Fonksiyonel Tıp İzmir

Fonksiyonel Tıp İzmir Fonksiyonel Tıp kronik hastalıklara bütüncül bakış açısı ile yaklaşılan bir sistematiktir. Bilgilendirme amaçlıdır,
tanı&tedavi için kullanılmaz.

Hepatit C, çoğu zaman sessiz ilerleyen bir viral enfeksiyondur. Kişi yıllarca hiçbir belirti yaşamadan bu virüsü taşıyab...
22/12/2025

Hepatit C, çoğu zaman sessiz ilerleyen bir viral enfeksiyondur. Kişi yıllarca hiçbir belirti yaşamadan bu virüsü taşıyabilir ve karaciğerinde yavaş ama sürekli bir hasar meydana gelebilir.

❗❗Halsizlik, sindirim sorunları, ciltte hassasiyet ya da konsantrasyon bozukluğu gibi hafif şikayetler ise çoğu zaman başka nedenlere bağlanır ve göz ardı edilir.

🔹Karaciğerin adaptif kapasitesi yüksek olduğu için bu durum uzun süre fark edilmez. Ancak virüs vücutta kaldığı sürece, bağışıklık sistemi sürekli uyarılır. Bu da kronik bir inflamatuvar sürece neden olur. Fonksiyonel tıp yaklaşımı burada devreye girer: karaciğerin yükünü artıran, bağışıklık sistemini zorlayan her faktör değerlendirilir ve bedenin genel savunma durumu yeniden yapılandırılır.

Kronik Hepatit C, yalnızca karaciğeri değil; sistemin tamamını etkileyebilir. Yorgunluk, uyku düzensizlikleri, cilt problemleri ya da otoimmün tepkiler, sistemik inflamasyonun işaretleri olabilir. Tanı çoğu zaman rutin kan testleriyle konur ama fonksiyonel tıp doktoru bu tanıyı yalnızca bir isim ya da teşhis olarak değil, sistemdeki tüm dengenin yeniden değerlendirilmesi gereken bir durum olarak ele alır.

🍂Tedavi sürecinde antiviral ilaçlarla virüsün baskılanması önemli bir adımdır. Ancak bunun yanında karaciğer detoksifikasyon yollarının desteklenmesi, mitokondri sağlığının korunması ve mikrobiyota dengesinin iyileştirilmesi gibi çok katmanlı destekler de gereklidir. Antiinflamatuvar beslenme, toksik yükü azaltmak ve bağışıklığı dengelemek açısından temel yaklaşımlardandır.

"Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İşlem öncesinde hekiminizden detaylı görüş almanız önerilir."

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩bilgi@denizozzeybek.com
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••

Kronik Yorgunluk Sendromu, sadece geçmeyen bir yorgunluk hali değildir. Uyku, dinlenme ya da beslenme ile düzelmeyen, zi...
19/12/2025

Kronik Yorgunluk Sendromu, sadece geçmeyen bir yorgunluk hali değildir. Uyku, dinlenme ya da beslenme ile düzelmeyen, zihinsel ve fiziksel performansı düşüren, bazen yıllarca sürebilen sistemik bir rahatsızlıktır. Fonksiyonel tıpta bu tabloya yaklaşırken yalnızca semptomları değil; enerji metabolizmasındaki aksaklıkları, hücresel düzeyde inceleriz. Bu noktada da en sık karşılaştığımız eksiklerden biri: magnezyum.

🔶Magnezyum, vücuttaki 300’den fazla biyokimyasal reaksiyonun temel bileşenidir. Özellikle ATP (enerji molekülü) üretimi için kritik bir mineraldir. Hücreler ATP'yi ancak magnezyumla birlikte aktif hale getirebilir. Magnezyum eksikliği varsa enerji üretimi doğrudan sekteye uğrar. Bu da kronik yorgunluk, kas ağrısı, uyku bozuklukları ve odaklanma sorunlarıyla kendini gösterir.

🔶KYS’li bireylerde sıklıkla magnezyum eksikliği ya da hücre içi kullanım bozukluğu tespit ederiz. Üstelik standart kan tahlillerinde magnezyum düzeyi normal görünse bile doku düzeyinde yetersizlik olabilir. Bu yüzden fonksiyonel tıp yaklaşımında serum değerine değil, hücresel biyoyararlanıma bakmak gerekir.

🍂Magnezyumun antiinflamatuvar etkisi de önemlidir. Kronik yorgunluk tablosunda düşük düzeyde seyreden sistemik inflamasyon, hücrelerin enerji üretim kapasitesini baskılar. Magnezyum takviyesi, bu inflamatuvar döngüyü kırmada destek olabilir. Ayrıca sinir sistemini yatıştırıcı etkisiyle uyku kalitesini artırır, kortizol seviyelerini dengelemeye yardımcı olur; bu da sabahları dinlenmiş uyanamayan hastalar için büyük fark yaratır.

❗❗Fonksiyonel tıp yaklaşımıyla yapılan doğru değerlendirme ve kişiselleştirilmiş takviye planlaması, birçok hastanın yaşam kalitesinde gözle görülür iyileşme sağlar.

"Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İşlem öncesinde hekiminizden detaylı görüş almanız önerilir."

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩bilgi@denizozzeybek.com
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••

15/12/2025

Toplumda oldukça yaygın bulunan tiroid hastalıklarının kadınlarda görülme oranı erkeklere kıyasla belirgin şekilde daha fazladır. Özellikle hipotiroidi ve Hashimoto tiroiditi gibi otoimmün kaynaklı sorunlar, kadınları çok daha sık etkiler.

🔶Bütüncül olarak baktığımızda bu farkın altında sadece hormonal değil; bağışıklık sistemi, bağırsak sağlığı, stres düzeyleri ve çevresel toksin yükü gibi çok katmanlı nedenlerin olduğunu görüyoruz. Kadın vücudu hormonlara karşı daha hassas bir dengeyle çalıştığı için bu sistemdeki küçük bozulmalar bile tiroid fonksiyonlarını doğrudan etkileyebiliyor.

👉Özellikle östrojen-progesteron dengesizliği, tiroidin çalışmasını baskılayabilir. Adet döngüsü bozuklukları, doğum kontrol hapları, gebelik ve menopozdaki hormonal dalgalanmalar bağışıklık sistemini zorlayarak tiroid dokusuna karşı otoimmün bir yanıt oluşmasına zemin hazırlayabilir. Bu nedenle Hashimoto tiroiditi kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 8 kat daha sık görülmektedir.

👉Ayrıca bağırsak sağlığı da tiroid fonksiyonlarında kritik rol oynar. Sızdıran bağırsak sendromu, disbiyozis mikrobiyota bozulması ve besin intoleransları bağışıklık sistemini tetikleyerek otoimmün süreci başlatabilir. Fonksiyonel tıp bu nedenle sadece tiroid hormon düzeylerine değil, bağışıklık sistemi regülasyonuna ve kök nedenlere odaklanır.

👉Kronik stres de önemli bir tetikleyicidir. Kortizol düzeyinin uzun süre yüksek seyretmesi, tiroid hormonlarının aktif formda kullanılmasını engelleyebilir. Bu, laboratuvar değerleri normal görünmesine rağmen tiroid belirtileri yaşayan hastaların sayısının artmasına neden olur.

✨Fonksiyonel tıpta amaç; sadece semptomu bastırmak değil, bu bütünsel dengeyi yeniden kurmak ve hastanın kendi iyileşme gücünü harekete geçirmektir.

"Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İşlem öncesinde hekiminizden detaylı görüş almanız önerilir."

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩bilgi@denizozzeybek.com
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••

Meme kanseri tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar —özellikle hormon baskılayıcı tedaviler— kemik mineral yoğunluğunu olum...
12/12/2025

Meme kanseri tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar —özellikle hormon baskılayıcı tedaviler— kemik mineral yoğunluğunu olumsuz yönde etkileyebilir. Östrojenin azalması, kemik yapım ve yıkım dengesini bozar. Bu süreç, kemik kaybını hızlandırırken sessiz ilerleyen bir risk olarak osteoporoza zemin hazırlayabilir.

👉Östrojenin kemik üzerindeki koruyucu etkisi, bu tedaviyle birlikte ortadan kalkar. Bu durum özellikle menopoz öncesi dönemde östrojeni baskılayan ilaçlar alan kadınlarda daha da belirgin hale gelir. Ancak sorun yalnızca hormon düzeyleriyle sınırlı değildir. Tedavi süreci boyunca artan inflamatuvar yük, kemik yıkımını tetikleyen sitokinleri de devreye sokabilir.

🔻Kemik sağlığı için sadece kalsiyum ve D vitamini takviyesi yeterli olmayabilir. Kemik dokusunu etkileyen tüm sistemler birlikte değerlendirilir. Magnezyum, kreatin, K2 vitamini, bor gibi mikrobesinlerin eksikliği hücresel düzeyde kemik kalitesini zayıflatabilir. Aynı şekilde mitokondri sağlığı bozulduğunda osteoblastların (kemik yapıcı hücreler) enerji üretimi düşer ve kemik yapımı yavaşlar.

🔻Antiinflamatuvar beslenme, burada hem kanser tedavisi sürecinde genel dayanıklılığı artırır hem de kemik sağlığını destekler. Yüksek şekerli ve rafine gıdalar proinflamatuvar etkilerle kemik yıkımını artırırken omega-3 yağ asitleri, zeytinyağı, yeşil yapraklı sebzeler ve fermante gıdalar bu süreci tersine çevirebilir.

Hareketsizlik de önemli bir risk faktörüdür. Hafif direnç egzersizleri ve ağırlık taşıyan aktiviteler, kemiklerin yeniden yapılanması için mekanik uyarı sağlar. Bu, ilaç tedavisinin neden olduğu kaybı dengelemeye yardımcı olabilir. Uyku kalitesi, stres düzeyi ve sindirim sistemi sağlığı da kemik metabolizmasını etkileyen diğer faktörler arasında yer alır.

"Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İşlem öncesinde hekiminizden detaylı görüş almanız önerilir."

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩bilgi@denizozzeybek.com
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••

Polikistik over sendromu (PCOS), sadece yumurtlama döngüsünü bozan bir durum değildir. Altta yatan hormonal dengesizlikl...
08/12/2025

Polikistik over sendromu (PCOS), sadece yumurtlama döngüsünü bozan bir durum değildir. Altta yatan hormonal dengesizlikler, vücudun pek çok sistemini etkiler. Bunlardan biri de kardiyovasküler sistemdir.

❗❗Özellikle insülin direnci, kortizol dengesizliği ve östrojen fazlalığı gibi durumlar kan basıncının kontrolsüz şekilde yükselmesine zemin hazırlayabilir.

✔PCOS’lu bireylerde sık görülen insülin direnci, sadece kan şekeriyle sınırlı değildir. Yüksek insülin düzeyi, böbreklerde sodyum tutulmasını artırarak vücutta sıvı birikimine yol açabilir. Bu durum, kan hacmini artırır ve tansiyonun yükselmesine neden olur. Aynı zamanda insülin, damar duvarlarını etkileyerek inflamatuvar süreci tetikler. Bu da damar esnekliğini azaltır, kan basıncını yükseltir.

✔Östrojen ve progesteron arasındaki dengesizlik de kan basıncı üzerinde doğrudan etkilidir. Progesteronun damar genişletici etkisi azalırken östrojen baskınlığıyla birlikte dolaşım sistemi daha hassas hale gelir. Bu da stres altında daha hızlı tansiyon yükselmesine neden olabilir. Kortizol düzeylerinin kronik olarak yüksek seyretmesi ise hem damar direncini artırır hem de sempatik sinir sistemi üzerinden kan basıncı regülasyonunu bozar.

✨Sorunun kökeni hormonlardır. Tedavide temel hedef; insülin direncini kırmak, inflamatuvar yükü azaltmak ve hormon dengesini yeniden kurmaktır.

"Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İşlem öncesinde hekiminizden detaylı görüş almanız önerilir."

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩bilgi@denizozzeybek.com
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••

Bugün, farklılıkların engel değil; zenginlik olduğunu hatırlama günü. Her bireyin eşit haklara, erişime ve yaşam kalites...
03/12/2025

Bugün, farklılıkların engel değil; zenginlik olduğunu hatırlama günü. Her bireyin eşit haklara, erişime ve yaşam kalitesine sahip olması, sadece bir ideal değil, bir sorumluluktur.

Engelleri birlikte aşmak; empatiyle, anlayışla ve çözüm odaklı yaklaşımlarla mümkündür. Sadece bugün değil, her gün erişilebilir bir dünya için adım atmak hepimizin görevi.

✨Tüm bireylerin potansiyelini gerçekleştirebildiği, kapsayıcı ve adil bir toplum için çalışmaya devam ediyoruz.

ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı (HHS), kadın sağlığı alanında uzun süredirbeklenen önemli bir adım attı. ABD Gı...
01/12/2025

ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı (HHS), kadın sağlığı alanında uzun süredir
beklenen önemli bir adım attı. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), menopoz tedavisinde kullanılan hormon replasman tedavisi (HRT) ürünlerindeki “kutu içi (black box)” uyarıların büyük kısmını kaldırma sürecini başlatıyor. Bu karar, HRT çevresinde yıllardır süren korku ve yanlış bilgilendirmelerin bilimsel olarak yeniden değerlendirilmesiyle alındı.

2000’li yılların başında yapılan ve metodolojik sorunlar barındıran bir çalışma, meme kanseri riskinde anlamlı olmayan küçük bir artış gösterince HRT ürünlerine ağır uyarılar eklenmişti. Oysa bu çalışmadaki kadınların yaş ortalaması 63’tü ve kullanılan hormon türleri günümüzde tercih edilen formülasyonlarla aynı değildi.

FDA, literatürün kapsamlı incelenmesi ve uzman paneli sonrası, kardiyovasküler hastalık, meme kanseri ve demans riskine ilişkin uyarıların artık bilimsel karşılığının olmadığını bildirdi. Bu nedenle ürün etiketlerinden çıkarılması planlanıyor. Ancak yalnızca östrojen içeren sistemik ürünlerde rahim içi kanser uyarısı devam edecek.

Bakan Kennedy, “Menopoz yaşayan kadınların doğru bilgiye ulaşması için kanıta dayalı tıbba dönüyoruz” açıklamasını yaptı. FDA Komiseri Makary, “Riskler yıllarca gereğinden fazla abartıldı, milyonlarca kadın faydalı tedavilerden uzak kaldı” dedi.

Menopozda östrojen ve progesteron azalır ve bu durum sıcak basması, gece terlemesi, uyku sorunları ve kemik kaybı gibi şikâyetlere yol açabilir. FDA onaylı HRT ürünleri bu eksilmeyi dengeleyebilir. Araştırmalar, menopoz başlangıcından sonraki ilk 10 yıl içinde (veya 60 yaşından önce) HRT’ye başlayan kadınlarda kırık riskinin %50-60, kardiyovasküler hastalık riskinin %50’ye kadar, Alzheimer riskinin ise %35’e kadar azaldığını gösteriyor. Uygun zamanda başlanan HRT, genel sağlık üzerinde uzun vadeli faydalar sağlayabiliyor.

⚠️ Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminize başvurunuz.

ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı (HHS), kadın sağlığı alanında uzun süredir beklenen önemli bir adım attı. ABD G...
01/12/2025

ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı (HHS), kadın sağlığı alanında uzun süredir beklenen önemli bir adım attı. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), menopoz tedavisinde kullanılan hormon replasman tedavisi (HRT) ürünlerindeki “kutu içi (black box)” uyarıların büyük kısmını kaldırma sürecini başlatıyor. Bu karar, HRT çevresinde yıllardır süren korku ve yanlış bilgilendirmelerin bilimsel olarak yeniden değerlendirilmesiyle alındı.

2000’li yılların başında yapılan ve metodolojik sorunlar barındıran bir çalışma, meme kanseri riskinde anlamlı olmayan küçük bir artış gösterince HRT ürünlerine ağır uyarılar eklenmişti. Oysa bu çalışmadaki kadınların yaş ortalaması 63’tü ve kullanılan hormon türleri günümüzde tercih edilen formülasyonlarla aynı değildi.

FDA, literatürün kapsamlı incelenmesi ve uzman paneli sonrası, kardiyovasküler hastalık, meme kanseri ve demans riskine ilişkin uyarıların artık bilimsel karşılığının olmadığını bildirdi. Bu nedenle ürün etiketlerinden çıkarılması planlanıyor. Ancak yalnızca östrojen içeren sistemik ürünlerde rahim içi kanser uyarısı devam edecek.

Bakan Kennedy, “Menopoz yaşayan kadınların doğru bilgiye ulaşması için kanıta dayalı tıbba dönüyoruz” açıklamasını yaptı. FDA Komiseri Makary, “Riskler yıllarca gereğinden fazla abartıldı, milyonlarca kadın faydalı tedavilerden uzak kaldı” dedi.

Menopozda östrojen ve progesteron azalır ve bu durum sıcak basması, gece terlemesi, uyku sorunları ve kemik kaybı gibi şikâyetlere yol açabilir. FDA onaylı HRT ürünleri bu eksilmeyi dengeleyebilir. Araştırmalar, menopoz başlangıcından sonraki ilk 10 yıl içinde (veya 60 yaşından önce) HRT’ye başlayan kadınlarda kırık riskinin %50-60, kardiyovasküler hastalık riskinin %50’ye kadar, Alzheimer riskinin ise %35’e kadar azaldığını gösteriyor. Uygun zamanda başlanan HRT, genel sağlık üzerinde uzun vadeli faydalar sağlayabiliyor.

⚠️ Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminize başvurunuz.

Proton p***a inhibitörleri (PPI’lar), halk arasında “mide koruyucu” olarak bilinir ve sıklıkla reflü, gastrit, ülser gib...
28/11/2025

Proton p***a inhibitörleri (PPI’lar), halk arasında “mide koruyucu” olarak bilinir ve sıklıkla reflü, gastrit, ülser gibi durumlarda reçete edilir. Ancak bu ilaçlar kısa süreli kullanım için tasarlanmıştır.

Bu ilaçların kullanımına ilişkin en büyük sorun bilinçsizce aylar hatta yıllar boyunca kesilmeden kullanılmalarıdır. Bu da sadece mide asidini değil, genel sindirim ve emilim süreçlerini de bozar.

PPI’lar mide asidini baskılar. Ancak mide asidi “zararlı bir şey” değildir; aksine sindirimin başlatılması, B12, demir, çinko, magnezyum gibi birçok besinin emilmesi ve patojenlere karşı bariyer oluşturulması için gereklidir. Uzun süreli mide koruyucu kullanımı, hipoklorhidri (mide asidi düşüklüğü) ile birlikte besin eksikliklerine, bağırsak mikrobiyotasında bozulmaya, B12 emiliminde azalmaya ve hatta enfeksiyon riskinin artmasına yol açabilir.

🔺Ancak bu ilaçları aniden bırakmak çoğu zaman rebound asit üretimi dediğimiz bir etkiyle sonuçlanır: Mide kısa sürede asit üretimini artırır ve belirtiler daha da kötüleşir. Bu da kişiyi “ilaçsız yapamıyorum” düşüncesine iter. Bu döngüyü kırmak için kademeli geçiş ve mideyi destekleyen doğal yöntemler gereklidir.

👉Bu süreci yönetirken ilk adım, neden mide koruyucu kullanıldığını yeniden değerlendirmektir. Altta yatan gerçek bir reflü mü; yoksa stres, yeme alışkanlıkları, disbiyozis veya mide asidi eksikliği mi reflü benzeri şikayetlere neden oluyor? Çünkü bazen reflü sandığımız tablo, aslında düşük mide asidinden kaynaklanır.

Mide koruyucu ilaçlar güvenli şekilde bırakılmak istendiğinde doz kademeli olarak azaltılmalı, sindirim sistemi doğal yollarla desteklenmeli (örneğin sindirim enzimleri, DGL, aloe vera gibi takviyelerle), tetikleyici gıdalardan uzak durulmalı ve stres yönetimi ihmal edilmemelidir. Bazı durumlarda kısa süreli HCl desteği gerekebilir ancak bu mutlaka doktor gözetiminde uygulanmalıdır.

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩bilgi@denizozzeybek.com
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••

26/11/2025

B12 vitamini; sinir sistemi sağlığı, DNA sentezi ve enerji metabolizması için vazgeçilmez bir vitamindir. Ancak birçok kişi, yeterli B12 almasına rağmen emilim problemi nedeniyle klinik eksiklik yaşamaktadır.

🌿Fonksiyonel tıp yaklaşımı burada devreye girer çünkü sorun çoğu zaman alımda değil, emilim mekanizmasındaki bozulmadadır ve bu bozulmanın en yaygın nedenlerinden biri mide asidi eksikliğidir.

B12 vitamininin emilimi karmaşık bir süreçtir. İlk adım, mideye ulaştığında başlar. Gıdalarda proteinle bağlı halde bulunan B12'nin aktif hale geçebilmesi için mide asidi tarafından çözülmesi gerekir. Eğer mide asidi yetersizse B12 gıdadan ayrışamaz ve bağırsaklara serbest formda geçemez. Bu da emilimin ilk adımda sekteye uğraması anlamına gelir.

Ayrıca, mide asidi intrinsik faktör adı verilen özel bir proteinin salgılanmasını tetikler. Bu faktör, B12 ile bağlanarak onun ince bağırsakta emilmesini sağlar. Mide asidi düşük olduğunda sadece B12 ayrıştırılamaz, aynı zamanda intrinsik faktör üretimi de azalır. Sonuç olarak, B12 emilimi ciddi oranda düşer.

👉Bu nedenle mide asidi eksikliği olan bireylerde serum B12 düzeyleri normal görünse bile dokularda eksiklik gelişebilir. Özellikle kronik yorgunluk, ellerde/ayaklarda karıncalanma, odaklanma güçlüğü, hafıza problemleri ve depresyon gibi belirtiler varsa altta yatan neden olarak hipoklorhidri yani mide asidi eksikliği düşünülmelidir.

🌸Mide asidi eksikliği; uzun süreli mide koruyucu kullanımı, yaşlanma, stres, H. pylori enfeksiyonu ya da otoimmün süreçlerle ilişkilidir. Bu nedenle B12 tedavisinde sadece takviye değil, temel sindirim fonksiyonlarının desteklenmesi gerekir.

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩bilgi@denizozzeybek.com
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••

Tansiyon problemi genellikle “tuzlu yeme”, “genetik yatkınlık” veya “yaş” gibi yüzeysel sebeplerle açıklanır. Oysa fonks...
21/11/2025

Tansiyon problemi genellikle “tuzlu yeme”, “genetik yatkınlık” veya “yaş” gibi yüzeysel sebeplerle açıklanır. Oysa fonksiyonel tıp bakış açısıyla değerlendirildiğinde kan basıncının regülasyonu tek bir faktöre bağlı değildir. Hormonlar bu dengeyi etkileyen en önemli unsurlardan biridir ve çoğu zaman göz ardı edilir.

👉Özellikle kortizol, insülin, tiroid hormonları, aldosteron ve östrojen-progesteron dengesi kan basıncını doğrudan ya da dolaylı olarak etkiler. Stres hormonu olan kortizol, kronik düzeyde yüksek seyrettiğinde damar tonusunu artırarak yani damarların sürekli dar kalmasına neden olarak tansiyonu yükseltir. Bu nedenle hipertansiyon değerlendirilirken bireyin stres yükünü ve HPA ekseni fonksiyonunu mutlaka dikkate alınmalıdır.

✔️İnsülin direnci, sodyum tutulumu ve damar sertliğini artırarak inflamatuvar bir ortam oluşturur ve bu da hipertansiyon riskini yükseltir.
✔️Tiroid hormon dengesizlikleri hem düşük hem yüksek hormon düzeylerinde tansiyonu etkileyebilir; bu yüzden TSH tek başına yeterli değildir.
✔️Kadınlarda östrojen-progesteron dengesi, özellikle menopoz sonrası dönemde tansiyonu doğrudan etkiler ve kardiyovasküler sağlığın izlenmesinde önemlidir.

Tansiyon bir sayıdan ibaret değildir. Altta yatan hormonal dengesizlikler düzeltilmeden sadece ilaçla baskılanan bir tansiyon, aslında bize vücudun yardım çağrısını susturmak anlamına gelir. Bu çağrıyı duymak, anlamak ve kök sebebe yönelmek gerekir. Çünkü gerçek iyileşme, bedenin doğal dengesine geri dönmesiyle mümkündür. 🌸

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩bilgi@denizozzeybek.com
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••

Beslenme, sadece makro ve mikro besin hesaplamasından ibaret değildir. Her bireyin yaşına, hormon düzeyine, kas-kemik sa...
17/11/2025

Beslenme, sadece makro ve mikro besin hesaplamasından ibaret değildir. Her bireyin yaşına, hormon düzeyine, kas-kemik sağlığına, bağırsak fonksiyonuna, stres yüküne ve hatta genetik yapısına göre değişen bir protein ihtiyacı vardır. Bu nedenle “herkes protein takviyesi almalı mı?” sorusunun cevabı, koşulsuz bir “evet” ya da “hayır” olamaz.

🔶Protein, kas onarımı ve bağışıklık sistemi kadar detoksifikasyon, nörotransmitter üretimi, enzim fonksiyonları ve hücresel yenilenme gibi birçok sistemde temel yapı taşıdır. Özellikle yaş ilerledikçe düşük protein alımıyla kas kaybı hızlanır. Menopoz sonrası dönemdeki kadınlar, kronik stres altındaki bireyler veya iyileşme sürecindeki hastalar için proteinden zengin beslenme hem bağışıklık sistemi hem de hücresel yenilenme açısından hayati önemdedir.

🔶Ancak günlük hayatta yeterli ve kaliteli protein alımı her zaman mümkün olmayabilir. Günlük protein gereksinimi kabaca kilogram başına 1 gram olarak hesaplanabilir. Özellikle bitkisel ağırlıklı beslenen kişilerde, spor yapan bireylerde, yaşlılarda veya sindirim sorunları olanlarda bu gereksinim artar. Bu noktada protein takviyesi devreye girer. Ancak burada da önemli olan rasgele bir protein tozuna yönelmek değil; sindirilmesi kolay, katkı maddesi içermeyen ve amino asit profili dengeli bir ürün tercih etmektir.

Süt ürünü tüketmesinde sakınca olmayan bireylerin peynir altı suyu olarak da bilinen Whey Protein tüketmesi bir çok açıdan yararlı olur. Süt ürünü ya da hayvansal gıda tüketmeyenlerde ise bezelye pirinç proteini içeren bitkisel proteinlerin kullanılması önerilebilir.

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩bilgi@denizozzeybek.com
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••
,

Address

Şair Eşref Bulvarı No: 69/1 Kat:3 Daire: 7 Alsancak/Konak/İZMİR
Izmir
35220

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Fonksiyonel Tıp İzmir posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Fonksiyonel Tıp İzmir:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram