Dr. Cihan Avaroğlu

Dr. Cihan Avaroğlu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Cihan Avaroğlu'nun resmi Facebook sayfasıdır.

25/02/2023
22/07/2022

Üzülerek söylüyorum ki, Covid 19 sadece ülkemizde değil, tüm dünyada yeniden ivme kazandı. Sadece erişkinlerin değil, çocuk ve bebeklerin de etkilendiğini unutmamamız gerekir.
Pandeminin başından bu yana ve hattâ tarih içindeki tüm salgınlarda HİJYEN, MASKE ve MESAFE değişmez kural olarak hafızalara kazındı.
Bir başka gerçek ise AŞI. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı MHRS üzerinden yeni aşı randevu onaylarına izin verdi, kimin ne zaman hangi aşıyı yaptırması gerektiğine en doğru kararı kendi hekimi karar verse de, hekimlerin kararında kılavuzlar önemlidir.
Aşağıda TTB UDEK tarafından 11 Temmuz 2022 tarihinde hazırlanan kılavuzu bulacaksınız.

Türk Tabipleri Birliği Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu (TTB UDEK) tarafından yayınlanan aşı önerileri:
❗️Hiç aşılanmamış kişilerin bir ay arayla iki doz BioNTech olduktan en erken 3 ay sonra 3. doz BioNTech aşılarını olmaları önerilir.
❗️Hiç aşılanmamış kişilere mRNA aşısı yapıl(a)madığı durumda* Sinovac aşısı ile üç doz (0, 1 ve 4. aylarda) aşılamanın ardından en erken 3 ay sonra hatırlatma dozunu (yapılabiliyorsa BioNTech aşısı ile) olmaları önerilir.
❗️Çeşitli nedenlerle primer aşı şeması (Sinovac için 0,1, 4. aylarda 3 doz, BioNTech için bir ay arayla iki doz) yarım kalan kişilerin aşılamalarına kaldıkları yerden devam edilmesi, hatırlatma dozlarının primer şemanın tamamlanmasından en erken 3 ay sonra yapılması önerilir.
❗️İki doz BioNTech aşısı olmuş kişilerin 2. dozdan en erken 3 ay sonra hatırlatma dozunu olmaları önerilir.
❗️Üç doz Sinovac aşısı olmuş kişilerin son dozdan en erken 3 ay sonra hatırlatma dozlarını (tercihen BioNTech aşısı ile) olmaları önerilir.
❗️İki doz Sinovac ardından bir doz BioNTech aşısı olanların, son aşıdan en erken 3 ay sonra ikinci doz BioNTech aşılarını olmaları önerilir.
İki doz Sinovac ardından iki doz ❗️BioNTech aşısı (toplam 4 doz aşı) olanlar içerisinde 50 yaşın üzerinde olanlar, hastalık veya ilaca bağlı bağışıklık yetersizliği olanlar, altta yatan ciddi hastalığı (diyaliz uygulananlar, kalp yetmezliği, ileri AC yetmezliği ve siroz) bulunanlar ve yüksek miktarda virusla karşılaşma riski olan kişiler (sağlık çalışanları) hatırlatma dozunu, son aşıdan en erken 3 ay sonradan itibaren olabilirler. Bu gruplar dışında kalan kişilerde aşıların ağır hastalık ve ölümden koruyucu etkisi devam ettiğinden hatırlatma dozunu olmalarına şimdiki bilgilere göre gerek yoktur. Öneriler, yeni veriler ışığında değerlendirilmelidir.
❗️Daha önce üç doz BioNTech aşısı olanlar içerisinde 50 yaşın üzerinde olanlar, hastalık veya ilaca bağlı bağışıklık yetersizliği olanlar, altta yatan ciddi hastalığı (diyaliz uygulananlar, kalp yetmezliği, ileri AC yetmezliği ve siroz) bulunanlar ve yüksek miktarda virusla karşılaşma riski olan kişiler (sağlık çalışanları) hatırlatma dozunu, son aşıdan en erken 3 ay sonradan itibaren olabilirler. Bu gruplar dışında kalan kişilerde aşıların ağır hastalık ve ölümden koruyucu etkisi devam ettiğinden hatırlatma dozunu olmalarına şimdiki bilgilere göre gerek yoktur. Öneriler, yeni veriler ışığında değerlendirilmelidir.
❗️Önceki varyantlarla (ülkemiz için 1 Ocak 2022 öncesinde) hastalık geçirdikten sonra bir doz BioNTech olmuş kişilere, Omikrona ve diğer varyantlara karşı uzun süre korundukları için, şimdiki bilgilere göre ek hatırlatma dozuna gerek yoktur. Yeni veriler ışığında değerlendirilmelidir.
