Prof. Dr. Cem Terzi

Prof. Dr. Cem Terzi Kolorektal Cerrah Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Eldivenli solculukBazı akademisyenler için solculuk, temiz bir kürsü işi. Işığı ayarlı salonlarda, öğrenciler ya da mesl...
09/02/2026

Eldivenli solculuk

Bazı akademisyenler için solculuk, temiz bir kürsü işi. Işığı ayarlı salonlarda, öğrenciler ya da meslektaşların güvenli ortamında risksiz akademik kavramlarla, faili hedefe koymayan cümlelerle konferanslar…
Ezilenlerden bolca söz edilir ama ezilenler kim, onlar burada mı, dinliyorlar mı, ne diyorlar ?….

Kürt meselesi ya da Ermeni Soykırımı gibi konular açıldığında soğuk bir ürperti olur ve bedenleri geri çekilir.

Sorun şu değil: “Ben bu konuda çalışmıyorum.” Sorun şu: “Ben bu konuya değinirsem başıma iş gelir.” İşte tam burada solculuk bitiyor. Çünkü solculuk alkışla ölçülmez, bedelle ölçülür. Risk almayan, taraf olmayan, bedel ihtimali karşısında geri çekilen
bir solculuk; en fazla iyi niyetli bir dekorasyondur. Burada feminizm süs olur, Marksizm jargon olur, ilericilik kariyer planına dönüşür. Ezilenlerden söz edip, somut bir ezilme biçimi karşısında titreyenlerin ne ahlaki ne politik bir üstünlüğü vardır.

Bu ülkenin solcu akademisyenlerinin büyük bir kısmı şunu istiyor: Hem muhalif olayım, hem dokunulmaz kalayım.

Çoğu zaman şuna sığınıyorlar: “Ben sınıf perspektifiyle bakıyorum.” Sanki bu cümle, onları tarihsel ve siyasal sorumluluktan azade kılıyor…Sanki sınıf demek, Kürtleri susturmanın, ezilmeyi, adı konmamış bir soyutluğa havale etmenin bilimsel bir yoluymuş gibi.
Bu ülkede “sınıf perspektifi” çoğu kez şuna dönüşüyor: Devletle sorun yaşamayacak kadar genel, iktidarı rahatsız etmeyecek kadar küçük çaplı, Kürt meselesine gelince ise sağır bir evrenselcilik.
Kimlik siyaseti diye küçümsedikleri şey, başkalarının canı, dili, belleği ve hayatı…
“Sınıf” deyip geçerler. Ama sınıfı, Türkçe konuşan, makbul, merkezi bir özne olarak varsayarlar. Kürt işçinin, Kürt yoksulun, Kürt kadının yaşadığı özgül tahakkümü “ikincil çelişki” diye aşağı iterler. Bu bir analiz değil!

Halkların Köprüsü Derneği Güzel Çarşamba Buluşmaları:Bu haftaki konuğumuz: Rober Koptaş Konumuz:  Ermeni Meselesinden Kü...
09/02/2026

Halkların Köprüsü Derneği Güzel Çarşamba Buluşmaları:
Bu haftaki konuğumuz:
Rober Koptaş

Konumuz: Ermeni Meselesinden Kürt Sorununa: Benzerlikler, Olasılıklar, Tehlikeler

Moderatörümüz: Zerrin Kurtoğlu Şahin

1915 öncesi Ermeni Meselesi’nin türlü tezahürleriyle Kürt Sorunu’nun bugünkü halleri karşılaştırmalı bir değerlendirmeye imkân sağlıyor. 1908’de İkinci Meşrutiyet’le gelen barış umudu sadece yedi yıl sonra Büyük Felaket’le sonuçlanırken, günümüzde çözüm süreçleri barış ile şiddet arasındaki bir sarkaç arasında gidip geliyor. Rober Koptaş konuşmasında, geçmişin toprak meselesi, Ermeni reformu, ademimerkeziyet tartışmalarıyla bunların bugünkü yansımaları arasında bağlar kurarak, tarihten çıkarılabilecek sonuçlara dair bir perspektif çizmeye çalışacak.

Toplantı dernek binamızda yüz yüze gerçekleşecek.
Halkların Köprüsü Derneği Adresi: 1439 Sok. No: 9 Daire: 2 Alsancak/Konak, İZMİR
Web sayfamızda: https://halklarinkoprusuguzelcarsamba.com/ haritada yerimizi görebilirsiniz.

Gelemeyecekler için canlı yayın yapacağız.
https://www.youtube.com/

Rober Koptaş kimdir?

1977 İstanbul doğumlu. Uzun yıllar Aras Yayıncılık’ta ve Agos gazetesinde çalıştı; iki kurumun da genel yayın yönetmenliğini üstlendi. Boğaziçi Üniversitesi’nde yaptığı yüksek lisans sırasında, 1908-1915 arasında üç dönem İstanbul mebusu olan Krikor Zohrab’ın siyasi yaşamına odaklanarak II. Meşrutiyet döneminde Ermeni Sorunu’nun gelişim ve dönüşümünü ele aldı. Kitaplar yayıma hazırladı, çeşitli mecralarda gazete yazıları, dergi makaleleri kaleme aldı.
Romanı Unufak, İletişim Yayınları tarafından 2024’te yayımlandı. Yazarlık ve bağımsız editörlük yapıyor, ikinci romanı üzerine çalışıyor.

08/02/2026
1915 öncesi Ermeni Meselesi’nin türlü tezahürleriyle Kürt Sorunu’nun bugünkü halleri karşılaştırmalı bir değerlendirmeye...
06/02/2026

1915 öncesi Ermeni Meselesi’nin türlü tezahürleriyle Kürt Sorunu’nun bugünkü halleri karşılaştırmalı bir değerlendirmeye imkân sağlıyor. 1908’de İkinci Meşrutiyet’le gelen barış umudu sadece yedi yıl sonra Büyük Felaket’le sonuçlanırken, günümüzde çözüm süreçleri barış ile şiddet arasındaki bir sarkaç arasında gidip geliyor. Rober Koptaş konuşmasında, geçmişin toprak meselesi, Ermeni reformu, ademimerkeziyet tartışmalarıyla bunların bugünkü yansımaları arasında bağlar kurarak, tarihten çıkarılabilecek sonuçlara dair bir perspektif çizmeye çalışacak.

Toplantı dernek binamızda yüz yüze gerçekleşecek.
Halkların Köprüsü Derneği Adresi: 1439 Sok. No: 9 Daire: 2 Alsancak/Konak, İZMİR
Web sayfamızda: https://halklarinkoprusuguzelcarsamba.com/ haritada yerimizi görebilirsiniz.

Gelemeyecekler için canlı yayın yapacağız.
https://www.youtube.com/

Rober Koptaş kimdir?

1977 İstanbul doğumlu. Uzun yıllar Aras Yayıncılık’ta ve Agos gazetesinde çalıştı; iki kurumun da genel yayın yönetmenliğini üstlendi. Boğaziçi Üniversitesi’nde yaptığı yüksek lisans sırasında, 1908-1915 arasında üç dönem İstanbul mebusu olan Krikor Zohrab’ın siyasi yaşamına odaklanarak II. Meşrutiyet döneminde Ermeni Sorunu’nun gelişim ve dönüşümünü ele aldı. Kitaplar yayıma hazırladı, çeşitli mecralarda gazete yazıları, dergi makaleleri kaleme aldı.
Romanı Unufak, İletişim Yayınları tarafından 2024’te yayımlandı. Yazarlık ve bağımsız editörlük yapıyor, ikinci romanı üzerine çalışıyor.

05/02/2026

https://www.bmj.com/content/392/bmj-2025-087581

Kanser araştırmalarında yayımlanan çok sayıda makalenin sahte veya seri üretim (“paper mill”) olabileceği gösterildi.

