Psikolog Uğur Yeşildağ

Psikolog Uğur Yeşildağ Psikolog

Kumar kaybı, çoğu kişide sadece “para kaybettim” duygusu yaratmaz; daha yıkıcı olan utanç duygusudur. Utanç, “Ben yanlış...
13/02/2026

Kumar kaybı, çoğu kişide sadece “para kaybettim” duygusu yaratmaz; daha yıkıcı olan utanç duygusudur. Utanç, “Ben yanlış yaptım” değil; “Ben yanlış biriyim” düşüncesiyle beslenen derin bir duygusal çöküştür.

✔ Kumar sonrası yaşanan utancın farklı psikolojik etkileri de vardır:
• Kendini suçlama ve değersizlik hissi
• İnsan içine çıkamama, sosyal geri çekilme
• Öfke patlamaları veya donakalma
• Kaygı ve depresyon belirtilerinde artış
• Aile ve iş ilişkilerinde kopukluk
• Tekrar kumara yönelme (utanç → kaçış → kumar → yeniden utanç döngüsü)

👉 Utanç, kişinin davranışıyla yüzleşmesini zorlaştırır.
Hata yaptığı için değil, “kötü biri” gibi hissettiği için kimseyle konuşamaz.
En büyük tuzak ise şudur:
Utanç arttıkça kişi yeniden kumara yönelerek duygudan kaçmaya çalışır.

✔ Döngüyü kırmak için:
• Utancı paylaşılabilir hale getirmek
• Davranışı kişilikten ayırmak (“Bu davranışı yaptım ama bu ben değilim.”)
• Profesyonel destek almak
• Finansal değil, duygusal kökleri çalışmak
• Yeniden güven inşa etmek için küçük adımlar atmak

👉Kumarın en büyük kaybı para değil; kişinin kendine olan inancıdır.
Ama doğru destekle bu inanç yeniden inşa edilebilir.

Kumar, dışarıdan bakıldığında sadece para kaybı gibi görünür; oysa psikolojik açıdan çok daha derin bir dinamiğin sonucu...
10/02/2026

Kumar, dışarıdan bakıldığında sadece para kaybı gibi görünür; oysa psikolojik açıdan çok daha derin bir dinamiğin sonucudur. Kumar, duygularla başa çıkma biçimi, kaçış yolu ve içsel boşluğu doldurma girişimidir.

✔ Kumar davranışının altında yatan gizli motivasyonlar nelerdir?
• Adrenalin ve heyecan ihtiyacı
• Kontrol kaybı yaşayan kişinin “kazandım” duygusuyla kendini güçlü hissetme çabası
• Sıkışmış duygulardan kaçış
• Boşluk hissini bastırma
• Hayatta kazanamadığını “bir oyunda kazanarak” telafi etme isteği
• Kaygı ve depresyon gibi duygusal süreçler
• Çocuklukta değersizlik hissi, görülme ihtiyacı

👉 Bu yüzden kumar davranışı yalnızca maddi bir problem değildir;
duygusal, biyolojik ve davranışsal bir döngüdür.

✔ Kumar döngüsü nasıl çalışır?
• Kaybetme → Daha çok oynama isteği
• Kazanınca → “Devam edersem daha fazlasını alırım” inancı
• Kaybettikçe → Telafi etme zorunluluğu
• Suçluluk ve utanç → Daha fazla kaçınma ve tekrar kumara yönelim

👉 Kumar, kişiyi iç dünyasından uzaklaştıran bir kaçış mekanizmasıdır.
Bu nedenle sadece paraya değil, kişinin özgürlüğüne, ilişkilerine ve öz saygısına mal olabilir.

15/01/2026

“Özürün Sessizliği”

Özür dilerim.

Söylemesi kolay, anlamı derin bir cümle. Defalarca dilendiğinde ise taşıdığı anlam azalır. İlk seferinde içtenlikle söylenir; kalpten gelir. Ama tekrarlandıkça, bir yük olmaya başlar karşıdaki için. Çünkü özür, sadece sözden ibaret değildir.

Özür dileyen, hatasını kabul eder, pişmanlığını ifade eder. Ama asıl iyileşme, sözlerin ardından gelen davranışlarla gerçekleşir. Eğer değişim yoksa, özür defalarca tekrarlandıkça, karşı tarafın içinde yorgunluk ve güvensizlik birikir.

Defalarca özür duyan kişi, yavaş yavaş içinde bir boşluk hisseder. Bu boşluk, “neden sürekli aynı şeyi duymak zorundayım?” sorusunu yaratır. Güven, zamanla çatlar; bağlar zedelenir. Özür, iyileştirmek yerine yarayı hatırlatır hale gelir.

Bir ilişkiyi ya da bağı onarmak, bir kelimeyle değil, emekle olur. Sessiz bir anlayışla, değişen davranışlarla, birlikte büyüyerek. Aksi takdirde, özürlerin ardındaki sessizlik, söylenen her sözden daha ağır gelir.

Bazen en anlamlı özür, defalarca söylenen bir kelime değil; bir kere söylenip, gerisini sessizce doğru adımlarla tamamlamaktır. İşte o zaman, ışık sönmez; tam tersine, yeniden yanar.





14/01/2026

kendini sev!




Empati, ilişkilerin en güçlü bağlayıcılarından biridir; ancak ölçüsüz empati, kişinin kendi duygusunu kaybetmesine ve iç...
12/01/2026

Empati, ilişkilerin en güçlü bağlayıcılarından biridir; ancak ölçüsüz empati, kişinin kendi duygusunu kaybetmesine ve içsel tükenmişliğe sürüklenmesine neden olabilir. Klinik açıdan “aşırı empati”, kişinin kendi duygusal sınırlarının eridiği ve duygusal yükü başkası adına taşımaya başladığı durumdur.

Aşırı empati yaşayan kişiler çoğu zaman şunları ifade eder:
• “Kendimi değil, karşımdakini önceliyorum.”
• “Onun üzüntüsünü o kadar hissediyorum ki kendi duygumu ayırt edemiyorum.”
• “Herkesin duygusuna yetişmek zorundaymışım gibi.”
• “Sınır koyunca suçlu hissediyorum.”

Bu süreçte kişi yalnızca karşı tarafı anlamaz; aynı zamanda onun duygusunu zihninde ve bedeninde taşımaya başlar. Bu, empati değil; duygusal kaynaşma hâlidir. Uzun vadede şu sonuçları doğurabilir:
• tükenmişlik,
• kendi kimliğinden uzaklaşma,
• duygusal dalgalanmalar,
• ilişki rollerinin karışması,
• aşırı sorumluluk yüklenme.

Sağlıklı empati, kişinin hem kendini hem karşısındakini görebildiği denge hâlidir. Aşırı empati ise kişinin kendi benliğinin görünmez hâle geldiği bir süreçtir.

✔ Empati iyileştirir; fakat aşırısı kişinin kendisini duygusal sahneden çekmesine değil, kendini kaybetmesine yol açabilir.

Kök aile, yalnızca büyüdüğümüz kişiler değil; aynı zamanda bugünkü benliğimizin sessizce şekillendiği ilişkisel laboratu...
05/01/2026

Kök aile, yalnızca büyüdüğümüz kişiler değil; aynı zamanda bugünkü benliğimizin sessizce şekillendiği ilişkisel laboratuvardır. Çocukluk döneminde duyduğumuz sözler, maruz kaldığımız duygusal tepkiler, beklentiler, eleştiriler ve onay biçimleri; yetişkinlikte iç sesimizin tonunu belirleyebilir. Bu nedenle birçok kişi farkında olmadan kendi sesi sandığı iç sesin, aslında kök ailenin yansımaları olduğunu keşfeder.

Bu iç ses bazen şöyle çalışır:
• “Daha fazla çabalamalısın.”
• “Hata yapmamalısın.”
• “Senin isteklerin ikinci planda.”
• “Güçlü durmak zorundasın.”
• “Hassas olursan kırılırsın.”

Bu cümleler kişinin yetişkin yaşamında kendisiyle ilişkisini belirleyen “otomatik yorumlayıcı” hâline gelir. Oysa bu ses, kişinin öz kimliğinin değil; çocukluk döneminde hayatta kalma stratejisi olarak geliştirdiği uyumlanma biçimlerinin sonucudur.

Kök aile sesleri yetişkinlikte birçok alanda devreye girebilir:
• ilişkilerde aşırı uyum sağlama,
• hayır diyememe,
• sürekli onay ihtiyacı,
• başarıya aşırı odaklanma,
• kendini sert yargılama,
• duygularını bastırma.

Bu nedenle “iç sesim bana ne söylüyor?” sorusu çoğu zaman “kime benzer bir ses bu?” sorusuyla birlikte düşünülür. Çünkü iç ses kişinin değil, çocukluk hikâyesinin sesidir; fark edildiğinde dönüşebilir.

✔ Kök ailenin sesi, iç sesin gölgesine dönüşebilir; farkındalık, kişinin kendi özgün sesini yeniden kurmasının ilk adımıdır.