❗️Önceki varyantlarla (ülkemiz için 1 Ocak 2022 öncesinde) hastalık geçirdikten sonra bir doz Sinovac olanların, son Sinovac’tan 3 ay sonra (tercihen BioNTech ile) bir hatırlatma dozu olmaları önerilir.
❗️İki doz BioNTech olmasına rağmen herhangi bir varyantla hastalık geçirmiş olan kişilerin hastalıktan 6 ay sonra bir doz BioNTech aşısı olmaları önerilir. Böylelikle aşı sonrasında Omikrona karşı en az 6 ay yeterli koruma sağlanacaktır. Bu kişilerin yeni bir varyant çıkmadığı sürece hatırlatma dozu olmalarına şimdiki bilgilere göre gerek yoktur. Altıncı ayın sonunda yeni veriler ışığında değerlendirilmelidir.
❗️Aşı şeması tamamlanmadan veya hiç aşılanmadan önceki varyantlarla (ülkemiz için 1 Ocak 2022 öncesinde) hastalık geçirmiş olan kişilerin, hastalıktan en erken 3 ay sonra (tercihen 6. Ayda) tek doz BioNTech aşısı olmaları, mRNA aşısı yapıl(a)madığı durumda* iki doz Sinovac aşısı ile (0 ve 1. aylarda) aşılanmaları önerilir.
❗️Aşı şeması tamamlanmadan veya hiç aşılanmadan Omikron ile (ülkemiz için 1 Ocak 2022 sonrasında) hastalık geçirmiş olan kişilerin (Delta varyantına yeterli bağışıklıkları olmayacağı için) hastalıktan 3 ay sonra başlamak üzere 1 ay arayla iki doz BioNTech aşısı olmaları önerilir. mRNA aşısı yapıl(a)madığı durumda* Sinovac aşısı ile üç doz (0, 1 ve 4. aylarda) aşılanmaları önerilir.
❗️İki doz Sinovac ardından 2 doz BioNTech aşısı veya 3 doz BioNTech aşısı veya 4 doz BioNTech aşısı uygulandıktan sonra COVID-19 geçirmiş kişilere hatırlatma dozu yapılmasına eldeki verilere göre gerek yoktur.
❗️Bağışıklık yetmezliği olan kişilerin inaktif aşı yerine mRNA aşıları ile aşılanmaları önerilir. Bu kişiler 1 ay arayla 3 dozdan (BioNTech) oluşan primer aşı şemasını tamamladıktan 3 ay sonra birinci ek dozlarını (4. aşılarını) , bundan en az 4 ay sonra da ikinci ek dozlarını (5. aşılarını) olmalıdırlar. Bundan farklı şemalar uygulanmış ise ek dozların sayısı ve zamanlamasının belirlenmesi için İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji uzmanlarına başvurmaları önerilir.
❗️Özellikle >65 yaşta ve sağlık çalışanlarında, dört doz BioNTech veya iki doz SinoVac+3 doz BioNTech aşılamasından sonra, bağışıklık yetmezliği olmadığı sürece bir hatırlatma dozu daha yapılması veya yapılmaması konusunda öneri yapabilecek yeterli veri bulunmamaktadır. Bu kişilerde varyantları da içeren polivalan aşılarla ek dozların gerekliliği, etkinliği ve güvenilirliği konusunda çalışmalar devam etmektedir, bu çalışmaların sonuçlanmasından ve yeni içerikli aşıların üretilmesinden sonra, muhtemelen sonbaharda yeni öneriler yapılabilecektir. Ek olarak ülkemizde, aşılama şemalarına göre etkililik oranlarının açıklanması da daha akılcı kararların alınmasını sağlayacaktır.
❗️Ülkemizde gerek primer aşılaması, gerekse hatırlatma dozu/dozları yapılmış kişi sayısının yetersizliği göz önüne alındığında, bu grupların aşılanmasının sağlanması için kampanyalar düzenlenmesi ve Sağlık Bakanlığı’nın bu konuda özel çaba göstermesi,

19/11/2020

ÇOCUKLARDA COVID-19 VE MIS-C HAKKINDA BİLMEMİZ GEREKENLER

Çocuklarda COVID-19 ile birlikte görülen çoklu sistem enflamatuar sendrom (MIS-C) adı verilen bir hastalık görülmeye başlandı. Bu hastalık nadir görülmesine rağmen, görüldüğünde ciddi sonuçları olabilecek bir hastalıktır.

MIS-C BELİRTİLERİ NELERDİR?

Çocuğunuzda 24 saatten fazla devam eden ateş, vücudunda iltihap, barsaklar, kalp, akciğerler, deri, böbrekler gibi birçok organda sorun varsa hemen doktorunuzla iletişime geçmelisiniz.

