Fonksiyonel Tıp İzmir

Fonksiyonel Tıp İzmir Fonksiyonel Tıp kronik hastalıklara bütüncül bakış açısı ile yaklaşılan bir sistematiktir. Bilgilendirme amaçlıdır,
tanı&tedavi için kullanılmaz.

🎗️1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası, kanserde erken tanının yanı sıra riskleri etkileyen biyolojik süreçleri de hatırlatır...
01/04/2026

🎗️1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası, kanserde erken tanının yanı sıra riskleri etkileyen biyolojik süreçleri de hatırlatır. Kanser çok faktörlü bir hastalıktır; korunmada hedef, hücre hasarını artıran etkileri azaltmak ve onarım mekanizmalarını destekleyen bir yaşam düzeni kurmaktır.

Risk yönetiminde odaklanabileceğimiz temel sistemler:

🔸Metabolik denge: Kontrolsüz kan şekeri ve yüksek insülin düzeyi, kronik inflamasyonu tetikler. Rafine şekeri kısıtlamak, yeterli protein ve lif odaklı beslenmek bu biyolojik yükü hafifletir.

🔸Bağışıklık ve mikrobiyota: Güçlü bir bağışıklık yanıtı, bağırsak bariyeri ve mikrobiyota dengesiyle doğrudan ilişkilidir. Çeşitliliği destekleyen bir beslenme düzeni ve kaliteli uyku, vücudun savunma mekanizmalarını optimize eder.

🔸Detoksifikasyon ve maruziyet azaltma: Odak noktamız "detoks" adı altındaki geçici çözümler olmamalı. Burada amaç; çevresel toksinlere maruziyeti azaltmak ve karaciğerin doğal temizleme süreçlerini yaşam tarzı düzenlemeleriyle sürdürülebilir şekilde desteklemektir.

🔸Epigenetik etkiler: Genetik yatkınlık bir zemin sunsa da uyku, stres yönetimi ve fiziksel aktivite gibi faktörler genlerinizin nasıl ifade edileceğini belirler.

🎗️Unutmayın; genetik yatkınlıklarınız birer olasılıktır; bu olasılıkların nasıl şekilleneceğini belirleyen en güçlü şey ise bilinçli yaşam tercihlerinizdir.

Kan şekeri dalgalanmaları, sadece “şekerim çıktı indi” meselesi değildir; damarları ve kalbi de yorabilir. Özellikle sık...
27/03/2026

Kan şekeri dalgalanmaları, sadece “şekerim çıktı indi” meselesi değildir; damarları ve kalbi de yorabilir. Özellikle sık yükselip hızlı düşen kan şekeri, vücutta stres yanıtını artırarak çarpıntı hissi, yorgunluk ve kan basıncı dalgalanmasına zemin hazırlayabilir.

❗❗ Yemek sonrası ani yükselişler, damar duvarında inflamasyonu artırabilir ve zamanla damar sertliğine giden süreci hızlandırabilir. Kan şekeri hızlı düştüğünde ise adrenalin ve kortizol yanıtı devreye girer; titreme, terleme, huzursuzluk ve kalp atımında hızlanma görülebilir. Bu tablo sık tekrarladığında kalp-damar sistemi gereksiz bir yük taşımaya başlar.

🔷 Kan şekerindeki oynaklık, trigliserid yüksekliği, bel çevresi artışı ve insülin direnciyle birlikte olduğunda risk daha belirgin hale gelir. Bu nedenle sadece açlık şekeri değil; HbA1c, açlık insülini ve gerekirse yemek sonrası ölçümler de yol gösterici olabilir.

Kan şekeri dalgalanmalarını azaltmak için öğünlerde protein ve lif dengesini kurmak, şekerli atıştırmaları tek başına tüketmemek ve mümkünse yemeklerden sonra 10–15 dakikalık kısa bir yürüyüş eklemek faydalı olabilir. Uyku düzenini toparlamak ve stres yükünü azaltmak da kan şekeri oynaklığını azaltarak kalp-damar sisteminin üzerindeki yükü hafifletmeye destek sağlar.

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩bilgi@denizozzeybek.com
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••

19/03/2026

Takviyeler “zararsız vitamin” gibi görünse de doğru kişide ve doğru dozda kullanılmadığında dengesizlik yaratabilir. Bu nedenle kan tahlili olmadan takviyeye başlamak, ihtiyacı karşılamaktan çok sorunu büyütebilir.

❗❗ Pek çok eksiklik benzer belirtiler sergileyebilir. Yorgunluk, saç dökülmesi, çarpıntı ya da uyku bozukluğu gibi yakınmalar; demir, B12, D vitamini, tiroid ya da kan şekeri dengesizliği gibi çok farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. Tahlil yapılmadan başlanılan takviye, gerçek nedeni gizleyerek tanıyı geciktirebilir.

🔷 Doz konusu kritik bir noktadır. D vitamini, demir, çinko gibi takviyeler gereksiz alındığında toksisiteye veya mineral dengesizliğine yol açabilir. Örneğin yüksek doz çinko bakır düşüklüğüne, bilinçsiz demir kullanımı ise mide bağırsak yakınmalarına ve bazı kişilerde gereksiz yüklenmeye neden olabilir.

🔷 Takviyeler ilaçlarla ve birbirleriyle etkileşebilir. Kan sulandırıcı kullanan bir kişide omega-3 veya bazı bitkisel ürünler risk oluşturabilir; tiroid ilacı kullananlarda demir ve kalsiyum emilimi etkileyebilir. Bu yüzden sadece “ne alındığı” değil “neyle birlikte alındığı” da önemlidir.

🔷 Fonksiyonel yaklaşımda önce ölçüm yapılır, sonra planlanır. Kan tahlilleriyle eksikliklerin düzeyi belirlenir, kişiye özel doz ve süre planı yapılır, belirli aralıklarla kontrol edilerek gereksiz kullanımın önüne geçilir. Böylece takviyeler rastgele değil, hedefli ve güvenli şekilde kullanılır.

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩bilgi@denizozzeybek.com
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••

̆erleri

  geç yatmak, sadece uyku süresini kısaltmaz; vücudun gün içindeki ritmini de kaydırır. Uyku düzeni bozulduğunda sabah s...
16/03/2026

geç yatmak, sadece uyku süresini kısaltmaz; vücudun gün içindeki ritmini de kaydırır. Uyku düzeni bozulduğunda sabah saatlerinde toparlanma gecikebilir, gün içinde yorgunluk artabilir ve bu durum hareketi azaltıp kalp-damar sağlığını olumsuz etkileyen bir zinciri başlatabilir.

❗❗ Geç yatmaya eşlik eden en yaygın tablo, geç saatte yemek yeme ve daha fazla ekran ışığına maruz kalmadır. Gece atıştırmaları kan şekerini dalgalandırabilir; ekran ışığı ise uykuya dalmayı zorlaştırıp uykuyu bölerek dinlenmeyi azaltabilir. Bölünen uyku, stres hormonlarını artırıp sabah tansiyonunun daha yüksek seyretmesine veya gün içinde dalgalanmasına zemin hazırlayabilir.

🔷 Düzenli olarak geç yatıp geç kalkmak, gün ışığıyla temasın azalmasına ve biyolojik saatin daha da kaymasına neden olabilir. Zamanla kilo artışı, insülin direnci ve kan yağlarında bozulma gibi kardiyometabolik riskler daha kolay ortaya çıkabilir. Özellikle horlama, sabah baş ağrısı ve gün boyu uyuklama varsa uyku apnesi de mutlaka akla gelmelidir.

✅ Daha iyi bir uyku ritmi için:

Her gün aynı saat aralığında yatıp kalkmaya çalışın.

Yatmadan 2–3 saat önce yemek işini bitirin.

Son 1 saatte ekran ışığını azaltın.

Gün içinde kısa yürüyüş ekleyin.

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩bilgi@denizozzeybek.com
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••

Bilimle yol alan, emeğini insan sağlığına adayan ve her koşulda sorumluluk bilinciyle çalışan tüm hekimlerin emeklerinin...
14/03/2026

Bilimle yol alan, emeğini insan sağlığına adayan ve her koşulda sorumluluk bilinciyle çalışan tüm hekimlerin emeklerinin karşılığını alabilmeleri dileğiyle 14 Mart Tıp Bayramı'nı kutlarım.

Sık enfeksiyon geçirmek sadece mevsimsel bir durum olmayabilir. Üst solunum yolu enfeksiyonları tekrarlıyorsa, bağışıklı...
12/03/2026

Sık enfeksiyon geçirmek sadece mevsimsel bir durum olmayabilir. Üst solunum yolu enfeksiyonları tekrarlıyorsa, bağışıklık dengesini zorlayan bazı “gizli” etkenler tabloyu besliyor olabilir.

❗❗ Sessiz reflü, yanma hissi olmadan da görülebilir. Özellikle gece artan geniz akıntısı, boğazda tahriş, sabah ses kısıklığı ve geçmeyen öksürük gibi belirtiler varsa akla gelmelidir. Solunum yolu mukozası sürekli tahriş olduğunda, enfeksiyonlara yatkınlık artabilir.