Sevmek çoğu zaman karşı tarafa gösterilen bir davranış gibi algılansa da, psikolojik olarak sevginin en güçlü belirleyic...
02/01/2026

Sevmek çoğu zaman karşı tarafa gösterilen bir davranış gibi algılansa da, psikolojik olarak sevginin en güçlü belirleyicisi kişinin kendisiyle kurduğu ilişkidir. Kişi kendine karşı eleştirel, sert, sabırsız veya değersizleştirici bir iç sese sahipse; sevgiyi vermesi mümkün olsa bile alıp sindirmesi zor olabilir.

Kendini sevme kapasitesi;
• kişi kendi hatalarını nasıl karşıladığı,
• sınırlarını ne kadar koruyabildiği,
• kendi ihtiyaçlarını ne kadar önemsediği,
• başarısızlık anlarında kendine nasıl davrandığı,
• ilişkilerde neyi tolere ettiği
gibi alanlarda görünür hâle gelir.

“Kendini seviyor olmak”, narsistik bir yük değil;
kendine saygı duymayı, duygu ve ihtiyaçlarına alan açmayı ve kendi içsel değerini dış onaya bırakmamayı ifade eder.

Kişi kendine karşı şefkatli olduğunda:
• ilişkide daha eşit bir duruş geliştirir,
• sınırlarını daha net hisseder,
• kendi değerini başkasının ilgisine bağlamaz,
• sevginin hem veren hem alan tarafında daha sağlıklı bir akış oluşur.

Bu nedenle “seviyorum” demek tek başına tam bir analiz sunmaz;
asıl belirleyici olan “kendimi seviyor muyum?” sorusunun içten yanıtıdır.

✔ Gerçek sevgi, insanın önce kendisiyle kurduğu ilişkiyle başlar; başkasına verilen sevgi bu temelin üzerine inşa olur.

31/12/2025

Yeni bir yıla girerken kliniğimizde bir yılı daha emekle ve dayanışmayla tamamlamanın mutluluğunu yaşıyoruz
Bize güvenen ve bu yolculukta yanımızda olan herkese teşekkür ederiz🍀

Bu yeni başlangıçta, 2023 depreminde hayatını kaybedenleri saygı ve özlemle anıyor;
iyileşmenin, dayanışmanın ve umudun gücünü unutmuyoruz.

Yeni yılın sağlık, güç ve umut getirmesi dileğiyle🎉🤍




İlişkide sürekli “fazla gelmek”, “çok duygulu olmak”, “çok isteyen taraf olmak” ya da “çok değer vermek” gibi hisler çoğ...
29/12/2025

İlişkide sürekli “fazla gelmek”, “çok duygulu olmak”, “çok isteyen taraf olmak” ya da “çok değer vermek” gibi hisler çoğu zaman kişinin kendisiyle ilgili bir eksiklikten değil; ilişkinin duygusal dengesinden kaynaklanır. Bu his, partnerin duygusal erişilebilirliğinin sınırlı olmasıyla veya kişinin kendi bağlanma örüntüsüyle ortaya çıkabilir.

Bu his hangi mekanizmalardan beslenebilir?

• Partnerin duygusal mesafesi:
Duygusal yakınlığı az olan kişilerle ilişkide, normal duygusal ihtiyaçlar bile “fazlalık” gibi hissedilebilir.

• Çocuklukta öğrenilen rol:
Eğer kişi “ilişkiyi hep ben taşımalıyım” şemasıyla büyüdüyse, yetişkinlikte de bu yükü doğal bir görev gibi üstlenebilir.

• Kaygılı bağlanma örüntüsü:
Kişi bağın kopmasından korkarsa, ilişkide fazla çaba harcadığını düşünerek kendini “ağır taraf” olarak algılayabilir.

• Değer algısındaki kırılmalar:
“Benim isteklerim sorun çıkarır” inancı, kişinin kendi duygusal ihtiyacını bile bir yük gibi hissetmesine neden olabilir.

Bu nedenle ilişkide “fazla olmak”, aslında çoğu zaman fazla veriyor olmak değil; yeterince karşılık alamıyor olmanın yarattığı dengesizliktir. Sorun kişinin duygusallığında değil; ilişkideki duygusal uyumun kapasitesindedir.

✔ Kendini ilişkide fazla hissetmek, duygusal ihtiyaçların yanlış olduğu anlamına değil; karşıdaki kişinin kapasitesinin sınırlı olduğuna işaret edebilir.

Address

Muhsin Yazıcıoğlu Boulevard İstiklal Caddesi Kalender Sk. Royal Blue Business Center 25A , Serdivan/Sakarya
Serdivan
54050

Opening Hours

Monday 10:00 - 20:00
Tuesday 10:00 - 20:00
Wednesday 10:00 - 20:00
Thursday 10:00 - 20:00
Friday 10:00 - 20:00
Saturday 10:00 - 17:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Psikolog Uğur Yeşildağ posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Psikolog Uğur Yeşildağ:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category