- 37,8 santigrad derecenin üzerinde, 24 saat ve daha fazla devam eden ateş
- Karın ağrısı, ishal veya kusma
- Boyun ağrısı
- Cilt renginde kızarıklık veya değişiklikler
- Gözlerde kanlanma
- Yorgunluk
- Nefes darlığı
- Göğüste gitmeyen ağrı ve basınç
- Bilinç düzeyinde dalgalanma
- Uyku hali, uyanmada zorluk
- Dudaklarda ve yüzde morarma
- COVID-19 test pozitifliği veya son bir ay içerisinde COVID-19 pozitif bir kişi ile temas

30/09/2020

MEVSİM SONBAHAR
Doğanın göz alabildiğine yeşil olan renkleri, sararıp, sonbaharın renk cümbüşünü görsel zenginlik olarak bize sunmaya başlasa da, bu romantik görünüm alerjik yapıdaki kişiler için aynı mutluluğu vermez.

Neden sonbaharda alerjiye dikkat etmek gerekir?

Yaprakların üzerine çiğ düşmesi, yağmurun ıslaklığı, yaprakların çürümeye başlamasıyla birlikte üzerinde Alternaria cinsi küf mantarlarının üremesine neden olmakta ve bu mantar alerjik reaksiyonları tetiklemektedir.

Birçok polenli bitki, polenlerini ağustos, eylül ve hatta ekim aylarında doğaya salmakta, bulunduğumuz yerde bu bitki olmasa bile rüzgarın etkisi ile bizlere kadar ulaştırabilmektedir. Ev akarlarının, hayvan tüy ve epitelinin de mevsim farkı olmaksızın alerjik reaksiyonları tetiklediğini unutmamak gerekir.

ALERJİ BELİRTİLERİ

■ Gözde sulanma, kaşıntı, kızarıklık
■ Burunda kaşıntı, şeffaf akıntı
■ Hapşırık nöbetleri
■ Genizde kaşıntı
■ Nefes darlığına varan öksürükler ve nefes darlığı, astım nöbetleri

Nasıl önlem almalı?

Daha önceden alerji tanısı almışsanız, mevsim değişikliklerinde doktorunuzun önerileri doğrultusunda hareket etmeyi ihmal etmeyin.
Özellikle sabah saatlerinde, rüzgarlı günlerde pencere açarak odayı havalandırma alerjenleri odanın içine dolduracağı için yoğun alerjen temasına yol açacaktır.

Gün ortası ve güneşli günler havalandırma için tercih edilmelidir ve bu durumda en sağlıklı yöntem ise hepa filtreli, alerjenleri temizleme özelliğine sahip hava temizleyicilerin kullanılmasıdır.
Ev içi temizliğin yine hepa filtre özelliğine sahip olan elektrik süpürgesi ile yapılması gerektiği de akıldan çıkarılmamalıdır.

21/09/2020

BEBEĞİNİZİN DİŞ SAĞLIĞI

Bebek dişleri önemlidir. Süt dişleri çok erken kaybedilirse, kalan dişler yerini değiştirerek yetişkin dişlerinin çıkması için yer bırakmayabilir. Ayrıca diş çürümesi önlenmezse ağrı ve enfeksiyonlara neden olur.
Erken çocukluk diş çürükleri, çocukluk çağının en yaygın kronik bulaşıcı hastalığıdır. Erken diş çürümesine emzirme veya biberon çürüğü de denir:
BEBEKLERDE DİŞ ÇÜRÜMESİNİN NEDENLERİ
Bir bebeğin ağzına asit üreten bakteriler bulaştığında diş çürüğü gelişir. Ebeveyn ve bebeğe bakan diğer kişiler bakterileri tükürük yoluyla bebeklere bulaştırılabilir. Örneğin, bakteriler tükürüğün kaşık veya kaplarla, ya da yiyecekleri bebekleri beslemeden önce test ederek ve ebeveynin veya bakıcının emziği kendi ağzında temizlemesiyle yayılabilir. Bu yüzden bebeğin bakımını üstlenen kişilerin de kendi ağız ve diş sağlığının yerinde olmasına dikkat etmeleri gerekmektedir.
Diş çürüğü, çocuğun dişlerinin ve diş etlerinin su dışında herhangi bir sıvıya veya yiyeceğe uzun sürelerle veya gün içinde sık sık maruz kalmasıyla da gelişir. Sıvı veya gıdadaki doğal veya ilave şekerler, ağızdaki bakteriler tarafından aside dönüştürülür ve dişlerde çürüme başlar.
Bu süreci başlatan en yaygın neden, ebeveynlerin çocukları mama, süt, meyve suyu (su ile karıştırılsa bile), şekerli su veya şekerli içeceklerle yatağa yatırmasıdır. Ayrıca çocukların gündüz veya gece damlatmaz bardak veya şişeden başka bir şey içmelerine izin verildiğinde de ortaya çıkabilir.
Uzun ve sık emzirme tek başına diş çürümesine neden olmamakla birlikte, tüm emziren anneler ağız hijyeni, florür, koruyucu diş bakımı ve sağlıklı beslenme önerilerinden haberdar olmalı ve bunlara uymalıdır.
BEBEKLERDE DİŞ ÇÜRÜĞÜ BELİRTİLERİ
Diş çürüğü, önce üst, orta dişlerdeki diş eti hizasında beyaz lekeler olarak görülebilir. Bu noktaları uygun ekipman olmadan ilk başta görmek bir çocuk doktoru veya diş hekimi için bile zordur. Diş çürüğü olan bir çocukta çürüğün yayılmasını durdurmak ve daha fazla hasarı önlemek için erken muayene ve tedavi edilmesi gerekir.


BEBEKLERDE DİŞ ÇÜRÜĞÜ NASIL ÖNLENİR?
- Bebeğiniz doğmadan önce kendi ağız ve diş sağlığınızın iyi olmasını sağlayın. Hamile kalmadan önce ve hamilelik sırasında diş hekimi kontrolleri mutlaka yapılmalıdır.
- Bebekler anne sütü veya formül mamalarla beslendiğinde bebeğinizin dişlerine iyi bakmanız önemlidir.
- Doğumdan, 12 aya kadar temiz bir gazlı bez veya tülbent ile nazikçe silerek bebeğinizin ağzını temiz tutun. Bebeklerin ilk dişleri çıktıktan sonra, yumuşak bir bebek diş fırçası ve florürlü diş macunu sürüntüsü (pirinç tanesi kadar) kullanarak hafifçe fırçalanmalıdır.
- 12 – 36 Ay arası çocuğunuzun dişlerini günde 2 kez, 2 dakika fırçalayın. Çocuğunuzun üçüncü yaş gününe kadar florürlü diş macunu kullanılmalıdır. Fırçalamak için en iyi zaman kahvaltı sonrası ve yatmadan öncedir.
- Çocuğunuzu asla bir biberon veya yiyecekle yatağına yatırmayın. Bu sadece çocuğunuzun dişlerini şekere maruz bırakmakla kalmaz, aynı zamanda çocuğunuzu kulak enfeksiyonları ve boğulma riskine de sokabilir.
- Biberon veya damlatmaz bardakları emzik gibi kullanmayın.
- Kullandığınız içme suyunun florür içerip, içermediğini kontrol edin, suyunuzun florür içermesi gerekmektedir. Musluk suyunuzda yeterli florür yoksa, diş hekiminizin florür verniği uygulamasını sağlamalısınız.
- Çocuğunuza mümkün olan en kısa sürede, tercihan 12 – 15 aylık olduğunda normal bir bardaktan içmesini öğretin. Bir bardaktan içmek, sıvının dişlerin etrafında birikmesine neden olmaz.
- Çocuğunuzun uzun süre bir biberonu veya damlatmaz bardağı olması gerekiyorsa, sadece suyla doldurun. Araba gezintileri sırasında çocuğunuzun herhangi bir şey içmesi gerekiyorsa, sadece su verin.
- Çocuğunuzun yediği kurabiye, şeker, meyveli çörek gibi tatlı yiyeceklerin ve şekerli sakızların miktarını sınırlayın, dişerini fırçalayıncaya kadar olan sürede ise dili ile dişlerini temizlemeyi öğretin.



Türk Pedodonti Derneği, Amerikan Çocuk Diş Hekimliği Akademisi ve Avrupa Çocuk Diş Hekimliği Akademisi bebeklerin ilk dişlerini sürmesinden, 3 yaşına kadar sürüntü şeklinde ya da pirinç tanesi kadar çocuk diş macunu kullanılmasını önermektedir. Yutkunma refleksinin geliştiği 3 yaşından sonra bezelye tanesi büyüklüğünde diş macununa geçilmelidir.
Diş çürüğü riski düşük olan, 1 yaşından sonra gece beslenmesi yapmayan, annesinin ağzında aktif diş çürüğü bulunmayan, şekerli ve karbonhidrat ağırlıklı beslenme yapmayan, liften zengin katı geçişi başarmış 3 yaşından küçük çocuklarda florür içermeyen diş macunları kullanılabilir. Bununla birlikte, küçük çocuklarda bu koşulları sağlamak ebeveynler için genellikle güç olduğundan, 6 aydan sonra, 2 yaşına kadar 500 ppm florür içeren çocuk macunlarının sürüntü şeklinde kullanılması ve diş fırçalamanın ebeveyn tarafından yapılması önerilmektedir.

