Deniz Terapi Merkezi

Deniz Terapi Merkezi Deniz Terapi Merkezi Konya Karatay Psikolog

16/01/2026

Her ilişki, iki kişinin geçmiş deneyimlerinin, duygusal yüklerinin, beklentilerinin ve korkularının kesiştiği bir alandır. Bu nedenle zorluk yaşamak bir başarısızlık değil; doğal bir süreçtir. Önemli olan, bu zorluklardan kaçmak yerine onları anlamak ve ilişki bağını kuvvetlendirecek biçimde yönetebilmektir. Çünkü her çatışmanın içinde, büyüme potansiyeli yatar.

🔸 Zorlukları yok saymak, ilişkide görünmez duvarlar oluşturur.
🔹 Açık iletişim kurmak, kırılganlıkla cesaretin aynı anda yer alabildiği bir alan yaratır.
📌 Sorun çözmek yerine suçlu aramak ilişkiyi zayıflatır; çözüm için “biz” diline ihtiyaç vardır.

Zorluklar, ilişkinin neresine ışık tutar?
🔸 Hangi konuda hassas olduğunuzu,
🔹 Hangi davranışın tetikleyici olduğunu,
📌 Hangi ihtiyacın aslında görülmediğini…

İlişkide güçlenmek, “kusursuz olmak” değil;
zor anlarda birlikte kalabilme kapasitesini artırmaktır.

Instagram, insanların kendilerini göstermek için seçtiği bir vitrin hâline geldi. Ancak bu vitrin herkes için aynı amaçl...
12/01/2026

Instagram, insanların kendilerini göstermek için seçtiği bir vitrin hâline geldi. Ancak bu vitrin herkes için aynı amaçla kullanılmaz. Bazıları için paylaşım, yaratıcılığın ve ilhamın bir yoludur; bazıları için ise “beğenilme”, “onaylanma” ve “görünür olma” ihtiyacını karşılayan bir alan… Narsisistik eğilimler tam da bu noktada ortaya çıkar: Filtreler, pozlar, abartılı başarı vurguları, sahte kusursuzluk… Bunların hepsi dışarıya çizilen idealize edilmiş bir benlik biçimidir.

🔸 Narsisistik yapı, “gerçek benliği” değil, “görülmek istenen benliği” öne çıkarır.
🔹 İçsel boşluğu dışarıdan gelen beğeniyle doldurmaya çalışır.
📌 Filtreler sadece görüntüyü değil; kişinin kendi kendine olan mesafesini de artırabilir.

Instagram’daki narsisizmin görünmez yüzü ise;
🔸 Her paylaşım gerçekte bir “ben buradayım, beni görün” çağrısı olabilir.
🔹 Beğeni düşüşü moral bozukluğu değil, “değer sorgulaması” yaratabilir.
📌 Bu döngü, kişinin kendine olan objektif bakışını zayıflatabilir.

Çözüm filtreleri kaldırmak değil; gerçek benlik ile sosyal vitrin arasındaki mesafeyi fark etmektir.

“Aşkın gözü kördür.” cümlesi çoğu zaman abartı gibi görünse de nörobiyolojik olarak tamamen yanlış sayılmaz. Aşık olduğu...
09/01/2026

“Aşkın gözü kördür.” cümlesi çoğu zaman abartı gibi görünse de nörobiyolojik olarak tamamen yanlış sayılmaz. Aşık olduğumuzda beynin ödül sistemi çok daha aktif çalışır, risk analizi ve gerçeklik değerlendirmesini yapan prefrontal korteks ise daha sessiz hâle gelir. Bu nedenle aşkın ilk dönemlerinde karşımızdaki kişiyi idealize etmemiz, kusurları görmezden gelmemiz ve bazı davranışları daha olumlu yorumlamamız çok doğaldır.

🔸 Aşk, beyni “olumlu odaklı” bir moda sokar; kişi karşı tarafın iyi yönlerini büyütür.
🔹 Kusurları görmek istememek, bağ kurmanın doğal bir yan etkisidir.
📌 Zaman geçtiğinde hormonlar dengelenir ve ilişkide daha gerçekçi bir görme alanı başlar.

Bu yüzden aşkın gözü tamamen kör değildir—
Sadece seçici görür:
🔸 Riskleri değil, bağ kurma ihtimalini;
🔹 Hataları değil, uyumu;
📌 Belirsizliği değil, heyecanı öne çıkarır.

Aşkın “körlüğü” bir hatadan değil, beynin bağ kurarken kullandığı gelişimsel mekanizmalardan doğar.
Gerçek ilişki ise ilk körlüğün geçtiği dönemde, yani iki kişinin birbirini tüm yönleriyle gördüğü anda başlar.

05/01/2026

Birçok kişi hayatını “yarın hallederim”, “daha uygun bir zaman gelince başlarım” gibi cümlelerle erteler. Ancak erteleme, çoğu zaman tembellik değil; kaygı, belirsizlik ve mükemmeliyetçilikle baş etme biçimidir. Zihin, bir işe başlamak yerine onu sürekli düşünmeyi daha güvenli bulabilir—çünkü düşünmek kontrol sağlar, eylem ise risk taşır.

Yarın beklentisi bazen rahatlatıcıdır; ama eylemleri sürekli yarına bıraktığınızda bugünün potansiyeli yavaşça erir.

🔸 Ertelemenin temelinde çoğu zaman “yanlış yapma korkusu” vardır.
🔹 Başlamamak, yetersiz hissetmekten daha kolay gelir.
📌 Zihin “sonra yap” diyerek anlık rahatlama sağlar ama uzun vadede yükü büyütür.

Bugün adım atabilmek için:
🔸 Büyük hedefleri küçük parçalara bölmek,
🔹 Kendinizi ölçüsüz beklentilerle sıkıştırmamak,
📌 “Küçük bir ilerleme bile hâlâ ilerlemedir” gerçeğini hatırlamak önemlidir.

Yarın daha iyi olabilir… ama bugün hiçbir şey yapılmazsa yarının gücü de sınırlı kalır.
Gerçek değişim, yarın değil, bugünün küçük adımlarında başlar.

Narsisistik özellikleri baskın bir kişiyle ilişki yürütmek, çoğu zaman sadece iletişim güçlüğü değil; duygusal bir karma...
30/12/2025

Narsisistik özellikleri baskın bir kişiyle ilişki yürütmek, çoğu zaman sadece iletişim güçlüğü değil; duygusal bir karmaşa da yaratır. Çünkü narsisizmde kişi kendi ihtiyaçlarına ve doğrularına odaklıdır; karşısındakinin duygusal deneyimini görmekte zorlanabilir. Bu da zamanla karşı tarafta yetersizlik, suçluluk ve kendini ifade edememe hissi doğurabilir. Narsisizmle başa çıkmak, karşınızdaki kişiyi değiştirmeye çalışmak değil; kendi duygusal alanınızı koruma ve sınırlarınızı güçlendirme sürecidir.

🔸 Kişiselleştirmemek, en güçlü korumalardan biridir; narsisistik davranış çoğu zaman sizinle ilgili değildir.
🔹 Sınır koymak, duygusal tükenmeyi azaltır; sınır net olduğunda manipülasyona açık alanlar da azalır.
📌 Onay beklemeyi bırakmak, ilişkinin dinamiğini dönüştüren en kritik adımdır.

Kendini koruma sürecinde önemli olan:
🔸 Yüzleşmek değil, mesafe ve denge kurmaktır,
🔹 Karşı tarafın tepkilerini değil, kendi duygusal ihtiyaçlarını referans almaktır,
📌 Gerektiğinde profesyonel yardım almak, duygusal yükü hafifletebilir.

Narsisizmle başa çıkmak “mücadele” değil; kendini geri kazanmaktır.

“Keşke” kelimesi, küçük gibi görünür ama bazen insanın zihnindeki en ağır zincirdir. Çünkü o, geçmişin kapısını aralık b...
24/12/2025

“Keşke” kelimesi, küçük gibi görünür ama bazen insanın zihnindeki en ağır zincirdir. Çünkü o, geçmişin kapısını aralık bırakır.

🧠 Bilişsel psikolojide bu tür düşünceler “ruminasyon” olarak adlandırılır. Yani geçmiş olayları tekrar tekrar zihinde çevirme. Araştırmalar gösteriyor ki ruminasyon, depresyon ve kaygı düzeylerini artırabilir. Çünkü zihin geçmişten çıkamazsa, yeni deneyimlere açılamaz.

💬 “Keşke” bazen pişmanlık, bazen “başka türlü olabilir miydi?” merakı taşır. Ama dikkat edin: Bu kelimenin içinde aktif bir eylem yoktur, tamamen geçmişe bakar. Geçmiş ise değişmez; değişen tek şey bugünkü davranışlarımızdır.

🌿 Kierkegaard, geçmişle fazla oyalanmayı “varoluşun ertelenmesi” olarak tanımlar. Yani keşke’ler, insanı bugünün gerçekliğinden çeker, hayali bir zamana hapseder.

⚖️ Kendinize sorabilirsiniz: “Keşke dediğim şey bana bugün ne kazandırıyor?” Eğer cevap net değilse, belki de o zinciri bırakma zamanı gelmiş olabilir. Çünkü kabul, ruminasyonun güçlü panzehiridir. Kabul etmek, geçmişi onaylamak değil; onun değişmeyeceğini anlamaktır.

💡 “Keşke”leri bırakmak, yaşam enerjisini serbest bırakır. Zihnin bugüne dönmesini sağlar ve yeni olasılıkları görebilmenizde yardımcı olur.

Bazı gidişler vardır, aslında kimseye değil… kendimize doğrudur. Dışarıdan bakan “unutmak için gitti” sanır ama gerçekte...
19/12/2025

Bazı gidişler vardır, aslında kimseye değil… kendimize doğrudur. Dışarıdan bakan “unutmak için gitti” sanır ama gerçekte, insan bazen kendini bulmak için mesafe koyar. Çünkü bazı ilişkiler veya insanlarla kurduğumuz bağlar, bizi fark etmeden kendi iç sesimizden uzaklaştırabilir.

🧠 Psikolojide buna “bireyselleşme süreci” ( individuation) denir. Jung’a göre, insan kendi kimliğini bulmak için zaman zaman sosyal, duygusal veya fiziksel mesafe koyar. Bu bir kaçış değil; kendini yeniden tanımlamak için alan açmak demektir.

💬 Uzaklaşmak bazen “seni artık istemiyorum” anlamına gelmez; “önce kendimi duymam lazım” demektir. Çünkü bazı bağlar, ne kadar sevgi dolu olursa olsun, içimizdeki sesi bastırabilir. Siz siz olmadan, o bağın da sağlıklı olması zor.

🌿 Mesafe, ruhun nefes alma alanıdır. Denizin kıyıdan zaman zaman çekilip gelgitle geri dönmesi gibi… Uzaklaşmak, yeniden yaklaşmaya da alan tanır.

📖 Birini unutmaya çalışmak genellikle zihni zorlar; çünkü unutmayı hedeflediğinizde, zihiniz o kişiye odaklanmaya devam eder. Ama kendinizi bulmaya odaklandığınızda, odağınız dönüşür. Ve o kişi zihninizde doğal olarak yer değiştirmeye başlar.

💡 Kendini bulmak için uzaklaşmak cesaret ister, çünkü bu süreçte yalnızlıkla yüzleşmek zorundasınız. Ama aslında yalnızlık, içsel bir laboratuvardır; kim olduğunuzu, neye değer verdiğinizi yeniden tanımlarsınız.

Bazı insanlar hep güçlü görünür — dimdik durur, “ben hallederim” der… Ama bazen bu, derin bir yorgunluğu örten bir maske...
15/12/2025

Bazı insanlar hep güçlü görünür — dimdik durur, “ben hallederim” der… Ama bazen bu, derin bir yorgunluğu örten bir maskedir.

🎭 Psikolojide duygusal maskeleme kavramı bunu anlatır: İnsan, gerçek duygularını gizleyerek dışarıya kabul edilebilir bir yüz sunar. Bazen bu toplumsal bir sorumluluk, bazen ise bir savunma.

📖 Adlerci psikoloji, “üstünlük çabası”yla bunu açıklar. Eksiklik veya kırılganlık hislerini telafi etmek için kişi güçlü görünür. Kısa vadede işlevsel olabilir; ama uzun vadede tükenmişliği görmezden gelmeye yol açar.

⚡ Yüksek işlevli tükenmişlik (high-functioning burnout) bunun en uç formudur: Dışarıdan başarı ve enerji görünür; içeride motivasyon kaybı, bitkinlik vardır.
Yorgunluk, bir zayıflık değil; ruhun “dur, toparlan” mesajıdır.

🌿 Nietzsche’nin sözüyle bitirelim: "Kendi yıkımını bile taşıyabilen kişi güçlüdür; ama akıllı olan, yıkım başlamadan dinlenmektir."
Gerçek güç bazen durabilmeyi ve kırılganlığını gösterebilmeyi içerir.

🌿 Şöyle biraz durun… Evet, durun ve bir bakın, şu son haftalarda kaç kez kendi halinizi, kendi ruhunuzu dinlediniz?Günlü...
12/12/2025

🌿 Şöyle biraz durun… Evet, durun ve bir bakın, şu son haftalarda kaç kez kendi halinizi, kendi ruhunuzu dinlediniz?
Günlük hayatın koşturmacasında çoğumuz bir “yetişme yarışına” giriyoruz. İş, aile, arkadaşlar, sosyal çevre… Herkesin bir talebi var. “Bir şekilde yetişmem lazım.” düşüncesi, zamanla yaşamın mottosu oluyor. Ama burada fark etmeden düştüğümüz tuzak şu: Herkese yetişirken, kendimize yetişememek…

🧠 Psikolojide self-neglect (kendini ihmal) diye bir kavram var. Bu durum dışarıdan bakıldığında görünmez; ama uzun vadede ruhsal ve fiziksel tükenmeye yol açabilir.
Maslow’un piramidini hatırlayalım: En alt basamakta fizyolojik ihtiyaçlar, sonra güvenlik, sonra ait olma… En üstte ise kendini gerçekleştirme. Alt basamakları atlayarak yukarı çıkmaya çalışmak, temeli sağlam olmayan bir bina inşa etmek gibi.

💬 Carl Rogers der ki: "Gerçek benliğinizle, ideal benliğiniz arasındaki fark, huzurunuzu belirler."
Başkalarının beklentilerini sürekli öncelediğinizde, zamanla kendi duygularınıza yabancılaşabilirsiniz. Dışarıya “yardımsever, hep orada olan biri” görünürken, içeride yavaş yavaş tükenen biri olabilirsiniz.

☕ Kendinize zaman ayırmak illa meditasyon veya tatil demek değil… Kendi başınıza bir kahve içmek, yürüyüşe çıkmak, “bugün ne hissediyorum?” diye kendinize sormak da buna dahildir. Unutmayın, başkalarına yetişebilmek için önce kendi enerjinizi korumanız gerekir.

🌸 Sevgi dolu şefkat önce kendine yönelir, sonra dışarıya yayılır. Kendi bardaklarımız dolmadan başkasının susuzluğunu gideremeyiz.

08/12/2025

Güven, ilişkilerin görünmez temelidir. İlk başta birine güvenmek, kendi içimizde yeni bir kapı açmak gibidir. Ama o kapı kırıldığında, yeniden açmak genellikle daha zor gelir.

🧠 Bağlanma teorisi (Attachment Theory) der ki, güven duygusu çocuklukta oluşan bağlanma modelleri ile doğrudan bağlantılıdır. Güvenimiz kırıldığında, çocuklukta öğrendiğimiz “dünya güvenli mi?” sorusunu yeniden sorgularız.

🌱 İlk kez güvenmek, henüz incinmemiş bir kalpte gerçekleşir. Yeniden güvenmek ise yaralı bir kalpte… Bu yüzden daha fazla cesaret ve zaman ister. Psikoterapide, özellikle EMDR ve şema terapi gibi yöntemler, güveni yeniden inşa etmeye yardımcı olabilir.

💬 Yeniden güvenmek, geçmiş acıyı unutmak değildir; acıya rağmen risk alabilme yetisini yeniden kazanmak demektir. Çünkü güven, karşı taraf hakkında olduğu kadar kendi cesaretimizle de ilgilidir.

🌱 İyileşmek, yeni güven köprüleri kurmakla başlar. Başta küçük adımlar atmak iyidir. Önce kendinize güvenin; bu, başkalarına güvenmenin en güçlü basamağıdır.

💡 Güvenmek bir armağan değil; bir süreç. Ve her sürecin olduğu gibi, bunun da sabra ve beslenmeye ihtiyacı var.

05/12/2025

Hatalar, insan olmanın en doğal parçası. Hepimiz yapıyoruz. Üstelik çoğu zaman bunlar öğrenme fırsatına dönüşüyor. Ama aynı hatayı tekrar tekrar yaptığımızda iş değişiyor…

🧩 Albert Ellis’in Rasyonel Duygusal Davranış Terapisi yaklaşımı der ki: Davranışlarımız yanlış bir düşünceye dayanıyorsa ve o düşünceyi değiştirmezsek, tekrar etmek kaçınılmazdır.
📚 Freud ise tekrar zorlantısı kavramıyla açıklıyor: Bilinçdışımız, çözülmemiş çatışmaları tekrar tekrar sahneye koyar. Ta ki fark edip yüzleşene kadar.

Bazen hata, dikkatsizlik değil; içsel bir döngüdür. Hep aynı tarz ilişkilerde sorun yaşamak, aynı eksende kırılmak… Bunlar, çocuklukta oluşmuş ilişki şemalarının (bağlanma kuramı) yetişkinlikte bizi nasıl yönlendirdiğini gösteriyor. Güvensiz bağlanan biri, kendini incitecek seçimleri bilinçdışı olarak tekrar edebilir.

🌱 Öğrenmenin yolu: Fark et → Anla → Bilinçli şekilde farklı seçim yap.
Hataları görmek yeterli değil; değiştirecek enerji ve kararlılık da gerekir.

Aynı hatayı tekrar etmek sizi kötü veya değersiz yapmaz. Sadece “hala öğrenme sürecinde” olduğunuz anlamına gelir.


"Yeter ki o mutlu olsun…" diyerek kendinizden ne kadar vazgeçiyorsunuz? Aşırı fedakârlık bazen içten gelen bir sevgi değ...
28/08/2025

"Yeter ki o mutlu olsun…" diyerek kendinizden ne kadar vazgeçiyorsunuz? Aşırı fedakârlık bazen içten gelen bir sevgi değil; onaylanma, sevilme arzusu olabilir.

💬 Karen Horney’in "onay arayan kişilik" kavramı burada devreye girer. Çocuklukta koşullu sevgiyle büyüyen biri, ileriki ilişkilerinde "ne kadar verirsem o kadar sevilirim" inancına tutunabilir.

🔍 Gerçekten fedakârlık mı yapıyorsunuz, yoksa terk edilmemek için mi uğraşıyorsunuz? İşte ruhun gizli sorusu bu… Çünkü sınırı aşan fedakârlık, özgün benliği yok eder.

🌸 Gestalt terapisine göre: Gerçek benlik, başkalarının istekleriyle değil, kendi ihtiyaçlarıyla şekillenir. Sürekli karşı tarafı düşünmek, kendi öz bakımını ihmal etmektir.

🎯 Aşırı fedakârlık, karşı tarafta bile suçluluk veya mesafe yaratabilir. Çünkü partner, kendini borçlu hisseder ya da sizden uzaklaşır.

🦋 "Sevgi sınır çizmez mi?" Elbette çizer. Sağlıklı sevgi "ben de önemliyim" diyebilmeyi gerektirir. Fedakârlığın bedeli özgürlüğünüz olmamalı.

✨ Ne yapmak gerekiyor? Önce kendine sormak: "Bunu gerçekten istiyor muyum, yoksa karşılığında bir şey umuyor muyum?" Duygusal şeffaflık şart.

💖 Sevgi uğruna kendini yok saymak, gerçek sevgi değildir. Kendinizi de hesaba katın; siz de bu denklemin içindesiniz.

Address

Armağan Mahallesi şht Ismail Kaya Sk 13/1 Meram
Konya
42090

Opening Hours

Monday 09:00 - 19:00
Tuesday 09:00 - 19:00
Wednesday 09:00 - 19:00
Thursday 09:00 - 19:00
Friday 09:00 - 19:00
Saturday 09:00 - 19:00
Sunday 09:00 - 19:00

Telephone

+903325021051

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Deniz Terapi Merkezi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Deniz Terapi Merkezi:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category