16/12/2025
Kardeşimi kaybettikten sonra, her aynaya baktığımda içimden hep aynı cümle geçiyor:
“Vay be İlayda… Gözünün feri sönmüş demek buymuş.”
Hani ışığın söner ya…ne bileyim öyle işte.
Bugün yine Ertuğrul’u düşünürken, aynanın önüne koyduğum fotoğraflara takıldı gözüm. O an fark ettim; evet gözümün feri gitmiş, çünkü içimdeki küçük İlayda da kardeşiyle birlikte o mezara girmiş. Biliyor musunuz ben buna hiç üzülmedim.
“Oh be! En azından bir parçam onun yanında…” diye geçti içimden.
İnsan öyle kopmak istemiyor ki sevdiğinden, olsun varsın içimdeki çocukta onunla mezara girsin diyebiliyor.
Demem o ki; yas öyle güçlüdür ki, sevdiğinden kopmamak için zihnin ve kalbin her yolu arar.
Benim yolum bu, küçük İlaydayı ve kardeşimi birbirine emanet etmek.
Bilmem, belki yarın da başka bir yol bulurum.
Tek bildiğim bu süreç böyle…
Bazen dualarda, bazen iyiliklerde, bazen mezarının başında… bir yolunu bulur onu kalbimde yaşatmaya devam ederim.
Düşünüyorum da, belki yazmakta ondan kopmamak için öğrendiğim yollardan biridir. Çünkü Ertuğrul bunları okusa “Ablaaa çok duygulandım neler yazmışsın öyle” derdi.
Benden yolunu arayan herkese♥️