psk.omeraslantas

psk.omeraslantas Psikolog-Pedagog-aile Terapisti.
Çocuk,ergen,yetişkin danışmanı.

Alanda 30 yıllık tecrübe ile kaygı bozuklukları,depresyon,OKB,DEHB ve odaklanma problemleri,Sınav kaygısı,davrsnış problemleri,Aile ve çift terapisi

İyi bir toplum yaratmak sadece annelerin yükü değildir.İyi bir toplum için gerçek babalara da ihtiyacımız var.Hadi gelin...
13/12/2025

İyi bir toplum yaratmak sadece annelerin yükü değildir.İyi bir toplum için gerçek babalara da ihtiyacımız var.Hadi gelin biraz babaları konuşalım.Babalar kız çocuklarının hayatlarında sağlıklı bir şekilde mevcut olduklarında kız çocuklarının yakın ilişkilere girme konusunda acele etmediklerini ve bu nedenle hem cinselliği hem de romantik ilişkileri daha sağlıklı yollarla deneyimlediklerini biliyor muydunuz? Babalar kızlarıyla bilinçli ve ilgili bir şekilde iletişim kurduklarında,bu durum çocuklarının yetişkin birer kadın olduklarında daha nitelikli partner seçimleri yapabilme ihtimalini artırıyor. Çünkü kız çocuklarının kendi değer algısı kelimenin tam anlamıyla babaları aracıyla yeniden şekilleniyor.Bir babanın koşulsuz sevgisi,bir kadının hayatta erkeklerden nasıl bir muamele beklemesi gerektiğinin temelini oluşturuyor.Bunu alarak büyümüş bir kız çocuğu saygının nasıl göründüğünü, korunmanın ne anlama geldiğini, gerçekliğin nasıl hissettirdiğini öğreniyor.Ama işin en çarpıcı kısmı şu; Destekleyici ve ilgili bir babası olmayan kız çocukları yetişkin olduklarında erkek onayını fiziksel ilişkiler yoluyla aramaya üç kat daha fazla eğilimli oluyorlar.Değerlerini fark etmekte çoğu zaman zorlanıyorlar. Çünkü onlara "sen değerlisin" diyen bir erkeği hiç içselleştirememiş oluyorlar.Diğer yandan güçlü bir baba figürüyle büyüyen kızlar, psikologların "güvenli bağlanma" modeli dediği şeyi geliştiriyor.Kendilerini güvende hissettikleri için doğal kadınlık enerjileri ortaya çıkıyor.Sınır koymayı biliyorlar, çünkü babaları onlara saygıyı hak ettiklerini öğretmiş oluyor.Bu kadınlar evlendiklerinde en güçlü aileleri kuruyorlar;çünkü sağlıklı erkek ve kadın rollerini içselleştirmiş oluyorlar.Bir babanın varlığı sonraki neslin eşlerini ve annelerini kelimenin tam anlamıyla şekillendiriyor.Yani geleneksel yapının sadece anne odaklı yaklaşımının aksine sağlıklı bir nesil yetiştirmek ve güvenli ailelerin mümkün olduğunu göstermek konusunda babalara da oldukça fazla iş düşüyor.Babaların kız çocuklarıyla kurdukları ilişkisi ise, babaların anneleriyle kurduğu ilişkiden etkileniyor..Devamı yorumda👇

Eğer içinizde sürekli sizi yargılayan bir sesle yaşıyorsanız hayalini kurduğunuz tam ve yeterli hissetme halini hissetme...
07/12/2025

Eğer içinizde sürekli sizi yargılayan bir sesle yaşıyorsanız hayalini kurduğunuz tam ve yeterli hissetme halini hissetme şansınız yok. Ancak ve ancak o iç sesinize karşı çıkarsanız kendinizi biraz daha iyi hissedebilirsiniz. İçinizdeki yargılayıcı ses yani diğer adıyla içimizdeki yetişkin kişi talepkar,hırslı ve rekabetçidir. Sizden hep iyi olmanızı bekler iyi olursanız çok tepki vermez fakat hata yaptığınızda sizi yerin dibine sokar.Hata yapmamak için hayatınızı ona göre şekillendirir ve kendinizi bir çok şeyden mahrum bırakırken bulursunuz. İçinizdeki bu ses çocuklukta etkilendiğiniz kim ya da kimlerin sesi ise o sesle çalışılması şarttır. Bu sese uyum göstererek rahat edemezsiniz.Bu sese karşı içinizde bir ses çıkararak yükü biraz hafifletebilirsiniz. Çoğu ekolde içinizdeki çocukla çalışın ve ona şefkat verin gibi uygulamalar var, çok da faydalı. Fakat içimizdeki çocuktan çok bu yargılayıcı ve katı yetişkine diğer adıyla süperego ile çalışmanız kendinizi yeterli ve değerli hissedebilmeniz için daha önemlidir.

İlişki mi yoksa iletişim mi istiyorsun?Herkes bir ilişki yaşamak istemeyebilir. Bazıları ilişki sorumluluğunu üstlenmek ...
03/12/2025

İlişki mi yoksa iletişim mi istiyorsun?Herkes bir ilişki yaşamak istemeyebilir. Bazıları ilişki sorumluluğunu üstlenmek yerine yalnızca iletişimde kalmayı tercih eder.Bazen bilinçli,bazen de hiç farkında olmadan. Buluşmak,sohbet etmek,birlikte keyif almak keyifli anlar paylaşmak.Bunları istemek her zaman ilişki istemek anlamına gelmez. Çünkü bir ilişkiyi gerçekten kurmak ve sürdürebilmek başka türlü bir emek, başka türlü bir sorumluluk ister. Bir insan özgürlüğünü kaybetmekten, incinmekten,ilişki sorumluluğu almaktan,maddi olarak zorlanmaktan, ya da aklımıza gelmeyen birçok sebepten dolayı bir ilişkiden geri duruyor olabilir. Sebep ne olursa olsun ortada bir tercih varsa buna saygı duymak gerekir.Asıl sorun taraflardan biri yalnızca iletişimde kalmak isterken diğeri ilişki kurmak ve bağlanmak istediğinde ortaya çıkar.Çünkü aynı zeminde buluşmak mümkün olmaz.Bu uyumsuzluk sürdükçe kaçınılmaz olarak hayal kırıkları, yanlış anlamalar ve sorunlar ortaya çıkar ve bu ikilemde zorlanan ilişki isteyen taraf olur. Çünkü sahte bir umuda tutunarak bir ilişki inşa etme çabası tüketicidir.Bir yalanı yaşarken, diğerinin yeteri kadar sevmediği, istemediği,çaba harcamadığı gerçeğini görmek yerine onu ikna etmekle beklemekle zaman akıp gider.Bu sevginin hak edilerek ya da kazanılarak alınabileceğine dair bir kök inancın bugüne yansımasıdır. "Yeterince çabalarsan sevgiyi kazanırım."İletişimi ilişkiye dönüştürme çabası yalnızlığı derinleştirir değersizlik ve yetersizlik hislerini büyütür,öfke ve kırgınlık yaratır. Çünkü karşı karşıya gelen iki insan aynı deneyimi paylaşmıyorsa ve biri diğerinin dünyasını kendisininkiyle karıştırıyorsa o yanılgının bedelini en çok "umut eden" öder.Bu yüzden karşımızdakinin neyi seçtiğini ve elbette neyi seçmediğini görmeye cesaret etmek kendi hakikatimize sadık kalmanın en öncelikli yoludur ve bu "iyileştirici adım" "belki bir günü" bırakıp kendi yolumuza devam etmektir.
Irvin Yalom/Aşkın Celladı

İlişkilerde kendimizi sürekli benzer ve acı verici döngülerin içinde bulmak, geçmişte  yaşananların izlerini taşıyor ola...
01/12/2025

İlişkilerde kendimizi sürekli benzer ve acı verici döngülerin içinde bulmak, geçmişte yaşananların izlerini taşıyor olabilir.Farklı kişilerle aynı soruları tekrar tekrar yaşıyorsak bu durum tesadüf olmaktan ziyade, bilinç dışı bir tekrarın göstergesi olabilir. Bu tekrarın kökenlerini anlamak için ilişki geçmişimizi dürüstçe gözden geçirmek ve bu döngülerin ortak temalarına bakmak faydalı bir adımdır.Kimse bilinçli olarak kendisine zarar verecek ilişkiler seçmez.Ancak belirli bir kişiyle kurulan bağın dinamiklerini seçiyor olmakta farkında olmadan bizim de bir payımız olabilir.Bu genellikle çocukluğumuzda öğrendiğimiz ilişki modelleri kendilik algımız ya da sevgiye dair inançlarımızla bağlantılıdır.Bazen tanıdık gelen bir ilişki modeli ne kadar zorlayıcı olursa olsun, güvenli hissettirebilir ve bizi aynı döngülere çekebilir.Bu döngüyü fark etmek ve Seçtiğiniz kişilere neden yöneldiğimizi anlamak değişim için ilk adımdır.Bu farkındalık acı veren tekrarları durdurmak ve daha sağlıklı ilişkileri yaratmak için bir kapı aralar. Kendimize karşı şefkatli ve anlayışlı olarak bu süreci incelemek yalnızca ilişkilerimizi değil kendimizi de daha derin bir şekilde tanımamıza yardımcı olur.

26/11/2025
Sigmund Freud'a göre insan zihni üç ana güç tarafından yönetilir "İD","EGO" ve "SÜPEREGO". Freud'un İd dediği şey içimiz...
24/11/2025

Sigmund Freud'a göre insan zihni üç ana güç tarafından yönetilir "İD","EGO" ve "SÜPEREGO". Freud'un İd dediği şey içimizdeki en temel ve en ilkel dürtülerimizdir.Açlık,öfke ve haz gibi ihtiyaçlarımızın sesidir ve hep daha fazlasını ister.Ve bize şunu söyler "Şimdi ve Hemen".Süperego ise onun tam tersine,ahlaki kuralların ve toplumun temsilcisidir.Ve bizi kurallara uymaya zorlar.Bu iki üç arasındaki dengeyi korumaya çalışan şey ise "EGO"dur.Ego bize gerçeklik zeminde bir uzlaşma arar.Freud der ki; Örneğin bir şeyi çok istemek ama toplumsal baskılar nedeniyle yapmamak bizi gerer.Ancak Freud'a göre bu çatışmaları anlamak ve çözmek mümkündür.Bunu başarmanın yolu bilinç altına bir yolculuk yapmaktan geçer. Bastırdığımız duygular, unutmaya çalıştığımız anılar bizi farkında olmadığımız şekilde etkiler. İnsanın kendini tanımasının önemini vurgulayan Freud'a göre gerçek özgürlük, zihnimizin derinliklerindeki bu çatışmaları kabul etmek ve onlarla yüzleşmekle mümkündür.

Psychological Bulletin'de  yayımlanan bir meta-analiz durumumuzun ciddiyetini gözler önüne seriyor. TikTok ve Instagram ...
19/11/2025

Psychological Bulletin'de yayımlanan bir meta-analiz durumumuzun ciddiyetini gözler önüne seriyor. TikTok ve Instagram Reels gibi kısa video içeriklerine ilişkin 71 çalışmanın ve 98 000 fazla katılımcının verilerinin incelendiği analizde,kısa video tüketiminin dikkat süresinde azalma,dürtü kontrolünde zayıflama ve derinlemesine düşünme kapasitesinde gerileme ile ilişkili olduğunu gösteriyor.Kısa videoların etkisini anlamak için nörobilimci Samuel Mc Clure ve ekibinin çalışmalarına bakabiliriz.Bu çalışmalara göre videolar gibi hızlı haz kaynaklarına yöneldiğimizde beynimizin ödül merkezleri güçleniyor.Hazzı erteleyerek uzun vadeli eylemlere yöneldiğimizde ise planlama ve soyut düşünmeden sorumlu "prefrontal korteks" devreleri güçleniyor. Prefrontal korteks ne kadar güçlenirse zor işleri yapabilme irademiz de o kadar sağlamlaşıyor.We Are Social'ın Ekim 2025 istatistiklerine göre ülkemizde günde 19 kere Instagram'a girip en az 1 saat kısa bir daha video izliyoruz.Ortalama süreleri 10 saniye olan içerikler üzerinden gidersek bu yaklaşık 360 videoya denk geliyor.Yani "kaydırarak" beynimizin kısa vadeli ödül mekanizmasını 360 kere tetikliyoruz.Sonra çalışırken,sohbet ederken ya da dinlenirken birkaç dakika içinde sıkıntı hissediyoruz. Beynimiz o sıkıntıdan yine "kaydırarak" kaçmak istiyor. Ama suçu kısa videoların değil. Binlerce harika içerik var.Sorun onlara kaçış kapısı gibi sığınmaya başlamamız.Oliver Burkeman'ın yazdığı gibi dikkat dağıtıcı olduğunu düşündüğümüz şeyler etken değil, sınırlamalarla yüzleşmenin verdiği huzursuzluktan kurtulmak için gittiğimiz yerlerdir. "Eşinizle konuşmaya odaklanmnızın zor gelmesinin nedeni yanınızdaki telefon değil" diye yazar Burkeman; "dinlemek çaba, sabır ve özveri ister ve duyacaklarınız hoşunuza gitmeyebilir."
Emre Özarslan

14/11/2025
Erken çocuklukta şekillenen duygusal ihtiyaçlarımız karşılanmadığında zihnimiz bu eksikliği telafi etmek için kalıplar (...
12/11/2025

Erken çocuklukta şekillenen duygusal ihtiyaçlarımız karşılanmadığında zihnimiz bu eksikliği telafi etmek için kalıplar (şemalar) oluşturur.Bu şemalar yetişkin yaşamda aynı duygusal döngüleri tekrar etmemize neden olur.

Bu çağda flört artık iki İnsanın birbirini tanıma süreci değil öznenin nesneye indirgenme pazarı haline geldi ve bu paza...
30/10/2025

Bu çağda flört artık iki İnsanın birbirini tanıma süreci değil öznenin nesneye indirgenme pazarı haline geldi ve bu pazarın iki ucunda aynı çürümenin farklı yüzleri var.Bir yanda gördüğü her kadına yürümeyi içgüdüsel bir görev sanan,DM kutularını dolduran ilkel primat refleksleriyle yaşayan erkekler. Kadına yaklaşmayı değil "skor yapmayı" hedefleyen,duygusal derinliği libidinal bir yatırıma dönüştüren bu tipler,İnsan evriminin yarım kalmış bir halkasını temsil ediyor gibi. Oysa yüksek değerli bir erkek,kadınla ilişkisinde onay değil bağ ve anlam arar ve bu davranışları sergileyen hemcinlerine de aciz gözüyle bakar.Diğer yanda, duygusal bağ yerine banka hesabı bakiyesi bakiyesiyle bağ kuran erkeği bir yatırım fonu gibi gören,sevginin yerini güç para ve statüyle doldurmaya çalışan ilkel yeni nesil kadınlar.Bu kadınlar duygularını değil,yalnızca menfaatlerini erkekler üzerinden regüle ederler. "Güvende olmak" arzusunu "finansal teminat"zannederler.Bu sevgi falan değil, erkeği Bir nevi müstemleke haline getirip kendisini onun üzerinden bir sömürge valisi olarak atamaktır.Her kitle de aynı yerden hasta:Bağ kuramama.İnsan değil,işlevini gören; duyguyu değil, doyumu hedefleyen bir zihinsel yozlaşma.Bu yozlaşma sadece ilişkilerde değil toplumun sinir sisteminde İlerleyen bir sosyopdikolojik çürümedir.Kadın ya da erkek fark etmez, gerçekten olgun, derinliği olan kendini gerçekleştirme yolunda yaşam mücadelesi veren bireyler bu genel cinsiyet kalıplarına sıkıştırılmaktan artık utanır haldeler. Çünkü bilirler ki,ne erkekler sadece en ilk el dürtülerinden ibarettir,ne de kadınlar böylesine yozlaşmış menfaat ve çıkar ilişkilerden. Bu iki ucun arasında kalan sessiz çoğunluk,hala insan kalabilmenin mücadelesini veriyor.
Abdullah Gündoğan

Birini aşırı tutkuyla sevip,sürekli onu düşündüğünüz oldu mu?Geceleri uyumak yerine onunla ilgili hayaller kurduğunuz, s...
26/10/2025

Birini aşırı tutkuyla sevip,sürekli onu düşündüğünüz oldu mu?Geceleri uyumak yerine onunla ilgili hayaller kurduğunuz, sürekli telefonunuza bakıp mesaj atıp atmadığına baktığınız,onun bir bakışıyla ya da sözüyle sevinip aramadığında çok mutsuz olduğunuz biri oldu mu?Bilim insanları bu yoğun, denetimsiz ve kimi zaman yıpratıcı aşk durumuna "limerence"yani "takıntılı aşk"adını verir.Acaba bu durum neden yaşanır?Bu dönem kimisinde çok kısa bir coşku dönemi olarak yaşayıp biterken neden bazılarımızın zihnini bütünüyle ele geçirir ve uzun yıllar sürer?Neden böyle?Aşk beynimizde tek bir sistemle değil üç ayrı sistemin birlikte çalışmasıyla oluşur Bunlar cinsel arzu (şehvet)kişisel çekim ve bağlanmadır. 1.Cinsel arzu beynin Hipotalamus ve Amigdala bölgeleriyle ilgilidir.Bu en ilkel ve en kolay ulaşılabilecek olan duygudur.Beynin hipotalamus bölgesi hormon salınımını (testosteron,östrojen) düzenler amigdala ise duygusal uyarımı yönetir.S
onuç güçlü bir bedensel istek.Bu evre doğrudan tensel yakınlıkla ilgilidir.
2.Çekim (Attraction) Dopamin ve ödül sistemiyle ilgilidir. Birine özel bir ilgi ve hayranlık duyduğunuzda devreye girer. Beynin Ventral Tegmental Alan ve Nucleus Accumbens alanları dopamin salgılayarak o kişiyi beynimizin ödül merkezinin tam ortasına yerleştirir.Her mesaj,her bakış bir ödül haline gelir.Bu sistem aşırı çalıştığında kişi birine bağımlı olur işte takıntılar böyle doğar. 3.Bağlanma (Attachment) Oksitosin,Vazopressin ve Hipokampüsle ilgilidir.Zamanla gelişen, sakinleşmiş ve güvene dayalı sevgi duygusunu yönetir.Oksitosin ve vazopressin yakınlığı pekiştirir. Hipokampüs ortak anıları "Biz" haline getirir.Bu evre aşkın kalıcılığını sağlar.Takıntılı aşk sırasında beyin bir kişiyi "tek ödül kaynağı" olarak görür. Dopamin sistemi sürekli uyarılır, mantıktan sorumlu orbitofrontal korteks etkisizleşir.Kişi ne kadar farkında olursa olsun davranışını durduramaz.Bu duygusal bir bağımlılıktır.Peki neden böyle bir düzen vardır? Bunun en geçerli bilimsel açıklaması insanı diğer canlılardan ayıran onun en özgün yanıyla ilgili.

Neden birbirlerini bulurlar?Borderline birey iç dünyasında bütünlüğünü koruyamaz, kendilik duygusu kırılgandır.Bu yüzden...
26/10/2025

Neden birbirlerini bulurlar?Borderline birey iç dünyasında bütünlüğünü koruyamaz, kendilik duygusu kırılgandır.Bu yüzden dışarıda güçlü,kendinden emin,kararlı görünen bir figüre tutunarak varlığını hisseder.Narsist partner bu noktada "kapsayıcı ebeveyn simgesi" gibi çalışır. Borderline'ın dağılmasını önleyen,sınırlarını belirleyen dışarıdan "Ben buradayım" diyen bir güç odağı.Ancak bu bağlamda,olgun bir sevgi değil,kırılgan bir benliğin güçlü bir nesneye yapışmasıdır.Narsist taraf ise borderline'ın bu hayranlığını,teslimiyetini ve duygusal yoğunluğunu kendi özsaygısını düzenlemek için kullanır.Onun gözünde "büyüklüğünün"onaylanması içindeki boşluk,yetersizlik ve utanç duygularını bir süreliğine bastırır.Yani birbirlerinin yaralarını "tamponlarlar."
*Borderline,narsistin gücüyle bütün hisseder.
*Narsist,borderline'ın hayranlığı ile değerli hisseder.Ancak bu denge kırılgandır. Çünkü her ikisi de aslında içsel eksikliklerini öteki aracılığıyla düzenlemeye çalışır.Gerçek sevgi değil, karşılıklı İhtiyaç ve korkuların birbirine kenetlenmesi vardır.
Fazıl Tatar

Address

Menderes Caddesi No:359/10 Buca/İzmir
Izmir
35370

Opening Hours

Monday 09:00 - 17:00
Tuesday 09:00 - 17:00
Wednesday 09:00 - 17:00
Thursday 09:00 - 17:00
Friday 09:00 - 17:00
Saturday 09:00 - 17:00

Website

http://www.izmiryonpsikoloji.com/

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when psk.omeraslantas posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to psk.omeraslantas:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category