Umut Fizik Tedavi

Umut Fizik Tedavi bel fıtığı, boyun fıtığı, sırt ağrıları, fibromiyalji ve diğer tüm kas iskelet sistemi hastalıklarında etkili ve hızlı tedavinin adresi

Fizik Tedavi Yaşam Kalitesini ArttırırFizik tedavi olarak bilinen fizyoterapi hizmetleri, çeşitli nedenlerde (kaza, yaş ...
24/04/2018

Fizik Tedavi Yaşam Kalitesini Arttırır

Fizik tedavi olarak bilinen fizyoterapi hizmetleri, çeşitli nedenlerde (kaza, yaş ilerlemesi, kırık ve çıkık kemikler, romatizmal hastalıklar vb.) fonksiyon kaybına uğramış bireylerin düzenli egzersiz ve manuel terapi gibi özel tekniklerle tekrar fonksiyonlarını geri kazandıkları tedavi türüdür. Hasta, bu alanda eğitim almış fizyoterapistlerin uyguladığı düzenli fizik tedaviden sonra yaşam kalitesinde artış olduğunu görecektir.

Fizik Tedavi Kimlere Uygulanır?

- Felç, ALS (kas erimesi), Parkinson gibi nörolojik hastalığı olanlara

- Kalça kırığı, protez ameliyatları, çeşitli kırık ameliyatları, uzun süre alçıda kalma gibi ortopedik sıkıntı yaşamış hastalarda

- Yaş veya genetik kaynaklı romatizmal eklem sıkıntıları çekenlerde

- Yaşın ilerlemesine bağlı olarak gerçekleşen alzheimer, demans gibi kişinin bilincinde başlayan eksilmelerin hareket kabiliyetine de sirayet ettiği durumlarda fizyoterapi hizmetleri uygulanabilmektedir.

fizyoterapi hizmetleri gerekli sertifikasyonlara sahip kişilerin çalıştığı bir kurumda alınabileceği gibi, evden çıkamayan hastalar için evde fizik tedavi şeklinde de alınabilir. Hastanın durumunu değerlendiren fizyoterapist en uygun fizik tedavi metodunu önerecektir. Sıklıkla uygulanan terapiler arasında manuel terapi, kuru iğneleme, osteopati ve kinesiotape gibi seçenekler bulunmaktadır. Gerçekleştirilen tedaviler sonucunda kaslar gevşer, hastanın ağrıları rahatlar ve hem hareket kabiliyeti hem de yaşam kalitesi birbiriyle orantılı olarak iyileşme gösterir. Hasta kendine yetebilmeye başlar, bu da hem moralini hem de genel nekahat dönemini iyileştirecektir.

Fizik tedavi olarak bilinen fizyoterapi hizmetleri, çeşitli nedenlerde (kaza, yaş ilerlemesi, kırık ve çıkık kemikler, romatizmal hastalıklar vb.) f...

Modern Çağın Hastalığı: Omuz-Boyun AğrılarıModern dünyanın başta teknolojik imkanları olmak üzere birçok nimetinden fayd...
23/04/2018

Modern Çağın Hastalığı: Omuz-Boyun Ağrıları

Modern dünyanın başta teknolojik imkanları olmak üzere birçok nimetinden faydalanmaktayız. Ancak ne yazık ki teknolojik bir yaşam, hareketsiz bir yaşamla eşdeğer hale geldi. Özellikle çalışma anlayışının büyük oranda beyaz yaka – masa başı/bilgisayar başı işe evrilmesinden ötürü birçok kişi artık omuz ve boyun ağrılarından şikayet ediyor. Omuz-boyun ağrıları fizik tedaviyle halledilebilecek rahatsızlıklardır.