Araştırmacılar, yapay zekâ ile 2,6 milyon bilimsel makaleyi taradı.

Sonuç: Yüz binlerce çalışma, yazım dili, kalıp cümleler ve veri sunumu açısından şüpheli bulundu.

Paper mill nedir?
→ Para karşılığı uydurma veriyle, hazır şablonla makale üreten fabrikalar.

Şüpheli yayın oranı:
• 2000’lerde ≈ %1
• 2022’de ≈ %15–16
Sorun hızla büyüyor.

Neden önemli?
• Klinik kararlar bu çalışmalara dayanabiliyor
• Tedavi kılavuzları, meta-analizler kirleniyor

Bu sorun sadece küçük, bilinmeyen dergilerle sınırlı değil.
Yüksek etki faktörlü, saygın dergilerde yayımlanan çalışmaların içinde de
paper mill ürünü olduğu sonradan anlaşılan makaleler var.

Hekimler için mesaj:
“Yayın var” diye her makale güvenilir değil.
Metodoloji, veri tutarlılığı ve kaynaklara daha şüpheyle bakmak şart.

Halk için mesaj:
Bilimde de sahte üretim var.
Her “bilimsel çalışma” gerçeği söylemeyebilir.

This website is using a security service to protect itself from online attacks. The action you just performed triggered the security solution. There are several actions that could trigger this block including submitting a certain word or phrase, a SQL command or malformed data.

Ateşe veren de aynı itfaiyeci rolü oynayan da : İkiyüzlü ABD İran neden molla rejimine sürüklendi?  Buna yatkın bir topl...
01/02/2026

Ateşe veren de aynı itfaiyeci rolü oynayan da : İkiyüzlü ABD
İran neden molla rejimine sürüklendi? Buna yatkın bir toplum olduğu için mi? Hayır!
İran 1953’te kendi petrolünü millileştirdiği için demokrasisi Batı tarafından boğuldu. Demokratik yolla seçilmiş hükümeti CIA ve MI6 destekli bir darbeyle devrildi.
Kendi toprağının ve yeraltı zenginliğinin sahibi olmayı seçtiği için dış müdahale yapıldı İran’a.

Sonrasında Batı destekli Şah rejimi kuruldu. Şah Pehlevi ülkeyi karanlık bir polis devletine çevirdi. İşkenceler, kayıplar korkunç bir polis devleti. Ama Batı bundan hiç rahatsız değildi. Çünkü kendi istedikleri gibi işliyordu İran. İnsan hakları o yıllarda Batı’nın lügatinde yoktu.

1979’da İran’da halk ayağa kalktığında demokrasi yetine İslamcı bir molla rejimi kuruldu ama Batı İran üzerindeki denetimini kaybetti.

Bugün ise geçmişte boğduğu
demokrasinin enkazı üzerinde yükselen İslamcı rejime aynı Batı’nın insan hakları dersi
vermesini izliyoruz. Bu bir ikiyüzlülük.
Önce yangını çıkarır, sonra
hortumla gelir. Ama o hortumdan akan su değil, bombadır.

Migros depo işçileri dokuz gündür grevde.Sendikaları öncülüğünde patronun evinin önüne giden ve onu müzakere masasına da...
31/01/2026

Migros depo işçileri dokuz gündür grevde.
Sendikaları öncülüğünde patronun evinin önüne giden ve onu müzakere masasına davet eden işçilere polis şiddet uyguladı ve ters kelepçe ile gözaltına aldı.

Bu ülkede demokrasi, patronun huzurunu bozmamaya indirgenmiş durumda.
Emeğin sözünü söylemesine, hak aramasına, sesini yükseltmesine
tahammül yok.
Grev anayasal hak ama fiiliyatta suç muamelesi görüyor.
Bu düzen kabul edilemez!

Address

Atatürk Caddesi No:174/1 Ekim Apartmanı Kat:7 Daire:13 Alsancak-Konak/İZMİR
Izmir

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Prof. Dr. Cem Terzi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Prof. Dr. Cem Terzi:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram