Psikolog Cansu Akçay

Psikolog Cansu Akçay 🔸Çocuk | Ergen | Yetişkin Psikoterapisti
🔸Aile Danışmanı
🔸Oyun | EMDR Terapisti
🔸Aile Dizilimi

21/02/2026

Depresyon; belirtileri ve tanı kriterleri bilimsel olarak tanımlanmış, hem psikolojik hem de fizyolojik etkileri olan bir ruh sağlığı durumudur.

“Yüksek işlevli depresyon” ise klinik bir tanı kategorisi olmamakla birlikte; kişinin depresyon belirtilerinin önemli bir kısmını yaşamasına rağmen günlük sorumluluklarını yerine getirmeye devam ettiği, dışarıdan bakıldığında belirgin bir işlev kaybının fark edilmediği durumu ifade eder. Kişi çalışır, üretir, sosyal hayata katılır; ancak iç dünyasında yoğun bir yorgunluk, umutsuzluk, isteksizlik ya da duygusal yük taşıyor olabilir.

Bu görünmezlik hali, yaşanan sıkıntının çevre tarafından fark edilmemesine neden olur. Anlaşılmadığını hissetmek yalnızlık duygusunu artırabilir ve kişi yaşadıklarını ifade etmekte zorlanabilir. Bu durum da profesyonel destek alma kararını geciktirebilir.

Oysa dışarıdan güçlü görünmek, içeride zorlanılmadığı anlamına gelmez. Ruh sağlığına dair her belirti ciddiye alınmalı ve gerektiğinde uzman desteğine başvurulmalıdır.

Dışarıdan bakıldığında her şey yolunda görünüyor olabilir: İşlerinizi hallediyor, sosyal rollerinizi sürdürüyor, sorumlu...
20/02/2026

Dışarıdan bakıldığında her şey yolunda görünüyor olabilir: İşlerinizi hallediyor, sosyal rollerinizi sürdürüyor, sorumluluklarınızı yerine getiriyorsunuz. Ancak içeride bir yerlerde sanki "şalterler inmiş" gibi bir his var mı? 🌫️

Psikolojide bu duruma İşlevsel Donma (Functional Freeze) diyoruz.

Bu durum, sinir sisteminizin kronik strese karşı geliştirdiği bir hayatta kalma stratejisidir. Vücudunuz ağır bir yükle karşılaştığında, tamamen çökmek yerine sistemi "enerji tasarrufu" moduna alır.

Peki, bu süreçte neler olur?

Duygusal Uyuşukluk: Ne tam mutlusunuz ne de tam üzgün; sanki hayatı bir sis perdesinin arkasından izliyor gibisiniz.

Bedensel Kopukluk: Hareket ediyorsunuz ama bedeninizin içinde değilmişsiniz, sanki bir robotu dışarıdan yönetiyormuşsunuz hissi.

Zihinsel Yorgunluk: En basit kararları vermek bile (akşama ne yesem?) dev bir yük gibi gelir.

Bu bir "tembellik" veya "iradesizlik" değil; sinir sisteminizin sizi koruma biçimidir. Sisteminiz "güvende değilim" dediği için duygularınızı ve enerjinizi dondurmuştur. 🛑

Nasıl Çıkılır?
Kendinizi zorlayarak veya suçlayarak değil; bedeninize "güvendeyiz" mesajını vererek. Küçük bedensel hareketler, derin nefesler ve kendinize göstereceğiniz şefkat, donan buzları eritmenin ilk adımıdır. ✨

Siz de son zamanlarda hayatı "izleyici" koltuğundan mı seyrediyorsunuz? Yorumlarda buluşalım. 👇

15/02/2026

Terapiye başlamayı düşündüğünüzde aklınıza birçok soru gelebilir…
“Nasıl ilerler?”
“Bana gerçekten iyi gelir mi?”
“Ne kadar sürede etkisini hissederim?”

Terapi, ilk görüşmeden itibaren başlayan bir yolculuktur. 🌿
Bu yolculukta; sizi terapiye getiren sebepler, duygu-düşünce-davranışlarınız ve yaşam deneyimleriniz birlikte ele alınır.

Kendinizi daha yakından tanımak, farkındalık geliştirmek, duygularınızı keşfetmek ve yaşamınıza yeni bir bakış açısı kazandırmak mümkün. ✨
Terapi süreci; duygu çalışmaları, duygu-davranış düzenleme ve içsel güçlenme adımlarını kapsar.

Unutmayın, değişim bir anda değil ama doğru adımlarla başlar. 🤍
Hazırsanız, bu yolculuğa birlikte çıkabiliriz.

📩 Detaylı bilgi ve randevu için DM üzerinden ulaşabilirsiniz.

Sevgi sadece “hediye” değil…Sevgi; anlaşılmak, görülmek, değerli hissetmek demektir.Bu 14 Şubat’ta ilişkinize bir hediye...
14/02/2026

Sevgi sadece “hediye” değil…
Sevgi; anlaşılmak, görülmek, değerli hissetmek demektir.

Bu 14 Şubat’ta ilişkinize bir hediye vermek isterseniz, belki de en güzel hediye:
✨ Daha çok dinlemek
✨ Daha az yargılamak
✨ Daha çok temas etmek
✨ Daha çok “ben buradayım” diyebilmek

Unutmayın…
İlişkiler emekle büyür. 🤍

07/02/2026

📌 Günlük yaşamda hepimiz zaman zaman üzüntü, öfke ya da hayal kırıklığı gibi duygular yaşayabiliriz. Bu duygular, çevremizde olup bitenlere verdiğimiz doğal ve insani tepkilerdir.

Tetiklenme ise geçmişte yoğun duygusal iz bırakan bir olayın, bugün küçük bir hatırlatıcıyla yeniden aktif hale gelmesidir. Bu hatırlatıcı bazen bir söz, bazen bir davranış, bazen de bir ortam ya da küçük bir detay olabilir.

Kişi o an aslında yaşanan duruma değil; geçmişten taşınan duyguya, anıya ve zihinde kalan izlere tepki verir. Bu yüzden verilen tepki bazen beklenenden daha yoğun olabilir.

Tetiklenme, genellikle tam olarak işlenmemiş ve içimizde birikmiş duyguların hala varlığını koruduğunu gösteren bir işarettir. Hangi durumlarda tetiklendiğimizi fark etmek ise bize geçmişte hangi deneyimlerimizin anlaşılmaya, çalışılmaya ve iyileştirilmeye ihtiyaç duyduğunu anlatır.

6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçti…Zaman ilerliyor ama yaşanan acıların, kayıpların ve o günün bıraktığı izler...
06/02/2026

6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçti…
Zaman ilerliyor ama yaşanan acıların, kayıpların ve o günün bıraktığı izlerin ağırlığı hâlâ içimizde.

Deprem yalnızca binaları değil;
güven duygumuzu, geleceğe dair inancımızı ve içsel dengemizi de sarsabiliyor.
Birçok kişi için bu süreç, sadece “hatırlamak” değil; hâlâ içinde taşınan bir yas, bir kaygı ve bazen de tarif edilemeyen bir korku anlamına geliyor.

Travma bazen hemen kendini göstermez…
Aylar hatta yıllar sonra farklı şekillerde ortaya çıkabilir:
uyku problemleri, ani irkilmeler, sürekli tetikte olma hali, kalp çarpıntısı, kontrol ihtiyacı ya da küçük bir sarsıntıda bile yoğun panik…

Bunların hiçbiri “abartı” değildir.
Bu tepkiler, beynin ve bedenin yaşanan büyük bir sarsıntıya verdiği doğal savunma yanıtlarıdır.

Ama eğer bu korku günlük hayatınızı yönetmeye başladıysa,
kendinizi sürekli en kötü senaryoya hazırlarken buluyorsanız,
hayatın içinde nefes almak zorlaşıyorsa…

yalnız kalmamak ve destek almak iyileşmenin en önemli adımıdır.

Unutmayın; travmayla baş etmek mümkün.
Acının gölgesinde değil, onunla birlikte güçlenerek yaşamayı öğrenmek mümkün.

Bu süreçte birbirimize tutunarak, anlayarak ve destekleyerek iyileşiyoruz…
Kaybettiklerimizi saygıyla anıyor, kalanlara umutla sarılıyoruz. 🕊️💙

02/02/2026

İnsanlar çoğu zaman geleceklerini bilinçli kararlarla değil, fark etmeden tekrar ettikleri alışkanlıklarla inşa eder.
Çünkü alışkanlıklar; konforludur, tanıdıktır ve zihne kısa vadede enerji tasarrufu sağlar.

Ancak her alışkanlık bizi ileri taşımaz.
Bazıları sadece tanıdık olduğu için hayatımızda kalır.

Duygularımızı, düşüncelerimizi ve davranışlarımızı besleyen alışkanlıkları fark etmeden;
“neden hep aynı döngüdeyim?” sorusuna gerçek bir cevap bulamayız.

Değişim, büyük kararlarla değil;
küçük ama bilinçli fark edişlerle başlar.

Bugün kendine şu soruyu sormak bir başlangıç olabilir:
“Beni ben yapan bu alışkanlık, beni nereye götürüyor?”

🐧 Neden bu penguen bu kadar etkili oldu?Sürüden ayrılıyor, dağlara doğru yürüyor.Biyolojik olarak “yanlış” bir yön…Ama p...
28/01/2026

🐧 Neden bu penguen bu kadar etkili oldu?

Sürüden ayrılıyor, dağlara doğru yürüyor.
Biyolojik olarak “yanlış” bir yön…
Ama psikolojik olarak çok tanıdık.