22/03/2019

SAĞLIKLI BİR BEBEK İÇİN…
Son yıllarda dünyada ve ülkemizde İlk 1000 Gün kavramına dikkat çekilmektedir.
Nedir İlk 1000 Gün?
Hamilelik sürecinin başlangıcından, bebeğin 2. doğum gününe kadar olan süre ilk 1000 gün olup, bebeğin tüm yaşam sürecini ve sağlığını etkilemektedir.
Anne, baba adayının yaşam tarzı, alışkanlıkları, beslenmesi, çevresel faktörler, ilk 1000 günün başlangıcından itibaren annenin ruhsal durumu, hamilelik beslenmesi, uygun vitamin ve minerallerin, uygun zamanlarda, tabi ki doktorunun kontrolü ve önerileri doğrultusunda kullanılması, düzenli doktor kontrolleri sayesinde sağlıklı geçen 270 günün sonunda mutlu yuvanın, mutlu bebeği yaşama merhaba diyecektir.
Doğumda istek ve beklentimiz, doğum şeklinin normal vajinal doğum olmasından yanadır. Ancak, anne ve/veya bebeğin yaşamını tehdit eden herhangi bir durum olduğunda ise, sezaryen doğum kaçınılmaz tercih olacaktır.
Sağlıkla dünyaya gelen bebek için en iyi yerin anne kucağı, en güvenilir limanın anne memesi ve en değerli besinin anne sütü olduğu tartışılmaz bir gerçektir.
Bebeğimiz nasıl beslenmeli?
Bebek, doğumu izleyen ilk yarım saat içinde anne memesi ile tanışmalıdır. Sezaryen doğum sonrasında ise annenin sütü genellikle hemen gelir, bazen gecikme olsa da anne sabırla emzirmeye devam etmeli, tıbbi zorunluluk olmadıkça anne sütünün dışında bir beslenme tercih edilmemelidir. Anne sütünün gelmesinin geciktiği ve 48-72 saati bulduğu durumlarda ise, çocuk doktorunun önerdiği, bebek için en uygun formül geçici olarak başlanmalı ve en kısa sürede anne sütüne dönüş hedeflenmelidir.
Bebeğin beslenmesinde altın standart anne sütüdür ve ilk 6 ay sadece anne sütü verilmeli, suya bile gereksinim olmadığı unutulmamalıdır. Bu süre içinde doğumdan itibaren D vitamini, 4. aydan itibaren ise demir desteği başlanması gerektiği bilinmelidir.
Ne zamana kadar anne sütü?
İlk 6 ay boyunca sadece anne sütü ile beslenen bebek, 6. aydan itibaren tamamlayıcı beslenmeyle tanışmalı, sağlıklı gelişimini sürdürebilmesi için 2 yaşına kadar, yani ilk 1000 günün sonuna kadar anne sütüne devam edilmelidir.
Ek gıda mı, tamamlayıcı beslenme mi?
Yanlış bir inanışla anne sütünün ilk 6 ay verilmesi, sonrasında bebeğin gelişimi için yetmediği düşünülerek ek gıda başlanması inancının değişmesi amacıyla ek gıda yerine tamamlayıcı beslenme tanımını dilimize yerleştirmeliyiz. 6. Aydan sonra da ana besin kaynağı anne sütüdür. Tamamlayıcı besin, destekleyici ve tamamlayıcı görev üstlenmektedir. Biliyoruz ki, anne sütü sadece altı ay değil, bebeğin emdiği süre içerisinde en değerli besin kaynağıdır. Bebeği hastalıklardan koruyan doğal bir aşı, alerji, hipertansiyon, diyabet, obezite gibi hastalıklardan koruyan önemli bir etmen ve anne ile duygusal iletişimi sağlayan köprüdür. Aynı zamanda emzirme, anneyi de meme ve uterus kanserlerine karşı koruyacaktır.
Tamamlayıcı beslenme nasıl olmalıdır?
- Bebeğin sakin, huzurlu ve neşeli zamanında başlanmalıdır.
- Bebek oturur pozisyonda olmalı, besin kaşıkla verilmeli ve ilk başlangıçta ölçü bir çay kaşığını geçmemelidir.
- Tamamlayıcı beslenmede ilk amaç bebeğin karnını doyurmak değil, yeni beslenme ile tanışmasını sağlamak, alerji yapıp, yapmadığını gözlemlemek, tolere edip, edemediğini görmek olmalıdır.
- Her bir gıda azdan, çoğa ve tek başına denenmeli, 3 gün boyunca gözlenmeli, herhangi bir soruna neden olmadığı görüldüğünde miktar azar azar arttırılmalıdır.
- Bebekler yeni bir besinle tanıştığında isteksiz olabilir, israrcı olmamalı, sabırlı olunmalıdır.
- Bebekler dilini ağzının içinde çevirmeyi yaklaşık olarak bir yaşında öğrenirler, besini diliyle itmesi, ya da püskürtmesi sevmediği anlamına gelmez, verilen lokma daha da küçük verilmelidir.
- Bebekler bulamaç tarzında beslenmemeli, her bir besin kendi lezzetinde verilmelidir.
- Dünya Sağlık Örgütü bebeğin mide kapasitesinin, 6-8 aylar arasında yaklaşık % 27, 9-12 aylar arasında yaklaşık %38’inin tamamlayıcı beslenme olmasını önermektedir. 6 Aylık bebeğin mide kapasitesi ise yaklaşık olarak 150 mililitredir.
- Bebeğin sindirim sistemi bir yaşına kadar gelişimini sürdürür, bazı besinleri sindirmekte zorluk çekebilir, bu yüzden yoğurt, kefir gibi fermente besinler bebeğin sindirimini kolaylaştıracaktır.
Anneler için ipuçları
Açlık – tokluk - büyüme
- Annesini emen bebeğin sağlıklı olduğu akıldan çıkarılmamalıdır.
- Bebekler doğumu izleyen günlerde doğum kilosunun %10’unu kaybeder.
- Bebekler kaybettiği kiloyu yaklaşık olarak 10 günde geri alır.
- Günde 4 ve üzerinde çiş yapan bebek aç değildir.
- Boy ve kilo gelişimi normal olan bebek doyuyordur.
- İlk 6 ayda bebekler ortalama 600 gram kilo alırken, ikinci altı ayda 400 gram kilo alırlar.
- Bebekler doğdukları kilonun iki katına 5. ayda, üç katına ise 1. yaşta ulaşırlar.
- Bebeklerin 1. yaş gününde doğum boyunun yarısı kadar boyları uzar, 4. yaş gününde ise doğdukları boyun iki katına ulaşırlar.
Beslenme
- İlk 6 ay sadece anne sütü tartışılmaz önemdedir.
- İkinci 6 ay anne sütü ve tamamlayıcı beslenme dönemidir.
- 12 – 24 Ay arası anne sütü ile birlikte normal beslenmeye geçilmelidir.
- 6 – 8 Ay arası, yumurta sarısı, tuzsuz beyaz peynir, sebze çorbası, etlerle zenginleştirilmiş sebze püresi, mercimek çorbası denenmelidir.
- 8 – 12 Ay arası, baklagiller, et, tavuk, parmak besinler, erişte, bulgur başlanır.
- 9. Aydan itibaren yumurta akı, balık verilebilir.
- 12. Aydan önce bal, mantar, tuz, şeker, tropikal meyveler verilmez.
Dikkat
- Bebek beslenmesinde tuz ve şekerin yeri yoktur.
- Kuruyemişler, çekirdekli meyveler, şekerler boğulmaya neden olabileceğinden 2 yaştan önce verilmemeli, 2 yaştan sonra ise tedbir elden bırakılmamalıdır.
- Salam, sosis gibi nitrit içeren besinler bebeklere verilmemelidir.
- Konserve besinler, hazır çorbalar, ambalajlı ürünler, gazlı içecekler, çay, kahve, hazır meyve suları bebeklere verilemez.

14/01/2019

SOĞUK KIŞ GÜNLERİNDE NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?

Mevsimin en ağır hava koşullarını yaşıyoruz. Vatan toprağının bir kısmı karlar altındayken, bir kısmı ise yoğun yağış ve sele teslim oldu. Hava sıcaklığı ise, sıfıra yakın, ya da sıfırın çok altında. Tüm bunlar, çocuk, erişkin fark etmeksizin toplumdaki hemen her bireyi etkilemektedir.

Kış mevsiminde en sık karşılaştığımız hastalıkların başında soğuk algınlığı, nezle, grip, sinüzit, zatürre, bronşit, bronşiyolit gibi alt ve üst solunum yollarını etkileyen enfeksiyonlar gelmektedir.

Hastalık dediğimizde, öncelikle aklımıza çocuklarımızı soğuktan nasıl korunuruz sorusu gelmektedir.

Yağışlı, fırtınalı veya sadece soğuk havalarda çocukları nasıl korumalı, nasıl giydirmeliyiz ki, onları güvende ve sıcak tutalım.

■ Birkaç kat ve ince giysiler tercih edilmelidir.

■ İki kat çorap giydiğinde, sıkmayacak büyüklükte çizme ve bot giydirilmelidir.

■ Eldiven ve kulakları kapatacak şekilde bere takılmalıdır.

■ Parklarda ağaç dallarına takılacak aksesuarları olan kabanlar giydirilmemelidir.

■ Araç koltuğuna oturacağı zaman kalın, hantal, hareketi kısıtlayan giysiler yerine daha ince ve kat kat giysiler olmalıdır.

■ Battaniye gibi soğuk havada kullanılan örtüler ani bebek ölümü sendromuna neden olabileceğinden ya kullanılmamalı, ya da en fazla göğsüne kadar çekilmeli ve yatağın kenarlarına sıkıştırılmalıdır.

Çocuklar soğuk nedeniyle sadece hasta olmazlar, onlar için hipotermi riski de vardır.

Hipotermi, soğuk havaya maruz kalma nedeniyle vücut ısısının normalin altına düşmesi durumudur. Çocuklar, erişkinlerden daha çabuk ve hızlı hipotermiye girerler.

■ Titreme başlar.

■ Uyuşmalar olur.

■ Hareket kısıtlanır.

■ Deri ve dış dokularda başlar, ardından kol ve bacaklar, el ve ayaklar, kulaklar ve burun donar.

■ Deri kızarır ve batmaya başlar, sonra gri renk alır ve ağrı verici olur. Sonunda ise, beyaz, soğuk ve sert olan deride, ağrı ve acı hissinin de kaybolması ile donma gerçekleşir.

Korunma ve ilkyardımı ciddiye alın

■ Yürüyen çocuklar yürütülmeli, bebek arabaları kullanılmamalı, çocukların hareket etmesi sağlanmalı, giysiler ıslanmışsa hemen değiştirilmelidir.

■ Hipotermi ile karşılaşıldığında hemen 112 Acil aranarak yardım istenmelidir.

■ İlk yardım yaklaşık 40 derece ısıtılmış küvette veya yakmayacak sıcaklıkta kuru havluyla yapılmalıdır.

■ Donan kısımlar asla ovulmamalıdır.

■ Sıvı verilebilirse, ılık içecekler verilmeli ve ısınmanın başlamasıyla ağrı oluşacağından uygun dozda asetaminofen veya ibuprofen gibi ağrı kesiciler verilmelidir.

İster çocuk ister erişkin olsun, kış mevsimi hastalıklarından nasıl korunalım?

1)Grip, çocuklar, bağışıklık sistemi zayıf olanlar, kronik hastalığı olanlar, alerji ve astım hastaları başta olmak üzere toplumdaki her bir bireyi etkileyen önemli bir hastalıktır. Bu yüzden ekim, kasım aylarından itibaren her yıl düzenli olarak grip aşısı yapılması büyük önem taşımaktadır.
2)Kulağa çok basit gelse de ellerin yıkanması hastalıkların önlenmesi için olmazsa olmazların başında gelmektedir.
3)Eller en az 20 saniye süreyle sabunla yıkanmalı ve hatta fırçalanmalıdır.
4Ellerin yıkanmadığı durumlarda el dezenfektanları kullanılmalıdır.
5)Tokalaşma ve yakın temastan uzak durulmalıdır.
6)Hapşırma ve öksürme ile etrafa dağılan bakteri ve virüsler 48 saate kadar havada damlacık şeklinde asılı kalırlar, bu yüzden yaşam alanları sık sık havalandırılmalıdır. Ayrıca öksürürken, hapşırırken mendil kullanılmalı, mendil yoksa ön kolun dış yüzü ile ağız ve burun kapatılmalıdır.
7)Alışveriş merkezleri, toplu taşım araçları solunum yolu hastalıklarının bulaşmasında riskli alanların başında gelmektedir, burnu ve ağızı kapatacak şekilde maske kullanmaktan kaçınmamak gerekir.
8)Yeterince dinlenmek, iyi beslenmek ve sigara içmemek hastalıklardan korunmanın temelidir.
9)Dışarıdan gelince kıyafetleri değiştirilmesi de hastalıkların önlenmesi için basit ama önemli bir kuraldır.

Grip aşısı kimlere yapılmalıdır?

1)6 Ay, 19 yaş arası çocuk ve gençlere
2)49 Yaş üzeri erişkinlere
3)Bağışıklık sistemi yetersiz olanlara
4)Alerji, kalp hastalığı, diyabet vb. kronik ve metabolik hastalığı olanlara
5)Hamilelere
6)Sağlık çalışanları başta olmak üzere, yoğun ve yakın insan temasında olanlara
7)Aşı yapılması gereken risk grupları ile aynı evde yaşayanlara
8)İsteyen herkese

Grip aşısı ne zaman ve nasıl uygulanmalıdır?

Ekim, nisan ayları arasında grip enfeksiyonu geçirmemiş kişilere yapılır. Ancak unutulmamalı ki, nezle ve soğuk algınlığı grip değildir. Daha doğru bir anlatımla grip hastalığına neden olan virüs ile nezle ve soğuk algınlığına neden olan virüs farklı farklıdır. Bir kış mevsiminde tekrar, tekrar nezle veya soğuk algınlığı geçirebilirken, grip geçiren kişi, o mevsim bir kez daha grip olmaz.

6 Ay ile 3 yaş arası çocuklar daha önce grip aşısı yapılmamışsa, bir ay arayla ve 0,25 ml. olarak iki doz halinde aşı yapılmalıdır. Bir önceki yıl aşı yapılan çocuklara ise, bir sonraki yıl tek doz ve 0.25 ml. olarak aşı uygulanır.

3 Yaş, 8 yaş arası çocuklara daha önce aşı yapılmamışsa, bir ay arayla ve 0,5 ml. olarak iki doz halinde aşı yapılmalıdır. Daha önceki yıllarda grip aşısı yapılan çocuklara ise tek doz ve 0,5 ml. aşı yapılmalıdır.

9 Yaş üzeri çocuk ve erişkinlere ise, daha önce aşı yapılıp, yapılmadığına bakılmaksızın tek doz ve 0,5 ml. aşı yapılmalıdır.

Kış mevsiminin olmazsa olmazı: Tavuk suyuna çorba

Hem hastalığın önlenmesi, hem de tedavisine yardımcı tavuk suyuna çorba kış sofralarının baş tacıdır.

Peki, tavuk suyu çorbanın sırrı nedir? İçerdiği zengin aminoasit, B3, B5 ve B6 vitaminleri sayesinde doğal ilaç olarak bilinir ve tavuğun haşlanması ile vitaminler tavuk suyuna geçer.

- Aminoasitler vücudun temel yapı taşıdır.
- Niasin olarak da bilinen B3 vitamini, suda çözünür. Enerji, protein, yağ, karbonhidrat metabolizmasında gereksinim duyulan önemli bir vitamindir. Bir çok etkisinin yanı sıra, bağışıklığın güçlenmesinde rol oynar.
- Pantotenik asit olan B5 vitamini suda çözünür, yiyeceklerin enerjiye dönüşümüne yardımcıdır, antikor üretimi için gereklidir.
- Pridoksin, B6 vitaminidir. Bu vitamin de diğer B vitaminleri gibi suda çözünür. Eksikliğinde bağışıklık zayıftır ve kolay hastalanma söz konusudur.

Bolu' lu olup da çorbanın tarifini vermemek olmaz.

Malzemeler:

- Bir çorba kaşığı zeytinyağı
- Bir soğan (ince doğranmış)
- İki kereviz sapı (dilimlenmiş)
- İki orta boy havuç (soyulmuş ve iri dilimlenmiş)
- Bir tatlı kaşığı kaya tuzu ile yeni haşlanmış ve süzülmüş 8 bardak tavuk suyu
- Yarım su bardağı tel şehriye
- İki su bardağı didilmiş tavuk göğüs eti

Hazırlanışı:

- Tencereyi orta ısıda ısıtın
- Kızgın hale gelince, yavaşça zeytinyağı ekleyin
- Soğan, kereviz sapı ve havucu ekleyip yumuşayıncaya kadar çevirin
- Tavuk suyunu ekleyip, yüksek ısıda bir taşım kaynatın
- Tel şehriyeyi ekleyip 20 dakika kaynatın
- Didilmiş tavuk etlerini katın ve üç dakika daha kaynatın
- İndirdikten sonra çorba kasesine alıp, üzerine maydanoz, karabiber ve limon ekleyin.

Size ve çocuğunuza afiyetle, şifa versin.

Çocuklarla en değerli iletişim yolu: OYUN
22/09/2018

Çocuklarla en değerli iletişim yolu: OYUN

Bir pediatristin yazacağı en etkili reçete ‘Çocuğunuzla oynayın’ olmalı.

Çocuk yetiştirirken unutulmaması gereken basit kurallar.
01/09/2018

Çocuk yetiştirirken unutulmaması gereken basit kurallar.

Çocuklar dünyaya gelirken kullanım kılavuzları ile gelmezler.

Address

Fenerbahçe Mahallesi Fener Kalamış Caddesi Billur Apartmanı No:5 Kat:2 Daire:10 Kızıltoprak Kadıköy
Istanbul
34726

Opening Hours

Monday 10:00 - 18:00
Tuesday 10:00 - 18:00
Wednesday 10:00 - 18:00
Thursday 10:00 - 18:00
Friday 10:00 - 18:00
Saturday 10:00 - 18:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Dr. Cihan Avaroğlu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Dr. Cihan Avaroğlu:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category