Ağrıları fizik tedaviyle tedavi etmek yalnızca bu işin eğitimini almış, tecrübeli fizyoterapistlere başvurmakla mümkündür. Hastalığın ciddiyetine göre fizik tedavi merkezlerinde veya evde özel fizyoterapi hizmeti alabilirsiniz. Hep aynı biçimde oturmak (özellikle bilgisayar başında), hareketsizlik, yalnızca belirli hareketleri yapmak omuz ve boyun eklemlerinde ve kemiklerde sıkıntıya yol açmaktadır. Bu problemde ilk başvurulan yöntem masaj ve çeşitli bası yöntemlerini bir araya getiren manuel terapidir. Manuel terapide, fizyoterapist ellerini kullanarak dokular ve kaslar üzerinde uygun noktalara basınç uygular. Rahatlayan kaslar ve eklemler sayesinde gerilim azalır, bağ doku güçlenir.

Kas ağrılarını fizik tedaviyle gidermek mümkündür, ancak uygulanan seanslara düzenli gitmek koşuluyla. Kişi, tedavi sürecini tamamlayıp fonksiyonlarını tam olarak geri kazandıktan sonra hemen hareketsiz yaşamına geri dönmemelidir. Hareketsizlik, tüm ağrıların başlıca nedenidir. Masa başından belirli sürelerde kalkmalı, dolaşmalı, çeşitli esneme hareketleri yaparak omuz ve boyun ağrılarının tekrar oluşmasını engelleyici yöntemler uygulamalıdır. Fizyoterapistiniz her an uygulayabileceğiniz basit esneme hareketlerini size gösterecektir.

Modern dünyanın başta teknolojik imkanları olmak üzere birçok nimetinden faydalanmaktayız. Ancak ne yazık ki teknolojik bir yaşam, hareketsiz bir yaşamla eşde...

Sağlığınıza Katkı Sağlayacak 10 BesinBesinler, vücudunuzda denge ve çeşitlilik esasına göre uyum içerisinde çalışır. Bil...
22/04/2018

Sağlığınıza Katkı Sağlayacak 10 Besin

Besinler, vücudunuzda denge ve çeşitlilik esasına göre uyum içerisinde çalışır. Bilimsel olarak olumlu etkileri kanıtlanmış besinler aracılığıyla sağlığınıza sağlık katacak 10 besin ile hayatınıza daha sağlıklı devam edebilirsiniz.

Sağlığınıza katkı sağlayacak 10 besin: 1-Avokado, kalp sağlığını destekler. Kan şekerini dengeler. Kansere karşı koruma sağlar ve doku yenilenmelerini hızlandırır. 2-Elma, yüksek lif içeriği ile sindirim sistemine iyi gelir ve kabızlık sorununu ortadan kaldırır. 3-Yaban Mersini, vücuttan toksinleri temizler ve yaşlanmaya karşı etkilidir. Kanser riskini azaltır ve kalp dostudur. Vücut iltihaplarının azalmasına yardımcı olur. 4-Lahana, indol içeren sebzelerin başında gelir ve kansere karşı ciddi bir koruma sağlar. Özellikle erkeklerde kolon kanseri riskini büyük ölçüde azalttığı kanıtlanmıştır. Bağışıklık sistemini güçlendirir. 5-Balık, Omega-3 yağ asitleri sayesinde kalp sağlığını korur ve kolesterolü düşürür. Depresyon riskini azaltır ve zayıflamaya yardımcı olur. 6-Nar, kolon kanseri riskini azaltır. İnme ve kalp krizlerine karşı koruma sağlar. 7-Ananas, selülitleri azaltır ve ödem söken etkisi vardır. Bolca C vitamini içerir ve kabızlığı azaltır. Zayıflamaya yardımcı olur. 8-Probiyotik yoğurtlar, bağışıklık ve sindirim sistemlerini güçlendirir. Kolesterolü düşürür. 9-Mantar, tansiyonu düşürür ve kan kolesterolünü azaltır. Kansere yakalanma riskini azaltır. 10-Sarımsak, kanserle savaş en güçlü besinler arasındadır. Günde 2-3 diş sarımsak kan kolesterolünü düşürür. Pişmiş sarımsak, vücutta kadmiyum ve cıva gibi metallerden arındırmaya yardımcı olur.

Sağlıklı yaşam için bilimsel niteliği kanıtlanmış 10 besin ile hastalıklara yakalanma olasılığınız azalır ve daha sağlıklı bir yaşam sürebilirsiniz.

Besinler, vücudunuzda denge ve çeşitlilik esasına göre uyum içerisinde çalışır. Bilimsel olarak olumlu etkileri kanıtlanmış besinler aracılığıyla sağlı...

Kalp Hastalıklarının 3 BelirtisiHiçbir belirti vermeden sessizce ilerleyebilen kalp hastalıkları, günümüzde en çok karşı...
22/04/2018

Kalp Hastalıklarının 3 Belirtisi

Hiçbir belirti vermeden sessizce ilerleyebilen kalp hastalıkları, günümüzde en çok karşılaşılan sağlık sorunlarındandır. Kalp hastalığı, kalbin p***a fonksiyonlarında meydana gelen aksaklıklardır. Aksaklık düzeyi değişkenlik gösterebilmektedir. Yüksek tansiyon, obezite, sigara, yüksek kolesterol ve hareketsiz yaşam şekli kalp hastalıkları riskini artırmaktadır.

Kalp hastalığının 3 belirtisi: 1- Göğüs Ağrısı, kalp damar tıkanıklığı kalp hastalığının önemli bir kısmını oluşturur. Göğüs ağrısı, kalp damar tıkanıklığında en sık görülen belirtidir. Kalp damarlarının kalp kaslarını besler. Damarlarda yaşanan daralma durumunda kalp kaslarına giden kan akımı azalmakta ve bu durum kalp ağrısına sebep olmaktadır. Göğüs ağrıları göğüste yanma hissi, göğüsün sıkıştırıyorlarmış hissi, nefes darlığı, göğüs kısmına bastırılıyormuş hissi ve sol kolda ağrı ve uyuşma şeklinde meydana geliyorsa kalp hastalıklarına işaret ediyor. 2-Nefes Darlığı, eforla oluyorsa, ayaklarda şişlik durumu varsa, göğüs ağrısı yaşıyorsanız, çarpıntı durumu varsa kalp hastalığına işaret etmektedir. 3-Çarpıntı, kalbin düzensiz olarak hızlı atması demektir. Kalpteki ritim bozuklukları, kalpteki damar tıkanıklıkları ve kalp kapak hastalıklarına yol açar. Eğer tansiyon düşüklüğü, baş dönmesi, göğüs ağrısı, göz kararması ve fenalık hissi yaşıyorsanız bu ritim bozukluğu yaşadığınızı gösterir. Tansiyon yüksekliğinin yaşanması da kalp hastalıklarının işareti sayılabiliyor.

Kalp hastalıklarının tanı süreci, ekokardiyografiyle renkli doppler işlemiyle, kalp sintigrafisi testiyle, koroner anjiografi işlemiyle ve elektrofizyolojik çalışma işlemleriyle gerçekleşmektedir. Eğer kalp hastalıkları belirtisi vücudunuzda yaşanıyorsa yukarıdaki tanı süreçlerini uygulayabilir ve en yakın zamanda bir uzmana danışabilirsiniz.

Hiçbir belirti vermeden sessizce ilerleyebilen kalp hastalıkları, günümüzde en çok karşılaşılan sağlık sorunlarındandır. Kalp hastalığı, kalbin p***a f...

Migren Nedir?Periyodik baş ağrısı ataklarıyla seyir eden bir hastalıktır. Migren genetik yatkınlığı olan bir hastalıktır...
22/04/2018

Migren Nedir?

Periyodik baş ağrısı ataklarıyla seyir eden bir hastalıktır. Migren genetik yatkınlığı olan bir hastalıktır. Genetik yatkınlığı olan kişilerde açlık, uykusuzluk gibi tetikleyiciler migrene zemin hazırlar. Kadınlarda erkeklere oranla 3 kat daha fazla görülür. Migren ağrısının 4-72 saat süreli olması, tek taraflı olması, zonklayıcı tarzda olması, hareketle artması,orta veya ağır şiddette olması, bulantı ve kusma, ışık ve gürültüden rahatsız olma, migrenin karakteristik özelliklerindendir. Yorgunluk hissi, iştah değişiklikleri, uyku değişiklikleri, esnemeler, gözde ışık çakmaları, karanlık görme odakları, vücutta uyuşma migrenin öncü belirtilerindendir. Migren baş ağrısı çekenlerin üçte biri yakın zamanda baş ağrısının gelebileceğinin sinyalini veren geçici duygusal motor bozukluk, görme veya konuşma bozukluğu olan aura hisseder Migren 20li yaşlarda ortaya çıkar en sık 25-50 yaş arasında görülür. Eskiden sadece bir baş ağrısı tipi olarak görülen migren artık başlı başına nörolojik bir hastalık olarak değerlendirilmektedir. Migreni tetikleyen faktörler; aşırı yorgunluk, düzensiz beslenme, açlık, düzensiz uyku, uykusuzluk, lodos rüzgarı, adet dönemi, ıslak saç, alkol ve kırmızı şarap, kafeinli içecekler, ağır kokular ve gürültü. Migren tedavisi ; ağrı tedavisinde basit ağrı kesiciler, steroid olmayan antienflamatuar ilaçlar, ergotaminli ilaçlar ve triptanlar kullanılır. Tedavideki amaç tetikleyici etkenleri azaltmak, sinir sistemindeki hassasiyeti baskılamaktır. İlaç dışında alternatif tedavi olarak akapunktur tedavisi, doku masajı, botox tedavisi etkilidir.



Periyodik baş ağrısı ataklarıyla seyir eden bir hastalıktır. Migren genetik yatkınlığı olan bir hastalıktır. Genetik yatkınlığı olan kişilerde açlık, uykusuzluk...

Sinir Sıkışması ve Tedavi YöntemleriBeyin ve omuriliği oluşturan merkezi sinir sisteminden vücuda yayılan periferik sini...
17/04/2018

Sinir Sıkışması ve Tedavi Yöntemleri

Beyin ve omuriliği oluşturan merkezi sinir sisteminden vücuda yayılan periferik sinirlerin vücudun herhangi bir yerinde, herhangi bir nedenle tuzaklanması sonucu sinirin sıkışmasıdır. Sinirler kemik ile bağ dokusu arasında sıkışabildiği gibi iki kas arasından geçerken de sıkışabilir. En sık görülen tuzak nöropatilerden biri olan Karpal Tünel Sendromu ele ve parmaklara yayılan sinirin bilek bölgesinde sıkışmasıdır. İnsanların %16 'sında görülür. Vücutta en çok sinir sıkışması görülen yerler sırasıyla el, kol, omuz ve ayaktır. Sinir sıkışması belirtileri; şiddeti gittikçe artan ağrı, sorunlu bölgede uyuşukluk ve duyu kaybı, iğne batması ve karıncalanma hissi, kaslarda seğirme ve güçsüzlüktür. Ağrı ve uyuşukluk hastayı gece uykudan uyandırabilecek kadar şiddetli olabilir. Hastalar gece uyanıp el bileklerini salladıklarında rahatladıklarını ifade ederler. Genellikle sinir tuzaklanmaları ilerleyici bir tablo şeklinde seyir eder. Hastalar gerekli tedaviyi görmez veya geciktirirse kalıcı kas erimelerine varan problemler ortaya çıkabilir. Sinir sıkışmasında risk grupları; belirli hareketleri sürekli tekrarlayıcı şekilde yapan kişilerdir, örneğin örgü örmek. Ayrıca ev hanımları, kasiyerler, klavyeyi yoğun kullanan sekreterler ve bankacılar, piyanistler, vida somun sıkan işçiler, hilti kullanan işçiler de meslek gereği risk grupları içerisinde yer alır. Diabet, hipotiroid, romatoid artrit, akromegali, obezite, hamilelik sinir sıkışmasıyla birlikte görülebilen hastalık ve durumlardır. Sinir sıkışmasında teşhis yöntemleri; klinik muayene, EMG, MR. Sinir sıkışması tedavi yöntemleri; el bileğini dinlendirici ateller, non-steroid antienflamatuar ilaçlar, lokal steroidler, cerrahi tedavi, fizik tedavide ise ultrason, lazer, parafin, manyetik alan tedavisi, germe egzersizleri, bantlama tedavisi, sinir mobilizasyonları yapılabilir.

