22/02/2012
akupunkturun etki mekanizması
yapılan birçok klinik çalışmanın ortaya koyduğu etkilerin mekanizmasını açıklayacak tek bir teoriye henüz ulaşılamamıştır. ancak muhtemel mekanizmalar öneren belli başlı teoriler öne sürülmüştür.
immünite (trigliserid) teorisi: akupunktur uygulanmasından sonra trigliseridlerin seviyesi, bazı hormonların düzeyi, prostaglandinler, lökositlerin sayısı, gamma globulinler, opsoninler, ve bütün antikorların seviyeleri artmaktadır. bu teorinin savunusunun temeli bu verilere dayanmaktadır. akupunktur immün sistemi uyarmaktadır ve etkisi immün sistem üzerinden olmaktadır
endorfin teorisi: akupunktur beyinde endorfin ve benzeri opioid maddelerin salınımını artırmaktadır. özellikle enkefalin artışı daha barizdir. bu teoriye göre ağrı kesici, stres giderici ve kilo verdirici etkileri bu salınıma bağlanmaktadır. hasara uğrayan dokularda açığa çıkan bazı kimyasallar serbest sinir uçlarını uyarırlar ve ağrı uyarısının merkezlere ulaşmasına aracılık ederler. bu aracı maddelerden bazıları, histamin, substance p, kolinesteraz, bradikinin ve prostaglandinlerdir. endorfin hem substans p yi inhibe ederek ağrının iletimini bloke eder, hem de talamus seviyesinde ağrı uyaranını modüle eder.
nörotransmitter teorisi: bu teoride endorfin teorisine benzemekle beraber, bütün nörotransmitterlerin (noradrenalin, serotonin, enkefalin vb.) birlikte bu düzenlemede yer aldıklarını savunur.
dolaşım teorisi: akupunktur uygulanan bölgelerde damarlar üzerinde etkili olan histamin ve nitrik oksit gibi maddeler açığa çıkarlar. bunlar hem lokal etkiye sahiptirler, hem de sistemik olarak kana karışıp vücudun her tarafında etkili olurlar. bu teoriye göre akupunkturun “uzak” etkilerinden bu maddeler sorumludur.
kapı kontrol teorisi: (the gate control theory) bu teoriye göre ağrının algılanması uyarıları düzenleyen sinir sistemi tarafından kontrol edilir. ağrı uyaranı çoğunlukla ince ve yavaş iletim yapan c lifleri ile beyne iletilir. akupunktur iğnesinin ortaya çıkardığı uyarı tipi ise kalın ve hızlı iletim yapan a lifleri ile taşınır. eğer beyine ulaşan uyarılar çok artacak olursa bazı sinyallerin geçişi ve talamusta algılanması engellenir. (adeta bir kapıdan geçen kalabalığın, başkalarının kapıdan içeri geçmesini engellemesine benzetilmiştir).işte bu a lifleri akupunkturla uyarıldıklarında talamusu meşgul etmeye başlarlar. bu nedenle c liflerinden gelen ağrılı uyarılar algılanamaz olur.
motor kapı teorisi: (motor gate theory) bazı felçler akupunkturla tedavi edilebilirler. bu tedavi işlemi, yapışmış kapının tekrar açılmasıyla olabilir. bu kapı omurilikteki ön boynuzla ilişkilidir. kapı bir hastalıkla kapandığında kaslara ulaşan motor uyarılar kesilir. bu teori professor jayasuriya tarfından ileriye sürülmüştür. jayasuriya şöyle demektedir :
"...motor iyileşmeyle beraber olan faktörlerden birisi spindle hücrelerin aktivasyonudur. bunlar gamma motor nöronlar tarafından stimüle edilirler. şayet akupunktur bu nöronları stimüle ederse yük boşalması intrafusal kas liflerini kontrakte eder.bunlarda spindle hücrelerini aktive ederler aynı şekilde kaslar gerilir ve kasılırlar.."
bunların dışında geleneksel iğnelemeden biraz farklı olarak elektro-akupunktur (akupunktur noktalarına düşük voltajlı elektrik akımı verilerek yapılan tedavi) çalışmalarına ilişkin becker adlı bir araştırmacının önerdiği bir teori de şöyledir: becker akupunktur’un uygulandığı yerde bir akım oluşturduğu, oluşan bu akımın dokuları rejenere ettiğini iddia etmiştir. becker’e göre elktriksel uyarı hücrelerin farklılanmasını başlatır, blastosit kitleri meydana getirir. bu hücreler farkılanarak eksikliği olan yerleri yeniler ve tamir ederler. bu oluşum için özle bir elektrik akımı gerkir, bu akım 3-6 nano-amperlik bir doğru akımdır. akupunktur ile iğneleme yapılan yerde bu akım kendiliğinden oluşur.
farklı frekanslarda uygulanan düşük voltajlı akımlarla farklı sonuçların elde edilebildiği de çalışmalarda ortaya konulmuştur. elektro-akupunkturun düşük frekansta (2 hz) uygulanması endomorfin, enkefalinler ve beta endorfin, yüksek frekansta (100 hz) uygulanmasında ise dinorfin ve serotonin salgılanmasına neden oluğu saptanmıştır.