Bu sahne, insanın içsel yön arayışı ile toplumun beklentileri arasındaki çatışmayı simgeliyor.
Sürü; güvenliği ve normları,
penguenin yalnız yürüyüşü ise bireyin kendi iç sesiyle kalışını temsil ediyor.

Modern insan dışarıdan “düzenli” bir hayat yaşarken, içeride yönsüzlük ve anlamsızlık hissedebiliyor.
Viktor Frankl’a göre insanın temel güdüsü haz değil, anlam arayışıdır.
Yalom’un dediği gibi, bu çağın en yaygın deneyimi “varoluşsal boşluk”tur.
Camus açısından bakıldığında ise bu yürüyüş, mantıksızlığa rağmen devam etme iradesidir.

Bu sahne nihilizm değil.
Bu, vazgeçiş değil.
Bu, anlamı yeniden aramaya doğru atılmış sessiz bir adım.

Çünkü bazen yönünü kaybetmek,
ilk kez gerçekten kendine doğru yürümeye başlamaktır.

25/01/2026

📌 Depresyonda, kişiyi eskiden keyif veren aktiviteler bile harekete geçiremez hâle gelir. Artan stresle baş etmenin en sık yolu “uykuya kaçmak” olur. Ancak bu dönem, yatağın en çok amacı dışında kullanıldığı zamandır. Dinlenemezsiniz; çünkü yorulmamışsınızdır. Uyuyamazsınız; çünkü uyku hijyenine ve düzene aykırı davranılır.

Depresyonda düşünceler yalnızca kötü hissettirmekle kalmaz, hareket etmeyi de engelleyecek kadar yoğun bir stres yaratır. Bu da yataktan çıkmak için bir neden bulamamaya yol açar. Oysa stres anlarında sinir sistemi genellikle üç temel tepki üretir: savaş, kaç ya da don.

Depresyon, çoğu zaman bir “donma tepkisi” olarak karşımıza çıkar. Zihin, yaşamın rahatsız edici yönleriyle mücadele etmenin ya da onlardan kaçmanın işe yaramayacağına inanmaya başlar ve sistem kendini durdurur. Keyifsizlik, iştahtaki değişimler, uyku bozuklukları ve değersizlik düşünceleri de bu donma hâlinin yarattığı içsel süreçlerin bir sonucudur.

Fırtınadan iki dirhem bir çekirdek çıkamazsın.Dağılırsın. Yorulursun. Eğilirsin.Ve bu… tamamen normal. ♥️Her zaman güçlü...
20/01/2026

Fırtınadan iki dirhem bir çekirdek çıkamazsın.
Dağılırsın. Yorulursun. Eğilirsin.
Ve bu… tamamen normal. ♥️

Her zaman güçlü olmak zorunda değilsin.
Bazen ayakta kalmak değil, hissetmek iyileştirir.
Kendine bu alanı tanı.

18/01/2026

Bazen bir gruba, bir ortama ya da bir kimliğe ait olabilmek için değişmemiz gerektiğini hissederiz. Kabul görmek, dışlanmamak, “orada” kalabilmek için…
Ama bu çaba zamanla bizi kendimizden uzaklaştırabilir.

Bir yere ait olma isteği; düşüncelerimizi, davranışlarımızı ve duygularımızı derinden etkiler. Bu “yer” bazen bir sosyal grup, bazen bir etiket, bazen de bizden beklenen bir karakter olabilir. Kabul edilmek uğruna kendi değerlerimizi geri plana attığımızda, öz saygımız sessizce zedelenir.

Sürekli onay arayışıyla şekillenen geçici kimlikler; gerçek bağlar kurmamızı zorlaştırır. Kişi kalabalıklar içinde bile yalnız hissedebilir. Zamanla bu durum, sosyal geri çekilmeye ve içsel bir boşluğa dönüşebilir.

Bu yüzden değişim isteğinin nereden geldiğini fark etmek çok kıymetlidir.
Aidiyet ararken, kendimizden vazgeçmediğimiz bir denge mümkün.

Unutmayalım: Gerçek kabul, olduğumuz halimizle mümkündür.

“Dünyada yalnızca sen varsan, o dünya biraz yalnız olur.Sadece diğerleri varsa da sana yer kalmaz.” Bu yüzden hayatta he...
17/01/2026

“Dünyada yalnızca sen varsan, o dünya biraz yalnız olur.
Sadece diğerleri varsa da sana yer kalmaz.”

Bu yüzden hayatta her şeyde olduğu gibi ilişkilerde ve önceliklendirmede de denge önemlidir.

Address

Kültür Mahallesi, Münir Birsel Sokak Akademi Apartmanı No:6/1 Kat:6 Daire: 8
Izmir
35220

Telephone

+905557037612

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Psikolog Cansu Akçay posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Psikolog Cansu Akçay:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category