🔷 Bu tabloya, D vitamini düzeyi düşüklüğü eklenirse enfeksiyonlar daha sık görülebilir veya iyileşme süresi uzayabilir.
🔷 Stres ve uykusuzluk bağışıklığın toparlanmasını zorlaştırır; bölünmüş uyku hastalanmayı kolaylaştırabilir.
🔷 Ferritin düşüklüğü ile B12 ve çinko eksikliği bağışıklık performansını etkileyebilir; halsizlik ve ağız içi tabloya yaralar eşlik edebilir.
🔷 Alerjik rinit veya sinüs problemi de benzer yakınmalarla “sık enfeksiyon” hissi yaratabilir; burun tıkanıklığı ve geniz akıntısı kalıcı olabilir.
🔷 Uzun süreli mide koruyucu kullanımı bazı kişilerde emilimi ve mikrobiyota dengesini olumsuz etkileyebilir.

En doğru yaklaşım, tekrar eden yakınmalarda bu başlıkları birlikte değerlendirip kişiye özel bir takip planı oluşturmaktır.

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩bilgi@denizozzeybek.com
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••

Depresyonda tedavinin tek bir ayağı yoktur; ilaç, psikoterapi ve yaşam tarzı düzenlemeleri birlikte değerlendirildiğinde...
10/03/2026

Depresyonda tedavinin tek bir ayağı yoktur; ilaç, psikoterapi ve yaşam tarzı düzenlemeleri birlikte değerlendirildiğinde daha kalıcı bir iyileşme zemini oluşabilir. Egzersiz ve psikoterapi bu noktada iki güçlü destek alanıdır ve doğru planlandığında kişinin günlük işlevselliğini belirgin şekilde toparlayabilir.

👉 Düzenli egzersiz, stres yanıtını ve uyku düzenini etkileyerek depresif belirtilerin şiddetini azaltmaya yardımcı olabilir. Herkes için ağır antrenman gerekmez; tempolu yürüyüş, düşük yoğunluklu kardiyo ya da basit direnç egzersizleriyle başlamak bile önemlidir. Ana hedef, süreklilik sağlayarak bedenin “harekete yanıt” veren sistemlerini yeniden aktive etmektir.

🔷Psikoterapi ise düşünce kalıplarını, davranış döngülerini ve tetikleyicileri görünür hale getirir. Kişi, duygu durumunu bozan otomatik düşünceleri fark etmeyi, zorlayıcı durumlarla baş etmeyi ve günlük yaşamda daha işlevsel adımlar atmayı öğrenir. Bu süreç, özellikle tekrarlayan ataklarda ve stres kaynaklı dalgalanmalarda güçlü bir koruyucu etki oluşturabilir.

🔍 Uygulamada en iyi sonuç, kişinin gereksinimine göre plan yapılmasıyla alınır. Egzersiz dozu, uyku düzeni ve günlük rutinle uyumlu seçildiğinde sürdürülebilir olur; psikoterapiyle birlikte ilerlediğinde motivasyon ve devamlılık da artar. Destek ihtiyacı sürüyorsa bir psikiyatri uzmanıyla birlikte ilerlemek önemlidir.

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩bilgi@denizozzeybek.com
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••

Uyku apnesi, uykuda solunumun tekrarlayan şekilde durması ya da belirgin azalmasıyla ortaya çıkar ve çoğu zaman horlama ...
06/03/2026

Uyku apnesi, uykuda solunumun tekrarlayan şekilde durması ya da belirgin azalmasıyla ortaya çıkar ve çoğu zaman horlama gibi “basit” bir sorun sanılarak gözden kaçabilir. Oysa gece boyunca yaşanan oksijen düşüşleri ve sık uyanmalar, vücudu sürekli alarm halinde tutar ve metabolik dengeyi sessizce bozar.

❗❗ Bu süreç, kan şekeri kontrolünü zorlaştırabilir ve insülin direncini artırabilir. Uyku bölündükçe iştahı yöneten hormonlar da etkilenir; gün içinde tatlı isteği, halsizlik, odaklanma güçlüğü ve kilo artışı daha belirgin hale gelebilir. Tansiyonun sabah yüksek seyretmesi veya gün içinde dalgalanması da tabloya eşlik edebilir.

🔷 Yüksek sesle horlama, gece nefesin durduğunun fark edilmesi, sabah baş ağrısı, ağız kuruluğu, gün boyu uyuklama ve gece sık idrara çıkma gibi belirtiler uyku apnesini düşündürür. Bu işaretler varsa değerlendirme geciktirilmemelidir.

🔍 Uyku testiyle tanı netleştirilir. Tedavide hedef sadece uykuyu uzatmak değil, gece oksijenlenmesini ve uyku bütünlüğünü düzeltmektir. Kilo yönetimi, düzenli hareket ve uyku hijyeni desteklenir; uygun hastalarda CPAP gibi yöntemlerle hem uyku kalitesi hem de kardiyometabolik yük azaltılabilir.

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩bilgi@denizozzeybek.com
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••

D vitamini düzeyi yalnızca kemik sağlığı için değil;  bağışıklık dengesi ve bağırsak bariyeri yoluyla sindirim sistemi i...
04/03/2026

D vitamini düzeyi yalnızca kemik sağlığı için değil; bağışıklık dengesi ve bağırsak bariyeri yoluyla sindirim sistemi için de büyük önem taşır. Bu nedenle D vitamini eksikliğinde bazı kişilerde şişkinlik, gaz, hazımsızlık ve dışkılama düzeninde değişiklikler daha belirgin hale gelebilir.

❗❗ D vitamini düzeyi düşük olduğunda bağırsak duvarının kendini yenileme ve koruma kapasitesi zayıflayabilir. Bağırsak bariyeri hassaslaştığında bazı besinlere tolerans azalabilir ve sindirim sistemi daha kolay tetiklenebilir. Bu durum tek başına tanı koydurmaz; ancak yakınmaların nedenini anlamada önemli bir ipucu olabilir.

🔷 Bağırsaklar bağışıklık sisteminin önemli bir bölümünü barındırır. D vitamini eksikliği, enfeksiyonlara yatkınlığı artırabilir veya geçirilmiş bir enfeksiyon sonrası sindirim yakınmalarının uzamasına zemin hazırlayabilir. Mikrobiyota dengesizliği de bu tabloya eşlik edebilir.

🔍 D vitamini desteği planlanırken “herkese aynı doz” yaklaşımı doğru değildir. Kan tahlilinde D vitamini düzeyi görülmeli; emilim sorunu, safra akışında azalma veya uzun süreli mide koruyucu kullanımı gibi etkenler de birlikte değerlendirilmelidir.

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩bilgi@denizozzeybek.com
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••

Baş ağrısı, dünya genelinde en sık görülen sağlık sorunlarından biridir ve neredeyse her 3 kişiden birinin yaşamının bir...
27/02/2026

Baş ağrısı, dünya genelinde en sık görülen sağlık sorunlarından biridir ve neredeyse her 3 kişiden birinin yaşamının bir döneminde baş ağrısından yakındığı bilinmektedir.

✔️ Çoğu kişi baş ağrısını geçici ve basit bir sorun olarak görse de tekrarlayan ve yaşam kalitesini düşüren baş ağrıları altta yatan daha derin dengesizliklerin habercisi olabilir.

Baş ağrısının ortaya çıkışında tek bir neden yoktur. Kan şekeri dalgalanmaları, hormonal değişimler, besin duyarlılıkları stres yükü ve uyku bozuklukları bu tabloya katkıda bulunabilir. Özellikle migren ve gerilim tipi baş ağrılarında, sinir sistemi ve damar yapısındaki duyarlılık ön plandadır. Bu duyarlılık çoğu zaman sistemik inflamasyonla ilişkilidir.

❗❗ Baş ağrısından yakınan bir bireyi değerlendirirken sadece ağrının yerine ve şiddetine odaklanılmaz. Bağırsak sağlığı, mikrobiyota dengesi ve bağırsak geçirgenliği bu süreçte önemli rol oynar. Bağırsak kaynaklı inflamasyon, sinir sistemi üzerinden baş ağrısını tetikleyebilir. Bu nedenle sık baş ağrısı yaşayan bireylerde sindirim sistemi belirtileri dikkatle sorgulanmalıdır.

👉 Kan şekeri dengesizliği, hormonal dalgalanmalar, stres ve uyku kalitesi baş ağrılarının sık görülen tetikleyicileri arasındadır. Uzun açlıklar ve ani kan şekeri düşüşleri beyinde enerji yetersizliği algısı oluşturarak belirli saatlerde ortaya çıkan baş ağrılarına neden olabilir. Özellikle kadınlarda hormonal değişimler baş ağrısı eşiğini düşürürken, kronik stres ve yetersiz uyku sinir sistemini daha hassas hale getirerek baş ağrılarının sıklığını ve şiddetini artırabilir.

Doğru analizler, kişiye özel beslenme ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle baş ağrısı sıklığı ve şiddeti kalıcı olarak azaltılabilir. 🍀

•••
👩‍⚕️Prof. Dr. S. Deniz Özzeybek
🌐www.denizozzeybek.com
📞0 (532) 054 04 32
☎️0 (232) 202 69 46
📩bilgi@denizozzeybek.com
📍Alsancak/Konak/İZMİR
•••

Address

Şair Eşref Bulvarı No: 69/1 Kat:3 Daire: 7 Alsancak/Konak/İZMİR
Izmir
35220

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Fonksiyonel Tıp İzmir posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Fonksiyonel Tıp İzmir:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram