Dr. Tijen Acarkan

Dr. Tijen Acarkan Bu sayfada kendi muayenehanemde uygulamakta olduğum nöralterapi, ozon tedavisi, C vitamini ve seru

26/12/2025

C vitamini sadece bağışıklık için değildir.
Hormon dengenizin de sessiz destekçisidir.
* Stres altındayken ilk etkilenen yer: böbreküstü bezleri
C vitamini, kortizol dengesinin korunmasına yardımcı olur.
* Östrojen – Progesteron Dengesi
Karaciğer desteklenir, PMS ve premenopoz dalgalanmaları hafifleyebilir.
* Tiroid Hormonları
Antioksidan etkisiyle tiroid dokusunu korur, hormonların hücrelerde daha iyi çalışmasına katkı sağlar.
* İnsülin ve Kan Şekeri
İnsülin duyarlılığını destekler, hormonel stresi azaltabilir.
* Uyku Hormonu Melatonin
Gece kortizolünü baskılamaya ve kaliteli uykuya destek olur.
⚠️ Destek dozu ve formu kişiye özeldir.
Mutlaka hekim değerlendirmesiyle kullanılmalıdır.

Paylaşımlar bilgilendirme amaçlı ve kullanılan görseller temsilidir.
Tanı ve tedavi için uzman bir hekim desteği alınız.


Premenopoz, menopozdan yıllar önce başlayan ve hormonların giderek düzensizleştiği doğal bir geçiş dönemidir. Çoğu kadın...
24/12/2025

Premenopoz, menopozdan yıllar önce başlayan ve hormonların giderek düzensizleştiği doğal bir geçiş dönemidir. Çoğu kadında 35–45 yaş arasında ortaya çıkar ancak başlangıç yaşı kişiye göre değişebilir. En erken ve en önemli sinyal adet döngüsündeki değişikliklerdir.

Premenopozda sık görülen belirtiler:
• Adet aralarının uzaması veya kısalması
• Kanama miktarında artış ya da azalma, ara lekelenmeler
• Sıcak basmaları, gece terlemeleri
• Çarpıntı, memelerde hassasiyet
• Baş ağrıları, uykuya dalma güçlüğü
• Duygusal dalgalanmalar, kaygı, unutkanlık
• Göbek çevresinde yağlanma, ödem, kas-eklem ağrıları

Premenopoz tanısı yalnızca kan tahlilleriyle konulmaz; klinik belirtilerin birlikte değerlendirilmesi esastır.

Bu dönemin olmazsa olmazları:
• Kan şekeri dengesi: Rafine şeker ve beyaz undan kaçınılmalı, her öğünde protein, lif ve sağlıklı yağlara yer verilmelidir.
• Stres yönetimi: Artan kortizol hormon dengesini daha da bozar. Nefes çalışmaları ve hafif egzersizler destekleyicidir.
• Uyku: Kaliteli ve düzenli uyku hormon onarımı için vazgeçilmezdir.
• Karaciğer desteği: Yeterli su tüketimi, sebze ağırlıklı beslenme ve alkol yükünden kaçınmak önemlidir.
• Bireysel destek: Takviye ve tedaviler mutlaka hekim değerlendirmesiyle planlanmalıdır.

Şiddetli PMS, yoğun kanamalar, sürekli huzursuzluk ve uykusuzluk normal kabul edilmemelidir. Premenopoz bir hastalık değil, bedenin ritim değiştirme sürecidir. Doğru destekle bu dönem daha dengeli ve sağlıklı geçirilebilir.

Paylaşımlar bilgilendirme amaçlı ve kullanılan görseller temsilidir.
Tanı ve tedavi için uzman bir hekim desteği alınız.

23/12/2025
Ağız sağlığı yalnızca dişlerle sınırlı değildir; tüm kas-iskelet sistemiyle, özellikle de omurgayla yakın bir ilişki içi...
22/12/2025

Ağız sağlığı yalnızca dişlerle sınırlı değildir; tüm kas-iskelet sistemiyle, özellikle de omurgayla yakın bir ilişki içindedir. Ağızda tek bir dişin eksikliği bile, zamanla vücudun duruş dengesini etkileyebilecek zincirleme mekanik ve nöromüsküler değişikliklere yol açabilir.

Eksik diş durumunda çiğneme dengesi bozulur. Kişi farkında olmadan tek taraflı çiğnemeye yönelir. Bu asimetrik kullanım, çene eklemi (temporomandibular eklem – TME) üzerinde dengesiz yüklenmelere neden olur. TME, kafa tabanı, boyun kasları ve servikal omurga ile doğrudan bağlantılı bir eklemdir. Bu nedenle çene eklemindeki fonksiyon bozuklukları, zamanla boyun düzleşmesi, omuz dengesizliği ve baş pozisyonunda kaymalara yol açabilir.

Çiğneme sırasında oluşan bu dengesizlikler sadece boyun bölgesiyle sınırlı kalmaz. Postüral kompansasyon mekanizmaları devreye girerek sırt, bel ve hatta pelvis hizalanmasını etkileyebilir. Özellikle uzun süreli eksik diş varlığında; skolyoz benzeri postüral bozukluklar, kronik sırt ve bel ağrıları ortaya çıkabilir. Beden, ağızdaki dengesizliği telafi etmek için omurganın farklı segmentlerinde uyum sağlamaya çalışır.

Ayrıca diş eksikliği, fasya sistemi üzerinden tüm vücuda yayılan gerilim hatlarını etkiler. Çene kaslarında artan tonus, fasya aracılığıyla boyun ve sırt kaslarına taşınarak kronik kas spazmlarına ve ağrı döngülerine zemin hazırlayabilir.

Bu nedenle eksik dişler yalnızca estetik ya da çiğneme problemi olarak değerlendirilmemelidir. Omurga sağlığı, postür ve genel beden dengesi açısından da önemli bir faktördür. Erken dönemde yapılan uygun protetik tedaviler, sadece ağız fonksiyonlarını değil, bütüncül kas-iskelet sistemini korumaya yardımcı olur.

Unutulmamalıdır ki ağız, bedenin duruş merkezlerinden biridir. Dişteki küçük bir eksiklik, zamanla tüm omurgayı etkileyebilecek kadar büyük sonuçlar doğurabilir.

Paylaşımlar bilgilendirme amaçlı ve kullanılan görseller temsilidir.
Tanı ve tedavi için uzman bir hekim desteği alınız.

̧sağlığı ̇lişkisi

“Yorgunluk, kas ağrısı, cilt solukluğu… Hepsi gerçekten yaşlanma mı?”Çoğu zaman bu belirtileri “doğal yaşlanma” olarak k...
19/12/2025

“Yorgunluk, kas ağrısı, cilt solukluğu… Hepsi gerçekten yaşlanma mı?”
Çoğu zaman bu belirtileri “doğal yaşlanma” olarak kabul ederiz. Oysa hücresel düzeyde sessizce ilerleyen gizli asidoz, yaşlanma sürecini hızlandıran önemli ama gözden kaçan bir faktördür.

Vücudumuz dar bir pH aralığında çalışmak zorundadır.�Beslenme, stres, yetersiz uyku ve hareketsizlik; hücre içi ortamı yavaş yavaş asidik yöne kaydırabilir. Bu durum kan tahlillerinde çoğu zaman normal görünür; ancak hücre ve bağ dokusu düzeyinde yük artar.
* Enerji üretimi azalır
* Enzim sistemleri yavaşlar
* Yaşlanma belirtileri belirginleşir

Oluşan asidozun bağ dokusu ve mitokondri üzerine etkisi:
Asidik ortamdan ilk etkilenen yapılardan biride bağ dokusu(fasya)’dır.
* Elastikiyet azalır
* Doku sertleşir
* Kas ve eklem ağrıları artar
Aynı zamanda hücrenin enerji santrali olan mitokondriler, asidik yük altında daha az ATP üretir.�Bu da kendini;
* Kronik yorgunluk
* Zihinsel bulanıklık
* Metabolik yavaşlama olarak gösterir.

Antiaging Bakış Açısıyla Ne Yapabiliriz?
* Yeşil yapraklı sebzeler
* Mineralden zengin gıdalar
* Rafine şeker ve aşırı hayvansal protein tüketiminin dengelenmesi
* Düzenli ama aşırıya kaçmayan egzersiz
* Derin ve kaliteli uyku
* Stres regülasyonu (nefes, vagal aktiviteyi destekleyen pratikler)
📌 Amaç: Sadece “genç görünmek” değil, hücresel ortamı genç tutmak.

Gerçek antiaging; ciltte değil, hücrenin iç ortamında başlar.�Şikâyetleriniz “yaşlanma” gibi görünse bile, altta yatan metabolik yük mutlaka değerlendirilmelidir. Bu nedenle kişiye özel yaklaşım ve hekim değerlendirmesi her zaman esastır.

Paylaşımlar bilgilendirme amaçlı ve kullanılan görseller temsilidir.
Tanı ve tedavi için uzman bir hekim desteği alınız.

Sabah uyandığınızda kaslarınızda sertlik, eklemlerinizde tutukluk veya genel bir beden ağrısı hissediyorsanız, bu tablo ...
17/12/2025

Sabah uyandığınızda kaslarınızda sertlik, eklemlerinizde tutukluk veya genel bir beden ağrısı hissediyorsanız, bu tablo yalnızca uyku pozisyonu ile açıklanmaz. Sabah ağrıları, gece boyunca dokularda biriken inflamasyon, sıvı dengesindeki değişiklikler ve metabolik artıkların birikimiyle ilişkilidir.

Uyku sırasında dolaşım ve lenf akışı doğal olarak yavaşlar. Bu durum, vücudun gün içinde ürettiği metabolik atıkların ve hafif asidik yükün dokularda daha kolay tutulmasına yol açabilir. Modern yaşam tarzı — dengesiz beslenme, stres, işlenmiş gıdalar, yetersiz uyku — vücudu düşük dereceli metabolik asidoz eğilimine itebilir. Bu eğilim kasların toparlanmasını zorlaştırır, ağrı eşiğini düşürür ve sabahları daha belirgin ağrılarla uyanmaya neden olabilir.

Fasya da bu süreçten etkilenir. Su içeriği ve kayganlığı azaldığında daha gergin ve daha az elastik hale gelir. Bu durum özellikle sabah saatlerinde belirginleşen kas sertliğine ve hareket kısıtlılığına katkıda bulunur.

Gece boyunca karaciğer detoksifikasyon için çalışsa da, inflamasyon yükü yüksek olduğunda bu süreç tam olarak tamamlanamayabilir. Bunun sonucunda laktat ve diğer metabolik atıklar kaslarda birikerek sabah ağrılarını artırabilir.

Neler yardımcı olabilir?�– Geç saatlerde ağır beslenmeden kaçınmak�– Anti-inflamatuar, bitkisel ağırlıklı bir beslenme düzeni�– Yeterli su tüketimi�– Akşam saatlerinde hafif esneme egzersizleri�– Magnezyum açısından zengin gıdalar�– Stres yönetimi ve nefes çalışmaları

Bu yaklaşımlar vücudun asit-baz dengesini destekleyerek sabah ağrılarını hafifletmeye katkı sağlayabilir.

Paylaşımlar bilgilendirme amaçlı ve kullanılan görseller temsilidir.
Tanı ve tedavi için uzman bir hekim desteği alınız.

Fasya, vücudunuzdaki kasları, organları ve sinirleri birbirine bağlayan; hisseden, tepki veren ve çevresiyle sürekli ile...
15/12/2025

Fasya, vücudunuzdaki kasları, organları ve sinirleri birbirine bağlayan; hisseden, tepki veren ve çevresiyle sürekli iletişim kuran yaşayan bir dokudur. Suya doygun, biyolojik bir ağ gibi çalışır. İşte tam da bu nedenle, fasya sağlığı bozulduğunda tüm bedeniniz bunu hisseder.
Fibromiyaljide yaşanan yaygın ağrı, hassasiyet, yorgunluk ve dokunma duyarlılığının önemli bir kısmı, aslında fasya içindeki gerginlik ve iletişim bozukluklarıyla ilişkilidir. Stres, uykusuzluk, travmalar ve uzun süreli kas gerginliği fasyayı dehidrate eder ve sıkılaştırır. Bu sıkılaşma sinir uçlarına baskı yaparak ağrı algısını artırabilir.

Fasya gerildiğinde:
* Sinir sistemi daha hızlı alarm verir,
* Ağrı eşiğiniz düşer,
* Dokunma veya hafif temas bile “acı” gibi hissedilebilir,
* Tüm vücutta dolaşan bir gerginlik hissi oluşabilir.
Bu nedenle fibromiyaljide ağrının kaynağı tek bir bölge değil, tüm bedeninizi saran bu iletişim ağıdır.

Nöralterapi, otonom sinir sistemini düzenlemeye yönelik bir tedavi yaklaşımıdır. Fibromiyalji ve fasya bağlantısı düşünüldüğünde nöralterapi şu şekilde destek sunabilir:
* Fasya içindeki aşırı gerginlik ve kasılı kalmış alanların çözülmesine yardımcı olabilir.
* Sempatik sinir sisteminin aşırı aktivasyonunu azaltarak ağrı eşiğini yükseltebilir.
* Kronik stres, travmalar veya eski yaralanmalardan kalan “bozuk sinyal alanlarını” düzenleyebilir.
* Bedenin kendi iyileştirme mekanizmalarını yeniden aktive etmeyi hedefler.
Daha dengeli çalışan bir sinir sistemi, fasyanın daha elastik, daha kaygan ve daha iyi iletişim kuran bir dokuya dönüşmesini destekler. Bu da fibromiyalji belirtilerinde rahatlama sağlayabilir.

Fibromiyalji çok katmanlı bir durumdur. Fasya sağlığını korumak, stres yönetimi, doğru beslenme, hareket ve gerekirse tamamlayıcı tedaviler sürecin önemli parçalarıdır.�Nöralterapi ya da herhangi bir tedavi planı mutlaka alanında uzman bir hekim tarafından değerlendirilmelidir.

Paylaşımlar bilgilendirme amaçlı ve kullanılan görseller temsilidir.
Tanı ve tedavi için uzman bir hekim desteği alınız.

12/12/2025

Saçlarınız son dönemde daha mı çok dökülüyor?
İşte yaygın nedenler:
• Stres — Saç köklerini “dinlenme” moduna alır ve dökülmeyi hızlandırır.�
• Hormon Dengesizliği — Özellikle tiroit, insülin, doğum sonrası dönem ve PCOS.�
• Vitamin – Mineral Eksiklikleri — B12, D vitamini, demir, çinko eksikliği dökülmenin başlıca sebepleridir.�
• İnflamasyon ve bağırsak sorunları — Emilim bozulduğunda saç kökü beslenemez.�
• Genetik yatkınlık — Özellikle erkek tipi dökülme.�
• Mevsimsel geçişler — Sonbahar ve ilkbaharda dökülme artabilir.�
• Yanlış saç bakımı — Sık boya, ısı, kimyasallar kökü zayıflatır.�
• Hızlı kilo değişimleri ve yetersiz beslenme�• Kronik hastalıklar ve bazı ilaçlar

Saç dökülmesinin gerçek nedenini anlamak için mutlaka bir hekim değerlendirmesi ve gerekli kan tahlilleri yapılmalıdır.

Paylaşımlar bilgilendirme amaçlı ve kullanılan görseller temsilidir.
Tanı ve tedavi için uzman bir hekim desteği alınız.


̧dökülmesi

Fasya, vücudumuzda kasları, organları ve sinirleri birbirine bağlayan yaşayan bir ağdır. Çoğu zaman “bağ dokusu” olarak ...
10/12/2025

Fasya, vücudumuzda kasları, organları ve sinirleri birbirine bağlayan yaşayan bir ağdır. Çoğu zaman “bağ dokusu” olarak görülse de, aslında biyoelektrik sinyal taşıyan, suya doygun bir iletişim sistemi gibi çalışır. İşte bu nedenle fasya susuz kaldığında, sorun sadece hareket kısıtlılığı değildir — vücudun iletişim ağı da bozulmaya başlar.

- Fasya Biyoelektriktir, kolajen lifleri, jel kıvamındaki temel madde ve yüksek miktarda su ile dolu, elektriksel iletimi destekleyen bir yapıdır.�Bu yapı su ile beslendiği sürece:
* Kaslar arasında kayganlık sağlar,
* Sinir sinyallerinin daha hızlı yayılmasına yardımcı olur,
* Hücre içi ve dışı iletişimi düzenler.
Susuz kaldığında ise bu ağ viskozlaşır, sertleşir ve elektriksel akışı kesintiye uğrar.

- Miyofasiyal Dehidrasyon Nasıl Oluşur?
* Yetersiz su tüketimi
* Kronik stres
* Hareketsizlik
* Uzun süre masa başında kalmak
* Uyku düzensizliği
* Tekrarlayan yüklenmeler
Bu durum, fasyanın jelimsi yapısının sıvı kaybedip “kurumasına” neden olur. Kuruyan fasya, kasların üzerinde bir zırh gibi gerilir.

- Etki Alanları Nelerdir?
* Boyun, sırt ve bel ağrıları
* Hareket kısıtlılığı ve esneklik kaybı
* Kas içi gerginlik ve tetik nokta oluşumu
* Baş ağrısı ve çene sıkma
* Postür bozuklukları
* Dolaşımın yavaşlaması
* Enerji düşüklüğü ve kronik yorgunluk hissi
Çünkü fasya, “bir yerdeki problem başka bir yerin hareketini etkileyebilir” prensibiyle çalışan bütüncül bir ağdır.

- Mitokondri ile Doğrudan Bağı Vardır
Fasya yalnızca mekanik bir yapı değildir; hücresel enerji üretimiyle de bağlantılıdır.
* Mitokondriler, hücrelerin enerji santralleridir.
* Fasya dokusu susuz kaldığında, hücre dışı sıvı dengesi bozulur ve mitokondrilerin oksijen ve besin alışverişini doğrudan etkiler. Daha az enerji üretimi, daha fazla yorgunluk ve inflamasyona neden olur.
Bu nedenle miyofasiyal dehidrasyon, sadece kas ağrısı değil, enerji metabolizması sorunlarına da zemin hazırlar.
Fasya susuz kaldığında:
* Sinir iletimi yavaşlar,
* Kaslar arasında mesaj taşıma gecikir,
* Hareket paternleri bozulur,
* Doku esnekliği azalır,
Bu nedenle miyofasiyal dehidrasyon, tüm beden iletişimini etkileyen sistemik bir problem olarak kabul edilir.

08/12/2025
Yaşlanmak doğal bir süreçtir; ancak hücrelerimizin ne kadar hızlı yaşlandığı tamamen yaşam tarzımızla ilgilidir. Doğru b...
08/12/2025

Yaşlanmak doğal bir süreçtir; ancak hücrelerimizin ne kadar hızlı yaşlandığı tamamen yaşam tarzımızla ilgilidir. Doğru beslenme, cildin parlaklığından enerjinin sürekliliğine, hormon dengesinden inflamasyon kontrolüne kadar birçok alanda gençleşme etkisi yaratabilir. Bu nedenle yaşlanma karşıtı beslenme, estetik kaygıdan çok daha fazlasıdır; bedenin uzun yıllar sağlıklı ve güçlü kalmasını hedefler.

1. Antioksidan Zengini Besinler
Serbest radikallerin oluşturduğu hücresel hasarı azaltır.
* Yaban mersini, böğürtlen, nar
* Pancar, brokoli, ıspanak
* Zerdeçal, zencefil
* Kakao (şekersiz)
2. Sağlıklı Yağlar
Cilt bariyerini güçlendirir, hücre zarını korur.
* Zeytinyağı
* Avokado
* Ceviz, badem
* Somon, sardalya (omega-3)
3. Protein Kalitesini Artırarak
Kolajen üretimi için gereklidir.
* Yumurta
* Balık
* Baklagiller
* Kemik suyu
* Hindi, tavuk
4. Rafine Karbonhidratları Azalt
Şeker ve beyaz un ürünleri glikasyon yaparak ciltte elastin-kolajen kaybına yol açar.
5. Liften Zengin Beslen
Bağırsak sağlığı → daha az inflamasyon → daha geç yaşlanma.
* Sebze ağırlıklı tabaklar
* Armut, elma, kuru erik
* Chia, keten tohumu
* Nohut, mercimek
6. Hücresel Yaşlanmayı Yavaşlatan Özel Besinler
* Resveratrol: Üzüm kabuğu, yaban mersini
* Koenzim Q10: Avokado, ıspanak
* D3 ve K2: Kemik ve bağ sağlığı
* Omega-3: Hücre zar bütünlüğü
7. Anti-inflamatuar Beslenme Modeli
* Limonlu su
* Yeşil çay
* Sarımsak, soğan
* Koyu yeşil yapraklılar
8. Su ve Elektrolit Dengesi
Yeterli su tüketimi cildi dolgun ve canlı tutar; hücre fonksiyonlarını destekler.
9. Yaşlanmayı Hızlandıranlardan Uzak Durun
* Sürekli atıştırma
* Geç saatte yemek
* Aşırı kafein
* Yetersiz uyku
* Yüksek stres ve kortizol
10. Aralıklı Oruç (IF) Destekleyici Olabilir
Hücresel yenilenmeyi (otofaji) artırabilir; fakat kişisel sağlık durumuna göre uygulanmalıdır.

Yaşlanma karşıtı beslenme, dış görünüşü genç tutmanın ötesinde, bedenin her hücresine uzun vadeli bir yatırım yapmaktır. Her bireyin ihtiyaçları farklıdır; bu nedenle beslenme değişikliklerini, takviye kullanımını veya aralıklı oruç gibi protokolleri uygulamadan önce bir doktor veya uzman eşliğinde değerlendirmek en güvenli yaklaşımdır.

05/12/2025

“Ekmek zararlı” düşüncesi çoğu zaman yanlış anlaşılmadan doğar.
Asıl önemli olan, hangi ekmeği tercih ettiğimizdir.
Bazı ekmekler kan şekerini hızla yükseltir ve inflamasyonu tetiklerken,�Doğru ekmek ise kan şekerini dengeler, inflamasyonu azaltır ve sindirimi destekler.
Peki sağlıklı ekmek nasıl olur?
👉 1. Glütensiz veya düşük glütenli�Glüten hassasiyetin varsa bağırsak geçirgenliğini artırabilir ve inflamatuar süreçleri tetikleyebilir.�Karabuğday, teff, kinoa, saf glutensiz yulaf gibi tahıllarla yapılan ekmekler daha antiinflamatuardır.
👉 2. Tam tahıllı içerik�Kepeği ve özü alınmamış tahıllar = Daha fazla lif, daha uzun tokluk, dengeli kan şekeri.
👉 3. Gerçek ekşi maya�Ekşi maya glüteni parçalar, sindirimi kolaylaştırır ve bağırsak dostu bakterileri destekler.�(Glütensiz ekmeklerde de fermente süreç mümkündür!)
👉 4. Temiz içerik�Ekstra şeker yok, katkı yok, raf ömrü uzatıcı yok.�Ne kadar sade, o kadar iyi.
👉 5. Taş değirmende öğütülmüş un�Daha yüksek vitamin-mineral içeriği demektir.
�Doğru ekmek → Düşük inflamasyon, stabil kan şekeri, daha uzun tokluk ve daha iyi bir sindirim.�Glütensiz, gerçek mayalı ve temiz içerikli ekmekler bu dengeyi en iyi destekleyen seçeneklerdir.

Paylaşımlar bilgilendirme amaçlı ve kullanılan görseller temsilidir.
Tanı ve tedavi için uzman bir hekim desteği alınız.

Address

Op. Cemil Topuzlu Caddesi Mevhibe Hanım Apt. 57
Istanbul

Opening Hours

Monday 09:00 - 17:00
Tuesday 09:00 - 17:00
Wednesday 09:00 - 17:00
Thursday 09:00 - 17:00
Friday 09:00 - 17:00
Saturday 09:00 - 17:00

Telephone

+902163612030

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Dr. Tijen Acarkan posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Dr. Tijen Acarkan:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category