Beyin ve omuriliği oluşturan merkezi sinir sisteminden vücuda yayılan periferik sinirlerin vücudun herhangi bir yerinde, herhangi bir nedenle tuzaklanması sonuc...

Boyun Ağrısı ve Alınabilecek ÖnlemlerKafatası (oksiput) kemiğinden başlayıp üst torakal C8 seviyesine kadar olan bölüm a...
17/04/2018

Boyun Ağrısı ve Alınabilecek Önlemler

Kafatası (oksiput) kemiğinden başlayıp üst torakal C8 seviyesine kadar olan bölüm anatomik olarak boyun bölgesidir. Boyun omurlarının arasında bulunan diskler kemiklerin birbirine yaptığı yükü absorbe eder. Boynun kemikleri, bağları ve kasları sayesinde başımızı taşır ve hareket ettirebiliriz. Bir çok insan hayatları boyunca en az bir kez boyun ağrısından şikayet eder. Birçoğunda da bunun sebebi, zayıf postür, kireçlenme veya aşırı kullanımdır. Bazen de sporda yaralanma, trafik kazası ve düşme, travma gibi sebepler olabilir. Genellikle boyun ağrısı ciddi bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkmaz ve bir kaç günde üstesinden gelinebilir. Fakat bazı olgularda boyun ağrısı ciddi bir hastalığın belirtisi olarak karşımıza çıkabilir ve profesyonel yardım gerektirebilir. Boyun ağrısı 1 haftadan uzun süre devam ederse, şiddetliyse ve başka semptomlar da eşlik ediyorsa en kısa zamanda tıbbi yardım almanız önerilir. Boyun ağrısının ve boyun tutulmasının nedenleri: zayıf postür, masa başında uzun süre pozisyon değiştirmeden çalışma, boyun kötü pozisyonda uyuma, hareket sırasında boynu zorlama ve yaralanma. Boyun bölgemiz özellikle düşme, trafik kazası, ve spor yaralanmaları gibi durumlarda savunmasız bir bölgedir. Bu gibi yaralanmalarda kaslar ve bağlar normal hareket açıklıklarının fazlasına zorlanır. Eğer boyun omuru yerinden çıkarsa veya kırılırsa omurilik hasarı ortaya çıkabilir. Artritler, osteoporoz, fibromyalji, boyun fıtığı, spondilozis, kalp krizi, menenjit, boyun tümörü gibi hastalık ve durumlar boyun ağrısına sebep olabilir. Evde boyun ağrısını hafifletmek ve önlemek için şunları yapabiliriz: sıcak bir duş alın, 15-20 dk sıcak su torbası uygulayın. Reçetesiz ağrı kesici alabilirsiniz. Bir kaç gün sporu bırakın, semptomları artıracak hareketlerden uzak durun, ağır kaldırmayın. Her gün düzenli olarak boyun esnetme hareketlerini yapın. Boynunuzu doğru bir postürde tutun. Cep telefonunu omuz ve kulak arasında sıkıştırıp, el yardımı olmaksızın kullanmayın. Boynunuza masaj yaptırabilirsiniz. Özel ve boynunuza uygun bir yastık seçin. Ne zaman doktora görünmeliyim? şiddetli boyun ağrısı, boyunda yumru, ateş, baş ağrısı, bulantı ve kusma, halsizlik, yutkunma ve nefes almada zorluk, uyuşma ve karıncalanma, kola ve parmaklara yayılan ağrı, kolları ve eli hareket ettirmede güçlük. Bu gibi durumlarla karşılaştığınız zaman en yakın bir hastaneye başvurunuz.

Kafatası (oksiput) kemiğinden başlayıp üst torakal C8 seviyesine kadar olan bölüm anatomik olarak boyun bölgesidir. Boyun omurlarının arasında bulunan diskler k...

Piriformis Sendromu (Yalancı Siyatik)Piriformis Sendromu, piriformis kasının siyatik sinire basısı sonucu oluşan siyatik...
15/04/2018

Piriformis Sendromu (Yalancı Siyatik)

Piriformis Sendromu, piriformis kasının siyatik sinire basısı sonucu oluşan siyatik ağrısı şeklinde kendini belli eden bel fıtıklarıyla karıştırılan klinik bir olgudur. yapılan araştırmalarda bel ağrısı ve siyatik ağrısı çeken hastaların %10'unda ağrının sebebinin piriformis sendromundan kaynaklandığı belirtilmiştir. Sıklıkla 40-50'li yaşlarda ve kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülmektedir. Siyatik sinir bel bölgesinden köken alıp, piriformis kasının altından geçerek bacağa ve ayaklara doğru yayılan büyük bir sinirdir. Piriformis sendromu; piriformis kasının aşırı kullanımı, ani darbe, kasa direkt bası yapan sert zeminde oturma, arka cepte cüzdan varken oturma, ani koşma, anatomik varyasyonlar gibi çeşitli nedenlerden dolayı inflamasyon ve ödemi sonucu spazma uğraması ve bu kasın altından geçen siyatik sinire bası oluşturması sonucu oluşur.. En sık görülen belirti kalça bölgesinde ağrı ve uyluğun arka kısmında aşağı yayılan ağrıdır. Hastalar genelde bacak bacak üstüne atma pozisyonunda, sert zeminde oturmada ve bacağı dışa çevirme hareketini yaptığında ağrının arttığını ifade eder. Piriformis sendromu diğer belirtileri ise; 15-20 dk dan fazla oturmak, ayakta durmak veya yatmakla artan ağrı, kalçadan bacağa yayılan ağrı, hareketle düzelen istirahatle artan ağrı, oturmadan kalkamaya geçerken artan ağrı, ayakta uyuşma, sekerek yürüme, alt ekstremite kaslarında güçsüzlüktür. Belirtiler aniden başlayabileceği gibi hafif şekilde başlayıp zamanla artabilir. Klinik muayenede priformis kasının üzerine derin palpasyonda hassasiyet ve ağrı ortaya çıkar. Tanıda klinik testlerin önemi büyüktür. Piriformis sendromunda erken dönemde konservatif tedavi ile hastaların %80'i iyileşebilmektedir. Akut ağrılı dönemde kalça istirahate alınabilir, uzun süre ayakta kalma ve koşma gibi hareketler kısıtlanabilir, antiinflamatuar ilaçlar ve kas gevşeticiler kullanılabilir. Akut dönemde piriformis kasına soğuk uygulama ve germe, kronik dönemde ise fizik tedavi modalitelerinden yüzeyel ve derin ısıtıcılar uygulanır, ağrı kesici özelliği olan TENS akımı kullanılabilir, Kas içine lokal anestetik veya kortikosteroid enjeksiyonu yapılabilir. Son yıllarda kas içine botoks uygulaması fizik tedaviye cevap alınamayan durumlarda uygulanabilir. Kuru iğneleme de piriformis sendromunda etkili tedavi seçeneklerinden biridir. Konservatif tedavilere yanıt alınamayan durumlarda cerrahi uygulanabilir,siyatik sinire olan baskıyı azaltmak için piriformis kası gevşetilir.

Piriformis Sendromu, piriformis kasının siyatik sinire basısı sonucu oluşan siyatik ağrısı şeklinde kendini belli eden bel fıtıklarıyla karıştırılan klinik bir...

Felç (İnme) Nedir? Belirtileri ve Risk Faktörleri Nelerdir?Felç; beyni besleyen damarların tıkanması veya yırtılması son...
15/04/2018

Felç (İnme) Nedir? Belirtileri ve Risk Faktörleri Nelerdir?

Felç; beyni besleyen damarların tıkanması veya yırtılması sonucu gelişen, birtakım nörolojik bulgular ortaya çıkaran, beynin fonksiyonlarını yerine getirememesine yol açan olaydır. Beynimiz 2 adet hemisfer adı verilen yarıküreden oluşur. Beynin sağ tarafında oluşan hasar, vücudun sol yarısını etkiler, beynin sol tarafında oluşan hasar ise vücudun sağ yarısını etkiler. Dünyada kalp hastalığı ve kanserden sonra en sık 3. ölüm sebebidir. İnmenin Belirtileri : bir vücut yarısında kaslarda güçsüzlük, uyuşma ve karıncalanma, ani görme kaybı, konuşma bozukluğu veya konuşamama, baş dönmesi ve dengesizlik, ani başlayan nedeni bilinmeyen şiddetli baş ağrısı, bilinç kaybı. Felç Risk Faktörleri : yaş, cinsiyet, ırk, ailede hikaye, hipertansiyon, kalp hastalığı, diyabet, sigara, alkol, sedanter yaşam, obezite, östrojen içeren ilaçlar. İnme risk faktörlerinin %90'ının önlenebilir olduğu unutulmamalıdır. Erkeklerde kadınlara oranla daha sık rastlanır. Yaşlılarda gençlere oranla daha sık görülür. Siyah ırkta beyazlara oranla daha sık görülür. Felçli hastalarda görülebilecek sorunlar : tromboembolik hastalıklar, derin ven trombozu, pnömoni, solunum yetmezliği, kalp yetmezliği, kalp aritmileri, tekrarlayan inme, bası yaraları, mesane-bağırsak fonksiyon bozuklukları, uykusuzluk, depresyon, yutma bozukluğu, seksüel disfonksiyon, epileptik nöbet, spastisite, eklemlerde kontraktür, düşme korkusu, fazla ilaç kullanımı, genel yorgunluk hali, kondisyon ve endurans azlığı, omuz çıkığı, omuz ağrısı. Beyinde hasar oluştuktan sonra ilk önce Flask Dönem denilen hiçbir hareketin gözlenmediği derin tendon reflexlerinin alınmadığı bir dönem oluşur. Bu dönem yaklaşık 7-10 gün sürer. Daha sonra spastisite yerleşmeye başlar ve sonrasında istemli hareketler gelişmeye başlar. İnme rehabilitasyonunda en hızlı iyileşme ilk 3 ayda olur. 6. aydan sonra iyileşme bir plato çizer. Ancak araştırmalar genelde 2 yıla kadar iyileşmenin devam ettiğini gösterir. Bu yüzden felç geçirdikten sonra mümkün olduğunca en erken sürede fizik tedaviye başmak çok önemlidir. Özellikle yatağa bağımlı hastalarda pozisyonlama, hasta transferleri, havalı yatak kullanımı, ortezleme, aile eğitimi ve bilgilendirme çok önemlidir. Bu şekilde yatağa bağımlı olan hastalarda, erken dönemde evde fizik tedavinin önemi büyüktür. Evde fizik tedavi için bu alanda eğitimli ve tecrübeli fizyoterapistler bu hizmeti verebilmektedir.

Felç; beyni besleyen damarların tıkanması veya yırtılması sonucu gelişen, birtakım nörolojik bulgular ortaya çıkaran, beynin fonksiyonlarını yerine getirememesi...

Bel Ağrısıyla İlgili Temel BilgilerBel ağrısı, günlük yaşamı olumsuz yönde etkileyen, fiziksel ve psikolojik performansı...
15/04/2018

Bel Ağrısıyla İlgili Temel Bilgiler

Bel ağrısı, günlük yaşamı olumsuz yönde etkileyen, fiziksel ve psikolojik performansı düşüren önemli bir sağlık sorunudur. İnsanların %90'ı hayatlarının belli bir bölümünde bel ağrısı çekerler. Bunların çoğunluğu iyileşmekle birlikte, dikkat edilmediği takdirde kronikleşen ağrılar insanların iş, sosyal yaşam, sportif faaliyetlerini etkileyerek yaşamlarında bir kısıtlılık oluşturabilir. Yapılan araştırmalar bel ağrısının günümüzün makineleşen toplumunda giderek görülme sıklığının arttığını, iş kaybına ve büyük bir ekonomik maliyete neden olduğunu bildirmiştir. Bel ağrısının çok değişik nedenleri olabilir. Bunlar: akut kas spazmı, mekanik ağrı, enfeksiyon, karın içindeki organ hastalıkları, tümörler, bel kayması, bel fıtığı, kireçlenme, siyatik. Bel ağrıları akut, subakut ve kronik olmak üzere 3 başlık altında incelenir. Bel ağrısında önemli olan ilk akut atağı engellemek ve hızla tedavi etmek, kronikleşmeyi ve bunu izleyen sakatlığı engellemek, ağrıyı başlatan ve kronikleştiren faktörleri tanımak ve önlem almaktır. Mesleki ve kişisel risk faktörleri: titreşim yapan alet veya araç kullananlar, devamlı uzun yol giden otobüs ve kamyon şoförleri, öne eğilerek çalışanlar (çiftçiler, temizlikçiler), ağır kaldırmayı gerektiren işlerde çalışanlar (inşaat işçisi, demir-döküm işçisi), dönme ve eğilme hareketlerini sık yapanlar (boyacı, mutfak işçileri), uzun süre masa başında çalışanlar (bankacı, muhasebeci), yanlış pozisyonda ağırlık kaldıranlar, sigara içme, hareketsiz yaşam, gebelik, şişmanlık, karın ve bel kaslarının zayıf olması, bel çukurunun fazla olması, duruş bozukluğu olanlar. Bel ağrısından korunmak için neler yapmalıyız? : düzgün ve dengeli oturmalı, ağırlıkları doğru ve dengeli kaldırmalı, uygun yatış pozisyonu olmalı, yatak sertliği uygun olmalı, ağırlık taşırken mümkün olduğunca belden yukarı ve vücuda yakın taşımalı, yerden bir nesne alırken belden eğilmemeli, dizleri bükerek almalıyız, bel ve karın kaslarını güçlendirmeli, kilo almamalı, beli zorlayacak vurma, çarpma, ani dönme, düşme gibi zorlanmalardan kaçınmalı, uzun süre oturmamalı, düzenli egzersiz yapmalıyız. Ağrı ortaya çıktığında vakit geçirmeden konunun uzmanı sağlık merkezine veya fizik tedavi merkezlerine başvurmalıyız. Bel ağrısı tedavi yöntemleri: istirahat, ilaçlar, fizik tedavi, bel korsesi, bel egzersizleri ve yüzme, bel eğitimi-bel okulu, masaj, lokal enjeksiyonlar, proloterapi, manuel terapi, bantlama, kuru iğneleme, akapunktur, hacamat ve kupa terapisi, cerrahi tedavi yöntemleridir.



Bel ağrısı, günlük yaşamı olumsuz yönde etkileyen, fiziksel ve psikolojik performansı düşüren önemli bir sağlık sorunudur. İnsanların %90'ı hayatlarının belli b...

Address

Istanbul
34000

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Umut Fizik Tedavi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Umut Fizik Tedavi:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category