin her yeri kutsaldır ve temiz olmalıdır. Bazen bu nedenle eve misafir alınmaz, çünkü kirliliğe ve mikrop bulaşmasına neden olacaklardır. Kapı pencere sıkı sıkıya kapalıdır. Akşam ev sakinleri geldiğinde kapının içerisine alınmakta, orada giysiler çıkarılmakta ve ev kıyafeti verilmektedir. Sokak giysileri alınıp hemen çamaşır makinesine atılıp yıkanmaktadır. Bu şekilde süren işler, hiç bitmez ve devamlı bir meşguliyet vardır.



Yap-Boz Savunma Mekanizması



Burada sözünü etmemiz gereken bir savunma mekanizması bulunmaktadır. Yaşamda savunma mekanizmalarımız olmadan yaşayamayız. Ancak bunları hangi dozda, ne oranda ve ne sıklıkla kullandığımız, bu mekanizmaların ilkel ve olgunluk düzeyleri önemlidir.

Yap-boz düzeneği, obsesif kompulsif bozukluğun ana savunma düzeneğidir. Birey bir takım eylemleri yapma ve bozmak zorunluluğu hisseder. Ya da iç dünyasında bazı şeyler duyumsar ve bu duyguları ortadan kaldırmaya yönelik, karşı davranışlar ya da düşünceler ortaya koymaya çalışır.



Kişi elini kirli hissetmektedir. Mantık seviyesinde elinin temiz olduğunu gayet iyi bilmektedir. Ama bu kirlilik hissinden arınamaz. Arınmak için elini devamlı yıkama zorunluluğu hissetmektedir. Elini yıkadığı zaman rahatlar. Ancak bu kısa sürer. Kısır bir döngü halinde bu devam eder. Kişi bazen saatlerce lavabodan ayrılamaz, eller tahriş olmaya başlar. Küvetten ayrılamaz, iş küvette yatmaya kadar gidebilir. Burada ne olmaktadır?



Kişi, eliyle mastürbasyon yapmış olabilir, cinsellik yaşamış olabilir ya da bir saldırganlığı boşaltmış olabilir. Bu durum, bir dürtünün deşarjı anlamına gelir. Ancak hemen devreye giren, kişinin ahlaksal tarafı (süperego) zihninde bireyi suçlulukla, kirlilikle itham eder ve bu eylemden vazgeçmesi için uyarıda bulunur. Burada hissedilen kirlilik duygusudur. Kendi ahlaksal tarafının baskısından kurtulmak için kişi, arınma yolunu seçer. Bu da el yıkama veya duş almaktır.



Takıntılı kişilik ( obsesif-kompulsif kişilik) arınmışlık duygusuna önem veren, mükemmeli yakalamaya çalışan ve kendini tüm suçlardan ve günahlardan arınmaya yönelten bir yapıdır.



Takıntı Hastalığının Türleri:

1- Tekrarlayan temizleme, el yıkama ile birlikte olan pislik bulaşması ve hastalık kapma takıntıları

2- Kontrol etme zorlantısıyla birlikte oluşan kuşkular. ( Ocağı kapattım mı kapatmadım mı?

3- Simetri, düzen ve sayılarla ilgili takıntılar

4- Biriktirme ve toplama zorlantıları ( kompülsiyon)

5- Takıntılı tereddüt.



Bu hastalığın oluş nedenleri konusunda halen araştırmalar yapılmaktadır. Pek çok neden üzerinde elde veriler bulunmaktadır. Kalıtsal, biyolojik etmenler, nörokimyasal etmenler ve psikososyal etmenler sayılabilir.



Tedavisi yönünde de yine değişik görüşler bulunmaktadır. Genel kanı ilaç tedavisinin yanı sıra Bilişsel Davranışçı Terapinin de uygulanmasıdır.

Address

Barış Mah. İzmir Caddesi Daçka Sitesi A2 Blok Daire:2 Beylikdüzü
Istanbul

Opening Hours

Monday 09:00 - 20:00
Tuesday 09:00 - 20:00
Wednesday 09:00 - 20:00
Thursday 09:00 - 20:00
Friday 09:00 - 20:00
Saturday 09:00 - 20:00

Telephone

+905305011889

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Senfoni Psikolojik Danışmanlık posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Senfoni Psikolojik Danışmanlık:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram