Dr.Murat BAŞ

Dr.Murat BAŞ Kişiye Özel Sağlıklı Yaşam Yönetimi - Kronik Hastalıkların Yönetimi - Onkoloji - Kanser Da Vangölünün“hırçın” çocuğu. https://www.youtube.com/watch?v=yzPgsgpp2cQ

Ben,

Ayşe’nin “Murad”ı,
Vezir'in oğlu,
Ikbal, Beyza ve Zeynep',in babaları. Bir “ayrık” otu,
hiçbir halkaya
girememiş,
“biz” olamamış,
“ben” kalamamış.

“En beyaz”
görünenlerin
ortasındaki
“en siyah”

Beğenmenin de,
beğenilmenin de doyurmadığı
Müzmin bir “uyumsuz”
Hoşnutsuzluğu, mütemadiyen
yanında taşıyan
her adımına yerleşmiş
bir ‘dünya dışılık’ hissi. Hep bir şeyi eksik,
hep bir şeyi yanlış,
hep bir şeyi kayıp,
hep bir yanı acı,
hep bir yanı haz. Sürekli göçen bir kuşun
İki kanat çırpması arasına
hiçbir şeyi sıkıştıramamış
İki kanat çırpması arasında
hiçbir beklentisini giderememiş. Yaşamın kolunun bazen kısa,
boyunun çoğu zaman dar geldiği
hayat elbisesini giyememiş biri. Sapların “İncelik”lerinden olsa gerek,
tutunamayanlardan.

“Doktor” luktan sıyrılmış,
“Hekim” liğe soyunmuş
bir “ayrık otu”.

30/12/2025

İyot terörü
Prof. Dr. Yeşim ERBİL anlatıyor.

Takdirler, pamuk şekerleri gibidir.. ‘Pamuk Şekeri’ kadar besler. Yine de çoğumuz.. Pamuk şekeri satanların peşinde bir ...
30/12/2025

Takdirler, pamuk şekerleri gibidir..
‘Pamuk Şekeri’ kadar besler.
Yine de çoğumuz..
Pamuk şekeri satanların peşinde
bir hayat geçiririz.

Ben “radyolu zamanlar”ın çocuğuyum, sadece zaman geçirmek yada “arkası yarın” programlarını dinlemek için değil, kültürü...
29/12/2025

Ben “radyolu zamanlar”ın çocuğuyum, sadece zaman geçirmek yada “arkası yarın” programlarını dinlemek için değil, kültürümü geliştirmek,insan ve dünya ile irtibat kurmak için, büyüklerle birlikte “acans”ları özel bir dikkatle takip ederdim. o zamanlarda her evin oturma odasındaki radyo, uzaklardan eve ses getiren büyülü bir oyuncaktı. Hac görevini ifa etmeye gidenlerin getirdikleri hediyeler içerisinde en değerlisi radyolardı bana göre.
Bende diğer çocuklar gibi radyonun içindeki seslerin oraya nasıl girdiğini ve nasıl olup ta yuvarlak bir düğmeyi sağa sola çevirdiğimizde çıktığını merak ederek büyüklerimi sorularla bunaltırdım. Radyolu yıllarda insanlar şimdiki gibi bedenleri ile değil, her biri birer “ses şöhreti” idi. Pek çok sanatçı, şarkıcı ve oyuncunun yüzünü bilmez, ama seslerini tanırdık. Her şöhretin ses tonu, titreşimi yumuşaklığı-sertliği , zihnimize kazınırdı. Hiç yüzünü görmediğimiz bir şöhreti, nerede görsek sesinden tanırdık. Ben, “söz ve ses”in, hayal dünyamızın gelişmesinde yazı ve görsellikten daha fazla payı olduğuna inananlardanım.

Yıllar önce bir sabah, eski iş yerimin bulunduğu binadan çıkmakta olan yaşlı bir hanım çarptı gözüme.Yalnızdı, bir elind...
23/12/2025

Yıllar önce bir sabah, eski iş yerimin bulunduğu binadan çıkmakta olan yaşlı bir hanım çarptı gözüme.Yalnızdı, bir elinde çanta diğer elinde ise koltuk değneği vardı. Kimsesi olmadığından mıdır, kimselerinden biri orada olmadığından mıdır,bilemiyorum ama yardım edeni olmadığından hemen kapının önündeki arabasına binemiyordu. Onu izlerken kadın beni farketti,ama bakışlarında yardım isteyen tek bir ipucu yoktu. Kendi başının çaresine uzun zamandır bakmak zorunda kalan biri olduğu her halinden belliydi. İnsanları rahatsız eder diye,istemeden yardım etmemeye alışkın bir olmama rağmen, kendimden beklemediğim bir dürtü ve çeviklikle kadına doğru yöneldim,daha doğrusu birinin beni ittiğini hissettim. Merhamet değildi,belki de sadece “yardıma ihtiyacı olduğu halde hayatında hiç yardım istemeyen” benimle onun arasında bir dayanışma duygusuydu.Aynı kulübün üyeleri gibi yani.Sanki onunla aynı kumaştan dokunmuşum gibi hissediyordum. Koltuk değneğini ön koltuğa,çantasını arka koltuğa bıraktım ve sürücü koltuğuna yerleşmesine yardım ettim.Hafifçe gülümseyerek kapısını kapattım.O birkaç dakika boyunca hiç konuşmamıştık, ama bana yaşamın narinliğini ve diğer ölümlülerle bağlantımızın mucizeliğini hissetiren bu küçük yardımım,ondan çok beni mutlu etmişti. Evrendeki insanlık ailesinin bir parçası olduğumu hissetmemi sağlamıştı.Biz kırılgan insanlar,birbirimize “hayata güven duyulmasını” armağan etmiştik.Giderken gözlerinde bu karşılaşmanın onunda yüreğini ısıttığını gördüğüme emindim.

20/12/2025
Bu iki canın fotoğrafı 1889 yılında Şam’da çekilmiş; Gözleri görmeyen Müslüman Muhammed ve ayakları tutmayan Hristiyan S...
18/12/2025

Bu iki canın fotoğrafı 1889 yılında Şam’da çekilmiş; Gözleri görmeyen Müslüman Muhammed ve ayakları tutmayan Hristiyan Samir.
İkisi de öksüz ve yetim. Yıllarca Şam sokaklarında dolaşmışlar bu şekilde; Samir yol göstermiş, Muhammed yol gitmiş. Tamamlamışlar birbirlerini, ömürleri boyunca aynı evi paylaşmışlar. Biri yokken diğeri anlamsız.
Samir öldükten sonra günlerce eve kapanıp yas tuttuğu söyleniyor Muhammed’in. Çok geçmeden o da vefat etmiş ardından.
Hiçbirimize uzak bir hikaye değil aslında, kabul edelim ya da etmeyelim görünen ve görünmeyen noksanlıklarımız var.
Tamlık saplantısı, olma, ulaşma talepleri, kimseye ihtiyacım yok cümleleri ne büyük yanılgılar aslında; bütünler ancak eksikler buluştuğunda ortaya çıkar. İki tamdan bir bütün olmaz.
İnsan dediğin eksiktir, mutluluk; tamlıktan ziyade bütünlüktedir. Maraz dediğimiz şey, bütünlüğün bozulmasıdır. Bireysel,Ailesel,Toplumsal ve Evrensel bütünlüğün bozulmasıdır arıza dediğimiz şey. İyileşmek istiyorsak bütünlüğe sahip çıkmalıyız, bütünlüğe dönmeliyiz..
Kuran-ı Kerimde “Allahtan geldik ve şüphesiz O’na döneceğiz” derken evrensel bütünlüğe işaret eder ve yine “İbrahim, tek başına bir ümetti” derken bireysel bütünlük ve olgunluğa işaret eder. Yine Biz sizi ALAKA’dan yarattık derken, ASILI DURAN, ANNESİNE BAĞIMLI bir varlık olarak yarattık demek ister.
Samirle Muhammed’in zihinsel,ruhsal bütünlüğüne bedensel-fiziksel eksiklikleri vesile olmuş o kadar. Oysa bedensel-fiziksel eksikliği olmayan,ama zihinsel ve ruhsal bütünlüğü bozulduğu halde kendini TAM ve OLGUNLAŞMIŞ zanneden o kadar çok kişi var ki.
Örneğin KANSER, aslında sadece bedensel değil, aynı zamanda evrensel bütünlüğün de bozulmasıdır.
Yaşam sürüvenimiz içinde evrendeki canlı-cansız her varlık doğumdan ölüme biribirimize BAĞIMLI olarak yaşarız; Samir ile Muhammed gibi OLGUNLAŞMIŞ canlılar; BAĞIMLILIĞI , BAĞLILIĞA-Yani SADAKAT’a dönüştürüler. Zaten biri ölünce diğerinin ölmesinin nedeni de budur.

Modernizm bize çeşitli kimliklerle ve çoklu kimliklerle var olmamızı tavsiye eder.Oysa evrensel (yaratıcı) sistem bize d...
15/12/2025

Modernizm bize çeşitli kimliklerle ve çoklu kimliklerle var olmamızı tavsiye eder.
Oysa evrensel (yaratıcı) sistem bize doğal kimliklerimizle varmamızı öğütler .
Örneğin anne ve baba isek çocuklarımıza asla patron öğretmen doktor ya da kişisel gelişim uzmanı kimliğini kuşanarak davranamayız.
Doğal kimliğimizden farklı bir şekilde davrandığımızda doğal Kimliğimiz değerini , etkinliğini azaltır.
Günümüzdeki uyumsuzlukların temel nedenlerinden birisi de budur.
Varoluşumuzu doğal yani üst kimliklerimizle gerçekleştirmeliyiz.

13/12/2025
KANSERİNİZİ SİZ YÖNETİNKanserinizi yönetirken dikkat etmeniz gerekenler:Önce teşhisi doğrulayın,yani başka bir göze pato...
12/12/2025

KANSERİNİZİ SİZ YÖNETİN
Kanserinizi yönetirken dikkat etmeniz gerekenler:
Önce teşhisi doğrulayın,yani başka bir göze patoloji preparatınıinceletin. Kanser de yanlış teşhis, zannettiğinizden yüksek orandadır.
Kanseriniz hakkında olabildiğince fazla soru sorun ve en detaylı bilgilere ulaşın.
Karar vermek için kendinize zaman tanıyın,acele etmeyin. Birkaç gün yada hafta kendinizle baş başa kalın. Korkmayın bir-iki hafta tedaviye geç başlamak sorun yaratmaz,kanser en az on yıl önce başlamış bir hastalıktır. Kimseyle görüşmeyin,TV seyretmeyin,gazete okumayın ve ziyaretçi kabul etmeyin. Bu dönemde yeni “Yaşam Felsefesi” ni oluşturun. Ölümle yüzleşin.
Ardından hemen yönetici takımınızı kurun. Anlaşabileceğiniz bir doktor, size yardım edebilecek bir yakınınız, çok sevdiğiniz bir dostunuz, belki psikoterapistiniz yada başka biri...
Size farklı alternatifler sunan, diğer tedavi yöntemlerine sıcak bakan ve sizin yönetimde ortağınız olan farklı yaklaşan doktoru seçin. Ünlü yada ünvanlı doktor, her zaman iyi doktor demek değildir.
Önce küçük adımlarla başlayın. Tedavileri tahammül edebileceğiniz şekilde uygulanmasını sağlayın. Beslenmenizden giyinmenize, hobilerinizden fobilerinize kadar tamamen yeni belirlediğiniz yaşam felsefesiyle yavaşça hareket edin. Hayat ödevlerini bir kenara bırakın.
Bedeninize güvenin ve saygı duyun. Çünkü bu zamana kadar sizin hastalanmanızı önleyen bedeninizdir. O sizin dostunuzdur,hatta o sizin ta kendinizdir, ona bir düşman gibi yaklaşmayın. İyleşme potansiyelinize güvenin. Bu endenle de savunma sistemlerinizi zayıflatacak her şeyden kaçının.
.burcucetinkaya .tip.okulu

Ölümün, hayatın bir parçası, yaşamın devamlılığına bir kapı olduğunu kabul etmeyi başarmış her insan, kendini daha güçlü...
07/12/2025

Ölümün, hayatın bir parçası, yaşamın devamlılığına bir kapı olduğunu kabul etmeyi başarmış her insan, kendini daha güçlü ve daha özgür hissedecektir. Son derece doğal ve rutin olan ölüm geldiğinde insan hep hazırlıksız yakalanır, müthiş acı çeker.
Ünlü Hint mistiği E.Easwaran, İngiltere’de ders verirken ruhsal rehberi olan büyük annesinin ona ölümle ilgili çok yalın bir ders verdiğini şöyle anlatır: “Ben daha çocukken, aile üyelerinden birisinin ölümü ile derinden sarsıldığımda, büyükannem beni büyük tahta bir sandalyeye oturttu ve bana bütün gücümle sandalyeye tutunmamı söyledi. Ben sandalyeye sıkıca tutunurken, büyükannem de beni çekerek sandalyeden ayırmak istiyordu. Var gücüyle çekip beni kopardığında parmaklarım, ellerim ve kollarım çok acımıştı. Sonra büyükannem tekrar sandalyeye oturmamı söyledi. Bu defa rahat olmamı, tutunmamamı ve direnmememi söyledi. Beni çektiğinde hiçbir yerim acımamıştı ve canım yanmamıştı. Beni sevgi ile kucağına aldığında: “
İşte ölüm esnasında yaşadığın şey budur, ne kadar direnirsen ve ne kadar tutunursan o kadar ızdırap duyarsın. Yani nasıl gideceğine karar vermek senin elindedir. Bunu hiçbir zaman unutma.” Demişti”.

Sevgili meslektaşım Dr. Erol YALÇIN’ın bugün vefat yıldönümü.
Camiamızın en sevilenlerinden dostum ve kardeşim Erol’ün ruhu şad olsun. Eğitimlerde, kurslarda kongre ve
Konferanslarda hep ön sırada oturur; kamerasını açar, sabırla dinler, sonra gider topladığı her bilgiyi cömertçe paylaşırdı. Artık böyle hekimlerin maalesef nesli tükenmekte, yenileri gelmemektedir.
Rabbim rahmetini yağdırsın, ailesine ve bizlere sabırlar versin. Tekrar Başımız sağolsun.

05/12/2025

İyileşme Webinarlarımızdan..burcucetinkaya silsupur tip.okulu tip.azerbaycan

Address

Kemankeş Mah. Kemankeş Caddesi No 153 Fransız Geçidi İşmerkezi C Blok Kat 5 Karaköy Beyoğlu Istanbul
Istanbul

Opening Hours

Monday 09:00 - 21:00
Tuesday 09:00 - 21:00
Wednesday 09:00 - 21:00
Thursday 09:00 - 21:00
Friday 09:00 - 21:00
Saturday 10:00 - 19:00

Telephone

+904446966

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Dr.Murat BAŞ posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Dr.Murat BAŞ:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category